.

.
.

23 Şubat 2017

Sebe Suresi


1. Bu, evrenin sahibi Tanrı’nın bütün övgülere layık hükmüdür. Diriliş öncesi hayatta da diriliş sonrasında da bütün övgülere layık hüküm ona aittir. O adaletlidir ve her şeyin farkındadır.
2. Toprağa giren ve topraktan çıkan her şeyi, gökten inen ve göğe yükselen her şeyi bilir. Bağışlayıcı ve şefkatlidir.
3. Güvenmeyenler kıyametin kopmayacağını iddia ediyorlar. Onlara şunu söyle: "Hayır! Tanrı’ya andolsun ki kıyamet gerçekleşecek. O bütün gizlilikleri bilir. Evrenin hiçbir yerinde zerre kadar bir şey bile onun dikkatinden kaçmaz. Bundan küçük veya büyük her şey detaylı bir şekilde kaydedilmektedir.”
4. Güvenen ve kendini düzeltenlerin karşılığını verecek, onları bağışlayıp muhteşem bir mükafat verecek.
5. Mesajım hakkında insanların kafasını karıştırmaya çalışanları da çok acı bir cezaya çarptıracağım.
6. Daha önceden mesajıma aşina olanlar bunun da Tanrı’nın sana sunduğu bir mesaj olduğunu ve her şeye gücü yeten, bütün övgülere layık olan Tanrı'nın yolunu gösterdiğini biliyorlar.
7-8. Güvenmeyenler ise: "Ölünce çürüyüp gittiğimiz halde adamın biri hepimizin diriltileceğini söylüyor. Ya Tanrı'nın adını kullanarak yalan uyduruyor ya da cinlenmiş" diyorlar. Diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenmeyenler büyük bir yanlış ve ızdırap içindeler.
9. Evrende bildiğiniz ve bilmediğiniz her şeyi sizin yaşamanız için uygun hale getirdiğimi hiç düşünmüyor musunuz? İstesem sizi yerle bir edebilirim ve size yukarıdan bir ceza gönderebilirim. Bana yönelen her kulum için bir mesajdır bu.
10-11. Daha önceden Davut'a da pek çok lütuf vermiştim. Madenleri ve bütün canlıları Davut'un hizmetine sundum. Ona demir madenini eritip şekil vererek işlemeyi öğrettim. Onlara da kendilerini düzeltmelerini emrettim. Yaptıkları her şeyi gördüğümü söyledim.
12. Rüzgarı da Süleyman'ın hizmetine sundum. Yaya olarak birkaç ay süren mesafelere, yelkenli gemilerle bir günde gidebiliyordu. Ona da bakır madenini eriterek işlemeyi öğrettim. Tanrı’nın izniyle kamu hizmeti cezasına çarptırılmış olan bazı yabancılar da onun emri altında çalışıyordu. Onlardan herhangi birisi benim buyruğuma karşı çıksaydı onları dehşetli bir cezaya çarptırırdım.
13. Onlar Süleyman'ın emriyle evler, kaleler, büyük gemiler, sağlam kazanlar yapıyorlardı. "Bunların karşılığını verin Davut ailesi" dedim. Bana karşılık veren kulum azdır.
14. Süleyman'ın hayatına son verdiğimde, onun çalışanlardan sorumlu yetkililerinden birisi saldırıya uğrayıncaya kadar yabancılar Süleyman'ın öldüğünü anlamayadılar. Böylece o yabancı toplulukların gizlilikleri bilmediği ortaya çıkmış oldu. Çünkü eğer yabancılar gizlilikleri biliyor olsalardı, Süleyman öldükten sonra daha aylarca kendilerini onun emrinde zannederek perişan edici o ağır işlerde çalışmaya devam etmezlerdi.
15. Sebe halkının yaşamış olduğu bölge de bir ibrettir. Eskiden o bölge yemyeşil bahçelerle kaplıydı. “Tanrı’nın sunduğu besinlerden yiyin ve ona karşılığını verin. Topraklarınız verimli, tanrınız bağışlayıcıdır” demiştim.
