1. T, s, m…
2. İşte bunlar bu
net mesajın parçalarıdır.
3. Güvenmiyorlar
diye neredeyse kendini yiyip bitireceksin.
4. İsteseydim
onlara öyle bir işaret gösterirdim ki hepsi bana teslim olurdu.
5. Onlara ne zaman
Allah'tan yeni bir mesaj gelse onu önemsemiyorlar.
6. İşte şimdi de bu
mesaja güvenmiyorlar ama onda anlatılan ve hafife aldıkları o uyarılar
başlarına gelecek.
7. Dünyada bunca
muhteşem canlı türlerini nasıl ortaya çıkardığımı hiç düşünmüyorlar mı?
8. Bunda nice
ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
9. Tanrı çok güçlü
ve şefkatlidir.
10-11. Tanrı Musa'ya
“O suçlu halka, Firavun'un halkına git, benden sakınsınlar” diye seslenmişti.
12-14. Musa da
“Bana güvenmemelerinden ve sinir olup akıcı konuşamamaktan endişeleniyorum Tanrım.
Bu yüzden Harun'a da elçilik görevi vermenizi diliyorum. Ayrıca onlar benim bir
suç işlediğimi zannediyor ve buna karşılık bana ölüm cezası vermelerinden
çekiniyorum” dedi.
15-17. O da şöyle
dedi: “Hayır öyle bir şey yapamazlar. İkiniz onlara mesajımı aktarın. Arkanızda
ben varım. Her şeyi dinleyeceğim. Firavun'un yanına gidin ve 《Biz tüm insanların tanrısının elçisiyiz. Yakupoğullarının bizimle birlikte
gitmesine izin ver》 deyin.”
18-19. Buna
karşılık olarak Firavun: “Seni bebekken alıp ben yetiştirmedim mi? Hayatının
birçok kısmını benim yanımda geçirmedin mi? İşlediğin suçu da biliyorsun, sen
çok nankör birisin!” dedi.
20-22. Musa: “Onu
kasten yapmadım. Sizden çekindiğim için de kaçtım. Sonra Tanrı bana mesajını
gönderdi ve beni elçi olarak görevlendirdi. Yüzüme vurduğun o iyilik de
Yakupoğullarını köleleştirmenin bir sonucudur” dedi.
23. Firavun: “Tüm insanların
tanrısı dediğiniz kim?” diye sordu.
24. Musa:
"İşin aslını öğrenmek istiyorsanız o evrenin ve içindeki her şeyin tanrısısır" dedi.
25. Firavun
etrafındakilere: “Adam neler diyor duyuyor musunuz!” dedi.
26. Musa: “Sizin ve
geçmişteki bütün atalarınızın tanrısıdır” dedi.
27. Firavun: “İşte
görüyorsunuz, size elçi olarak görevlendirildim diyor. Bu adam bir ajan!” dedi.
28. Musa: “Bilmek
istiyorsanız, o bütün evrenin ve içindeki her şeyin tanrısıdır” dedi.
29. Firavun: “Benden
başkasına boyun eğersen seni hapse atarım” dedi.
30. Musa: “Peki ya
sana bir kanıt sunsam” dedi.
31. Firavun:
"Doğru söylüyorsan ispatla bakalım" dedi.
32.
Musa değneğini atınca, gerçek bir yılana dönüştü.
33.
Elini kaldırdığında, gözle görülür bir şekilde bembeyaz parladı.
34-35. Bunun
üzerine Firavun etrafındaki meclis üyelerine: “Yaptığı aldatmacayla ülkenize el
koymak isteyen becerikli bir hoca bu. Ne diyorsunuz, ne yapalım buna?” diye
sordu.
36-37. Onlar da:
“Onu ve kardeşini bekletelim. Her şehre toplayıcı gönderelim, bütün uzman
hocaları getirsinler” dediler.
38. Belirlenen gün
geldiğinde hocalar karşılaşma için biraraya geldiler.
39-40. Halka “Haydi
siz de toplanın. Hocalarımızı destekleyelim ki kazansınlar” diye duyuru
yapıldı.
41. Hocalar Firavun'un
yanına gelince “Kazanırsak ödül alacak mıyız” diye sordular.
42. Firavun:
“Elbette alacaksınız. Kazanırsanız gerçekten gözüme girersiniz” dedi.
43. Musa hocalara:
“Ne yapacaksanız yapın hadi!” dedi.
44. Onlar da
“Firavun'un gücüne yemin olsun ki biz kazanacağız” diyerek iplerini ve
değneklerini yere attılar.
