1. İnsanların
yargılanma vakti hızla yaklaşıyor ama hiç umurlarında değil.
2. Onlara ne zaman Tanrı’dan yeni bir mesaj gelse, kulak
asmıyorlar.
3. Önemsemiyorlar.
O suçlular kendi aralarında konuşarak: "O da sizin gibi sıradan bir insan.
Göz göre göre ona nasıl aldanıyorsunuz?" diyerek birini ikna etmeye
çalıştılar.
4. O da: "Tanrı
her yerde konuşulanları bilir. O her şeyi işitir ve bilir" dedi.
5. Ama onlar inatla
devam ederek: "Hayır, Muhammed’in bu söyledikleri onun gördüğü
karmakarışık hayalleridir, onu kendisi uyduruyor. O sadece bir din adamı. Eğer
gerçekten Tanrı'nın elçisi olsaydı, önceki elçiler gibi bize bir mucize
göstermesi gerekirdi" dediler.
6. Onlardan önce
ortadan kaldırdığımız toplumlar bütün o mucizelere rağmen güvenmemişlerdi.
Şimdi bunlar mı güvenecekmiş!
7. Senden önce
görevlendirdiğim elçiler de sıradan kişilerdi. Bunu bilmiyorsanız, önceki
mesajlara muhatap olan toplumlardan araştırabilirsiniz.
8. Ben onları yiyip
içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda oluşturmadım ve onların hiçbiri ölümsüz
değildi.
9. Daha sonra
onlara vermiş olduğum sözü tutarak onları ve dilediğim kişileri kurtardım.
Sınırı aşanları da ortadan kaldırdım.
10. İşte size de
öğüt olarak bu mesajı sunuyorum. Keşke farkına varsanız.
11. Nice toplumları
suçlu oldukları için ortadan kaldırdım ve onların ardından başka toplumlar
oluşturdum.
12. Cezamı gördüklerinde
kaçmaya çalışıyorlardı.
13. Onlara:
"Kaçmayın, keyif sürdüğünüz yurdunuzda bekleyin. İcabınıza
bakılacak!" denildi.
14. "Eyvah
şimdi yandık! Gerçekten biz suçluymuşuz" diye feryat ettiler.
15. Ölüp gidene
kadar böyle sızlandılar.
16. Ben evreni ve içindekileri boş yere oluşturmadım.
17. Eğer boş yere
oyalanmak isteseydim, bunu sizi oluşturmadan kendi başıma yapabilirdim.
18. Hayır, böyle
bir şey yok. Ben gerçeği ortaya koyarak yalanı ortadan kaldırırım. Bu
iddialarınızdan dolayı acı bir cezaya çarptırılacaksınız.
19. Bütün evren ona
aittir. Onun yanındakiler, ona itaat etmekten çekinmez ve vazgeçmezler.
20. Gece gündüz
sürekli onun hükmünü yerine getirirler.
21. Kimi insanlar
kendilerini kurtarmaları ümidiyle dünyadaki bazı kişilere boyun eğiyorlar.
22. Eğer evrenin Tanrı'dan başka bir hakimi olsaydı evren harap olurdu. Her
şeyin hakimi Tanrı'nın onların bu iddialarıyla hiçbir alakası yoktur.
23. Yaptıklarından
dolayı hiçkimse Tanrı'yı yargılayamaz ama siz yargılanacaksınız.
24. Bazıları onu bırakıp
başkalarına boyun eğiyorlar. Onlara: "Haydi iddialarınızı kanıtlayın
bakalım. Hem bana güvenenlere bir öğüt hem de benden öncekilere dair bilgi
veren bu mesaj meydanda işte" de. Her şeye rağmen onların çoğu gerçeği
umursamıyor, sırt çeviriyor.
25. Senden önce
elçi olarak görevlendirdiğim bütün kişilere de: “Benden başka hiçkimseye boyun
eğilmez, sadece bana itaat edin” diye bildirdim.
26. Bazıları da
melek dedikleri doğa güçlerinin Allah’ın çocuğu olduğunu söylüyorlar. Onun bu
tür iddialarla hiçbir alakası yoktur. Doğa güçleri canı gönülden ona itaat
eder.
27. Onun sözünden
çıkmaz, onun buyruğunu yerine getirirler.
28. O onların gizli
ve açık her halini bilir. Onlar hiçkimseyi kurtaramayacaklar. Sadece Tanrı'nın
hayatlarından hoşnut olduğu kişiler kurtulabilecek. Doğa güçleri ona karşı
çıkamaz.
