.

.
.

5 Kasım 2016

Taha Suresi

1. T, h...
2-3. Bu mesajı sana mutsuz olman için değil, benden korkanlara bir hatırlatma olsun diye sunuyorum.
4-8. Şu koca evreni oluşturan, her şeyin hakimi, evrenin ve içindeki her şeyin ve yerin altındaki her şeyin sahibi, içinizdekileri dile getirmeseniz bile gizli saklı her şeyi bilen Allah tarafından sunulmaktadır. Ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. En güzel özellikler onundur.
9-10. Bak Musa'nın haberi geldi sana: Bir ateş görmüş ve ailesine "Siz burada bekleyin, bir ateş gördüm. Size ondan kamp ateşimiz için bir köz getiririm, hem belki ateşin yanında yolu tarif edecek birini de bulurum” demişti.
11-17. Musa ateşin yanına varınca, şöyle bir ses duydu: "Ben senin Tanrı’nım Musa, ayakkabılarını çıkar çünkü şu an tertemiz Tuva vadisindesin. Seni elçi olarak seçtim, şimdi sana bildireceklerimi dinle. Ben Tanrı'yım, benden başka hiçkimseye boyun eğilmez. Bana boyun eğ ve benim mesajımı, öğüdümü insanlara aktar. Vaktini tamamen gizlediğim kıyamet kesinlikle gerçekleşecek ve herkes neyin peşinde koştuysa onun karşılığını alacak. Bu söylediklerime güvenmeyip kafasına göre yaşayanlar seni soğutmasın yoksa sen de ateşe atılırsın. Peki şu elindeki ne Musa?"
18. Musa da "O benim değneğim. Ona yaslanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkelerim ve daha birçok işime yarar" dedi.
19. "Elinden at onu Musa" dedi.
20. Musa değneğini yere atınca canlı bir yılan haline geldi.
21-24. "Korkma al onu, eski haline çevireceğim. Şimdi de elini koynuna sok, hastalık sebebiyle olmaksızın, bir diğer mucize olarak bembeyaz çıkacak. İşte böylece sana büyük bir mucize göstermiş oluyorum. Firavun'un yanına git, o gerçekten sınırı aştı" dedi.
25-35. Musa "İçimi rahatlatın Tanrım, işimi kolaylaştırın ve akıcı konuşmamı sağlayın ki söyleyeceklerimi iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana yardımcı yapın. Beni onunla güçlendirin. Onu bu görevimde bana ortak yapın ki mesajınızı daha çok kişiye aktaralım, daha çok kişiye anlatalım. Siz durumumuzu görüyorsunuz" dedi.
36-44. "İsteklerin yerine geldi Musa. Sana daha önce de iyilikte bulunmuştum. Annene Bebeği bir sandığın içine koy ve denize bırak. Su onu sahile götürecek. Hem benim hem onun düşmanı olan birisi bebeği alacak diye bildirdim. Seni memnuniyetle yetiştirsinler diye onların kalbinde sana karşı bir şefkat oluşturdum. Ablan onların yanına gidip Ona dadılık yapacak birini buluvereyim mi size dedi. Böylece annen üzülmesin, ferahlasın diye seni ona kavuşturdum. Sonra sen birini öldürdün ve ben de seni bu sorundan kurtardım. Ve seni birçok kez denedim. Senelerce Medyen'lilerin arasında yaşadın. Sonra buraya kadar geldin işte Musa. Ben seni kendime elçi olarak seçtim. Şimdi kardeşini de yanına alarak sana verdiğim mucizelerle birlikte gidin, mesajlarımı aktarma konusunda cesaretsiz olmayın. Firavun'a gidin, o sınırı aştı. Onunla sert konuşmayın, belki aklını başına alır veya biraz çekinir."
45. Onlar da "Onun bize aşırı tepki vermesinden ve gaddarca davranmasından çekiniyoruz Tanrım" dediler.
46-48. "Korkmayın sizin arkanızda ben varım, her şeyi görüyor ve duyuyorum. Onun yanına gidin ve Biz Tanrı’nın elçileriyiz, Yakupoğullarına acı çektirme, onların bizimle birlikte gelmesine izin ver. Sana Tanrı’dan mucizeler getirdik. Bize şöyle bildirildi: Bu doğru yol çağrısına uyan kurtulur. Güvenmeyen ve sırt çevirenler de cezalandırılır deyin."
