.

.
.

10 Ocak 2017

Enbiya Suresi


1. İnsanların yargılanma vakti hızla yaklaşıyor ama hiç umurlarında değil.
2. Onlara ne zaman Tanrı’dan yeni bir mesaj gelse, kulak asmıyorlar.
3. Önemsemiyorlar. O suçlular kendi aralarında konuşarak: "O da sizin gibi sıradan bir insan. Göz göre göre ona nasıl aldanıyorsunuz?" diyerek birini ikna etmeye çalıştılar.
4. O da: "Tanrı her yerde konuşulanları bilir. O her şeyi işitir ve bilir" dedi.
5. Ama onlar inatla devam ederek: "Hayır, Muhammed’in bu söyledikleri onun gördüğü karmakarışık hayalleridir, onu kendisi uyduruyor. O sadece bir din adamı. Eğer gerçekten Tanrı'nın elçisi olsaydı, önceki elçiler gibi bize bir mucize göstermesi gerekirdi" dediler.
6. Onlardan önce ortadan kaldırdığımız toplumlar bütün o mucizelere rağmen güvenmemişlerdi. Şimdi bunlar mı güvenecekmiş!
7. Senden önce görevlendirdiğim elçiler de sıradan kişilerdi. Bunu bilmiyorsanız, önceki mesajlara muhatap olan toplumlardan araştırabilirsiniz.
8. Ben onları yiyip içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda oluşturmadım ve onların hiçbiri ölümsüz değildi.
9. Daha sonra onlara vermiş olduğum sözü tutarak onları ve dilediğim kişileri kurtardım. Sınırı aşanları da ortadan kaldırdım.
10. İşte size de öğüt olarak bu mesajı sunuyorum. Keşke farkına varsanız.
11. Nice toplumları suçlu oldukları için ortadan kaldırdım ve onların ardından başka toplumlar oluşturdum.
12. Cezamı gördüklerinde kaçmaya çalışıyorlardı.
13. Onlara: "Kaçmayın, keyif sürdüğünüz yurdunuzda bekleyin. İcabınıza bakılacak!" denildi.
14. "Eyvah şimdi yandık! Gerçekten biz suçluymuşuz" diye feryat ettiler.
15. Ölüp gidene kadar böyle sızlandılar.
16. Ben evreni ve içindekileri boş yere oluşturmadım.
17. Eğer boş yere oyalanmak isteseydim, bunu sizi oluşturmadan kendi başıma yapabilirdim.
18. Hayır, böyle bir şey yok. Ben gerçeği ortaya koyarak yalanı ortadan kaldırırım. Bu iddialarınızdan dolayı acı bir cezaya çarptırılacaksınız.
19. Bütün evren ona aittir. Onun yanındakiler, ona itaat etmekten çekinmez ve vazgeçmezler.
20. Gece gündüz sürekli onun hükmünü yerine getirirler.
21. Kimi insanlar kendilerini kurtarmaları ümidiyle dünyadaki bazı kişilere boyun eğiyorlar.
22. Eğer evrenin Tanrı'dan başka bir hakimi olsaydı evren harap olurdu. Her şeyin hakimi Tanrı'nın onların bu iddialarıyla hiçbir alakası yoktur.
23. Yaptıklarından dolayı hiçkimse Tanrı'yı yargılayamaz ama siz yargılanacaksınız.
24. Bazıları onu bırakıp başkalarına boyun eğiyorlar. Onlara: "Haydi iddialarınızı kanıtlayın bakalım. Hem bana güvenenlere bir öğüt hem de benden öncekilere dair bilgi veren bu mesaj meydanda işte" de. Her şeye rağmen onların çoğu gerçeği umursamıyor, sırt çeviriyor.
25. Senden önce elçi olarak görevlendirdiğim bütün kişilere de: “Benden başka hiçkimseye boyun eğilmez, sadece bana itaat edin” diye bildirdim.
26. Bazıları da melek dedikleri doğa güçlerinin Allah’ın çocuğu olduğunu söylüyorlar. Onun bu tür iddialarla hiçbir alakası yoktur. Doğa güçleri canı gönülden ona itaat eder.
27. Onun sözünden çıkmaz, onun buyruğunu yerine getirirler.
28. O onların gizli ve açık her halini bilir. Onlar hiçkimseyi kurtaramayacaklar. Sadece Tanrı'nın hayatlarından hoşnut olduğu kişiler kurtulabilecek. Doğa güçleri ona karşı çıkamaz.
