1. T, h...
2-3. Bu mesajı sana
mutsuz olman için değil, benden korkanlara bir hatırlatma olsun diye sunuyorum.
4-8. Şu koca evreni
oluşturan, her şeyin hakimi, evrenin ve içindeki her
şeyin ve yerin altındaki her şeyin sahibi, içinizdekileri dile getirmeseniz
bile gizli saklı her şeyi bilen Allah tarafından sunulmaktadır. Ondan başka
hiçkimseye boyun eğilmez. En güzel özellikler onundur.
9-10. Bak Musa'nın
haberi geldi sana: Bir ateş görmüş ve ailesine "Siz burada bekleyin, bir
ateş gördüm. Size ondan kamp ateşimiz için bir köz getiririm, hem belki ateşin
yanında yolu tarif edecek birini de bulurum” demişti.
11-17. Musa ateşin
yanına varınca, şöyle bir ses duydu: "Ben senin Tanrı’nım Musa,
ayakkabılarını çıkar çünkü şu an tertemiz Tuva vadisindesin. Seni elçi olarak
seçtim, şimdi sana bildireceklerimi dinle. Ben Tanrı'yım, benden başka
hiçkimseye boyun eğilmez. Bana boyun eğ ve benim mesajımı, öğüdümü insanlara
aktar. Vaktini tamamen gizlediğim kıyamet kesinlikle gerçekleşecek ve herkes
neyin peşinde koştuysa onun karşılığını alacak. Bu söylediklerime güvenmeyip
kafasına göre yaşayanlar seni soğutmasın yoksa sen de ateşe atılırsın. Peki şu
elindeki ne Musa?"
18. Musa da "O
benim değneğim. Ona yaslanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkelerim ve daha
birçok işime yarar" dedi.
19. "Elinden
at onu Musa" dedi.
20. Musa değneğini
yere atınca canlı bir yılan haline geldi.
21-24. "Korkma
al onu, eski haline çevireceğim. Şimdi de elini koynuna sok, hastalık sebebiyle
olmaksızın, bir diğer mucize olarak bembeyaz çıkacak. İşte böylece sana büyük
bir mucize göstermiş oluyorum. Firavun'un yanına git, o gerçekten sınırı
aştı" dedi.
25-35. Musa
"İçimi rahatlatın Tanrım, işimi kolaylaştırın ve akıcı konuşmamı sağlayın
ki söyleyeceklerimi iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana yardımcı
yapın. Beni onunla güçlendirin. Onu bu görevimde bana ortak yapın ki mesajınızı
daha çok kişiye aktaralım, daha çok kişiye anlatalım. Siz durumumuzu
görüyorsunuz" dedi.
36-44.
"İsteklerin yerine geldi Musa. Sana daha önce de iyilikte bulunmuştum.
Annene 《Bebeği bir sandığın içine koy ve denize bırak. Su
onu sahile götürecek. Hem benim hem onun düşmanı olan birisi bebeği alacak》 diye bildirdim. Seni memnuniyetle yetiştirsinler
diye onların kalbinde sana karşı bir şefkat oluşturdum. Ablan onların yanına
gidip 《Ona dadılık yapacak birini buluvereyim mi size》 dedi. Böylece annen üzülmesin, ferahlasın diye
seni ona kavuşturdum. Sonra sen birini öldürdün ve ben de seni bu sorundan
kurtardım. Ve seni birçok kez denedim. Senelerce Medyen'lilerin arasında
yaşadın. Sonra buraya kadar geldin işte Musa. Ben seni kendime elçi olarak
seçtim. Şimdi kardeşini de yanına alarak sana verdiğim mucizelerle birlikte
gidin, mesajlarımı aktarma konusunda cesaretsiz olmayın. Firavun'a gidin, o
sınırı aştı. Onunla sert konuşmayın, belki aklını başına alır veya biraz
çekinir."
45. Onlar da
"Onun bize aşırı tepki vermesinden ve gaddarca davranmasından çekiniyoruz Tanrım"
dediler.
46-48.
"Korkmayın sizin arkanızda ben varım, her şeyi görüyor ve duyuyorum. Onun
yanına gidin ve 《Biz Tanrı’nın elçileriyiz, Yakupoğullarına acı
çektirme, onların bizimle birlikte gelmesine izin ver. Sana Tanrı’dan mucizeler
getirdik. Bize şöyle bildirildi: Bu doğru yol çağrısına uyan kurtulur.
Güvenmeyen ve sırt çevirenler de cezalandırılır》 deyin."
49. Firavun:
"Sizin Tanrınız kimmiş Musa!" dedi.
50. Musa:
"Bizim Tanrımız her şeyi yaratıp yol gösterendir" dedi.