29. Her kim:
"Tanrı'nın dışında bana da boyun eğilmesi gerekir" derse, onu
cehennemle cezalandırırım. Böyle bir suçun cezası budur.
30. Güvenmeyenler,
başlangıçta evrenin bir tek bütün
olduğunu ve sonra onu genişlettiğimi ve yaşamın kökenini sulardan başlattığımı
bilmiyorlar mı? Buna rağmen hâla güvenmeyecekler mi?
31. Yerkabuğu sizi
sarsmasın diye onu sağlam dağlar ile donattım ve geçiminizi sağlamanız için
ovalar ve birçok imkanlar oluşturdum.
32. Korunaklı bir
tavan olarak uzayı oluşturdum. Ama siz bu şaheserlerimi önemsemiyorsunuz.
33. Geceyi ve
gündüzü, güneşi ve ay'ı oluşturan Tanrı'dır. Hepsi bir yörüngede yüzüp gider.
34. Senden önce de
hiçbir kimseye sonsuz bir ömür vermedim. Sen öleceksin de onlar sonsuza dek
yaşayacaklar mı?
35. Elbette herkes
ölecek. Ben sizi hem sıkıntılarla hem de rahatlıklarla sınıyorum. Sonunda
hepiniz benim karşıma çıkarılacaksınız.
36. Güvenmeyenler
seni düşündüklerinde: “Boyun eğdiğimiz kişiler hakkında ileri geri konuşan bu muymuş”
diyerek seni küçümsüyorlar. Onlar Allah'ın öğüdüne güvenmiyorlar.
37. Sabırsızlık
insanın özelliklerinden biridir. Mesajımda bahsettiğim şeylerin gerçek olduğunu
size göstereceğim, acele etmeyin.
38. "Eğer
söylediğiniz doğruysa, bahsettiğiniz bu diriliş ne zaman gerçekleşecek"
diye soruyorlar.
39. Güvenmeyenler o
zaman yüzlerini ve sırtlarını ateşten koruyamayacaklar ve hiçkimse onları
kurtaramayacak.
40. O siz hiç
farkında olmadan ansızın gelecek. Buna asla engel olamayacaksınız ve size başka
bir fırsat da tanınmayacak.
41. Senden önceki
elçileri de hafife aldılar. Ama önemsemeyenlerin hafife aldıkları o şeyler
başlarına geldi.
42. Sizi gece
gündüz sorunlarınızdan Allah kurtarmıyor mı? Buna rağmen Tanrı’nın öğüdüne sırt
çeviriyorsunuz.
43. Boyun eğdiğiniz
kişilerin sizi benden kurtarabileceğini mi sanıyorsunuz? Onlar sizi
kurtaramazlar ve benim verdiğim hükme müdahale edemezler.
44. Ben bunlara da
atalarına da hayat verip yaşattım. Birçok çağlar gelip geçti. Sahibiz dedikleri
şeylerin hepsini ellerinden aldığımı hiç düşünmüyorlar mı? Beni
yenebileceklerini mi sanıyorlar!
45. Onlara:
"Ben sizi bu mesajla uyarıyorum" de. Şimdi bu çağrıyı duymazlıktan
gelenler uyarıldıkları şeyleri önemsemiyorlar.
46. Ama onlara Tanrı’nın
cezasından ufak bir parça dokunur dokunmaz, "Eyvah şimdi yandık! Gerçekten
biz suçluymuşuz" derler.
47. Diriliş günü
adaletli bir şekilde yargılamayı gerçekleştiririm. Hiçkimse bir haksızlığa
uğramaz. Ben ufak şeyin bile farkındayım. Ben her şeyi biliyorum.
48-49. Kıyametten
korkan, görmedikleri halde Tanrı’dan
çekinen ve sakınanlara bir öğüt ve aydınlık kaynağı olarak Musa ve Harun'a da
doğruyu yanlıştan ayıran bir mesaj göndermiştim.
50. İşte bu da
benim sunduğum değerli bir öğüttür. Onu nasıl görmezden gelebilirsiniz!
51. Daha önce yaşamış
olan İbrahim'i de doğru yola iletmiş ve onu elçi olarak seçmiştim.
52. O babasına ve
halkına: "Heykelini yapıp bağlandığınız bu kişiler kim?" dedi.
53. "Onlara
itaat etmemiz gerektiğini atalarımızdan öğrendik" dediler.
54. Bunun üzerine
İbrahim: "Siz de atalarınız da büyük bir yanlışın içindesiniz" dedi.
55. "Sen ciddi
misin yoksa dalga mı geçiyorsun?" dediler.