29. Her kim: "Tanrı'nın dışında bana da boyun eğilmesi gerekir" derse, onu cehennemle cezalandırırım. Böyle bir suçun cezası budur.
30. Güvenmeyenler, başlangıçta evrenin bir tek bütün olduğunu ve sonra onu genişlettiğimi ve yaşamın kökenini sulardan başlattığımı bilmiyorlar mı? Buna rağmen hâla güvenmeyecekler mi?
31. Yerkabuğu sizi sarsmasın diye onu sağlam dağlar ile donattım ve geçiminizi sağlamanız için ovalar ve birçok imkanlar oluşturdum.
32. Korunaklı bir tavan olarak uzayı oluşturdum. Ama siz bu şaheserlerimi önemsemiyorsunuz.
33. Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ay'ı oluşturan Tanrı'dır. Hepsi bir yörüngede yüzüp gider.
34. Senden önce de hiçbir kimseye sonsuz bir ömür vermedim. Sen öleceksin de onlar sonsuza dek yaşayacaklar mı?
35. Elbette herkes ölecek. Ben sizi hem sıkıntılarla hem de rahatlıklarla sınıyorum. Sonunda hepiniz benim karşıma çıkarılacaksınız.
36. Güvenmeyenler seni düşündüklerinde: “Boyun eğdiğimiz kişiler hakkında ileri geri konuşan bu muymuş” diyerek seni küçümsüyorlar. Onlar Allah'ın öğüdüne güvenmiyorlar.
37. Sabırsızlık insanın özelliklerinden biridir. Mesajımda bahsettiğim şeylerin gerçek olduğunu size göstereceğim, acele etmeyin.
38. "Eğer söylediğiniz doğruysa, bahsettiğiniz bu diriliş ne zaman gerçekleşecek" diye soruyorlar.
39. Güvenmeyenler o zaman yüzlerini ve sırtlarını ateşten koruyamayacaklar ve hiçkimse onları kurtaramayacak.
40. O siz hiç farkında olmadan ansızın gelecek. Buna asla engel olamayacaksınız ve size başka bir fırsat da tanınmayacak.
41. Senden önceki elçileri de hafife aldılar. Ama önemsemeyenlerin hafife aldıkları o şeyler başlarına geldi.
42. Sizi gece gündüz sorunlarınızdan Allah kurtarmıyor mı? Buna rağmen Tanrı’nın öğüdüne sırt çeviriyorsunuz.
43. Boyun eğdiğiniz kişilerin sizi benden kurtarabileceğini mi sanıyorsunuz? Onlar sizi kurtaramazlar ve benim verdiğim hükme müdahale edemezler.
44. Ben bunlara da atalarına da hayat verip yaşattım. Birçok çağlar gelip geçti. Sahibiz dedikleri şeylerin hepsini ellerinden aldığımı hiç düşünmüyorlar mı? Beni yenebileceklerini mi sanıyorlar!
45. Onlara: "Ben sizi bu mesajla uyarıyorum" de. Şimdi bu çağrıyı duymazlıktan gelenler uyarıldıkları şeyleri önemsemiyorlar.
46. Ama onlara Tanrı’nın cezasından ufak bir parça dokunur dokunmaz, "Eyvah şimdi yandık! Gerçekten biz suçluymuşuz" derler.
47. Diriliş günü adaletli bir şekilde yargılamayı gerçekleştiririm. Hiçkimse bir haksızlığa uğramaz. Ben ufak şeyin bile farkındayım. Ben her şeyi biliyorum.
48-49. Kıyametten korkan, görmedikleri halde Tanrı’dan çekinen ve sakınanlara bir öğüt ve aydınlık kaynağı olarak Musa ve Harun'a da doğruyu yanlıştan ayıran bir mesaj göndermiştim.
50. İşte bu da benim sunduğum değerli bir öğüttür. Onu nasıl görmezden gelebilirsiniz!
51. Daha önce yaşamış olan İbrahim'i de doğru yola iletmiş ve onu elçi olarak seçmiştim.
52. O babasına ve halkına: "Heykelini yapıp bağlandığınız bu kişiler kim?" dedi.
53. "Onlara itaat etmemiz gerektiğini atalarımızdan öğrendik" dediler.
54. Bunun üzerine İbrahim: "Siz de atalarınız da büyük bir yanlışın içindesiniz" dedi.
55. "Sen ciddi misin yoksa dalga mı geçiyorsun?" dediler.