45. Musa da
değneğini atınca hemen onların göz aldatmacası yaptığı bütün aletlerini yuttu.
46-48. Bunun
üzerine hocalar “Artık Musa'nın ve Harun'un tanrısına, tüm insanların tanrısına güveniyoruz” diyerek teslimiyet gösterdiler.
49. Firavun: “Ben
size izin vermeden nasıl ona güvenirsiniz! O sadece sizden daha bilgili bir
hoca! Başkaldırdığınız için ellerinizi ayaklarınızı kesip hepinizi asacağım, o
zaman anlayacaksınız” dedi.
50-51. Onlar da: “Hiç
önemi yok, çünkü biz Tanrı’ya teslim olduk. Ona hemen güvendiğimiz için umarız
suçlarımızı bağışlar” dediler.
52. Sonra Musa'ya:
“Bana boyun eğmiş olan o kişilerle birlikte gece yola çık, sizin peşinizi
bırakmayacaklar” diye bildirdim.
53. Firavun asker
toplamak için şehirlere görevliler gönderdi.
54-56. “Onlar bize
öfkelenen bir avuç isyancı ama biz de her şeye hazırlıklı bir milletiz” dedi.
57-59. Ama en
sonunda ben onları bahçelerinden, pınarlarından, servetlerinden ve lüks
mekanlarından mahrum ettim ve bütün bunları Yakupoğullarına aktardım.
60. Firavun ve
ordusu gün doğarken onların peşine düştü.
61. İki taraf
birbirinin görüş alanına girince Musa'nın yanındakiler: “Eyvah! Bize
yetişecekler” dedi.
62. Musa: “Hayır
yetişemezler. Benim arkamda Tanrı var, o bana bir yol gösterir” dedi.
63. Musa'ya
“Değneğini denize vur” diye bildirdim. Deniz hemen ikiye bölündü ve açılan
yolun iki tarafında sular koca bir dağ gibi yükseldi.
64. Firavun ve
ordusunun da oraya gelmesine izin verdim.
65. Musa'yı ve
beraberindeki herkesi kurtardım.
66. Ötekileri sular
altında bıraktım.
67. Bunda nice
ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
68. Tanrı çok güçlü
ve şefkatlidir.
69. Onlara
İbrahim'in haberini de aktar.
70. O babasına ve
halkına “Siz kimlere itaat ediyorsunuz” dedi.
71. Onlar da:
"Heykelini yaptığımız önderlerimize itaat ediyoruz ve onlara bağlı kalmaya
devam edeceğiz" dediler.
72-73. İbrahim:
“Onları çağırdığınızda sizi duyabilirler mi, size fayda veya zarar verebilirler
mi” diye sordu.
74. Onlar:
"Tabiki hayır. Biz atalarımızdan böyle öğrendik" dediler.
75-87. İbrahim:
“Sizin ve geçmişteki atalarınızın itaat ettiği kişiler var ya, işte ben onların
hiçbirine boyun eğmiyorum. Ben sadece tüm insanların tanrısı olan ve beni
oluşturan, bana yol gösteren, beni yediren içiren, hastalandığımda iyileştiren,
canımı alacak ve daha sonra diriltecek olan ve yargılanma günü yanlışlarımı
bağışlamasını dilediğim Tanrı’ya boyun eğerim. Bana da mesajınızı gönderiniz Tanrım
ve beni de düzgün insanların arasına dahil ediniz. Sonraki nesiller tarafından
güzel bir şekilde anılmamı sağlayınız. Benim de mutluluk bahçelerine girmemi
sağlayınız. Babamı bağışlayınız, o yoldan çıkmış birisidir. Diriliş günü beni
rezil olmaktan koruyunuz” dedi.
88-89. O gün ne
malın mülkün ne de çoluk çocuğun hiçbir faydası olmaz. Sadece bütün benliğiyle
Tanrı’ya teslim olanlar kurtulur.
90. Sakınanlar
hasbahçeye doğru götürülecek.
91. Sınırı aşanlar
da cehennemle başbaşa bırakılacak.
92-93. Onlara:
“Tanrı’yı bırakıp da boyun eğdikleriniz nerede hani! Sizi kurtarabiliyorlar mı,
kendilerini kurtarabiliyor mı hani!” denilecek.
94-95. Benliğinin
peşinde sürüklenen suçluların hepsi birden oraya fırlatılacak.