56. "Hayır,
dalga geçmiyorum. Şunu söylüyorum: İtaat etmeniz gereken tek kişi evreni
oluşturan ve onu yönetendir" dedi.
57. İçinden:
"Yemin ederim siz yanımdan ayrılınca boyun eğdiğiniz kişilerin
heykellerine bir oyun yapacağım" diye geçirdi.
58. Sonra onları
paramparça etti. Ama olup bitenler hakkında kendisine sorarlar düşüncesiyle,
onların en çok önem verdiğine dokunmadı.
59.
"Önderlerimize bunu yapan büyük bir haindir" diye bağrıştılar.
60. "İbrahim
diye bir gencin onlar hakkında ileri geri konuştuğunu duymuştuk" dediler.
61. "Onu
halkın huzuruna getirin ifadesini alalım" dediler.
62.
"Önderlerimize bunu sen mi yaptın İbrahim?" diye sordular.
63. O da:
"Bakın en önemlilerine bir şey olmamış, belki de bunu onlara o yapmıştır.
Ona sorun bakalım anlatacak mı!" diye cevapladı.
64. Bu sözler
üzerine içlerinden: "Gerçekten biz yanlış yapıyoruz" diye düşündüler.
65. Ama yine de
kendi bildiklerini okumaya devam ettiler. "Bunların konuşamadıklarını sen
de biliyorsun!" dediler.
66-67.
"Öyleyse neden Tanrı’yı bırakıp da başınıza gelecek herhangi bir kötülüğü
veya iyiliği kontrol edemeyen bu kişilere boyun eğiyorsunuz! Size de Tanrı'yı
bırakıp da boyun eğdiklerinize de yazıklar olsun! Hiç düşünmüyor musunuz"
dedi.
68. Bunun üzerine
halk: "Yapmamız gereken İbrahim’i ateşte yakmak! Önderlerimizin öcünü
alalım!" diye bağırıştılar.
69. Ben de ateşin
İbrahim'i karşı yakıcılığını yitirip ona zarar vermemesini emrettim.
70. Onlar bu
şekilde İbrahim'den kurtulmak istediler ama ben onların tuzağını boşa çıkardım.
71. İbrahim’i ve
Lut’u onlardan kurtarıp, insanlar için elçi olarak görevlendireceğim bölgeye
yerleştirdim.
72. Sonra ona
İshak’ı ve Yakup’u armağan ettim ve ikisini de elçi olarak görevlendirdim.
73. Onları buyruğum
doğrultusunda yol gösteren bir önder yaptım.
Onlara iyi insan olmayı, mesajıma uyup kendini arındırmayı emrettim. Onlar da
bana itaat ediyordu.
74.
Lut'a da elçilik ve mesaj verdim. Onu ahlaksızlık yapan toplumdan
uzaklaştırdım. Onlar yoldan çıkmış pis bir toplumdu.
75.
Lut'a da merhametimi sundum, o düzgün bir insandı. Ona diriliş öncesi hayatta şefkat gösterdim ve o
diriliş sonrası hayatta mükafatlandırılacak.
76.
Onlardan daha önce yaşamış olan Nuh bana dua etti, ben
de ona karşılık verdim. Onu ve onu dinleyenleri büyük bir felaketten kurtardım.
77. Onu mesajıma
güvenmeyen toplumdan korudum. Onlar pis bir toplumdu. Hepsini sular altında
bıraktım.
78.
Kırlara dağılmış sürü gibi parçalanmış halkı biraraya getirip yöneten Davut ve
Süleyman'a merhametimi sundum. Onların yöneticiliğine destek oldum.
79.
Süleyman'a derin bir anlayış verdim. İkisine de elçilik ve mesaj verdim. Madenleri ve bütün canlıları Davut'un hizmetine
sundum, hepsi bana itaat ediyordu. Ben dilediğimi yaparım.
80.
Savaşta sizi koruyan zırhları yapmayı Davut'a ben öğrettim. Bunların
karşılığını veriyor musunuz?
81.
Bereketlendirdiğim bölgede emriyle giden şiddetli rüzgarı onun hizmetine
sundum. Ben her şeyi biliyordum.
82.
Kendisine dalgıçlık ve daha
birçok işini yapan kamu hizmeti cezasına çarptırılmış pek çok kişiyi onun
hizmetine sundum. Ben onların farkındaydım.
83. Eyüp'e de
merhametimi sundum. O Tanrı’ya “Başıma kötü olaylar geldi. Fakat siz son derece
merhametlisiniz” diye yalvarmıştı.
