1. Bu, evrenin
sahibi Tanrı’nın bütün övgülere layık hükmüdür. Diriliş öncesi hayatta da
diriliş sonrasında da bütün övgülere layık hüküm ona aittir. O adaletlidir ve
her şeyin farkındadır.
2. Toprağa giren ve
topraktan çıkan her şeyi, gökten inen ve göğe yükselen her şeyi bilir.
Bağışlayıcı ve şefkatlidir.
3. Güvenmeyenler
kıyametin kopmayacağını iddia ediyorlar. Onlara şunu söyle: "Hayır! Tanrı’ya
andolsun ki kıyamet gerçekleşecek. O bütün gizlilikleri bilir. Evrenin hiçbir
yerinde zerre kadar bir şey bile onun dikkatinden kaçmaz. Bundan küçük veya
büyük her şey detaylı bir şekilde kaydedilmektedir.”
4. Güvenen ve
kendini düzeltenlerin karşılığını verecek, onları bağışlayıp muhteşem bir
mükafat verecek.
5. Mesajım hakkında
insanların kafasını karıştırmaya çalışanları da çok acı bir cezaya
çarptıracağım.
6. Daha önceden
mesajıma aşina olanlar bunun da Tanrı’nın
sana sunduğu bir mesaj olduğunu ve her şeye gücü yeten, bütün övgülere layık
olan Tanrı'nın yolunu gösterdiğini biliyorlar.
7-8. Güvenmeyenler
ise: "Ölünce çürüyüp gittiğimiz halde adamın biri hepimizin
diriltileceğini söylüyor. Ya Tanrı'nın adını kullanarak yalan uyduruyor ya da
cinlenmiş" diyorlar. Diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine
güvenmeyenler büyük bir yanlış ve ızdırap içindeler.
9. Evrende
bildiğiniz ve bilmediğiniz her şeyi sizin yaşamanız için uygun hale getirdiğimi
hiç düşünmüyor musunuz? İstesem sizi yerle bir edebilirim ve size yukarıdan bir
ceza gönderebilirim. Bana yönelen her kulum için bir mesajdır bu.
10-11. Daha önceden
Davut'a da pek çok lütuf vermiştim. Madenleri ve bütün canlıları Davut'un
hizmetine sundum. Ona demir madenini eritip şekil vererek işlemeyi öğrettim.
Onlara da kendilerini düzeltmelerini emrettim. Yaptıkları her şeyi gördüğümü
söyledim.
12. Rüzgarı da
Süleyman'ın hizmetine sundum. Yaya olarak birkaç ay süren mesafelere, yelkenli
gemilerle bir günde gidebiliyordu. Ona da bakır madenini eriterek işlemeyi
öğrettim. Tanrı’nın izniyle kamu hizmeti cezasına çarptırılmış olan bazı
yabancılar da onun emri altında çalışıyordu. Onlardan herhangi birisi benim
buyruğuma karşı çıksaydı onları dehşetli bir cezaya çarptırırdım.
13. Onlar
Süleyman'ın emriyle evler, kaleler, büyük gemiler, sağlam kazanlar
yapıyorlardı. "Bunların karşılığını verin Davut ailesi" dedim. Bana
karşılık veren kulum azdır.
14. Süleyman'ın
hayatına son verdiğimde, onun çalışanlardan sorumlu yetkililerinden birisi
saldırıya uğrayıncaya kadar yabancılar Süleyman'ın öldüğünü anlamayadılar.
Böylece o yabancı toplulukların gizlilikleri bilmediği ortaya çıkmış oldu.
Çünkü eğer yabancılar gizlilikleri biliyor olsalardı, Süleyman öldükten sonra
daha aylarca kendilerini onun emrinde zannederek perişan edici o ağır işlerde
çalışmaya devam etmezlerdi.
15. Sebe halkının
yaşamış olduğu bölge de bir ibrettir. Eskiden o bölge yemyeşil bahçelerle
kaplıydı. “Tanrı’nın sunduğu besinlerden yiyin ve ona karşılığını verin.
Topraklarınız verimli, tanrınız bağışlayıcıdır” demiştim.