96-102. Orada
“Vallahi biz çok büyük bir yanlış yapmışız. Çünkü sizi tüm insanların tanrısı
ile aynı seviyeye çıkarıyorduk. Bizi bu suçlular yanlışa sürükledi. Ne bizi
kurtarabileceğini sandığımız kişiler ne de bağlandığımız kişiler bizi
kurtaramayacak artık. Keşke bir fırsat daha verilse de güvenen biri olsak”
diyerek birbirlerini suçlayacaklar.
103. Bunda nice
ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
104. Tanrı çok
güçlü ve şefkatlidir.
105. Nuh'un halkı
da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
106-110. Soydaşları
Nuh onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir
elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat
beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Beni dinleyin,
Tanrı’dan sakının” dedi.
111. Onlar da
“Peşinden hep garibanlar geliyor, biz sana nasıl güvenelim” dediler.
112-115. Nuh: “Ben
onların içini bilemem. Zaten onların yargılamasını Tanrı yapacak, bunu anlayın
artık. Güvenen bu kişileri kovamam. Ben sadece net bir şekilde uyarmakla
görevliyim” dedi.
116. Onlar: “Bak
Nuh bu işlerden vazgeçmezsen seni buralardan kovacağız” dediler.
117-118. Nuh:
“Halkım bana güvenmiyor Tanrım. Benimle onlar arasında hükmünüzü veriniz. Beni
ve beraberimdeki güvenenleri kurtarınız” diye dua etti.
119. Ben de onu ve
beraberindekileri yüklü bir deniz aracıyla kurtardım.
120. Diğerlerini de
sular altında bıraktım.
121. Bunda nice
ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
122. Tanrı çok
güçlü ve şefkatlidir.
123. Âd toplumu da
kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
124-135. Soydaşları
Hud onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir
elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat
beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Her meydana bir
anıt dikerek ömrünüzü bunun gibi boş şeylerle mi geçireceksiniz! Sanki sonsuza
dek yaşayacakmışsınız gibi lüks yapılar ediniyorsunuz! Gücü ele geçirdiğinizde
zorbalık yapıyorsunuz! Beni dinleyin; gördüğünüz bunca imkanları size sağlayan,
size evlatlar, hayvanlar, bahçeler, kaynak suları sağlayan Tanrı’dan sakının.
Beni dinleyin. Yoksa korkarım ki bir gün dehşetli bir şekilde
cezalandırılırsınız” dedi.
136-138. Onlar da:
“Sen bizi uyarsan da uyarmasan da bizim için farketmez. Biz atalarımızdan
öğrendiğimiz dine uyuyoruz. Bu yüzden cezaya uğramayız” dediler.
139. Onlar Hud'a
güvenmediler, ben de onları ortadan kaldırdım. Bunda nice ibretler var ama çoğu
güvenmiyor.
140. Tanrı çok
güçlü ve şefkatlidir.
141. Semud toplumu
da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
142-152. Soydaşları
Salih onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir
elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat
beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Siz burada
güvende olduğunuzu ve bu bahçelerin kaynak sularının ekinlerin, salkım salkım
meyveleri olan hurma ağaçlarının içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz!
Kayalıkları yontarak kendinize ev yapıp şımarıyorsunuz! Beni dinleyin,
Tanrı’dan sakının. Ülkeyi düzeltmek yerine sömüren, sınırı aşan o kişilerin
yasasına uymayın” dedi.
153-154. Onlar da:
“Senin beynini yıkamışlar. Sen sadece bizim gibi sıradan bir insansın. Eğer
haklıysan haydi ispatla bakalım” dediler.
155-156. Salih:
“İşte size dişi bir deve! Belli günler suyu o içsin, belli günler siz için.
Sakın ona kötülük yapmayın yoksa bir gün dehşetli bir şekilde
cezalandırılırsınız” dedi.
157. Buna rağmen
onu kestiler ve sonra bu yaptıklarına pişman edildiler.
158.
Cezalandırıldılar… Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
159. Tanrı çok
güçlü ve şefkatlidir.
160. Lut'un halkı
da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
161-166. Soydaşları
Lut onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir
elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat
beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. İnsanlar
arasından, tanrınızın sizin için oluşturduğu eşlerinizi bırakıp erkeklerle mi
ilişkiye giriyorsunuz! Siz gerçekten sınırı aşan bir toplumsunuz” dedi.
167. Onlar da:
“Eğer bundan vazgeçmezsen seni buralardan kovacağız Lut” dediler.
168. Lut:
“Yaptıklarınızdan iğreniyorum” dedi.
169. “Tanrım bizi
bu pisliklerinden koruyunuz” diye dua etti.
170-171. Ben de onu
ve pisliğe bulaşmış olan yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardım.