51. Bunun üzerine
Firavun: "E o zaman bizden önceki nesillerin durumu ne olacak?" diye
sordu.
52. Musa:
"Onlarla ilgili bütün bilgiler Tanrı tarafından kaydedilmiştir, Tanrı asla
yanılmaz ve unutmaz" dedi.
53-54. O, dünyayı
sizin için bir yuva haline getirmiş ve dünyaya sizin için birçok imkanlar
koymuştur. Yukarıdan yağmur yağdırıp o suyla kendi yediğiniz ve hayvanlarınızı
da otlattığınız her çeşit bitkiden türlü türlü oluşturmaktadır. Akıllılar için
bunda nice ibretler vardır.
55. İşte sizi de
yeryüzünden oluşturdum, sonra sizi tekrar toprak haline getireceğim ve daha
sonra sizi tekrar topraktan çıkaracağım.
56. Firavun'a da
her türlü mucizemi göstermiştim ama o güvenmedi, sırt çevirdi.
57-58. "Sen
yaptığın bu sihirlerle ülkeme el koymaya mı çalışıyorsun Musa. Ben de sana
seninki gibi bir sihirle karşılık vereceğim. İkimiz için de uygun olan bir
karşılaşma zamanı ve yeri belirle" dedi.
59. Musa
"Karşılaşma zamanımız önümüzdeki festival günü olsun ve bütün herkes
toplansın" dedi.
60. Firavun da
oradan ayrıldı, planını kurdu ve sonra geldi.
61. Musa onlara
şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Tanrı'nın adını kullanarak yalan
uydurmayın. Yoksa sizi cezalandırarak kökünüzü kurutur. Onun adını kullanarak
yalan uyduranlar mahvolur!"
62. Onlar da kendi
aralarında konuşarak durum değerlendirmesi yapmaya başladılar.
63-64. "Bunlar
yaptığı sihirlerle ülkenize el koymak ve hak dininizi bozmak isteyen iki
sihirbaz. Biz de bütün hazırlıklarımızı yapıp güçlerimizi birleştirelim. Bugün
kim yenerse büyük bir zafer kazanmış olacak" dediler.
65. Ve daha sonra
şöyle dediler: "İlk önce sen mi başlayacaksın yoksa biz mi başlayalım
Musa?"
66. Musa da:
"Önce siz başlayın" dedi. Onlar başlayınca, ipleri ve çubukları
yaptıkları aldatmacadan dolayı hareket ediyormuş gibi göründü.
67. Bu yüzden Musa
da içinden bir tedirginlik hissetti.
68-69. Ben de ona
şöyle dedim: "Korkma, sen kazanacaksın. Elindekini at, onların
yaptıklarını yutacak. Onların yaptığı sadece sihirbaz hilesi. Hocaların yaptığı
bu tür sihirbazlıklar hiçbir işe yaramaz."
70. Ve sonra
hocalar "Musa ve Harun'un tanrısına güveniyoruz artık" diyerek teslim
oldular.
71. Firavun
"Ben size izin vermeden nasıl ona güvenirsiniz! O sadece sizden daha
bilgili bir hoca! Başkaldırdığınız için ellerinizi ayaklarınızı kesip sizi hurma
ağaçlarına asacağım, hangimizin daha kalıcı ve cezasının daha sert olduğunu
anlayacaksınız" dedi.
72-73. Onlar da
"Bize gelen bu apaçık kanıtlara ve yaratıcımıza karşı seni tercih
edemeyiz. Hakkımızda ne hüküm verirsen ver, senin hükmün sadece bu diriliş
öncesi hayatta geçer. Biz Tanrı’ya güveniyoruz. Umarız yanlışlarımızı ve bize
yaptırdığın sihirleri bağışlar. Üstün ve kalıcı olan Tanrı'dır" dediler.
74. Kim Tanrı’nın
karşısına suçlu olarak gelirse, onun cezası cehennemdir, orada asla rahat bir
nefes alamaz fakat ölemez de…
75-76. Tanrı’nın
karşısına ona güvenmiş ve kendini düzeltmiş bir şekilde gelenler de çok
görkemli bir yere; içlerinden dereler akan ve sonsuza dek kalacakları
ölümsüzlük bahçelerine girecekler. Kendini arındıranların mükafatı da işte
budur!
77. Sonra Musa'ya
"Bana boyun eğmiş olan o kişilerle birlikte gece yola çık, değneğini
denize vur ve kuru bir yol aç, yakalanırım diye korkup endişelenme" diye
bildirdim.
78. Firavun da
askerleriyle birlikte onların peşine düştü. Ama sonra deniz onların hepsini
birden kaplayıp yuttu.
79. Firavun halkını
kurtuluşa değil felakete sürükledi.
