1. H, m...
2-4. Bu, öğrenmek
isteyenler için cümleleri detaylı olarak açıklanmış, merhametli ve şefkatli
Tanrı tarafından sunulan, müjdeleyici ve uyarıcı arapça bir mesajdır. Ama
halkın çoğu kulak verip önemsemiyor.
5. Yani onlar şöyle
demiş oluyorlar: "Senin bizi davet ettiğin şeye anlayışımız kapalı, bir
kulağımızdan girip ötekinden çıkıyor, aramızda bir engel var. Ne yaparsan yap,
umrumuzda değil."
6-8. Onlara şunu
söyle: "Ben de sizin gibi sıradan bir insanım ama bana tanrınızın tek
olduğu bildiriliyor. Ondan sakının ve bağışlanma dileyin. Diriliş sonrası
hayata güvenmeyen, kendini arındırmayan ve ondan başkalarına boyun eğenler acı
bir cezaya çarptırılacaklar! Güvenen ve kendini düzeltenlere de bitmek tükenmek
bilmeyen bir mükafat verilecek."
9. Onlara şunu
söyle: "Siz dünyayı iki evrede oluşturana yani tüm insanların tanrısına güvenmeyip ona sırtınızı mı dönüyorsunuz!"
10. O, dünyanın
zeminine sağlam dağlar yerleştirdi. Dünyada herkesin ihtiyacı olan besinleri
dört evrede düzenleyip devamlılığını sağladı.
11. Gaz halinde
olan uzayı düzenlerken, ona ve dünyaya "İsteseniz de istemeseniz de
oluşun" dedi. Onlar da: "İsteyerek oluşuyoruz" dediler.
12. Böylece onu iki
evrede koca bir evren haline getirdi ve evrendeki her şeye kendi görevini bildirdi. Uzayı da, hem lamba
hem bekçi görevi gören yıldızlarla süsledi. İşte bu her şeye gücü yeten ve her
şeyi bilen Tanrı'nın düzenlemesidir.
13. Bu mesajı
önemsemeyenlere şunu söyle: "Bakın sizi uyarıyorum. Âd ve Semud toplumunun
başına gelen felaketler sizin de başınıza gelebilir!"
14. Onlar için arka
arkaya elçiler görevlendirilmişti. Onlar halklarına "Tanrı'dan başkasına
boyun eğmeyin" deyince halkları da: "Tanrı’nın bize melekleri
indirmesi gerekirdi. Bu yüzden sizin aktardığınız bu mesaja güvenmiyoruz"
dediler.
15. Âd toplumu
ülkede benim mesajıma aykırı davranıp başka şeylere uydular. "Otoritesi
bizden daha güçlü kim var!" dediler. Kendilerini oluşturan Tanrı'nın
hakimiyetinin onlarınkinden üstün olduğunu bilmiyorlar mıydı! Ama onlar
mesajıma güvenmediler.
16. Ben de diriliş
öncesi hayatta rezil edici cezadan biraz tattırmak için onlara felaket gibi
günlerde bir kasırga gönderdim. Diriliş sonrasında da daha rezil edici bir
cezaya uğrayacaklar ve hiçbir şekilde kurtulamayacaklar.
17. Semud toplumuna
da doğru yolu göstermiştim ama onlar gösterdiğim yolda gitmediler, görmezlikten
geldiler. Bu yüzden onlar da yaptıklarına karşılık rezil edici bir ceza
felaketine uğradılar.
18. Güvenen ve
benden sakınanları kurtardım.
19. Tanrı'nın
sınırlarını aşanlar o gün cehennemin etrafında toplanır ve sonra içine
atılırlar.
20. Oraya
vardıklarında kendi kulakları gözleri ve bütün vücutları önceden yapmış
oldukları şeyler hakkında tanıklık yapar.
21-23. Vücutlarına:
"Neden benim aleyhime tanıklık ettin!" diye sorarlar. Vücutları da:
"Herkese konuşma yeteneği veren Tanrı bana da konuşma yeteneği verdi. Sizi
en başta nasıl oluşturduysa, işte şimdi de onun huzuruna çıkarıldınız. Siz
kulaklarınız, gözleriniz ve bütün vücudunuz size tanıklık eder diye
çekinmiyordunuz. Hatta yaptıklarınızın birçoğunu Tanrı'nın bilemeyeceğine
inanıyordunuz. Tanrınız hakkındaki bu inancınız sizin cehenneme atılmanıza sebep
oldu. Çok büyük zarara uğradınız" der.
24. Kabul etmeseler
bile artık cehennem onların ikametgahları olur. Geri dönmek isteseler de
dönemezler.
25. Ben onların
yoldaş edindiği kişilere kapılmasına izin veririm. Yoldaşları da onlara yanlış
şeyleri doğru gibi gösterir, onlar da gizlice veya açıkça onları yapar. Böylece
onlara kendilerinden önce yaşamış olan diğer insanlarla birlikte tehdidim
gerçekleşir, çok büyük bir zarara uğrarlar.
26. Güvenmeyenler:
"İnsanların bu mesaja kulak vermesini engelleyin, üstesinden gelmek için
onu kuru gürültüye boğun" derler.
27. Bana güvenmeyen
bu kişileri çok ağır bir cezaya çarptıracağım. Yaptıkları kötülüklerin
karşılığını vereceğim.
28. Tanrı'nın
sınırlarını aşanların karşılığı ateştir. Mesajıma güvenmedikleri için orada
sonsuza dek kalacaklar.