56. "Hayır, dalga geçmiyorum. Şunu söylüyorum: İtaat etmeniz gereken tek kişi evreni oluşturan ve onu yönetendir" dedi.
57. İçinden: "Yemin ederim siz yanımdan ayrılınca boyun eğdiğiniz kişilerin heykellerine bir oyun yapacağım" diye geçirdi.
58. Sonra onları paramparça etti. Ama olup bitenler hakkında kendisine sorarlar düşüncesiyle, onların en çok önem verdiğine dokunmadı.
59. "Önderlerimize bunu yapan büyük bir haindir" diye bağrıştılar.
60. "İbrahim diye bir gencin onlar hakkında ileri geri konuştuğunu duymuştuk" dediler.
61. "Onu halkın huzuruna getirin ifadesini alalım" dediler.
62. "Önderlerimize bunu sen mi yaptın İbrahim?" diye sordular.
63. O da: "Bakın en önemlilerine bir şey olmamış, belki de bunu onlara o yapmıştır. Ona sorun bakalım anlatacak mı!" diye cevapladı.
64. Bu sözler üzerine içlerinden: "Gerçekten biz yanlış yapıyoruz" diye düşündüler.
65. Ama yine de kendi bildiklerini okumaya devam ettiler. "Bunların konuşamadıklarını sen de biliyorsun!" dediler.
66-67. "Öyleyse neden Tanrı’yı bırakıp da başınıza gelecek herhangi bir kötülüğü veya iyiliği kontrol edemeyen bu kişilere boyun eğiyorsunuz! Size de Tanrı'yı bırakıp da boyun eğdiklerinize de yazıklar olsun! Hiç düşünmüyor musunuz" dedi.
68. Bunun üzerine halk: "Yapmamız gereken İbrahim’i ateşte yakmak! Önderlerimizin öcünü alalım!" diye bağırıştılar.
69. Ben de ateşin İbrahim'i karşı yakıcılığını yitirip ona zarar vermemesini emrettim.
70. Onlar bu şekilde İbrahim'den kurtulmak istediler ama ben onların tuzağını boşa çıkardım.
71. İbrahim’i ve Lut’u onlardan kurtarıp, insanlar için elçi olarak görevlendireceğim bölgeye yerleştirdim.
72. Sonra ona İshak’ı ve Yakup’u armağan ettim ve ikisini de elçi olarak görevlendirdim.
73. Onları buyruğum doğrultusunda yol gösteren bir önder yaptım. Onlara iyi insan olmayı, mesajıma uyup kendini arındırmayı emrettim. Onlar da bana itaat ediyordu.
74. Lut'a da elçilik ve mesaj verdim. Onu ahlaksızlık yapan toplumdan uzaklaştırdım. Onlar yoldan çıkmış pis bir toplumdu.
75. Lut'a da merhametimi sundum, o düzgün bir insandı. Ona diriliş öncesi hayatta şefkat gösterdim ve o diriliş sonrası hayatta mükafatlandırılacak.
76. Onlardan daha önce yaşamış olan Nuh bana dua etti, ben de ona karşılık verdim. Onu ve onu dinleyenleri büyük bir felaketten kurtardım.
77. Onu mesajıma güvenmeyen toplumdan korudum. Onlar pis bir toplumdu. Hepsini sular altında bıraktım.
78. Kırlara dağılmış sürü gibi parçalanmış halkı biraraya getirip yöneten Davut ve Süleyman'a merhametimi sundum. Onların yöneticiliğine destek oldum.
79. Süleyman'a derin bir anlayış verdim. İkisine de elçilik ve mesaj verdim. Madenleri ve bütün canlıları Davut'un hizmetine sundum, hepsi bana itaat ediyordu. Ben dilediğimi yaparım.
80. Savaşta sizi koruyan zırhları yapmayı Davut'a ben öğrettim. Bunların karşılığını veriyor musunuz?
81. Bereketlendirdiğim bölgede emriyle giden şiddetli rüzgarı onun hizmetine sundum. Ben her şeyi biliyordum.
82. Kendisine dalgıçlık ve daha birçok işini yapan kamu hizmeti cezasına çarptırılmış pek çok kişiyi onun hizmetine sundum. Ben onların farkındaydım.
83. Eyüp'e de merhametimi sundum. O Tanrı’ya “Başıma kötü olaylar geldi. Fakat siz son derece merhametlisiniz” diye yalvarmıştı. 