84. Ben de ona
merhamet ederek karşılık verdim. Sorunlarından kurtardım ve önceki varlığının
iki katını verdim ve bunu bana itaat edenlere bir ibret yaptım.
85-86. İsmail,
İdris ve Zelkifil’e de merhametimi sundum. Hepsi bana bağlılık gösteren düzgün
kişilerdi.
87. Halkına kızarak
görevini terk edip giden ve benim kendisini cezalandırmayacağımı düşünen ama
sonra balina'nın içine düşen ve koyu bir karanlık içinde: "Ben suçluyum,
sizden başka sığınacak kimsem yok. Hükmünüzü yerine getireceğim" diye bana
yalvaran Yunus'a da merhametimi sundum.
88. Ona karşılık
vererek onu faciadan kurtardım. Bana güvenenleri işte böyle kurtarırım.
89. Zekeriya'ya da
merhametimi sundum. "Tanrım beni çocuksuz bırakmayınız. Herkes ölecek ama
siz hiç ölmeyeceksiniz" diye Tanrı’ya dua etmişti.
90. Ben de ona
karşılık verdim. Eşini çocuk doğurabilecek hale getirerek ona Yahya'yı armağan
ettim. Onlar korku ve ümit içinde bana itaat eden, bana teslim olan iyi
insanlardı.
91. Kendisine hayat
verici emrimi gönderip onu ve oğlunu insanlar için bir örnek yaptığım iffetli
Meryem'e de merhametimi sundum.
92. Ey insanlar!
İşte hepinizin uyması gereken yol tektir. Boyun eğmeniz gereken tek kişi benim.
Bana itaat edin.
93. Ama onlar
kendilerine gönderilen bu hükmü paramparça edip gruplaştılar. Ama sonunda hepsi
benim karşıma çıkacak.
94. Bana güvenen ve
kendini düzeltenlerin çabası boşa gitmeyecek. Onları mükafatlandıracağım.
95. Ortadan
kaldırdığım bütün toplumlar benim karşıma çıkacaklar.
96. Gün gelir
kıyamet kopar ve her yerden dirilip fırlarlar.
97. Böylece diriliş
gerçekleşmiş olur. Güvenmemiş olanların gözleri
faltaşı gibi açılır. "Eyvah şimdi yandık! Biz bunları hiç
önemsemiyorduk. Çok büyük yanlış yapmışız" derler.
98. Onlar Tanrı'yı
bırakıp da boyun eğdikleri kişilerle birlikte cehenneme girecek ve orada
yanacaklar.
99. Onlar gerçekten
boyun eğilmesi gereken kişiler olsaydı, cehenneme girmezlerdi ama onlar oraya
girecekler ve sonsuza dek kalacaklar.
100. Orada feryat
edip inleyecekler. Akıllarında başka hiçbir şey olmayacak.
101. Hakkında
mükafat hükmü vereceğim kişiler de oradan uzak tutulacak.
102. Onlar
cehennemin en ufak bir çıtırtısını bile duymayacaklar. Orada sonsuza dek
canlarının çektiği her şey sunulacak.
103. O büyük korku
bile onlara endişe vermez. Görevliler onları karşılayarak "Daha önce size
bahsedilmiş olan zaman işte budur!" derler.
104. O gün evreni,
kağıt rulosunu dürer gibi düreceğim. İlk başta varoluşu nasıl başlattıysam onu
tekrarlayacağım. Size söz veriyorum. Bunu yapacağım.
105. Bu mesajımda
da belirttiğim gibi cenneti düzgün kullarım kazanacak.
106. Bu müjde, bana
itaat edenler içindir.
107. Ben seni sırf
insanlara acıdığım için elçi olarak görevlendirdim.
108. Onlara şunu
söyle: "Bana tanrınızın tek olduğu bildiriliyor. Ona teslim oluyor
musunuz?"
109-112. Eğer sırt
çeviriyorlarsa onlara: "Ben sizi net bir şekilde uyardım. Size bahsedilen
bu şeylerin uzak mı yakın mı olduğunu bilmiyorum. Ama siz içinizdekileri dile
getirseniz de getirmeseniz de o her şeyi bilir. Bilmiyorum onun vaktinin gizli
tutulması, belli bir süreye kadar yaşayıp sınanmanız için olabilir" de ve
şunu ekle: "Tanrım benimle onlar arasında hükmünüzü veriniz. Biz Allah'tan
başkasına boyun eğmeyiz. Sizin bu uydurmalarınıza karşı ona sığınıyoruz."