1. Tanrı'nın emrine
amade olan,
2. Çeşitli
görevleri bulunan
3. Verilen emirleri
yerine getiren doğa güçlerine andolsun
ki
4. Tanrınız tektir.
5. Evrenin ve
içindeki her şeyin, her yerin sahibidir.
6. Ben uzayı
yıldızlarla donattım.
7. Ve onu bütün
küstah saptırıcılardan korudum.
8-9. Onlar Tanrı
sözünü anlamaktan çok uzaktır. İleride onlar dışlanmış ve rezil bir şekilde
sonsuz cezaya çarptırılacaklar.
10. Gök
cisimleriyle kehanet yapmaya çalışanlar, parlayan yıldızlardan başka bir şey
göremiyorlar.
11. Onlara şunu
sor: "Sizin oluşturulmanız mı daha büyük bir şey yoksa oluşturduğum diğer
şeylerin mi! Ben sizi çamurlu sudan oluşturdum."
12. Sen onların
haline şaşırıyorsun ama onlar hiç oralı olmuyorlar.
13. Kendilerine bu
mesajdan bahsedildiğinde önemsemiyorlar.
14. Bir ayet
düşünseler hafife alıyorlar.
15-17. "Bu
düpedüz aldatmaca! Öldükten sonra çürüyüp kemik yığını olmamıza rağmen
diriltilecek miymişiz! Hem de gelmiş geçmiş bütün insanlık ha!" diyorlar.
18. Böyle kişilere
şunu söyle: "Evet diriltileceksiniz, hem de perişan bir şekilde!"
19-20. Bir tek ses
duyulur, o zaman dirilip hayrete düşerek "Eyvah şimdi yandık! Demek ki
yargılanma günü buymuş" derler.
21. "İşte bu
sizin gerçekleşeceğine güvenmediğiniz yargılanma günü!"
22-23. “Suçluları
ve onların Tanrı’yı bırakıp da boyun eğdikleri kişileri gruplar halinde
toplayın ve cehenneme doğru sevkedin!”
24-25. “Sonra oraya
varınca durdurup, Hani ne oldu, neden birbirinizi kurtaramıyorsunuz! diye
sorun.”
26. Asla
kurtaramazlar, çünkü artık tamamen çaresizler.
27. Birbirlerine
seslenerek suçlarlar.
28. “Siz bizim
iyiliğimizi istediğinizi söylüyordunuz!”
29-32. “Hayır, siz
kendiniz Tanrı’ya güvenmediniz. Biz sizi zorlamadık. Siz sınırı kendiniz
aştınız. Tanrı bizim hakkımızda hükmünü verdi artık cezamızı çekeceğiz! Evet
biz sizi yanlış yönlendirdik çünkü bizim de gittiğimiz yol yanlıştı.”
33. O gün onların
hepsi cezalandırılacak.
34. Ben suçlulara
böyle davranırım.
35-36. Çünkü o
araplara “Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez” denildiğinde, “Ajan bir din
adamının sözüyle boyun eğdiğimiz kişileri terkedemeyiz" diyerek karşı
çıkarlardı.
37. Halbuki o elçi
sadece Tanrı’nın bildirdiği gerçeğe güvenen ve onun mesajına uyan birisiydi.
38-39. Siz
çabanızın bir karşılığı olarak dehşetli bir cezaya çarptırılacaksınız.
40. Tanrı’dan başka
hiçkimseye boyun eğmeyenlere de muhteşem bir mükafat verilecek.
41-43. Onlar
mutluluk bahçelerinde ağırlanırlar ve keyif sürerler.
44. Birbirlerine
misafir olurlar, koltuklarda otururlar.
45-47. İçene çok
haz veren, baş ağrıtmayan ve sarhoş etmeyen muhteşem içecekler servis edilir.
48-49. Yanlarında,
saklı bir inci gibi el değmemiş çok hoş bir eş olur.
50. Birbirlerine
misafir olup sohbet ederler.
51-54. İçlerinden
biri anlatır: "Benim bir yakınım vardı, öldüğümüzde çürümüş kemik ve toz
toprak olmamıza rağmen diriltilip yargılanacağımıza gerçekten güveniyor musun
derdi. Şimdi ne durumda acaba hiç haberiniz var mı?"
55. Sonra
araştırırlar ve onun cehennemin içinde olduğunu görürler.
56-57. “Neredeyse
beni de mahvedecekmiş valla! Tanrı’nın mesajına uymasaydım ben de oraya
girerdim” der.
58-61. “İlk
ölümümüzden sonra artık hiç ölmeyeceğiz değil mi, cezaya da uğramadık! Uğrunda
çabalanması gereken büyük başarı gerçekten buymuş!” der.