16. Fakat onlar
umursamadılar. Ben de onları büyük bir su taşkınına uğrattım. Böylece
topraklarını dikenli kuru çalılar ve işe yaramaz otlardan başka bir şey
yetişmeyen çorak bir hale getirdim.
17. Güvenmedikleri
için onlara böyle karşılık verdim. Ben güvenmeyenlerden başkasını
cezalandırmam.
18. Onlara, bir
zamanlar mesaj gönderdiğim o şehirlere kadar giden yollar üzerinde olan
kentlerde rahatça konaklama ve yollarda her zaman güvenlik içinde seyahat
edebilme imkanı da vermiştim.
19. Fakat onlar
açgözlülükle benden daha fazlasını istediler ve kendilerine yazık ettiler. Ben
de onları ortadan kaldırarak tarihe karıştırdım. Tanrı’ya bağlanıp ona karşılık
verenler için bunlar bir ibrettir.
20. Benliğin
insanlar hakkındaki düşüncesi doğru çıktı. Güvenenler haricinde hepsi ona uydu.
21. Hiçkimsenin
benliği kendisine zorla bir şey yaptıramaz. Böylece kimin diriliş sonrası
hayatın gerçekleşeceğine güvenip güvenmediğini ortaya çıkarırım. Tanrı her şeyin farkındadır.
22. Onlara şunu
söyle: "Tanrı’nın dışında boyun eğdiklerinizi çağırın bakalım, onlar evrenin
hiçbir yerinde zerre kadar bir şeye bile hakim değildir, evrenin yönetiminde
hiçbir ortaklıkları yoktur ve onların hiçbirisi Tanrı'nın yardımcısı
değildir."
23. Onun söz
verdikleri dışında hiçkimse kurtulamayacak. Sonunda onlar mükafatlandırılıp
içleri ferahlayınca: "Tanrı size ne demişti?" diye sorulur. Onlar da:
"Evet o bize gerçeği söyledi. O çok büyük ve yücedir" derler.
24. Onlara:
"Size gökten ve yerden kim gıda sağlıyor" diye sor ve şunu söyle:
"Elbette Tanrı sağlıyor. Şimdi iki taraftan biri onun gösterdiği yolda
gidiyor diğeri de büyük bir yanlışın içinde."
25. Onlara şunu
söyle: "Siz kendi çabanızdan biz de kendi çabamızdan yargılanacağız."
26. Onlara şunu
söyle: " Tanrı hepimizi diriltecek ve bizi adaletle yargılayacak. O her
şeye tanık olan adil bir yargıçtır."
27. Onlara şunu
söyle: "Onun verdiği hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişiler de
kim oluyor? Hayır, onun verdiği hükme hiçkimse müdahale edemez. Onun her şeye
gücü yeter ve adaletlidir."
28. Ben seni sırf
bu halkı uyarman ve müjdelemen için görevlendirdim fakat çoğu umursamıyor.
29. "Eğer
söylediğiniz doğruysa, bahsettiğiniz bu diriliş ne zaman gerçekleşecek"
diye soruyorlar.
30. Onlara şunu
söyle: "Sizin için bir an bile öne alıp erteleyemeyeceğiniz bir zaman
belirlendi."
31. Bazıları da ne
bu mesaja ne de bundan önceki hiçbir mesaja güvenmediğini söylüyor. Tanrı’nın
huzuruna çıkarıldıklarında halleri ne olacak! Ezilenler sömürücülere: "Siz
olmasaydınız biz güvenirdik" derler.
32. Sömürücüler de
ezilenlere: "Size aktarılan mesaja uymaktan biz mi vazgeçirdik! Bu kendi
suçunuz!" diye cevap verirler.
33. Ezilenler
sömürücülere: "Hayır, devamlı sinsi planlar kurup Tanrı'ya güvenmememiz,
ona sırt çevirmemiz için bizi aldattınız!" derler. Cezalandırılacaklarını
anladıklarında içlerinde büyük bir pişmanlık duyarlar. Güvenmeyenlerin
boyunlarına tasmalar takılacak. Çabalarının karşılığını görecekler.
