.

.
.

3 Kasım 2016

Saffat Suresi


1. Tanrı'nın emrine amade olan,
2. Çeşitli görevleri bulunan
3. Verilen emirleri yerine getiren doğa güçlerine andolsun ki
4. Tanrınız tektir.
5. Evrenin ve içindeki her şeyin, her yerin sahibidir.
6. Ben uzayı yıldızlarla donattım.
7. Ve onu bütün küstah saptırıcılardan korudum.
8-9. Onlar Tanrı sözünü anlamaktan çok uzaktır. İleride onlar dışlanmış ve rezil bir şekilde sonsuz cezaya çarptırılacaklar.
10. Gök cisimleriyle kehanet yapmaya çalışanlar, parlayan yıldızlardan başka bir şey göremiyorlar.
11. Onlara şunu sor: "Sizin oluşturulmanız mı daha büyük bir şey yoksa oluşturduğum diğer şeylerin mi! Ben sizi çamurlu sudan oluşturdum."
12. Sen onların haline şaşırıyorsun ama onlar hiç oralı olmuyorlar.
13. Kendilerine bu mesajdan bahsedildiğinde önemsemiyorlar.
14. Bir ayet düşünseler hafife alıyorlar.
15-17. "Bu düpedüz aldatmaca! Öldükten sonra çürüyüp kemik yığını olmamıza rağmen diriltilecek miymişiz! Hem de gelmiş geçmiş bütün insanlık ha!" diyorlar.
18. Böyle kişilere şunu söyle: "Evet diriltileceksiniz, hem de perişan bir şekilde!"
19-20. Bir tek ses duyulur, o zaman dirilip hayrete düşerek "Eyvah şimdi yandık! Demek ki yargılanma günü buymuş" derler.
21. "İşte bu sizin gerçekleşeceğine güvenmediğiniz yargılanma günü!"
22-23. “Suçluları ve onların Tanrı’yı bırakıp da boyun eğdikleri kişileri gruplar halinde toplayın ve cehenneme doğru sevkedin!”
24-25. “Sonra oraya varınca durdurup, Hani ne oldu, neden birbirinizi kurtaramıyorsunuz! diye sorun.”
26. Asla kurtaramazlar, çünkü artık tamamen çaresizler.
27. Birbirlerine seslenerek suçlarlar.
28. “Siz bizim iyiliğimizi istediğinizi söylüyordunuz!”
29-32. “Hayır, siz kendiniz Tanrı’ya güvenmediniz. Biz sizi zorlamadık. Siz sınırı kendiniz aştınız. Tanrı bizim hakkımızda hükmünü verdi artık cezamızı çekeceğiz! Evet biz sizi yanlış yönlendirdik çünkü bizim de gittiğimiz yol yanlıştı.”
33. O gün onların hepsi cezalandırılacak.
34. Ben suçlulara böyle davranırım.
35-36. Çünkü o araplara “Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez” denildiğinde, “Ajan bir din adamının sözüyle boyun eğdiğimiz kişileri terkedemeyiz" diyerek karşı çıkarlardı.
37. Halbuki o elçi sadece Tanrı’nın bildirdiği gerçeğe güvenen ve onun mesajına uyan birisiydi.
38-39. Siz çabanızın bir karşılığı olarak dehşetli bir cezaya çarptırılacaksınız.
40. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmeyenlere de muhteşem bir mükafat verilecek.
41-43. Onlar mutluluk bahçelerinde ağırlanırlar ve keyif sürerler.
44. Birbirlerine misafir olurlar, koltuklarda otururlar.
45-47. İçene çok haz veren, baş ağrıtmayan ve sarhoş etmeyen muhteşem içecekler servis edilir.
48-49. Yanlarında, saklı bir inci gibi el değmemiş çok hoş bir eş olur.
50. Birbirlerine misafir olup sohbet ederler.
51-54. İçlerinden biri anlatır: "Benim bir yakınım vardı, öldüğümüzde çürümüş kemik ve toz toprak olmamıza rağmen diriltilip yargılanacağımıza gerçekten güveniyor musun derdi. Şimdi ne durumda acaba hiç haberiniz var mı?"
55. Sonra araştırırlar ve onun cehennemin içinde olduğunu görürler.
56-57. “Neredeyse beni de mahvedecekmiş valla! Tanrı’nın mesajına uymasaydım ben de oraya girerdim” der.
58-61. “İlk ölümümüzden sonra artık hiç ölmeyeceğiz değil mi, cezaya da uğramadık! Uğrunda çabalanması gereken büyük başarı gerçekten buymuş!” der.