80-82. Ey
Yakupoğulları, ben sizi düşmanınızdan işte böyle kurtarmıştım. Sizi o dağın
eteğine yerleştirip bir söz vermiştim. "Size geçimlik olarak sağladığım
sağlıklı şeyleri yiyin, koyduğum sınırları aşmayın, yoksa size öfkelenirim.
Benim öfkelendiğim kişiler de mahvolur. Yaptıklarından vazgeçip bana güvenen,
kendini düzeltip doğru yola girenleri bağışlarım" diyerek size değerli bir
mesaj sunmuştum.
83. "Sen neden
arkadaşlarından önce geldin Musa" diye sordu.
84. O da
"Onlar peşimden geliyorlar. Ben seni memnun etmek için çabucak geldim Tanrım"
dedi.
85. "Sen
onların yanından ayrıldıktan sonra halkını sınadım. Rivayetçi onları yanlışa
sürükledi" dedi.
86. Bunun üzerine
Musa üzgün ve öfkeli bir şekilde halkının yanına döndü ve “Tanrı’nın size
verdiği sözü beğenmediniz mi, yoksa bu sözün süresi size çok mu uzun geldi, Tanrı’nın
size öfkelenmesini mi istiyorsunuz da bana verdiğiniz sözden caydınız!” dedi.
87. Onlar da
"Sana verdiğimiz sözden durup dururken caymadık, biz Mısır'dan çıkarken
yanımıza aldığımız takıları eritmek için ateşe atmıştık, bizimle birlikte
rivayetçi de attı" dediler.
88. Ondan sonra
rivayetçi erimiş altını kalıba dökerek onlara uyduruk bir kutsal sığır heykeli
yaptı. "Sizin de Musa'nın da tanrısı işte bu ama o bunu önemsemiyor"
dedi.
89. Onlar bu
heykelin kendilerine cevap veremediğini, başlarına gelecek herhangi bir kötülüğü
veya iyiliği kontrol edemediğini bilmiyorlar mıydı!
90. Harun da bundan
önce onlara "Ey halkım, o sizi bununla kandırdı. Sizin tek tanrınız
Allah'tır. Bana uyun, sözümü dinleyin" demişti.
91. Onlar da
"Musa yanımıza dönünceye kadar ona bağlanmaktan vazgeçmeyeceğiz"
dediler.
92-93. Musa Harun'a
"Onların yoldan çıktığını görünce neden peşimden gelmedin, sen de mi benim
sözüme karşı çıktın yoksa" dedi.
94. Harun da
"Saçımı sakalımı bırak canım kardeşim, senin bana Yakupoğulları arasında
ayrılık çıkardın, sözümü dinlemedin demenden çekindim" dedi.
95. Musa "Peki
sen ne yaptın rivayetçi" dedi.
96. O da "Ben
onların bilmediklerini biliyorum. Bu yüzden o elçinin bastığı topraktan bir
avuç alarak ateşe atttım. Aklıma böyle bir fikir geldi" dedi.
97-98. Musa
"Defol git, sen ömrün boyunca cüzzam olup toplumdan soyutlanacaksın. Asla
kaçamayacağın diriliş günü de seni bekliyor. Tanrı deyip bağlanmaktan bir türlü
vazgeçmediğin şu heykele bak. Onu paramparça edip denize savuracağız! Sizin
tanrınız tektir, ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. O her şeyi bilir"
dedi.
99. İşte böylece
önceki nesillerin bazı olaylarını sana anlatmış oluyorum. Sana da kendi
tarafımdan bir mesaj gönderiyorum.
100-101. Kim benim
mesajıma sırt çevirirse, diriliş günü başı büyük belaya girecek ve sonsuza
kadar kurtulamayacak. Diriliş günü girecekleri bela ne kötü!
102. O gün ferman
çıkarılacak ve o gün suçluları bunalıma girmiş bir halde toplayacağım.
103. Kendi
aralarında fısıldaşarak "Sanki on gün yaşamış gibiyiz" derler.
104. Onların
bahsettiği bu sürenin ne kadar olduğunu sadece ben biliyorum ama o gün
"Sadece bir gün yaşamış gibiyiz" diyen doğruya en yakın sözü söylemiş
olur.
105-107. Bazıları
da sana "Peki dağlar ne olacak" diye soruyor. Onlara şunu söyle:
"Tanrı onları paramparça edecek. Bomboş bir arazi haline getirecek. Ne bir
çukur ne de bir tümsek göremeyeceksin."
108. O gün,
kendisinden kaçmanın mümkün olmadığı çağırma görevlisinin peşinden gidecekler.
Allah'ın huzurunda herkes sesini kısacak. Ayak seslerinden başka hiçbir ses
duymayacaksın.
109. O gün hiçkimse
kimseyi kurtaramayacak, sadece Allah'ın söz verdiği kişiler yani hayatlarından
hoşnut olduğu kişiler kurtulabilecek.