172. Diğerlerini
ortadan kaldırdım.
173. Onların
üzerine öyle bir yağmur yağdırdım ki uyarılara kulak asmayanların yağmuru
felakettir.
174. Bunda nice
ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
175. Tanrı çok
güçlü ve şefkatlidir.
176. Sık ormanlarla
kaplı Medyen toplumu da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
177-184. Şuayip
onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir
elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat
beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Alışverişinizde
ölçüyü tam yapın, eksik ölçmeyin. Teraziyi düzgün tartın. Milletin malının
değerini eksik göstermeyin. Ülkeyi berbat etmeyin. Sizi de sizden önceki
nesilleri de oluşturan Tanrı’dan sakının” dedi.
185-187. Onlar da:
“Senin beynini yıkamışlar. Sen sadece bizim gibi sıradan bir insansın. Senin
sahtekar olduğuna inanıyoruz. Eğer haklıysan haydi bize yukarıdan bir ceza
gönderilmesini sağla” dediler.
188. Şuayip: “Sizin
yaptığınız her şeyi Tanrı biliyor” dedi.
189. Onlar Şuayip'e
güvenmediler ve bir gün hepsini kapsayan bir cezaya çarptırıldılar. O gün çok
dehşetli bir cezaya uğradılar.
190. Bunda nice
ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
191. Tanrı çok
güçlü ve şefkatlidir.
192-195. Tüm
insanların tanrısı bu güven verici mesajı herkesi uyarman için anlaşılır bir
arapçayla senin bilincine yerleştirmektedir.
196. Bu durumdan
önceki kitaplarda da bahsedilmiştir.
197.
Yakupoğullarından Tanrı’nın mesajını bilen kişiler, bunu bildikleri halde neden
hala kanıt isteyip duruyorlar?
198. Mesajımı
arapların arasından seçtiğim bir elçiye değil de kendi aralarından seçtiğim bir
elçiye gönderseydim
199. O elçi de
onlara kendi dillerinde aktarım yapsaydı bile yine de güvenmezlerdi.
200. Bu yüzden onu
suçluların bilincine yerleştirmiyorum.
201-202. Çünkü
onlar farkında olmadan ansızın gelecek o dehşetli kıyameti görünceye kadar ona
güvenmezler.
203. O zaman da
"Acaba bize bir fırsat daha verilir mi" derler.
204. Şimdi benim
kıyameti gerçekleştirmem için sabırsızlanıyorlar mı!
205. Şunu düşünün.
Sizi asırlarca yaşatsam,
206. Sonra sizi
tehdit ettiğim o şeyler başınıza gelse
207. Uzun yaşamış
olmanızın size ne faydası olacak!
208-209. Ortadan
kaldırdığım her bir şehre de mesaj ve uyarıcı göndermiştim. Hiçkimseye
haksızlık yapmadım.
210. Bu mesajı,
saptırıcılar sunmuyor.
211. Onlar asla
böyle bir şey yapmaz, yapamazlar.
212. Çünkü onlar
vahyi anlamaktan çok uzaktır.
213. Tanrı’dan
başka hiçkimseye boyun eğme yoksa sen de cezalandırılırsın.
214. Akrabalarını
ve çevrendeki diğer kişileri uyar.
215. Seni dinleyip
güvenenlere kol kanat ger.
216. Eğer sana
karşı çıkarlarsa: “Sizin bu yaptıklarınızla bir alakam yok benim” de.
217. Kendini çok
güçlü ve şefkatli olan Tanrı’ya bırak.
218-219. Sen
Tanrı’nın mesajını insanlara aktarma görevini yerine getirirken de, teslim
olanlarla eğitim öğretim yaparken de o seni görüyor.
220. O her şeyi
işitir ve bilir.
221. Saptırıcıların
kimleri etki altına aldığını haber vereyim mi size?
222. Bütün hurafeci
suçluları etki altına alırlar.
223. Çünkü onlar
hakikati değil, saptırıcıların sözlerini önemserler. Halbuki onların çoğu
sahtekardır.
224. Din
adamlarının peşinden gidenler doğru yoldan uzaktır.
225. Baksana birçok
konuda atıp tutuyorlar ama tutarlı bir sistem ortaya koyamıyorlar.
226. Kendi
dediklerine kendileri bile uymuyorlar.
227. Ama Tanrı’ya
güvenen, kendini düzelten, Tanrı’yı hiç unutmayan ve uğradıkları haksızlığa
karşı birbirlerini savunanlar böyle değildir. Suçlular da nasıl bir sona
uğrayacaklarını görecekler.