.

.
.

5 Kasım 2016

Fussilet Suresi


1. H, m...
2-4. Bu, öğrenmek isteyenler için cümleleri detaylı olarak açıklanmış, merhametli ve şefkatli Tanrı tarafından sunulan, müjdeleyici ve uyarıcı arapça bir mesajdır. Ama halkın çoğu kulak verip önemsemiyor.
5. Yani onlar şöyle demiş oluyorlar: "Senin bizi davet ettiğin şeye anlayışımız kapalı, bir kulağımızdan girip ötekinden çıkıyor, aramızda bir engel var. Ne yaparsan yap, umrumuzda değil."
6-8. Onlara şunu söyle: "Ben de sizin gibi sıradan bir insanım ama bana tanrınızın tek olduğu bildiriliyor. Ondan sakının ve bağışlanma dileyin. Diriliş sonrası hayata güvenmeyen, kendini arındırmayan ve ondan başkalarına boyun eğenler acı bir cezaya çarptırılacaklar! Güvenen ve kendini düzeltenlere de bitmek tükenmek bilmeyen bir mükafat verilecek."
9. Onlara şunu söyle: "Siz dünyayı iki evrede oluşturana yani tüm insanların tanrısına güvenmeyip ona sırtınızı mı dönüyorsunuz!"
10. O, dünyanın zeminine sağlam dağlar yerleştirdi. Dünyada herkesin ihtiyacı olan besinleri dört evrede düzenleyip devamlılığını sağladı.
11. Gaz halinde olan uzayı düzenlerken, ona ve dünyaya "İsteseniz de istemeseniz de oluşun" dedi. Onlar da: "İsteyerek oluşuyoruz" dediler.
12. Böylece onu iki evrede koca bir evren haline getirdi ve evrendeki her şeye kendi görevini bildirdi. Uzayı da, hem lamba hem bekçi görevi gören yıldızlarla süsledi. İşte bu her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen Tanrı'nın düzenlemesidir.
13. Bu mesajı önemsemeyenlere şunu söyle: "Bakın sizi uyarıyorum. Âd ve Semud toplumunun başına gelen felaketler sizin de başınıza gelebilir!"
14. Onlar için arka arkaya elçiler görevlendirilmişti. Onlar halklarına "Tanrı'dan başkasına boyun eğmeyin" deyince halkları da: "Tanrı’nın bize melekleri indirmesi gerekirdi. Bu yüzden sizin aktardığınız bu mesaja güvenmiyoruz" dediler.
15. Âd toplumu ülkede benim mesajıma aykırı davranıp başka şeylere uydular. "Otoritesi bizden daha güçlü kim var!" dediler. Kendilerini oluşturan Tanrı'nın hakimiyetinin onlarınkinden üstün olduğunu bilmiyorlar mıydı! Ama onlar mesajıma güvenmediler.
16. Ben de diriliş öncesi hayatta rezil edici cezadan biraz tattırmak için onlara felaket gibi günlerde bir kasırga gönderdim. Diriliş sonrasında da daha rezil edici bir cezaya uğrayacaklar ve hiçbir şekilde kurtulamayacaklar.
17. Semud toplumuna da doğru yolu göstermiştim ama onlar gösterdiğim yolda gitmediler, görmezlikten geldiler. Bu yüzden onlar da yaptıklarına karşılık rezil edici bir ceza felaketine uğradılar.
18. Güvenen ve benden sakınanları kurtardım.
19. Tanrı'nın sınırlarını aşanlar o gün cehennemin etrafında toplanır ve sonra içine atılırlar.
20. Oraya vardıklarında kendi kulakları gözleri ve bütün vücutları önceden yapmış oldukları şeyler hakkında tanıklık yapar.
21-23. Vücutlarına: "Neden benim aleyhime tanıklık ettin!" diye sorarlar. Vücutları da: "Herkese konuşma yeteneği veren Tanrı bana da konuşma yeteneği verdi. Sizi en başta nasıl oluşturduysa, işte şimdi de onun huzuruna çıkarıldınız. Siz kulaklarınız, gözleriniz ve bütün vücudunuz size tanıklık eder diye çekinmiyordunuz. Hatta yaptıklarınızın birçoğunu Tanrı'nın bilemeyeceğine inanıyordunuz. Tanrınız hakkındaki bu inancınız sizin cehenneme atılmanıza sebep oldu. Çok büyük zarara uğradınız" der.
24. Kabul etmeseler bile artık cehennem onların ikametgahları olur. Geri dönmek isteseler de dönemezler.
25. Ben onların yoldaş edindiği kişilere kapılmasına izin veririm. Yoldaşları da onlara yanlış şeyleri doğru gibi gösterir, onlar da gizlice veya açıkça onları yapar. Böylece onlara kendilerinden önce yaşamış olan diğer insanlarla birlikte tehdidim gerçekleşir, çok büyük bir zarara uğrarlar.
26. Güvenmeyenler: "İnsanların bu mesaja kulak vermesini engelleyin, üstesinden gelmek için onu kuru gürültüye boğun" derler.
27. Bana güvenmeyen bu kişileri çok ağır bir cezaya çarptıracağım. Yaptıkları kötülüklerin karşılığını vereceğim.
28. Tanrı'nın sınırlarını aşanların karşılığı ateştir. Mesajıma güvenmedikleri için orada sonsuza dek kalacaklar.