110. O sizin gizli
ve açık her halinizi ve sizin bilemediğiniz her şeyi bilir.
111. Hep diri olan
ve her şeyin hakimi Tanrı'nın huzurunda bütün başlar öne eğilecek. Suç
işleyerek yaşamış olanlar mahvolacak.
112. Ama ona
güvenen ve kendini düzeltenler ne hakkını alamamaktan ne de mükafatlarının
eksik verilmesinden endişe etmesinler.
113. İşte böylece
sana da arapça bir mesaj sunuyorum. Kendileri için bir öğüt olsun ve benden
sakınsınlar diye onlara verdiğim sözleri detaylı olarak açıkladım.
114. Tam anlamıyla
gerçek bir hükümdar olan Tanrı çok yücedir. Bu mesajın sana bildirilmesi
tamamlanmadan acele etme. "Tanrım bilgimi artır " de.
115. İnsanla bir
anlaşma yaptım ama o bunu önemsemedi, onda bir kararlılık göremedim.
116. Ben doğa
güçlerine insana hizmet etmelerini söyledim. Onlar insana hizmet ediyorlar ama
kendi benliği ona hizmet etmiyor, baş kaldırıyor.
117-119. “Ey
insanlar benliğiniz size düşmandır. Dikkat edin benliğiniz sizin hasbahçe
mükafatını kazanmanıza engel olmasın, yoksa çok mutsuz olursunuz. Ama orada
asla aç susuz evsiz yurtsuz kalmayacaksınız.”
120. Ama
saptırıcılar: “Tanrı’nın koyduğu bu yasaklar güç sahibi olmanızı, rahat bir
hayat sürmenizi engelliyor” diyerek onu kışkırtıyorlar.
121. O ilkeleri
çiğnediklerinde, kötü yanları ortaya çıkmış oluyor ve hemen yaptıkları yanlışın
üstünü mantıklı mazeretlerle örtmeye başlıyorlar. İşte böylece insan Tanrı’ya karşı
gelerek yanlış yapıyor.
122. Tanrı ona
acıyarak mesajını sunuyor ve ona doğru yolu gösteriyor.
123-124.
"Hepiniz o halde kalın. Siz birbirinize düşmansınız. Benim doğru yolu
gösteren mesajıma uyanlar şaşmaz ve zarara uğramaz. Benim mesajımı
önemsemeyenleri de çok sıkıntılı günler bekliyor; diriliş günü onları kör
olarak dirilteceğim.”
125. Onlar da
"Tanrım ben gözleri gören biriydim, beni neden kör olarak dirilttin"
der.
126. Ben de
"Çünkü sana benim mesajım ulaştığında onları önemsemiyordun, artık ben de
seni önemsemeyeceğim" derim.
127. İşte böyle Tanrı’nın
mesajına güvenmeyip haddini aşanları cezalandıracağım, diriliş sonrasındaki
ceza çok kötü olacak ve sonsuza kadar sürecek.
128. Onların
eskiden yaşamış olduğu yerleri gezdiğiniz halde, kendinizden önce nice
toplumları ortadan kaldırmam sizi doğruya yöneltmiyor mu! Akıllılar için onlar
bir ibrettir.
129. Tanrı bir söz
vermiş yani bir süre belirlemiş olmasaydı siz de paçanızı kurtaramazdınız.
130. Onlar ne derse
desin sen Tanrı’ya bağlan, sabah akşam gece gündüz onun hükmüne uy, böylece onu
memnun etmiş olursun.
131. İnsanlardan
bazılarına kendilerini denemek için faydalandırdığım diriliş öncesi hayatın
süslerine özenme. Çünkü Tanrı’nın vereceği şeyler onlardan daha üstündür ve
sonsuza kadar sürecektir.
132. Sana uyanlara
onun mesajına bağlanmalarını nasihat et. Bunları yapmakla bana bir fayda
sağlamayacaksın, sana fayda sağlayan benim. Zafer benden sakınanların
olacaktır.
133. Bazıları da
önceki kitaplarda bahsedilen elçinin geldiğini gördüğü halde hâla "Onun
bize Tanrı’dan bir mucize göstermesi gerekir" diyorlar.
134. Ama onları bu
elçiyi göndermeden cezalandırıp ortadan kaldırsaydım, "Tanrım bize de bir
elçi gönderseydin de aşağılanıp rezil olmadan önce senin mesajına uysaydık"
derlerdi.
135. Onlara şunu söyle:
"Herkes gelecek adına bir beklenti içinde, madem öyle bekleyin bakalım.
Kimin doğru yolda olduğunu, kimin Tanrı'nın gösterdiği yola girdiğini
anlayacaksınız!"