84. Ben de ona merhamet ederek karşılık verdim. Sorunlarından kurtardım ve önceki varlığının iki katını verdim ve bunu bana itaat edenlere bir ibret yaptım.   
85-86. İsmail, İdris ve Zelkifil’e de merhametimi sundum. Hepsi bana bağlılık gösteren düzgün kişilerdi.
87. Halkına kızarak görevini terk edip giden ve benim kendisini cezalandırmayacağımı düşünen ama sonra balina'nın içine düşen ve koyu bir karanlık içinde: "Ben suçluyum, sizden başka sığınacak kimsem yok. Hükmünüzü yerine getireceğim" diye bana yalvaran Yunus'a da merhametimi sundum.
88. Ona karşılık vererek onu faciadan kurtardım. Bana güvenenleri işte böyle kurtarırım.
89. Zekeriya'ya da merhametimi sundum. "Tanrım beni çocuksuz bırakmayınız. Herkes ölecek ama siz hiç ölmeyeceksiniz" diye Tanrı’ya dua etmişti.
90. Ben de ona karşılık verdim. Eşini çocuk doğurabilecek hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettim. Onlar korku ve ümit içinde bana itaat eden, bana teslim olan iyi insanlardı.
91. Kendisine hayat verici emrimi gönderip onu ve oğlunu insanlar için bir örnek yaptığım iffetli Meryem'e de merhametimi sundum.
92. Ey insanlar! İşte hepinizin uyması gereken yol tektir. Boyun eğmeniz gereken tek kişi benim. Bana itaat edin.
93. Ama onlar kendilerine gönderilen bu hükmü paramparça edip gruplaştılar. Ama sonunda hepsi benim karşıma çıkacak.
94. Bana güvenen ve kendini düzeltenlerin çabası boşa gitmeyecek. Onları mükafatlandıracağım.
95. Ortadan kaldırdığım bütün toplumlar benim karşıma çıkacaklar.
96. Gün gelir kıyamet kopar ve her yerden dirilip fırlarlar.
97. Böylece diriliş gerçekleşmiş olur. Güvenmemiş olanların gözleri  faltaşı gibi açılır. "Eyvah şimdi yandık! Biz bunları hiç önemsemiyorduk. Çok büyük yanlış yapmışız" derler.
98. Onlar Tanrı'yı bırakıp da boyun eğdikleri kişilerle birlikte cehenneme girecek ve orada yanacaklar.
99. Onlar gerçekten boyun eğilmesi gereken kişiler olsaydı, cehenneme girmezlerdi ama onlar oraya girecekler ve sonsuza dek kalacaklar.
100. Orada feryat edip inleyecekler. Akıllarında başka hiçbir şey olmayacak.
101. Hakkında mükafat hükmü vereceğim kişiler de oradan uzak tutulacak.
102. Onlar cehennemin en ufak bir çıtırtısını bile duymayacaklar. Orada sonsuza dek canlarının çektiği her şey sunulacak.
103. O büyük korku bile onlara endişe vermez. Görevliler onları karşılayarak "Daha önce size bahsedilmiş olan zaman işte budur!" derler.
104. O gün evreni, kağıt rulosunu dürer gibi düreceğim. İlk başta varoluşu nasıl başlattıysam onu tekrarlayacağım. Size söz veriyorum. Bunu yapacağım.
105. Bu mesajımda da belirttiğim gibi cenneti düzgün kullarım kazanacak.
106. Bu müjde, bana itaat edenler içindir.
107. Ben seni sırf insanlara acıdığım için elçi olarak görevlendirdim.
108. Onlara şunu söyle: "Bana tanrınızın tek olduğu bildiriliyor. Ona teslim oluyor musunuz?"
109-112. Eğer sırt çeviriyorlarsa onlara: "Ben sizi net bir şekilde uyardım. Size bahsedilen bu şeylerin uzak mı yakın mı olduğunu bilmiyorum. Ama siz içinizdekileri dile getirseniz de getirmeseniz de o her şeyi bilir. Bilmiyorum onun vaktinin gizli tutulması, belli bir süreye kadar yaşayıp sınanmanız için olabilir" de ve şunu ekle: "Tanrım benimle onlar arasında hükmünüzü veriniz. Biz Allah'tan başkasına boyun eğmeyiz. Sizin bu uydurmalarınıza karşı ona sığınıyoruz."