.

.
.

13 Şubat 2017

Nemil Suresi

1. T, s... İşte bunlar, okunan bu net mesajın parçalarıdır.
2-3. Diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenen, Tanrı'nın mesajına güvenen, ona uyan ve kendini arındıranlar için bir rehber ve müjdedir.
4. Diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenmeyenler başıboş bir şekilde yaşadıkları halde kendilerini doğru yolda sanarlar.
5. Fakat onlar diriliş sonrası hayatta mahvolacaklar, dehşetli bir cezaya çarptırılacaklar.
6. Sana bu mesaj her şeyi ve adaletli bilen Tanrı tarafından gönderilmektedir.
7. Musa ailesine "Siz burada bekleyin, bir ateş gördüm. Size ondan kamp ateşimiz için bir köz getiririm, hem belki ateşin yanında yolu tarif edecek birini de bulurum” demişti.
8-12. Oraya varınca, şöyle bir ses duydu: "Bu ateşin içinden aktarılanlar çok değerlidir, tüm insanların tanrısı çok yücedir! Musa, ben her şeye gücü yeten ve adaletliTanrı'yım. Değneğini elinden at.” Musa değneğinin canlı bir yılana dönüştüğünü görünce, arkasına bakmadan kaçtı. "Korkma Musa, geri dön. Elçi olarak seçtiğim kişiler benim huzurumda korkmazlar. Yaptığı yanlıştan sonra kendini düzeltenlere karşı bağışlayıcı ve şefkatliyim. Şimdi elini koynuna sok. Hastalık sebebiyle olmaksızın, bembeyaz çıkacak. İşte bunlar, suçlu bir topluluk olan Firavun ve onun meclis üyeleri için vereceğim dokuz kanıttan bazılarıdır."
13. Onlara mesajım net bir şekilde aktarıldığında, "Bu büyük bir aldatmaca!” dediler.
14. Gerçeği anladıkları halde, zorba ve acımasız oldukları için yine de güvenmediler. Bak o bozguncuların sonu nasıl oldu!
15. Davut ve Süleyman'a da mesajımı göndermiştim. "Bütün övgülere layık hüküm güvenen kullarının arasından bizi seçen Tanrı'ya aittir" demişlerdi.
16. Davut'tan sonra Süleyman iktidara geldi. "Ey halkım, bana pek çok şey lütfedildi, Hitit dilini de öğrendim. Bunlar büyük bir lütufdur" dedi.
17. Süleyman'ın kendi halkından ve yabancı topluluklardan, Hititlerden oluşan ordusu toplandı ve bölükler halinde yola koyuldular.
18. Sebelilerin olduğu bir bölgeye gelince, içlerinden birisi: “Haydi hepimiz evimize girelim, Süleyman’ın ordusu bizi ansızın kırıp geçirmesin!” dedi.
19. Süleyman onun bu uyarısına gülüp geçti. İçinden “Tanrım bana ve ana-babama yaptığınız güzelliklerin karşılığını vermemi ve hem benim hem de ailemin hoşnut olacağınız şekilde düzgün bir insan olmamızı sağlayınız. Bana merhamet ederek düzgün kullarınızın arasına koyunuz" diye dua etti.
20-21. Hititlilerin bölüğünü denetlediği bir sıra: “Yüzbaşıyı göremiyorum, nereye gitti o? Kaçtı mı yoksa? Bana düzgün bir mazaretle gelmezse, canını yakacağım kafasını kıracağım!” dedi.
22-26. O da kısa bir süre sonra gelip: "Sizin henüz bilmediğiniz bir şey öğrendim. Size Sebe Krallığı'ndan detaylı bilgi getirdim. Onlara, kendisine büyük imkanlar verilmiş bir kraliçe hükmediyor, görkemli bir tahtı var. Halk Tanrı'yı hiçe sayarak güneş için o kraliçeye itaat ediyor. Saptırıcılar da onları Tanrı'nın mesajına uymaması için oyalıyor ve yaptıkları yanlışlara fetva veriyorlar. Bu yüzden doğru yolda gitmiyor, evrenin bütün gizliliklerini bilen, açığa vurdukları ve gizledikleri her şeyi bilen, kendisinden başka hiçkimseye boyun eğilmemesi gereken, her şeyin hakimi Tanrı'ya itaat etmiyorlar" dedi.