16. Fakat onlar umursamadılar. Ben de onları büyük bir su taşkınına uğrattım. Böylece topraklarını dikenli kuru çalılar ve işe yaramaz otlardan başka bir şey yetişmeyen çorak bir hale getirdim.
17. Güvenmedikleri için onlara böyle karşılık verdim. Ben güvenmeyenlerden başkasını cezalandırmam.
18. Onlara, bir zamanlar mesaj gönderdiğim o şehirlere kadar giden yollar üzerinde olan kentlerde rahatça konaklama ve yollarda her zaman güvenlik içinde seyahat edebilme imkanı da vermiştim.
19. Fakat onlar açgözlülükle benden daha fazlasını istediler ve kendilerine yazık ettiler. Ben de onları ortadan kaldırarak tarihe karıştırdım. Tanrı’ya bağlanıp ona karşılık verenler için bunlar bir ibrettir.
20. Benliğin insanlar hakkındaki düşüncesi doğru çıktı. Güvenenler haricinde hepsi ona uydu.
21. Hiçkimsenin benliği kendisine zorla bir şey yaptıramaz. Böylece kimin diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenip güvenmediğini ortaya çıkarırım. Tanrı her şeyin farkındadır.
22. Onlara şunu söyle: "Tanrı’nın dışında boyun eğdiklerinizi çağırın bakalım, onlar evrenin hiçbir yerinde zerre kadar bir şeye bile hakim değildir, evrenin yönetiminde hiçbir ortaklıkları yoktur ve onların hiçbirisi Tanrı'nın yardımcısı değildir."
23. Onun söz verdikleri dışında hiçkimse kurtulamayacak. Sonunda onlar mükafatlandırılıp içleri ferahlayınca: "Tanrı size ne demişti?" diye sorulur. Onlar da: "Evet o bize gerçeği söyledi. O çok büyük ve yücedir" derler.
24. Onlara: "Size gökten ve yerden kim gıda sağlıyor" diye sor ve şunu söyle: "Elbette Tanrı sağlıyor. Şimdi iki taraftan biri onun gösterdiği yolda gidiyor diğeri de büyük bir yanlışın içinde."
25. Onlara şunu söyle: "Siz kendi çabanızdan biz de kendi çabamızdan yargılanacağız."
26. Onlara şunu söyle: " Tanrı hepimizi diriltecek ve bizi adaletle yargılayacak. O her şeye tanık olan adil bir yargıçtır."
27. Onlara şunu söyle: "Onun verdiği hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişiler de kim oluyor? Hayır, onun verdiği hükme hiçkimse müdahale edemez. Onun her şeye gücü yeter ve adaletlidir."
28. Ben seni sırf bu halkı uyarman ve müjdelemen için görevlendirdim fakat çoğu umursamıyor.
29. "Eğer söylediğiniz doğruysa, bahsettiğiniz bu diriliş ne zaman gerçekleşecek" diye soruyorlar.
30. Onlara şunu söyle: "Sizin için bir an bile öne alıp erteleyemeyeceğiniz bir zaman belirlendi."
31. Bazıları da ne bu mesaja ne de bundan önceki hiçbir mesaja güvenmediğini söylüyor. Tanrı’nın huzuruna çıkarıldıklarında halleri ne olacak! Ezilenler sömürücülere: "Siz olmasaydınız biz güvenirdik" derler.
32. Sömürücüler de ezilenlere: "Size aktarılan mesaja uymaktan biz mi vazgeçirdik! Bu kendi suçunuz!" diye cevap verirler.
33. Ezilenler sömürücülere: "Hayır, devamlı sinsi planlar kurup Tanrı'ya güvenmememiz, ona sırt çevirmemiz için bizi aldattınız!" derler. Cezalandırılacaklarını anladıklarında içlerinde büyük bir pişmanlık duyarlar. Güvenmeyenlerin boyunlarına tasmalar takılacak. Çabalarının karşılığını görecekler.