62. Bakın bu
şekilde ağırlanmak mı daha iyi yoksa dikenli çalılarla ağırlanmak mı?
63. Ben suçlulara
ceza olarak onu vereceğim.
64. O cehennemin
zemininden çıkacak olan bir çalı türüdür.
65. Görünüşü demir
dikeni gibidir.
66. Onu yerler ve
karınlarını onunla doldururlar.
67. Üstüne de
kaynar su içerler.
68. İşte onların
son durağı bu cehennem olur.
69-70. Çünkü
onların ana babalarından öğrendikleri yol yanlıştı ama buna rağmen onlardan
öğrendikleri yolda gitmeye devam ettiler.
71. Onlardan
öncekilerin de çoğu yanlış yolda gidiyordu.
72. Onlar için de
uyarıcı görevlendirmiştim.
73. Uyarılarıma
kulak asmayanların sonu nasıl oldu bak!
74. Ama Tanrı’dan başka
hiçkimseye boyun eğmeyenler kurtuldu.
75. Nuh bana dua
etti, ben de ona güzel bir şekilde karşılık verdim.
76. Onu ve onu
dinleyenleri büyük bir felaketten kurtardım.
77-78. Onların
neslini devam ettirdim ve Nuh'u kuşaktan kuşağa anlattım.
79. Nuh insanlar
arasında görevini tamamlamıştır!
80. Kendini
düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
81. O bana güvenen
bir kulumdu.
82. Diğerlerini de
sular altında bıraktım.
83. İbrahim de
Nuh'un izlediği yolda giden biriydi.
84. O bütün
benliğiyle Tanrı’ya teslim olmuştu.
85-87. Babasına ve
bütün halkına: "Siz kimlere kimlere boyun eğiyorsunuz böyle! Kendi
uydurmalarınıza dayanarak Tanrı’dan başkalarına mı boyun eğiyorsunuz! Tüm
insanların tanrısına olan inancınız nasıl bir şey sizin!" dedi.
88-89. Putların önüne
koyulan sunuları görünce: "Moralim bozuk" dedi.
90. Bu arada millet
İbrahim'in yanından ayrılmıştı.
91-92. İbrahim de
halkın boyun eğdiği kişilerin heykellerine bir oyun yaptı. "Önünüzdeki
yiyecekleri neden yemiyorsunuz! Neden konuşmuyorsunuz!" dedi.
93. Sonra onları
paramparça etti.
94. Daha sonra
birbirlerine haber vererek onu getirdiler.
95-96. İbrahim:
"Sizi de heykellerini yaptığınız o kişileri de Tanrı oluşturduğu halde,
siz kendi yaptığınız heykellere mi boyun eğiyorsunuz!" dedi.
97. Onlar da bir
odun yığını hazırlayıp İbrahim'i ateşin içine atmaya karar verdiler.
98. Onlar bu
şekilde İbrahim'den kurtulmak istediler ama ben onların tuzağını boşa çıkardım.
99. İbrahim:
"Ben buraları terkedip Tanrı’nın yönlendireceği yerlere gidiyorum"
dedi.
100. "Bana
hayırlı evlatlar nasip ediniz Tanrım" diye dua etti.
101. Ben de ona
anlayışlı bir evlat müjdeledim.
102. Babasına
yardımcı oluyordu. Bir gün İbrahim oğluna: “Yavrum ben bu gece bir kabus
gördüm. Birbirimizden ayrı düşüyorduk. Bu neyin nesi acaba” dedi. O da: “Sen
gönlünü ferah tut babacığım, görevini yerine getirmeye devam et. Eğer başımıza
öyle bir şey gelirse, ben Tanrı’nın izniyle her durumda ona bağlılığımı
sürdürürüm” dedi.
103. İkisi de
sözünün eri olduğunu gösterdi.
104-105. “Görevini
yerine getirdin İbrahim” dedim. Ben kendini düzeltenleri mükafatlandırırım.
106. Onlara büyük
bir iyilik yaptım.
107. Onları ayrı
düşmekten korudum.
108. Ve sonra
İbrahim'i kuşaktan kuşağa anlattım.
109. İbrahim
görevini tamamlamıştır.
110. Kendini
düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
111. O bana güvenen
bir kulumdu.
112. Daha sonra
hayırlı bir evlat olarak İshak'ı da müjdeledim. O da elçi olarak
görevlendirildi.
113. İsmail'i de
İshak'ı da elçi olarak görevlendirdim. Her ikisinin soyundan gelenler arasında
kendini düzeltenler de var, kendine yazık edenler de...
114. Musa ve
Harun'u da elçi olarak görevlendirdim.
115. Onları ve
onlara uyanları büyük bir sıkıntıdan kurtardım.
116. Onlara yardım
ettim ve böylece onlar kazandı.