27-28. Süleyman: "Doğru söyleyip söylemediğini göreceğiz bakalım. Şimdi şu mesajımı al onlara götür, verdikten sonra bir kenarda bekleyip bak bakalım neye karar verecekler" dedi.
29-32. Kraliçe mektubu okuduktan sonra: "Sayın meclis üyelerim, bugün Süleyman'dan çok önemli bir mesaj aldım. Bu merhametli ve şefkatli Tanrı'nın buyruğudur. Benden sakının, boyun eğin diyor. Bu konu hakkında görüşünüz nedir? Biliyorsunuz sizin fikrinizi almadan bir işe karar vermem" dedi.
33. Onlar da: "Biz dirayetli ve savaşçı bir milletiz. Yine de karar sizindir, siz nasıl isterseniz öyle yapalım" dediler.
34-35. "Krallar bir ülkeyi ele geçirdiğinde orayı altüst edip idari kadrosunu perişan ediyorlar. Belki bunlar da böyle yapabilir. O yüzden ben onlara elçilerle armağanlar göndereyim bakalım ne cevap getirecekler" dedi.
36-37. Elçiler onun huzuruna çıkıp armağanları sununca Süleyman şöyle dedi: “Kendinizi dünya malıyla mı savunuyorsunuz? Tanrı'nın bana vadettiği şeyler sizin bana verebileceğiniz her şeyden daha üstündür. Boş yere bu armağanlarınıza güvenmeyin. Sen yöneticilerinin yanına dön ve onlara, ‘Karşı koyamayacağınız ordularla gelir, bitkin ve perişan bir halde sizi yönetimden atarız’ dediğimi söyle.”
38. Süleyman kraliçenin Tanrı'ya teslim olduğunu ve yanına gelmeye hazırlandığını öğrenince: "Sayın meclis üyelerim, onlar Tanrı'ya teslim olmuş bir şekilde yanıma gelmeden önce aranızdan kim bana kraliçenin tahtının benzerini yapabilir" diye sordu.
39. Yabancı bir usta: “Ben her ne kadar maharetli bir usta da olsam onu yapana kadar sizin görev süreniz bitmiş olur” dedi.
40. Yanında bu işlerden daha iyi anlayan birisi ise: “Ben onu hızlı bir şekilde yapabilirim” dedi. Nihayet o tahtın benzeri kısa sürede yapılıp bitince Süleyman: "Bütün bunlar yaptığı güzelliklerin karşılığını verecek miyim, yoksa ona güvenmeyecek miyim diye beni sınayan Tanrı’nın bir lütfudur. Kim ona karşılık verirse kendi yararına olur. Kim de ona güvenmezse Tanrı’nın hiçkimseye ihtiyacı yoktur, çok cömerttir” dedi.
41. “Şu kraliçeyi biraz şaşırtalım bakalım. Durumu anlayacak mı yoksa kendi tahtı mı zannedecek mi?” dedi.
42. Kraliçe Süleyman'ın yanına gelince, Süleyman ona: "Bu senin tahtın mı" diye sordu. O da: "Aa!... Sanırım o” dedi. Süleyman: “Siz gelmeden önce bana, mesajımdaki çağrıyı kabul ettiğiniz bilgisi verildi” dedi.

43. Tanrı'yı gözardı ederek itaat ettiği kişiler onu Tanrı'ya güvenmemesi için oyalamıştı.
x

44. Kraliçe köşke buyur edildi. İçeri girerken yere bakınca boşluk var sanıp eteğini toplayarak aşağıya doğru adım atacak oldu, bunun üzerine Süleyman: "Köşkün locası cam zemindir" dedi. Kraliçe: " Tanrım bugüne kadar kendime yazık etmişim, artık Süleyman gibi ben de tüm insanların tanrısına teslim oluyorum" dedi.