34. Ne zaman bir şehir için uyarıcı görevlendirsem, oranın sömürücüleri de hep "Sizin aktardığınız bu mesaja güvenmiyoruz" dediler.
35. "Tanrı bizi cezalandıracak olsa bunca mal mülk çoluk çocuk nasip eder miydi" dediler.
36. Onlara şunu söyle: "Herkesin hayatı Tanrı'nın elindedir. Fakat insanların çoğu farkında değil."
37. Benim sevgimi kazandıracak olan şey malınız mülkünüz ve çoluk çocuğunuz değildir. Bana güvenen ve kendini düzeltenler benim sevgimi kazanabilir. İşte böyle kişiler çabalarına karşılık muhteşem bir şekilde mükafatlandırılacak, villalarda huzur içinde yaşayacaklar.
38. Mesajım hakkında halkın kafasını karıştırmaya çalışanlar da cezaya çarptırılacaklar.
39. Onlara şunu söyle: "Herkesin hayatı Tanrı'nın elindedir. Uğruna yaptığınız harcamaların karşılığını daha büyük olarak verecek. O son derece lütufkardır."
40. O gün herkesi diriltir ve doğa güçlerine: “Bunlar size mi itaat ediyordu" diye sorar.
41. Onlar da: "Böyle bir şey yapmaktan size sığınırız. Sizden başka hiçkimseye boyun eğmeyiz. Onlar bize değil, yabancı topluluklara itaat ediyorlardı ve çoğu onlara güveniyordu" derler.
42. Artık hiçbir şekilde birbirinizi kurtaramazsınız ve o suçlulara: "Gerçekleşeceğine güvenmediğiniz ateş cezasını çekin bakalım" derim.
43. Kendilerine net mesajım ulaştığında: "Bu adam uydurduğu hurafelerle atalarımızın eskiden beri itaat ettiği kişilere itaat etmekten vazgeçmemizi istiyor" diyorlar. Güvenmeyenler kendilerine gönderilen mesaja "Büyük bir aldatmaca" diyorlar.
44. Halbuki ben onlar için senden önce hiçbir uyarıcı görevlendirmemiş ve onlara okuyabilecekleri hiçbir mesaj göndermemiştim.
45. Onlardan on kat daha fazla imkanlar verdiğim önceki toplumlar da elçilerime güvenmemişti ama beni görmezden gelmenin sonucunu anladılar.
46-50. Onlara şunu söyle: "Size sadece tek bir öğüt veriyorum. İster yalnızken isterseniz başkalarının yanındayken Tanrı aşkına bir düşünün. Ben sizin senelerdir tanıdığınız bir arkadaşınızım, hiç cinlenmiş gibi bir halim var mı? Ben sadece dehşetli bir cezaya uğramamanız için sizi net bir şekilde uyarmakla görevliyim. Buna karşı sizden bir menfaat bekledim mi? Aksine size hep benim mükafatımı verecek olan Tanrı’dır demedim mi? O her şeye tanıktır. Tanrı gerçeği ortaya koymuştur. O bütün gizlilikleri bilir. Artık gerçek tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Yanlış da yok olmaya mahkumdur. Eğer ben onun gösterdiği yolda gitmezsem kendi zararıma olur. Tanrı’nın bildirdiği mesaj sayesinde onun gösterdiği yolda gidiyorum. O her şeyin farkındadır, her şeyi işitir."
51. Sonunda cezaya çarptırılınca, hiçbir yere kaçamayacaklarını anlayıp büyük bir dehşete kapıldıklarında ne yapacaklar!
52. O zaman: "Şimdi güveniyoruz" derler ama artık çok geç!
53. Halbuki daha önceden ona güvenmiyorlar, gelecek hakkında ileri geri konuşuyorlardı.
54. Fakat bunlar da kendileriyle aynı yoldan giden, mesajım hakkında derin bir şüphe içinde olan önceki toplumlar da umduklarını bulamayacaklar.