29. Bana güvenmemiş
olan o kişiler şöyle der: "Tanrım bizi yanıltan herkesi bize gösterin de
onları ayağımızın altına alıp rezil rüsva edelim."
30-32. "Biz
Tanrı'dan başkasına boyun eğmeyiz" diyen ve kendini düzeltenlere de Tanrı'nın mesajı şudur: "Korkmayın, üzülmeyin! Size bahsedilmiş olan hasbahçeyle sevinin. Diriliş öncesi hayatta olduğu gibi diriliş
sonrasında da sizin dostunuz benim. Orada canınızın
çektiği her şey var ve her istediğiniz yerine getirilecek. Bağışlayıcı ve
şefkatli Tanrı tarafından ağırlanacaksınız."
33. Tanrı'ya boyun
eğen, kendini düzelten ve "Ben ona teslim olan biriyim" diyen kişi en
güzel sözü söylemiştir.
34. Güzellik ile
kötülük elbette bir olmaz. Sorunları başından güzel bir şekilde savuştur. Böyle
yaparsan anlaşmazlık yaşadığın kişi samimi bir arkadaşın haline gelebilir.
35. Bunu da ancak
Tanrı'nın mesajına sarılıp devamlı ondan kendine ders çıkaran kişiler yapabilir.
36. Zorbalar seni
kışkırtacak olursa Tanrı'ya sığın. O her şeyi işitir ve bilir.
37. Gece ve gündüz,
güneş ve ay Tanrı'nın şaheserleridir. Güneşe veya ay için birilerine itaat
etmeyin. Eğer sadece Tanrı'ya boyun eğiyorsanız bunları oluşturan Tanrı'ya
itaat edin.
38. Eğer sırt
çevirirlerse bil ki Tanrı’nın yanındakiler gece gündüz canı gönülden ona itaat
ederler.
39. Şu gördüğün
dünyayı, cansız haldeyken yukarıdan su indirerek canlandırıp yeşertmesi de
Tanrı'nın bir harikasıdır. Onu canlandıran, ölüleri de diriltecektir. Onun her
şeye gücü yeter.
40. Benim bu
şaheserlerim hakkında çarpıtma yapanları ben gayet iyi biliyorum. Diriliş günü
huzura kavuşmak mı daha iyi yoksa ateşe atılmak mı! Ne yaparsanız yapın, o
sizin yaptığınız her şeyin farkında.
41. Kendilerine
gönderilen bu öğüde güvenmeyenler bilsin ki bu çok önemli bir mesajdır.
42. Onda gizli veya
açık hiçbir yanlışlık yoktur. Adaletli ve her türlü övgüye layık Tanrı
tarafından sunulmaktadır.
43. Şimdi onların
sana karşı söyledikleri şeyler senden önceki elçilere de söylenmişti. Tanrı
bağışlayıcıdır ama cezası da çok şiddetlidir.
44. Eğer ben bu
mesajı arapça dışında bir dilde gönderseydim: "Arap elçiye arapça olmayan
bir mesaj mı gönderilir! Onun cümleleri açıkça anlayacağımız bir şekilde olması
gerekirdi" derlerdi.
Onlara şunu söyle:
"Bu mesaj, güvenenler için bir rehber ve çaredir. Güvenmeyenler de ona
karşı sağır ve kördür, kendisine çok uzak bir yerden seslenildiği için ne
denildiğini anlayamayan kişi gibidir."
45. Musa'ya da
mesaj göndermiştim ama onlar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Tanrı’nın
belirlediği karar olmasaydı, hemen yargılanmaları yapılırdı. Şimdi de bu mesaj
hakkında derin bir şüphe içindeler.
46. Kim kendini
düzeltirse kendi yararına, kim de kendini bozarsa kendi zararınadır. Tanrı
kullarına hiçbir haksızlık yapmaz.
47. Kıyametin
vaktini sadece o bilir, tomurcuğundan çıkan her bir meyvenin, hamile kalan ve
doğum yapan her bir dişinin farkındadır.
O gün onlara:
"Hani benim verdiğim hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişiler
nerede!" diye seslenir. Onlar da: "Size arz ederiz ki içimizden
hiçbir gören yok" derler.
48. Daha önceden
boyun eğmiş oldukları kişiler onları yüzüstü bırakır. Sığınacak hiçbir kimse
olmadığını anlarlar.
49. İnsan devamlı
iyilik ister ama başına bir kötülük geldiğinde cesaretini kaybedip umutsuzluğa
düşer.
50. Başına gelen
kötülükten sonra onu ferahlatsam: "Bu zaten benim hakkım, kıyametin
kopacağına da inanmıyorum, Tanrı’nın huzuruna çıkarılsam bile, o beni cennetine
sokar" der. Bana güvenmeyen bu kişilerin çabalarının karşılığını
vereceğim, onları çok ağır bir cezaya çarptıracağım.
51. İnsana mesajımı
sunduğumda, onu önemsemez ve uzak durur. Ama başına bir kötülük geldiğinde canı
gönülden dualar eder.
52. Onlara şunu
söyle: "Bakın siz Tanrı tarafından sunulan bu mesaja güvenmiyorsanız,
onunla derin bir ayrılığa düşmekten daha yanlış ne olabilir ki!"
53. Mesajımın
gerçek olduğunu hem kendi içlerinde hem de dış dünyada onlara göstereceğim. Tanrı’nın
her şeye tanık olması yetmez mi!
54. Onlar Tanrı’nın
huzuruna çıkacaklarından tam emin değiller. Ama o her şeyin farkındadır.