49. Firavun: "Sizin Tanrınız kimmiş Musa!" dedi.
50. Musa: "Bizim Tanrımız her şeyi yaratıp yol gösterendir" dedi.
51. Bunun üzerine Firavun: "E o zaman bizden önceki nesillerin durumu ne olacak?" diye sordu.
52. Musa: "Onlarla ilgili bütün bilgiler Tanrı tarafından kaydedilmiştir, Tanrı asla yanılmaz ve unutmaz" dedi.
53-54. O, dünyayı sizin için bir yuva haline getirmiş ve dünyaya sizin için birçok imkanlar koymuştur. Yukarıdan yağmur yağdırıp o suyla kendi yediğiniz ve hayvanlarınızı da otlattığınız her çeşit bitkiden türlü türlü oluşturmaktadır. Akıllılar için bunda nice ibretler vardır.
55. İşte sizi de yeryüzünden oluşturdum, sonra sizi tekrar toprak haline getireceğim ve daha sonra sizi tekrar topraktan çıkaracağım.
56. Firavun'a da her türlü mucizemi göstermiştim ama o güvenmedi, sırt çevirdi.
57-58. "Sen yaptığın bu sihirlerle ülkeme el koymaya mı çalışıyorsun Musa. Ben de sana seninki gibi bir sihirle karşılık vereceğim. İkimiz için de uygun olan bir karşılaşma zamanı ve yeri belirle" dedi.
59. Musa "Karşılaşma zamanımız önümüzdeki festival günü olsun ve bütün herkes toplansın" dedi.
60. Firavun da oradan ayrıldı, planını kurdu ve sonra geldi.
61. Musa onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Tanrı'nın adını kullanarak yalan uydurmayın. Yoksa sizi cezalandırarak kökünüzü kurutur. Onun adını kullanarak yalan uyduranlar mahvolur!"
62. Onlar da kendi aralarında konuşarak durum değerlendirmesi yapmaya başladılar.
63-64. "Bunlar yaptığı sihirlerle ülkenize el koymak ve hak dininizi bozmak isteyen iki sihirbaz. Biz de bütün hazırlıklarımızı yapıp güçlerimizi birleştirelim. Bugün kim yenerse büyük bir zafer kazanmış olacak" dediler.
65. Ve daha sonra şöyle dediler: "İlk önce sen mi başlayacaksın yoksa biz mi başlayalım Musa?"
66. Musa da: "Önce siz başlayın" dedi. Onlar başlayınca, ipleri ve çubukları yaptıkları aldatmacadan dolayı hareket ediyormuş gibi göründü.
67. Bu yüzden Musa da içinden bir tedirginlik hissetti.
68-69. Ben de ona şöyle dedim: "Korkma, sen kazanacaksın. Elindekini at, onların yaptıklarını yutacak. Onların yaptığı sadece sihirbaz hilesi. Hocaların yaptığı bu tür sihirbazlıklar hiçbir işe yaramaz."
70. Ve sonra hocalar "Musa ve Harun'un tanrısına güveniyoruz artık" diyerek teslim oldular.
71. Firavun "Ben size izin vermeden nasıl ona güvenirsiniz! O sadece sizden daha bilgili bir hoca! Başkaldırdığınız için ellerinizi ayaklarınızı kesip sizi hurma ağaçlarına asacağım, hangimizin daha kalıcı ve cezasının daha sert olduğunu anlayacaksınız" dedi.
72-73. Onlar da "Bize gelen bu apaçık kanıtlara ve yaratıcımıza karşı seni tercih edemeyiz. Hakkımızda ne hüküm verirsen ver, senin hükmün sadece bu diriliş öncesi hayatta geçer. Biz Tanrı’ya güveniyoruz. Umarız yanlışlarımızı ve bize yaptırdığın sihirleri bağışlar. Üstün ve kalıcı olan Tanrı'dır" dediler.
74. Kim Tanrı’nın karşısına suçlu olarak gelirse, onun cezası cehennemdir, orada asla rahat bir nefes alamaz fakat ölemez de…
75-76. Tanrı’nın karşısına ona güvenmiş ve kendini düzeltmiş bir şekilde gelenler de çok görkemli bir yere; içlerinden dereler akan ve sonsuza dek kalacakları ölümsüzlük bahçelerine girecekler. Kendini arındıranların mükafatı da işte budur!
77. Sonra Musa'ya "Bana boyun eğmiş olan o kişilerle birlikte gece yola çık, değneğini denize vur ve kuru bir yol aç, yakalanırım diye korkup endişelenme" diye bildirdim.