62. Bakın bu şekilde ağırlanmak mı daha iyi yoksa dikenli çalılarla ağırlanmak mı?
63. Ben suçlulara ceza olarak onu vereceğim.
64. O cehennemin zemininden çıkacak olan bir çalı türüdür.
65. Görünüşü demir dikeni gibidir.
66. Onu yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
67. Üstüne de kaynar su içerler.
68. İşte onların son durağı bu cehennem olur.
69-70. Çünkü onların ana babalarından öğrendikleri yol yanlıştı ama buna rağmen onlardan öğrendikleri yolda gitmeye devam ettiler.
71. Onlardan öncekilerin de çoğu yanlış yolda gidiyordu.
72. Onlar için de uyarıcı görevlendirmiştim.
73. Uyarılarıma kulak asmayanların sonu nasıl oldu bak!
74. Ama Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmeyenler kurtuldu.
75. Nuh bana dua etti, ben de ona güzel bir şekilde karşılık verdim.
76. Onu ve onu dinleyenleri büyük bir felaketten kurtardım.
77-78. Onların neslini devam ettirdim ve Nuh'u kuşaktan kuşağa anlattım.
79. Nuh insanlar arasında görevini tamamlamıştır!
80. Kendini düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
81. O bana güvenen bir kulumdu.
82. Diğerlerini de sular altında bıraktım.
83. İbrahim de Nuh'un izlediği yolda giden biriydi.
84. O bütün benliğiyle Tanrı’ya teslim olmuştu.
85-87. Babasına ve bütün halkına: "Siz kimlere kimlere boyun eğiyorsunuz böyle! Kendi uydurmalarınıza dayanarak Tanrı’dan başkalarına mı boyun eğiyorsunuz! Tüm insanların tanrısına olan inancınız nasıl bir şey sizin!" dedi.
88-89. Putların önüne koyulan sunuları görünce: "Moralim bozuk" dedi.
90. Bu arada millet İbrahim'in yanından ayrılmıştı.
91-92. İbrahim de halkın boyun eğdiği kişilerin heykellerine bir oyun yaptı. "Önünüzdeki yiyecekleri neden yemiyorsunuz! Neden konuşmuyorsunuz!" dedi.
93. Sonra onları paramparça etti.
94. Daha sonra birbirlerine haber vererek onu getirdiler.
95-96. İbrahim: "Sizi de heykellerini yaptığınız o kişileri de Tanrı oluşturduğu halde, siz kendi yaptığınız heykellere mi boyun eğiyorsunuz!" dedi.
97. Onlar da bir odun yığını hazırlayıp İbrahim'i ateşin içine atmaya karar verdiler.
98. Onlar bu şekilde İbrahim'den kurtulmak istediler ama ben onların tuzağını boşa çıkardım.
99. İbrahim: "Ben buraları terkedip Tanrı’nın yönlendireceği yerlere gidiyorum" dedi.
100. "Bana hayırlı evlatlar nasip ediniz Tanrım" diye dua etti.
101. Ben de ona anlayışlı bir evlat müjdeledim.
102. Babasına yardımcı oluyordu. Bir gün İbrahim oğluna: “Yavrum ben bu gece bir kabus gördüm. Birbirimizden ayrı düşüyorduk. Bu neyin nesi acaba” dedi. O da: “Sen gönlünü ferah tut babacığım, görevini yerine getirmeye devam et. Eğer başımıza öyle bir şey gelirse, ben Tanrı’nın izniyle her durumda ona bağlılığımı sürdürürüm” dedi.
103. İkisi de sözünün eri olduğunu gösterdi.
104-105. “Görevini yerine getirdin İbrahim” dedim. Ben kendini düzeltenleri mükafatlandırırım.
106. Onlara büyük bir iyilik yaptım.
107. Onları ayrı düşmekten korudum.
108. Ve sonra İbrahim'i kuşaktan kuşağa anlattım.
109. İbrahim görevini tamamlamıştır.
110. Kendini düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
111. O bana güvenen bir kulumdu.
112. Daha sonra hayırlı bir evlat olarak İshak'ı da müjdeledim. O da elçi olarak görevlendirildi.
113. İsmail'i de İshak'ı da elçi olarak görevlendirdim. Her ikisinin soyundan gelenler arasında kendini düzeltenler de var, kendine yazık edenler de...