34. Ne zaman bir
şehir için uyarıcı görevlendirsem, oranın sömürücüleri de hep "Sizin
aktardığınız bu mesaja güvenmiyoruz" dediler.
35. "Tanrı
bizi cezalandıracak olsa bunca mal mülk çoluk çocuk nasip eder miydi"
dediler.
36. Onlara şunu
söyle: "Herkesin hayatı Tanrı'nın elindedir. Fakat insanların çoğu farkında değil."
37. Benim sevgimi
kazandıracak olan şey malınız mülkünüz ve çoluk çocuğunuz değildir. Bana
güvenen ve kendini düzeltenler benim sevgimi kazanabilir. İşte böyle kişiler
çabalarına karşılık muhteşem bir şekilde mükafatlandırılacak, villalarda huzur
içinde yaşayacaklar.
38. Mesajım
hakkında halkın kafasını karıştırmaya çalışanlar da cezaya çarptırılacaklar.
39. Onlara şunu
söyle: "Herkesin hayatı Tanrı'nın elindedir. Uğruna yaptığınız harcamaların karşılığını
daha büyük olarak verecek. O son derece lütufkardır."
40. O gün herkesi
diriltir ve doğa güçlerine: “Bunlar size mi
itaat ediyordu" diye sorar.
41. Onlar da:
"Böyle bir şey yapmaktan size sığınırız. Sizden başka hiçkimseye boyun
eğmeyiz. Onlar bize değil, yabancı topluluklara itaat ediyorlardı ve çoğu
onlara güveniyordu" derler.
42. Artık hiçbir
şekilde birbirinizi kurtaramazsınız ve o suçlulara: "Gerçekleşeceğine
güvenmediğiniz ateş cezasını çekin bakalım" derim.
43. Kendilerine net
mesajım ulaştığında: "Bu adam uydurduğu hurafelerle atalarımızın eskiden beri itaat ettiği kişilere itaat etmekten
vazgeçmemizi istiyor" diyorlar. Güvenmeyenler kendilerine
gönderilen mesaja "Büyük bir aldatmaca" diyorlar.
44. Halbuki ben
onlar için senden önce hiçbir uyarıcı görevlendirmemiş ve onlara
okuyabilecekleri hiçbir mesaj göndermemiştim.
45. Onlardan on kat
daha fazla imkanlar verdiğim önceki toplumlar da elçilerime güvenmemişti ama
beni görmezden gelmenin sonucunu anladılar.
46-50. Onlara şunu
söyle: "Size sadece tek bir öğüt veriyorum. İster yalnızken isterseniz
başkalarının yanındayken Tanrı aşkına bir düşünün. Ben sizin senelerdir tanıdığınız
bir arkadaşınızım, hiç cinlenmiş gibi bir halim var mı? Ben sadece dehşetli bir
cezaya uğramamanız için sizi net bir şekilde uyarmakla görevliyim. Buna karşı
sizden bir menfaat bekledim mi? Aksine size hep benim mükafatımı verecek olan
Tanrı’dır demedim mi? O her şeye tanıktır. Tanrı
gerçeği ortaya koymuştur. O bütün gizlilikleri bilir. Artık gerçek tüm
açıklığıyla ortaya çıktı. Yanlış da yok olmaya mahkumdur. Eğer ben onun
gösterdiği yolda gitmezsem kendi zararıma olur. Tanrı’nın bildirdiği mesaj
sayesinde onun gösterdiği yolda gidiyorum. O her şeyin farkındadır, her şeyi
işitir."
51. Sonunda cezaya
çarptırılınca, hiçbir yere kaçamayacaklarını anlayıp büyük bir dehşete
kapıldıklarında ne yapacaklar!
52. O zaman:
"Şimdi güveniyoruz" derler ama artık çok geç!
53. Halbuki daha
önceden ona güvenmiyorlar, gelecek hakkında ileri geri konuşuyorlardı.
54. Fakat bunlar da
kendileriyle aynı yoldan giden, mesajım hakkında derin bir şüphe içinde olan
önceki toplumlar da umduklarını bulamayacaklar.