117-118. Musa ve
Harun'a aydınlatıcı bir mesaj gönderdim ve doğru yolu gösterdim.
119. Onları
kuşaktan kuşağa anlattım.
120. Musa ve Harun
görevini tamamlamıştır.
121. Kendini
düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
122. Onlar bana
güvenen iki kulumdu.
123. İlyas da elçi
olarak görevlendirilen biriydi.
124-126. Halkına:
“Tanrı’dan sakının. Siz o mükemmel yaratıcıyı, sizin de önceki atalarınızın da tanrısını
bırakıp Jüpiter'e mi tapıyorsunuz!” dedi.
127. Halkı ona
güvenmedi ama hepsi cehenneme girecek.
128. Tanrı’dan
başka hiçkimseye boyun eğmeyenler de kurtulacak.
129. Onu kuşaktan
kuşağa anlattım.
130. İlyas görevini
tamamlamıştır.
131. Kendini
düzeltenleri işte böyle mükafatlandırırım.
132. O bana güvenen
bir kulumdu.
133. Lut da elçi
olarak görevlendirilen biriydi.
134-135. Onu ve
kirlenmiş yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardım.
136. Diğerlerini
ortadan kaldırdım.
137-138. Bu
anlatılan toplumların kalıntılarından devamlı gelip geçiyorsunuz, hiç ibret
almıyor musunuz?
139. Yunus da elçi
olarak görevlendirilen biriydi.
140. Görevinden
cayarak kendini tıka basa dolu bir gemiye atmıştı.
141. Ancak gemi
fırtınaya yakalanmış ve batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Gemiciler bu
belaya sebep olan kaçak yolcuyu tespit edp denize atmak için kura çektirme yoluna
gittiter. Yunus kuraya katıldı fakat kurada kaybetti.
142. Kendi kendini
suçlarken bir balina onu ağzına aldı.
143. Eğer o verilen
göreve itaat etmeseydi,
144. Balinanın
karnı ona mezar olurdu.
145-146. Onu hasta
halde, makiler bitirdiğim bir sahile çıkardım.
147. Yaklaşık yüz
bin nüfuslu bir şehre elçi olarak görevlendirdim.
148. Onlar da
mesajıma güvendiler ve helak olmaktan kurtuldular.
149. “Erkek çocuk
sahibi olmayı daha üstün görüp, Tanrı’nın da kız çocukları olduğunu mu iddia
ediyorlar” sor bakalım.
150. Ben doğa
güçlerini dişi yapmışım da buna şahit mi olmuşlar!
151-152. “Tanrı'nın
çocukları var” demeleri tamamen onların uydurması ve sahtekarlığıdır.
153. Tanrı kızları
erkeklere mi tercih etmiş!
154. Siz ne
söylediğinizin farkında mısınız?
155. Hiç aklınızı
kullanmıyor musunuz?
156. Bu konuda
kesin bir kanıtınız mı var?
157. Eğer
haklıysanız haydi kanıtlayın bakalım.
158. Tanımadığınız
bazı kişilerin de Tanrı'nın çocukları olduğunu iddia ediyorsunuz. Ama onlar
Tanrı tarafından yargılanacaklarını iyi biliyorlar.
159. Tanrı'nın bu
tür iddialarla hiçbir alakası yoktur.
160. Tanrı’dan
başka hiçkimseye boyun eğmeyenler kurtulacak.
161-163. Sizin
gibiler de önderleri ve yoldaşlarıyla birlikte ateşte kavrulacak.
164. Her bir doğa
gücünün belli bir görevi vardır.
165. Onlar
Tanrı’nın emrine amadedir.
166. Daima
kendilerine verilen görevi yerine getirirler.
167-169. Bu halk
hep: “Keşke önceki toplumlara gönderildiği gibi bize de bir mesaj gönderilseydi
biz de Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmezdik” derdi.
170. Ama şimdi bu
mesaja güvenmiyorlar. İleride her şeyi anlarlar.
171-173. Ben elçi
olarak görevlendirdiğim bütün kullarıma yardım edeceğime ve kazananların benim
yolumda mücadele edenler olacağına söz verdim.
174. Sen onları bir
süre kendi hallerine bırak.
175. Bekle de gör,
onlar da görecekler.
176. Kıyamet için
mi sabırsızlanıyorlar?
177. O
gerçekleştiğinde, uyarılara kulak asmayanlar çok dehşetli bir güne uyanırlar.
178. Sen onları bir
süre kendi hallerine bırak.
179. Bekle de gör,
onlar da görecekler.
180. Yüce Tanrı’nın
onların uydurduğu şeylerle hiçbir alakası yoktur.
181. Elçi olarak
görevlendirilenler görevini tamamlamıştır.
182. Ve hükmü tüm
insanların tanrısı verecektir.