1. H, m...
2. Bu mesaj, her
şeye gücü yeten ve adaletli Tanrı tarafından sunulmaktadır.
3. Ben evreni ve
içindekileri bir amaç için oluşturdum ve onlara bir süre belirledim. Fakat
güvenmeyenler kendilerine yapılan uyarıları önemsemiyorlar.
4. Onlara: “Hiç
düşündünüz mü Tanrı'yı bırakıp da itaat ettiğiniz kişiler dünyada herhangi bir
şey yaratabilirler mi veya onların evrenin yönetiminde bir ortaklığı mı var
söyleyin bana! Eğer haklıysanız haydi bu konuda daha önce gönderilmiş bir
mesaj, bir vahiy kalıntısı gösterin bakalım” diye sor.
5. Tanrı'yı bırakıp
da diriliş günü kendisine karşılık veremeyecek olan, hatta kendilerine itaat
edildiğinden haberi bile olmayan kişilere boyun eğenden daha yanlış kim
olabilir!
6. Herkesin
diriltileceği zaman o kişiler onları yüzüstü bırakacak ve kendilerine yapılan
itaatleri reddedecekler.
7. Kendilerine net
mesajım ulaştığında, güvenmeyenler kendilerine gönderilen mesaja "Büyük
bir aldatmaca" diyorlar.
8. Bazıları da
"Bunları kendisi uyduruyor" diyor. Onlara şunu söyle: “Eğer bunları
ben uydurmuş olsaydım, beni Tanrı'nın elinden kurtaramazdınız. O sizin bu mesaj
hakkında kopardığınız yaygaranın farkındadır. O hepimize tanıktır. Şefkatli ve
bağışlayıcıdır.”
9. Onlara şunu
söyle: “Tanrı'nın tek elçisi ben değilim. Ben kendimin de sizin de ne mualeme
göreceğinizi bilmiyorum. Ben sadece onun bana bildirdiklerine uyuyorum. Ben sadece
net bir şekilde uyarmakla görevliyim."
10. Onlara şunu
söyle: "Bakın Yakupoğullarından bazıları güvendiği halde siz Tanrı
tarafından sunulan bu mesaja güvenmiyor ve önemsemiyorsanız bilin ki Tanrı
böyle suçluları asla beraat ettirmeyecek!"
11. Güvenmeyenler
güvenenler hakkında: "Eğer bu mesaj iyi bir şey olsaydı, biz onlardan önce
koşardık” diyorlar. Bununla amaçlarına ulaşamayınca da “Bu eski bir uydurma”
diyorlar.
12. Daha önceden
rehber ve şefkat olarak Musa’ya da mesaj göndermiştim. Arapça olarak sunulan ve
öncekileri güncelleyen bu mesaj da yanlış yapanları uyarmakta ve kendini
düzeltenleri müjdelemektedir.
13. "Biz
Tanrı'dan başkasına boyun eğmeyiz" diyen ve kendini düzeltenler
korkmayacak ve üzülmeyecekler.
14. Onlar
çabalarına karşılık içinde sonsuza dek kalmak üzere hasbahçeye girecekler.
15. İnsanın
ana-babasıyla iyi geçinmesini emrediyorum. Anası onu sıkıntıyla karnında taşır,
sıkıntıyla doğurur. Onun ana karnında taşınması ve sütten kesilmesi yaklaşık
otuz ay sürer. Kimisi kendine gelip olgunlaştığında: “Tanrım, bana ve
ana-babama yaptığınız güzelliklerin karşılığını vermemi ve hem benim hem de
ailemin hoşnut olacağınız şekilde düzgün bir insan olmamızı sağlayınız. Ben
size yöneldim ve size teslim oldum” der.
16. İşte böyle
kişilerin yanlışlarını bağışlayacağım ve çabalarına karşılık
mükafatlandıracağım. Onlar hasbahçeye girecekler. Bu onlara verilen ve
gerçekleşecek olan bir sözdür.
17. Kimisi de
ana-babasına “Siz ne saçmalıyorsunuz ya! Benden önce nice nesiller ölüp gitmiş,
hiçbiri geri gelmemiş. Siz benim diriltileceğimi mi iddia ediyorsunuz” der. Ana
babası da Tanrı'dan yardım isteyerek “Kendine yazık ediyorsun. Tanrı'ya güven.
Onun bahsettiği şeyler gerçekleşecek” der. O da “Bunlar sadece eski çağlarda
yaşamış olan toplumların mitolojik hikayeleri!" der.
18. Böyle kişilere
de kendilerinden önce yaşamış olan diğer insanlarla birlikte tehdidim
gerçekleşir, çok büyük bir zarara uğrarlar.