114. Musa ve Harun'u da elçi olarak görevlendirdim.
115. Onları ve onlara uyanları büyük bir sıkıntıdan kurtardım.
116. Onlara yardım ettim ve böylece onlar kazandı.
117-118. Musa ve Harun'a aydınlatıcı bir mesaj gönderdim ve doğru yolu gösterdim.
119. Onları kuşaktan kuşağa anlattım.
120. Musa ve Harun görevini tamamlamıştır.
121. Kendini düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
122. Onlar bana güvenen iki kulumdu.
123. İlyas da elçi olarak görevlendirilen biriydi.
124-126. Halkına: “Tanrı’dan sakının. Siz o mükemmel yaratıcıyı, sizin de önceki atalarınızın da tanrısını bırakıp Jüpiter'e mi tapıyorsunuz!” dedi.
127. Halkı ona güvenmedi ama hepsi cehenneme girecek.
128. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmeyenler de kurtulacak.
129. Onu kuşaktan kuşağa anlattım.
130. İlyas görevini tamamlamıştır.
131. Kendini düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
132. O bana güvenen bir kulumdu.
133. Lut da elçi olarak görevlendirilen biriydi.
134-135. Onu ve kirlenmiş yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardım.
136. Diğerlerini ortadan kaldırdım.
137-138. Bu anlatılan toplumların kalıntılarından devamlı gelip geçiyorsunuz, hiç ibret almıyor musunuz?
139. Yunus da elçi olarak görevlendirilen biriydi.
140. Görevinden cayarak kendini tıka basa dolu bir gemiye atmıştı.
141. Ancak gemi fırtınaya yakalanmış ve batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Gemiciler bu belaya sebep olan kaçak yolcuyu tespit edp denize atmak için kura çektirme yoluna gittiter. Yunus kuraya katıldı fakat kurada kaybetti.
142. Kendi kendini suçlarken bir balina onu ağzına aldı.
143. Eğer o verilen göreve itaat etmeseydi,
144. Balinanın karnı ona mezar olurdu.
145-146. Onu hasta halde, makiler bitirdiğim bir sahile çıkardım.
147. Yaklaşık yüz bin nüfuslu bir şehre elçi olarak görevlendirdim.
148. Onlar da mesajıma güvendiler ve helak olmaktan kurtuldular.
149. “Erkek çocuk sahibi olmayı daha üstün görüp, Tanrı’nın da kız çocukları olduğunu mu iddia ediyorlar” sor bakalım.
150. Ben doğa güçlerini dişi yapmışım da buna şahit mi olmuşlar!
151-152. “Tanrı'nın çocukları var” demeleri tamamen onların uydurması ve sahtekarlığıdır.
153. Tanrı kızları erkeklere mi tercih etmiş!
154. Siz ne söylediğinizin farkında mısınız?
155. Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?
156. Bu konuda kesin bir kanıtınız mı var?
157. Eğer haklıysanız haydi kanıtlayın bakalım.
158. Tanımadığınız bazı kişilerin de Tanrı'nın çocukları olduğunu iddia ediyorsunuz. Ama onlar Tanrı tarafından yargılanacaklarını iyi biliyorlar.
159. Tanrı'nın bu tür iddialarla hiçbir alakası yoktur.
160. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmeyenler kurtulacak.
161-163. Sizin gibiler de önderleri ve yoldaşlarıyla birlikte ateşte kavrulacak.
164. Her bir doğa gücünün belli bir görevi vardır.
165. Onlar Tanrı’nın emrine amadedir.
166. Daima kendilerine verilen görevi yerine getirirler.
167-169. Bu halk hep: “Keşke önceki toplumlara gönderildiği gibi bize de bir mesaj gönderilseydi biz de Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmezdik” derdi.
170. Ama şimdi bu mesaja güvenmiyorlar. İleride her şeyi anlarlar.
171-173. Ben elçi olarak görevlendirdiğim bütün kullarıma yardım edeceğime ve kazananların benim yolumda mücadele edenler olacağına söz verdim.
174. Sen onları bir süre kendi hallerine bırak.
175. Bekle de gör, onlar da görecekler.
176. Kıyamet için mi sabırsızlanıyorlar?
177. O gerçekleştiğinde, uyarılara kulak asmayanlar çok dehşetli bir güne uyanırlar.
178. Sen onları bir süre kendi hallerine bırak.
179. Bekle de gör, onlar da görecekler.
180. Yüce Tanrı’nın onların uydurduğu şeylerle hiçbir alakası yoktur.
181. Elçi olarak görevlendirilenler görevini tamamlamıştır.
182. Ve hükmü tüm insanların tanrısı verecektir.