78. Firavun da askerleriyle birlikte onların peşine düştü. Ama sonra deniz onların hepsini birden kaplayıp yuttu.
79. Firavun halkını kurtuluşa değil felakete sürükledi.
80-82. Ey Yakupoğulları, ben sizi düşmanınızdan işte böyle kurtarmıştım. Sizi o dağın eteğine yerleştirip bir söz vermiştim. "Size geçimlik olarak sağladığım sağlıklı şeyleri yiyin, koyduğum sınırları aşmayın, yoksa size öfkelenirim. Benim öfkelendiğim kişiler de mahvolur. Yaptıklarından vazgeçip bana güvenen, kendini düzeltip doğru yola girenleri bağışlarım" diyerek size değerli bir mesaj sunmuştum.
83. "Sen neden arkadaşlarından önce geldin Musa" diye sordu.
84. O da "Onlar peşimden geliyorlar. Ben seni memnun etmek için çabucak geldim Tanrım" dedi.
85. "Sen onların yanından ayrıldıktan sonra halkını sınadım. Rivayetçi onları yanlışa sürükledi" dedi.
86. Bunun üzerine Musa üzgün ve öfkeli bir şekilde halkının yanına döndü ve “Tanrı’nın size verdiği sözü beğenmediniz mi, yoksa bu sözün süresi size çok mu uzun geldi, Tanrı’nın size öfkelenmesini mi istiyorsunuz da bana verdiğiniz sözden caydınız!” dedi.
87. Onlar da "Sana verdiğimiz sözden durup dururken caymadık, biz Mısır'dan çıkarken yanımıza aldığımız takıları eritmek için ateşe atmıştık, bizimle birlikte rivayetçi de attı" dediler.
88. Ondan sonra rivayetçi erimiş altını kalıba dökerek onlara uyduruk bir kutsal sığır heykeli yaptı. "Sizin de Musa'nın da tanrısı işte bu ama o bunu önemsemiyor" dedi.
89. Onlar bu heykelin kendilerine cevap veremediğini, başlarına gelecek herhangi bir kötülüğü veya iyiliği kontrol edemediğini bilmiyorlar mıydı!
90. Harun da bundan önce onlara "Ey halkım, o sizi bununla kandırdı. Sizin tek tanrınız Allah'tır. Bana uyun, sözümü dinleyin" demişti.
91. Onlar da "Musa yanımıza dönünceye kadar ona bağlanmaktan vazgeçmeyeceğiz" dediler.
92-93. Musa Harun'a "Onların yoldan çıktığını görünce neden peşimden gelmedin, sen de mi benim sözüme karşı çıktın yoksa" dedi.
94. Harun da "Saçımı sakalımı bırak canım kardeşim, senin bana Yakupoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü dinlemedin demenden çekindim" dedi.
95. Musa "Peki sen ne yaptın rivayetçi" dedi.
96. O da "Ben onların bilmediklerini biliyorum. Bu yüzden o elçinin bastığı topraktan bir avuç alarak ateşe atttım. Aklıma böyle bir fikir geldi" dedi.
97-98. Musa "Defol git, sen ömrün boyunca cüzzam olup toplumdan soyutlanacaksın. Asla kaçamayacağın diriliş günü de seni bekliyor. Tanrı deyip bağlanmaktan bir türlü vazgeçmediğin şu heykele bak. Onu paramparça edip denize savuracağız! Sizin tanrınız tektir, ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. O her şeyi bilir" dedi.
99. İşte böylece önceki nesillerin bazı olaylarını sana anlatmış oluyorum. Sana da kendi tarafımdan bir mesaj gönderiyorum.
100-101. Kim benim mesajıma sırt çevirirse, diriliş günü başı büyük belaya girecek ve sonsuza kadar kurtulamayacak. Diriliş günü girecekleri bela ne kötü!
102. O gün ferman çıkarılacak ve o gün suçluları bunalıma girmiş bir halde toplayacağım.
103. Kendi aralarında fısıldaşarak "Sanki on gün yaşamış gibiyiz" derler.
104. Onların bahsettiği bu sürenin ne kadar olduğunu sadece ben biliyorum ama o gün "Sadece bir gün yaşamış gibiyiz" diyen doğruya en yakın sözü söylemiş olur.
105-107. Bazıları da sana "Peki dağlar ne olacak" diye soruyor. Onlara şunu söyle: "Tanrı onları paramparça edecek. Bomboş bir arazi haline getirecek. Ne bir çukur ne de bir tümsek göremeyeceksin."
108. O gün, kendisinden kaçmanın mümkün olmadığı çağırma görevlisinin peşinden gidecekler. Allah'ın huzurunda herkes sesini kısacak. Ayak seslerinden başka hiçbir ses duymayacaksın.
109. O gün hiçkimse kimseyi kurtaramayacak, sadece Allah'ın söz verdiği kişiler yani hayatlarından hoşnut olduğu kişiler kurtulabilecek.