19. Herkes çabasına
göre gruplandırılacak ve hiçbir haksızlığa uğramadan çabasının karşılığını
alacak.
20. Güvenmeyenler o
gün ateşin önüne getirilirler. “Siz diriliş öncesi hayatınızda bütün
güzelliklerinizi harcayıp zevk sürdünüz. Dünyada benim mesajıma güvenmediğiniz
ve ona aykırı davranıp başka şeylere uyduğunuz için rezil edici bir şekilde
cezalandırılacaksınız artık!”
21. Âd toplumuna
soydaşları Hud'u elçi olarak görevlendirmiştim. Kendinden önce ve sonra birçok
uyarıcı gönderilen, şu kum tepelerinin ardında yaşamış olan toplumunu
“Tanrı'dan başka hiçkimseye boyun eğmeyin. Yoksa korkarım ki bir gün dehşetli
bir şekilde cezalandırılırsınız” diye uyarmıştı.
22. Onlar da: “Sen atalarımızın eskiden
beri itaat ettiği kişilere itaat etmekten vazgeçmemizi mi istiyorsun! Eğer
haklıysan bizi tehdit ettiğin şeyi gerçekleştir hadi!” dediler.
23. O da: “Ona ancak Tanrı karar verir. Ben sadece size aktarmakla
görevlendirildiğim mesajı aktarıyorum fakat görüyorum ki bu sizin umrunuzda
değil!” dedi.
24-25. En sonunda o cezayı, yaşadıkları bölgeye uzaktan gelen bir
bulutmuş gibi gördüklerinde: "İşte bize yağmur getiren bir bulut
yaklaşıyor” diye sevindiler. Hayır yanılıyorsunuz, o sizin istediğiniz şeydir! Tanrı’nın
buyruğuyla her şeyi yerle bir eden dehşetli bir kum fırtınası! Böylece geriye
harabeye dönmüş boş evlerden başka bir şey kalmadı. Suçlulara işte böyle karşılık
veririm.
26. Onlara da
anlama kavrama yeteneği ve bilinç vermiştim ve size sağlamadığım imkanları
onlara sağlamıştım ama Tanrı'nın mesajına güvenmedikleri için anlama kavrama
yetenekleri ve bilinçleri onlara hiçbir fayda sağlamadı ve hafife aldıkları şey
başlarına geldi.
27. Etrafınızdaki şehirleri ortadan kaldırdım. Teslim olmaları için
onlara da mesajımı detaylı olarak açıklamıştım.
28. Kendilerini kurtarmaları ümidiyle Tanrı’yı bırakıp da boyun
eğdikleri kişiler onları kurtarabildi mi! Tam aksine, onları yüzüstü
bıraktılar. İşte onların yalanlarının ve hurafelerinin sonu budur.
29. Bu mesajı dinlemek isteyen bazı yabancı toplulukları sana
yönlendirmiştim. Oraya geldiklerinde “Dikkatle dinleyelim” dediler. Bittiğinde,
toplumlarını uyarmak için geri döndüler.
30-32. “Ey halkımız, biz Musa’dan sonra gönderilen, öncekilerin
güncellemesi olan, gerçeği ve doğru yolu gösteren bir mesaj dinledik. Ey
halkımız, Tanrı'ya çağıran bu kişiye karşılık verin, Tanrı'ya güvenin ki
yanlışlarınızı bağışlayıp sizi acı bir cezadan korusun. Kim Tanrı'ya çağıran bu
kişiye karşılık vermezse, bilsin ki hiçbir şekilde Tanrı'dan kaçamayacak ve hiç
kimse onu Tanrı'dan kurtaramayacak. Çok büyük bir zarara uğrayacaklar” dediler.
33. Bu evreni oluşturan ve onu oluştururken hiçbir yorgunluğa uğramayan
Tanrı’nın ölmüş olan kişileri diriltebileceğini anlamıyorlar mı! Elbette onun
her şeye gücü yeter.
34. Güvenmeyenler o gün ateşin önüne getirilirler. Onlara: “Gerçek
değil mi bu!” denilir. Onlar da “Evet Tanrım,
gerçek” derler. O da “Güvenmediğiniz için cezanızı çekin bakalım” der.
35. Görevlerini yerine getirmiş olan o elçiler gibi sen de bağlılık
göstermeye devam et. Onlara karşı sabırsızlanma. Kendilerine bahsedilen şeyler
başlarına geldiğinde dünyada sadece gündüzün bir saati kadar az yaşamış gibi
hissederler. Dikkat edin, güvenmeyenler mahvolacaklar.