45. Semud halkı için de sadece Tanrı'ya boyun eğmeleri gerektiğini söylemesi için soydaşları Salih'i elçi olarak görevlendirmiştim. Bunun üzerine halk birbirine muhalif iki gruba bölündü.
46. Salih: "Ey halkım, neden iyilik isteyeceğinize kötülük istiyorsunuz? Tanrı'dan bağışlanmaa dileyin ki size acısın" dedi.
47. Onlar da: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden çarpıldık" dediler. Salih: "Sizi sıkıntıya uğratan Tanrı'dır. Siz sadece sınanıyorsunuz" dedi.
48. Ülkeyi kalkındırmayıp berbat eden dokuz hanedan vardı.
49. Kendi aralarında bir toplantı yapıp: "Salih'e ve onu dinleyenlere sabaha karşı bir baskın yapıp hepsini öldürelim. Akrabaları sorarsa da onların ölümünden haberimiz olmadığını söyler, onları ikna ederiz" diye karar alıp Tanrı’nın adıyla yeminleştiler.
50. Böylece onlar bir plan kurdu, fakat onlar farkında olmadan ben de bir plan kurdum.
51. Bak o kurdukları planın sonu ne oldu. Onları halkıyla birlikte yerle bir ettim.
52. Suçlu oldukları için harabeye dönmüş yurtlarını görüyorsunuz işte. Kulak verenler için bunlar bir derstir.
53. Bana güvenen ve benden sakınanları da kurtardım.
54-55. Lut'u da halkı için elçi olarak görevlendirmiştim. Halkına: "Bile bile nasıl böyle bir çirkinlik yapabiliyorsunuz! Kadınları bırakıp cinsel duygularla erkeklere yaklaşıyorsunuz. Siz gerçekten sınırı aşan bir toplumsunuz!" dedi.
56. Halkının “Onları şehrinizden çıkarın, onlar namuslu kalmak isteyen insanlar” demekten başka bir cevabı olmadı.
57. Ben de onu ve ailesini kurtardım. Karısı hariç çünkü o da pisliğe bulaşmış biriydi.
58. Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdım ki uyarılara kulak asmayanların yağmuru felakettir.
59-64. Onlara şunu söyle: "Elçi olarak görevlendirdiği kulları görevini tamamlamıştır ve hükmü tüm insanların tanrısı verecektir. Evreni oluşturup uzaydan sizin için su indirerek dünyayı, kendinizin bir ağacını bile oluşturamayacağınız yemyeşil muhteşem bir yer haline getiren Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Fakat bu onların hiç umrunda değil. Dünyayı bir yuva haline getirip zemininde dereler oluşturan, sağlam dağlar oluşturan, denizlerin birbirine karışmasını engelleyen Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Fakat onların çoğu bunu önemsemiyor. Dünyada yeni bir tür olarak sizi oluşturan, çaresiz kalıp kendisine yalvaranların sıkıntısını gideren Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Ne kadar azınız önemsiyorsunuz! Sizi karada ve denizde sorunlarınızdan kurtaran, rahmetinin önünden rüzgarları müjdeci olarak gönderen Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Tanrı onların boyun eğdikleri kişilerden yücedir. Varoluşu başlatan ve daha sonra onu tekrarlayacak olan, size gökten ve yerden gıda sağlayan Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Eğer haklıysanız haydi iddialarınızı kanıtlayın bakalım.
65. Onlara şunu söyle: "Evrendeki hiçkimse gizlilikleri bilemez. Sadece Tanrı bilir. Dirilişin ne zaman gerçekleşeceğini de hiçkimse bilemez."
66. Diriliş sonrası hayatın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hakkında kiminin kafası karışık, kimi gerçekleşeceğine güvenmiyor, kiminin de hiç umrunda bile değil.
