.

.
.

3 Kasım 2016

Şuara Suresi

1. T, s, m…
2. İşte bunlar bu net mesajın parçalarıdır.
3. Güvenmiyorlar diye neredeyse kendini yiyip bitireceksin.
4. İsteseydim onlara öyle bir işaret gösterirdim ki hepsi bana teslim olurdu.
5. Onlara ne zaman Allah'tan yeni bir mesaj gelse onu önemsemiyorlar.
6. İşte şimdi de bu mesaja güvenmiyorlar ama onda anlatılan ve hafife aldıkları o uyarılar başlarına gelecek.
7. Dünyada bunca muhteşem canlı türlerini nasıl ortaya çıkardığımı hiç düşünmüyorlar mı?
8. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
9. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
10-11. Tanrı Musa'ya “O suçlu halka, Firavun'un halkına git, benden sakınsınlar” diye seslenmişti.
12-14. Musa da “Bana güvenmemelerinden ve sinir olup akıcı konuşamamaktan endişeleniyorum Tanrım. Bu yüzden Harun'a da elçilik görevi vermenizi diliyorum. Ayrıca onlar benim bir suç işlediğimi zannediyor ve buna karşılık bana ölüm cezası vermelerinden çekiniyorum” dedi.
15-17. O da şöyle dedi: “Hayır öyle bir şey yapamazlar. İkiniz onlara mesajımı aktarın. Arkanızda ben varım. Her şeyi dinleyeceğim. Firavun'un yanına gidin ve Biz tüm insanların tanrısının elçisiyiz. Yakupoğullarının bizimle birlikte gitmesine izin ver deyin.”
18-19. Buna karşılık olarak Firavun: “Seni bebekken alıp ben yetiştirmedim mi? Hayatının birçok kısmını benim yanımda geçirmedin mi? İşlediğin suçu da biliyorsun, sen çok nankör birisin!” dedi.
20-22. Musa: “Onu kasten yapmadım. Sizden çekindiğim için de kaçtım. Sonra Tanrı bana mesajını gönderdi ve beni elçi olarak görevlendirdi. Yüzüme vurduğun o iyilik de Yakupoğullarını köleleştirmenin bir sonucudur” dedi.
23. Firavun: “Tüm insanların tanrısı dediğiniz kim?” diye sordu.
24. Musa: "İşin aslını öğrenmek istiyorsanız o evrenin ve içindeki her şeyin tanrısısır" dedi.
25. Firavun etrafındakilere: “Adam neler diyor duyuyor musunuz!” dedi.
26. Musa: “Sizin ve geçmişteki bütün atalarınızın tanrısıdır” dedi.
27. Firavun: “İşte görüyorsunuz, size elçi olarak görevlendirildim diyor. Bu adam bir ajan!” dedi.
28. Musa: “Bilmek istiyorsanız, o bütün evrenin ve içindeki her şeyin tanrısıdır” dedi.
29. Firavun: “Benden başkasına boyun eğersen seni hapse atarım” dedi.
30. Musa: “Peki ya sana bir kanıt sunsam” dedi.
31. Firavun: "Doğru söylüyorsan ispatla bakalım" dedi.
32. Musa değneğini atınca, gerçek bir yılana dönüştü.
33. Elini kaldırdığında, gözle görülür bir şekilde bembeyaz parladı.
34-35. Bunun üzerine Firavun etrafındaki meclis üyelerine: “Yaptığı aldatmacayla ülkenize el koymak isteyen becerikli bir hoca bu. Ne diyorsunuz, ne yapalım buna?” diye sordu.
36-37. Onlar da: “Onu ve kardeşini bekletelim. Her şehre toplayıcı gönderelim, bütün uzman hocaları getirsinler” dediler.
38. Belirlenen gün geldiğinde hocalar karşılaşma için biraraya geldiler.
39-40. Halka “Haydi siz de toplanın. Hocalarımızı destekleyelim ki kazansınlar” diye duyuru yapıldı.