29. Bana güvenmemiş olan o kişiler şöyle der: "Tanrım bizi yanıltan herkesi bize gösterin de onları ayağımızın altına alıp rezil rüsva edelim."
30-32. "Biz Tanrı'dan başkasına boyun eğmeyiz" diyen ve kendini düzeltenlere de Tanrı'nın mesajı şudur: "Korkmayın, üzülmeyin! Size bahsedilmiş olan hasbahçeyle sevinin. Diriliş öncesi hayatta olduğu gibi diriliş sonrasında da sizin dostunuz benim. Orada canınızın çektiği her şey var ve her istediğiniz yerine getirilecek. Bağışlayıcı ve şefkatli Tanrı tarafından ağırlanacaksınız."
33. Tanrı'ya boyun eğen, kendini düzelten ve "Ben ona teslim olan biriyim" diyen kişi en güzel sözü söylemiştir.
34. Güzellik ile kötülük elbette bir olmaz. Sorunları başından güzel bir şekilde savuştur. Böyle yaparsan anlaşmazlık yaşadığın kişi samimi bir arkadaşın haline gelebilir.
35. Bunu da ancak Tanrı'nın mesajına sarılıp devamlı ondan kendine ders çıkaran kişiler yapabilir.
36. Zorbalar seni kışkırtacak olursa Tanrı'ya sığın. O her şeyi işitir ve bilir.
37. Gece ve gündüz, güneş ve ay Tanrı'nın şaheserleridir. Güneşe veya ay için birilerine itaat etmeyin. Eğer sadece Tanrı'ya boyun eğiyorsanız bunları oluşturan Tanrı'ya itaat edin.
38. Eğer sırt çevirirlerse bil ki Tanrı’nın yanındakiler gece gündüz canı gönülden ona itaat ederler.
39. Şu gördüğün dünyayı, cansız haldeyken yukarıdan su indirerek canlandırıp yeşertmesi de Tanrı'nın bir harikasıdır. Onu canlandıran, ölüleri de diriltecektir. Onun her şeye gücü yeter.
40. Benim bu şaheserlerim hakkında çarpıtma yapanları ben gayet iyi biliyorum. Diriliş günü huzura kavuşmak mı daha iyi yoksa ateşe atılmak mı! Ne yaparsanız yapın, o sizin yaptığınız her şeyin farkında.
41. Kendilerine gönderilen bu öğüde güvenmeyenler bilsin ki bu çok önemli bir mesajdır.
42. Onda gizli veya açık hiçbir yanlışlık yoktur. Adaletli ve her türlü övgüye layık Tanrı tarafından sunulmaktadır.
43. Şimdi onların sana karşı söyledikleri şeyler senden önceki elçilere de söylenmişti. Tanrı bağışlayıcıdır ama cezası da çok şiddetlidir.
44. Eğer ben bu mesajı arapça dışında bir dilde gönderseydim: "Arap elçiye arapça olmayan bir mesaj mı gönderilir! Onun cümleleri açıkça anlayacağımız bir şekilde olması gerekirdi" derlerdi.
Onlara şunu söyle: "Bu mesaj, güvenenler için bir rehber ve çaredir. Güvenmeyenler de ona karşı sağır ve kördür, kendisine çok uzak bir yerden seslenildiği için ne denildiğini anlayamayan kişi gibidir."
45. Musa'ya da mesaj göndermiştim ama onlar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Tanrı’nın belirlediği karar olmasaydı, hemen yargılanmaları yapılırdı. Şimdi de bu mesaj hakkında derin bir şüphe içindeler.
46. Kim kendini düzeltirse kendi yararına, kim de kendini bozarsa kendi zararınadır. Tanrı kullarına hiçbir haksızlık yapmaz.
47. Kıyametin vaktini sadece o bilir, tomurcuğundan çıkan her bir meyvenin, hamile kalan ve doğum yapan her bir dişinin farkındadır.
O gün onlara: "Hani benim verdiğim hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişiler nerede!" diye seslenir. Onlar da: "Size arz ederiz ki içimizden hiçbir gören yok" derler.
48. Daha önceden boyun eğmiş oldukları kişiler onları yüzüstü bırakır. Sığınacak hiçbir kimse olmadığını anlarlar.
49. İnsan devamlı iyilik ister ama başına bir kötülük geldiğinde cesaretini kaybedip umutsuzluğa düşer.
50. Başına gelen kötülükten sonra onu ferahlatsam: "Bu zaten benim hakkım, kıyametin kopacağına da inanmıyorum, Tanrı’nın huzuruna çıkarılsam bile, o beni cennetine sokar" der. Bana güvenmeyen bu kişilerin çabalarının karşılığını vereceğim, onları çok ağır bir cezaya çarptıracağım.
51. İnsana mesajımı sunduğumda, onu önemsemez ve uzak durur. Ama başına bir kötülük geldiğinde canı gönülden dualar eder.
52. Onlara şunu söyle: "Bakın siz Tanrı tarafından sunulan bu mesaja güvenmiyorsanız, onunla derin bir ayrılığa düşmekten daha yanlış ne olabilir ki!"
53. Mesajımın gerçek olduğunu hem kendi içlerinde hem de dış dünyada onlara göstereceğim. Tanrı’nın her şeye tanık olması yetmez mi!
54. Onlar Tanrı’nın huzuruna çıkacaklarından tam emin değiller. Ama o her şeyin farkındadır.