110. O sizin gizli ve açık her halinizi ve sizin bilemediğiniz her şeyi bilir.
111. Hep diri olan ve her şeyin hakimi Tanrı'nın huzurunda bütün başlar öne eğilecek. Suç işleyerek yaşamış olanlar mahvolacak.
112. Ama ona güvenen ve kendini düzeltenler ne hakkını alamamaktan ne de mükafatlarının eksik verilmesinden endişe etmesinler.
113. İşte böylece sana da arapça bir mesaj sunuyorum. Kendileri için bir öğüt olsun ve benden sakınsınlar diye onlara verdiğim sözleri detaylı olarak açıkladım.
114. Tam anlamıyla gerçek bir hükümdar olan Tanrı çok yücedir. Bu mesajın sana bildirilmesi tamamlanmadan acele etme. "Tanrım bilgimi artır " de.
115. İnsanla bir anlaşma yaptım ama o bunu önemsemedi, onda bir kararlılık göremedim.
116. Ben doğa güçlerine insana hizmet etmelerini söyledim. Onlar insana hizmet ediyorlar ama kendi benliği ona hizmet etmiyor, baş kaldırıyor.
117-119. “Ey insanlar benliğiniz size düşmandır. Dikkat edin benliğiniz sizin hasbahçe mükafatını kazanmanıza engel olmasın, yoksa çok mutsuz olursunuz. Ama orada asla aç susuz evsiz yurtsuz kalmayacaksınız.”
120. Ama saptırıcılar: “Tanrı’nın koyduğu bu yasaklar güç sahibi olmanızı, rahat bir hayat sürmenizi engelliyor” diyerek onu kışkırtıyorlar.
121. O ilkeleri çiğnediklerinde, kötü yanları ortaya çıkmış oluyor ve hemen yaptıkları yanlışın üstünü mantıklı mazeretlerle örtmeye başlıyorlar. İşte böylece insan Tanrı’ya karşı gelerek yanlış yapıyor.
122. Tanrı ona acıyarak mesajını sunuyor ve ona doğru yolu gösteriyor.
123-124. "Hepiniz o halde kalın. Siz birbirinize düşmansınız. Benim doğru yolu gösteren mesajıma uyanlar şaşmaz ve zarara uğramaz. Benim mesajımı önemsemeyenleri de çok sıkıntılı günler bekliyor; diriliş günü onları kör olarak dirilteceğim.”
125. Onlar da "Tanrım ben gözleri gören biriydim, beni neden kör olarak dirilttin" der.
126. Ben de "Çünkü sana benim mesajım ulaştığında onları önemsemiyordun, artık ben de seni önemsemeyeceğim" derim.
127. İşte böyle Tanrı’nın mesajına güvenmeyip haddini aşanları cezalandıracağım, diriliş sonrasındaki ceza çok kötü olacak ve sonsuza kadar sürecek.
128. Onların eskiden yaşamış olduğu yerleri gezdiğiniz halde, kendinizden önce nice toplumları ortadan kaldırmam sizi doğruya yöneltmiyor mu! Akıllılar için onlar bir ibrettir.
129. Tanrı bir söz vermiş yani bir süre belirlemiş olmasaydı siz de paçanızı kurtaramazdınız.
130. Onlar ne derse desin sen Tanrı’ya bağlan, sabah akşam gece gündüz onun hükmüne uy, böylece onu memnun etmiş olursun.
131. İnsanlardan bazılarına kendilerini denemek için faydalandırdığım diriliş öncesi hayatın süslerine özenme. Çünkü Tanrı’nın vereceği şeyler onlardan daha üstündür ve sonsuza kadar sürecektir.
132. Sana uyanlara onun mesajına bağlanmalarını nasihat et. Bunları yapmakla bana bir fayda sağlamayacaksın, sana fayda sağlayan benim. Zafer benden sakınanların olacaktır.
133. Bazıları da önceki kitaplarda bahsedilen elçinin geldiğini gördüğü halde hâla "Onun bize Tanrı’dan bir mucize göstermesi gerekir" diyorlar.
134. Ama onları bu elçiyi göndermeden cezalandırıp ortadan kaldırsaydım, "Tanrım bize de bir elçi gönderseydin de aşağılanıp rezil olmadan önce senin mesajına uysaydık" derlerdi.
135. Onlara şunu söyle: "Herkes gelecek adına bir beklenti içinde, madem öyle bekleyin bakalım. Kimin doğru yolda olduğunu, kimin Tanrı'nın gösterdiği yola girdiğini anlayacaksınız!"