41. Hocalar Firavun'un yanına gelince “Kazanırsak ödül alacak mıyız” diye sordular.
42. Firavun: “Elbette alacaksınız. Kazanırsanız gerçekten gözüme girersiniz” dedi.
43. Musa hocalara: “Ne yapacaksanız yapın hadi!” dedi.
44. Onlar da “Firavun'un gücüne yemin olsun ki biz kazanacağız” diyerek iplerini ve değneklerini yere attılar.
45. Musa da değneğini atınca hemen onların göz aldatmacası yaptığı bütün aletlerini yuttu.
46-48. Bunun üzerine hocalar “Artık Musa'nın ve Harun'un tanrısına, tüm insanların tanrısına güveniyoruz” diyerek teslimiyet gösterdiler.
49. Firavun: “Ben size izin vermeden nasıl ona güvenirsiniz! O sadece sizden daha bilgili bir hoca! Başkaldırdığınız için ellerinizi ayaklarınızı kesip hepinizi asacağım, o zaman anlayacaksınız” dedi.
50-51. Onlar da: “Hiç önemi yok, çünkü biz Tanrı’ya teslim olduk. Ona hemen güvendiğimiz için umarız suçlarımızı bağışlar” dediler.
52. Sonra Musa'ya: “Bana boyun eğmiş olan o kişilerle birlikte gece yola çık, sizin peşinizi bırakmayacaklar” diye bildirdim.
53. Firavun asker toplamak için şehirlere görevliler gönderdi.
54-56. “Onlar bize öfkelenen bir avuç isyancı ama biz de her şeye hazırlıklı bir milletiz” dedi.
57-59. Ama en sonunda ben onları bahçelerinden, pınarlarından, servetlerinden ve lüks mekanlarından mahrum ettim ve bütün bunları Yakupoğullarına aktardım.
60. Firavun ve ordusu gün doğarken onların peşine düştü.
61. İki taraf birbirinin görüş alanına girince Musa'nın yanındakiler: “Eyvah! Bize yetişecekler” dedi.
62. Musa: “Hayır yetişemezler. Benim arkamda Tanrı var, o bana bir yol gösterir” dedi.
63. Musa'ya “Değneğini denize vur” diye bildirdim. Deniz hemen ikiye bölündü ve açılan yolun iki tarafında sular koca bir dağ gibi yükseldi.
64. Firavun ve ordusunun da oraya gelmesine izin verdim.
65. Musa'yı ve beraberindeki herkesi kurtardım.
66. Ötekileri sular altında bıraktım.
67. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
68. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
69. Onlara İbrahim'in haberini de aktar.
70. O babasına ve halkına “Siz kimlere itaat ediyorsunuz” dedi.
71. Onlar da: "Heykelini yaptığımız önderlerimize itaat ediyoruz ve onlara bağlı kalmaya devam edeceğiz" dediler.
72-73. İbrahim: “Onları çağırdığınızda sizi duyabilirler mi, size fayda veya zarar verebilirler mi” diye sordu.
74. Onlar: "Tabiki hayır. Biz atalarımızdan böyle öğrendik" dediler.
75-87. İbrahim: “Sizin ve geçmişteki atalarınızın itaat ettiği kişiler var ya, işte ben onların hiçbirine boyun eğmiyorum. Ben sadece tüm insanların tanrısı olan ve beni oluşturan, bana yol gösteren, beni yediren içiren, hastalandığımda iyileştiren, canımı alacak ve daha sonra diriltecek olan ve yargılanma günü yanlışlarımı bağışlamasını dilediğim Tanrı’ya boyun eğerim. Bana da mesajınızı gönderiniz Tanrım ve beni de düzgün insanların arasına dahil ediniz. Sonraki nesiller tarafından güzel bir şekilde anılmamı sağlayınız. Benim de mutluluk bahçelerine girmemi sağlayınız. Babamı bağışlayınız, o yoldan çıkmış birisidir. Diriliş günü beni rezil olmaktan koruyunuz” dedi.
88-89. O gün ne malın mülkün ne de çoluk çocuğun hiçbir faydası olmaz. Sadece bütün benliğiyle Tanrı’ya teslim olanlar kurtulur.
90. Sakınanlar hasbahçeye doğru götürülecek.
91. Sınırı aşanlar da cehennemle başbaşa bırakılacak.
92-93. Onlara: “Tanrı’yı bırakıp da boyun eğdikleriniz nerede hani! Sizi kurtarabiliyorlar mı, kendilerini kurtarabiliyor mı hani!” denilecek.
94-95. Benliğinin peşinde sürüklenen suçluların hepsi birden oraya fırlatılacak.