67-68. Güvenmeyenler: "Öldükten sonra toprak olmamıza rağmen diriltilecek miymişiz! Hem de gelmiş geçmiş bütün insanlık ha! Bunlar geçmişteki atalarımıza da bahsedilmişti. Bunlar, eski çağlarda yaşamış olan toplumların mitolojik hikayeleri" diyorlar.
69. Onlara şunu söyle: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
70. Onlar için moralini bozma. Kurdukları planlar için canını sıkma.
71. "Eğer söylediğiniz doğruysa, bahsettiğiniz bu diriliş ne zaman gerçekleşecek" diye soruyorlar.
72. Onlara şunu söyle: "Belki sabırsızlandığınız cezadan bir parçanın ensenize yapışması çok yakındır."
73. Tanrı insanlara karşı çok cömert ama onların çoğu karşılık vermiyor.
74. Tanrı onların dışa vurduklarını da içinde sakladıklarını da bilir.
75. Evrendeki hiçbir şey onun dikkatinden kaçmaz. Her şey detaylı bir şekilde kaydedilmektedir.
76. Bu mesaj Yakupoğulları'nın çarpıttığı pek çok konuyu açıklığa kavuşturmaktadır.
77. Güvenenler için bir rehber ve şefkattir.
78. İleride Tanrı onların hepsini yargılayacaktır. O her şeyi bilir ve her şeye gücü yeter.
79. Tanrı'ya teslim olmaya devam et, sen doğru yoldasın.
80. Sen bu mesaja kulak asmayanlara, sırt çevirip duymazlıktan gelenlere işittiremezsin.
81. Görmezlikten gelenleri doğru yola iletemezsin. Sen ancak bana teslim olarak mesajıma güvenenlere işittirebilirsin.
82. Onlar cezaya çarptırılmadan önce kendilerine mesajımı aktarması için ülkede birini elçi olarak görevlendirdim fakat halkın çoğu mesajıma güvenmiyor.
83. O gün herkesi dirilteceğim ve mesajıma güvenmeyenleri ayırıp gruplar halinde cehenneme sevkedeceğim.
84. Oraya vardıklarında kendilerine: "Siz benim mesajımı anlamadan dinlemeden güvenmediniz demek! Neler için çabaladınız" denilir.
85. Suçlu oldukları için cezaya çarptırılırlar. Tamamen çaresiz kalırlar.
86. Dinlenmenize elverişli yaptığım gece ile aydınlık yaptığım gündüz hakkında hiç düşünmüyor musunuz? Güvenenler için bunlar bir şaheserdir.
87. Ferman verildiği zaman Tanrı’nın diledikleri hariç evrendeki herkes büyük bir korkuya kapılır. Daha sonra herkes tamamen teslim olmuş bir şekilde onun huzurunda toplanır.
88. Yerinden oynatılmaz sandığın dağların o gün bulutlar gibi toz duman olduğunu göreceksin. Bütün bunlar her şeyi bilen Tanrı'nın bir düzenlemesidir. O sizin yaptığınız her şeyin farkındadır.
89. Kim kendini düzeltirse, onlara kat kat mükafat verilecek. O günkü korku bile onlara endişe vermeyecek.
90. Kim de kendini bozarsa, onlar da yüzükoyun ateşe fırlatılacaklar. Hepiniz çabanızın karşılığını göreceksiniz.
91-92. Bana bu şehri güvenli bir hale getiren, her şeyin sahibi Tanrı’ya itaat etmem, ona teslim olmam ve bu mesajı aktarmam emredildi. Her kim onun gösterdiği yolda giderse kendi yararınadır. Kim de onun gösterdiği yoldan gitmezse bilin ki ben sadece uyarmakla görevliyim.
93. Onlara: "Bütün övgülere layık hüküm Tanrı'ya aittir. Mesajında bahsettiği şeylerin gerçek olduğunu size gösterecek, siz de her şeyi anlayacaksınız" de. Tanrı yaptıklarınızdan habersiz değil.