96-102. Orada “Vallahi biz çok büyük bir yanlış yapmışız. Çünkü sizi tüm insanların tanrısı ile aynı seviyeye çıkarıyorduk. Bizi bu suçlular yanlışa sürükledi. Ne bizi kurtarabileceğini sandığımız kişiler ne de bağlandığımız kişiler bizi kurtaramayacak artık. Keşke bir fırsat daha verilse de güvenen biri olsak” diyerek birbirlerini suçlayacaklar.
103. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
104. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
105. Nuh'un halkı da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
106-110. Soydaşları Nuh onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının” dedi.
111. Onlar da “Peşinden hep garibanlar geliyor, biz sana nasıl güvenelim” dediler.
112-115. Nuh: “Ben onların içini bilemem. Zaten onların yargılamasını Tanrı yapacak, bunu anlayın artık. Güvenen bu kişileri kovamam. Ben sadece net bir şekilde uyarmakla görevliyim” dedi.
116. Onlar: “Bak Nuh bu işlerden vazgeçmezsen seni buralardan kovacağız” dediler.
117-118. Nuh: “Halkım bana güvenmiyor Tanrım. Benimle onlar arasında hükmünüzü veriniz. Beni ve beraberimdeki güvenenleri kurtarınız” diye dua etti.
119. Ben de onu ve beraberindekileri yüklü bir deniz aracıyla kurtardım.
120. Diğerlerini de sular altında bıraktım.
121. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
122. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
123. Âd toplumu da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
124-135. Soydaşları Hud onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Her meydana bir anıt dikerek ömrünüzü bunun gibi boş şeylerle mi geçireceksiniz! Sanki sonsuza dek yaşayacakmışsınız gibi lüks yapılar ediniyorsunuz! Gücü ele geçirdiğinizde zorbalık yapıyorsunuz! Beni dinleyin; gördüğünüz bunca imkanları size sağlayan, size evlatlar, hayvanlar, bahçeler, kaynak suları sağlayan Tanrı’dan sakının. Beni dinleyin. Yoksa korkarım ki bir gün dehşetli bir şekilde cezalandırılırsınız” dedi.
136-138. Onlar da: “Sen bizi uyarsan da uyarmasan da bizim için farketmez. Biz atalarımızdan öğrendiğimiz dine uyuyoruz. Bu yüzden cezaya uğramayız” dediler.
139. Onlar Hud'a güvenmediler, ben de onları ortadan kaldırdım. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
140. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
141. Semud toplumu da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
142-152. Soydaşları Salih onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Siz burada güvende olduğunuzu ve bu bahçelerin kaynak sularının ekinlerin, salkım salkım meyveleri olan hurma ağaçlarının içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz! Kayalıkları yontarak kendinize ev yapıp şımarıyorsunuz! Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Ülkeyi düzeltmek yerine sömüren, sınırı aşan o kişilerin yasasına uymayın” dedi.
153-154. Onlar da: “Senin beynini yıkamışlar. Sen sadece bizim gibi sıradan bir insansın. Eğer haklıysan haydi ispatla bakalım” dediler.
155-156. Salih: “İşte size dişi bir deve! Belli günler suyu o içsin, belli günler siz için. Sakın ona kötülük yapmayın yoksa bir gün dehşetli bir şekilde cezalandırılırsınız” dedi.
157. Buna rağmen onu kestiler ve sonra bu yaptıklarına pişman edildiler.
158. Cezalandırıldılar… Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
159. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
160. Lut'un halkı da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
161-166. Soydaşları Lut onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. İnsanlar arasından, tanrınızın sizin için oluşturduğu eşlerinizi bırakıp erkeklerle mi ilişkiye giriyorsunuz! Siz gerçekten sınırı aşan bir toplumsunuz” dedi.
167. Onlar da: “Eğer bundan vazgeçmezsen seni buralardan kovacağız Lut” dediler.
168. Lut: “Yaptıklarınızdan iğreniyorum” dedi.
169. “Tanrım bizi bu pisliklerinden koruyunuz” diye dua etti.
170-171. Ben de onu ve pisliğe bulaşmış olan yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardım.
172. Diğerlerini ortadan kaldırdım.
173. Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdım ki uyarılara kulak asmayanların yağmuru felakettir.
174. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
175. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
176. Sık ormanlarla kaplı Medyen toplumu da kendileri için görevlendirilen elçiye güvenmedi.
177-184. Şuayip onlara: “Tanrı’dan sakının, ben sizin için görevlendirilmiş güvenilir bir elçiyim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının. Buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı tüm insanların tanrısı verecek. Alışverişinizde ölçüyü tam yapın, eksik ölçmeyin. Teraziyi düzgün tartın. Milletin malının değerini eksik göstermeyin. Ülkeyi berbat etmeyin. Sizi de sizden önceki nesilleri de oluşturan Tanrı’dan sakının” dedi.
185-187. Onlar da: “Senin beynini yıkamışlar. Sen sadece bizim gibi sıradan bir insansın. Senin sahtekar olduğuna inanıyoruz. Eğer haklıysan haydi bize yukarıdan bir ceza gönderilmesini sağla” dediler.
188. Şuayip: “Sizin yaptığınız her şeyi Tanrı biliyor” dedi.
189. Onlar Şuayip'e güvenmediler ve bir gün hepsini kapsayan bir cezaya çarptırıldılar. O gün çok dehşetli bir cezaya uğradılar.
190. Bunda nice ibretler var ama çoğu güvenmiyor.
191. Tanrı çok güçlü ve şefkatlidir.
192-195. Tüm insanların tanrısı bu güven verici mesajı herkesi uyarman için anlaşılır bir arapçayla senin bilincine yerleştirmektedir.
196. Bu durumdan önceki kitaplarda da bahsedilmiştir.
197. Yakupoğullarından Tanrı’nın mesajını bilen kişiler, bunu bildikleri halde neden hala kanıt isteyip duruyorlar?
198. Mesajımı arapların arasından seçtiğim bir elçiye değil de kendi aralarından seçtiğim bir elçiye gönderseydim
199. O elçi de onlara kendi dillerinde aktarım yapsaydı bile yine de güvenmezlerdi.
200. Bu yüzden onu suçluların bilincine yerleştirmiyorum.
201-202. Çünkü onlar farkında olmadan ansızın gelecek o dehşetli kıyameti görünceye kadar ona güvenmezler.
203. O zaman da "Acaba bize bir fırsat daha verilir mi" derler.
204. Şimdi benim kıyameti gerçekleştirmem için sabırsızlanıyorlar mı!
205. Şunu düşünün. Sizi asırlarca yaşatsam,
206. Sonra sizi tehdit ettiğim o şeyler başınıza gelse
207. Uzun yaşamış olmanızın size ne faydası olacak!
208-209. Ortadan kaldırdığım her bir şehre de mesaj ve uyarıcı göndermiştim. Hiçkimseye haksızlık yapmadım.
210. Bu mesajı, saptırıcılar sunmuyor.
211. Onlar asla böyle bir şey yapmaz, yapamazlar.
212. Çünkü onlar vahyi anlamaktan çok uzaktır.
213. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğme yoksa sen de cezalandırılırsın.
214. Akrabalarını ve çevrendeki diğer kişileri uyar.
215. Seni dinleyip güvenenlere kol kanat ger.
216. Eğer sana karşı çıkarlarsa: “Sizin bu yaptıklarınızla bir alakam yok benim” de.
217. Kendini çok güçlü ve şefkatli olan Tanrı’ya bırak.
218-219. Sen Tanrı’nın mesajını insanlara aktarma görevini yerine getirirken de, teslim olanlarla eğitim öğretim yaparken de o seni görüyor.
220. O her şeyi işitir ve bilir.
221. Saptırıcıların kimleri etki altına aldığını haber vereyim mi size?
222. Bütün hurafeci suçluları etki altına alırlar.
223. Çünkü onlar hakikati değil, saptırıcıların sözlerini önemserler. Halbuki onların çoğu sahtekardır.
224. Din adamlarının peşinden gidenler doğru yoldan uzaktır.
225. Baksana birçok konuda atıp tutuyorlar ama tutarlı bir sistem ortaya koyamıyorlar.
226. Kendi dediklerine kendileri bile uymuyorlar.
227. Ama Tanrı’ya güvenen, kendini düzelten, Tanrı’yı hiç unutmayan ve uğradıkları haksızlığa karşı birbirlerini savunanlar böyle değildir. Suçlular da nasıl bir sona uğrayacaklarını görecekler.