1. T, s... İşte
bunlar, okunan bu net mesajın parçalarıdır.
2-3. Diriliş
sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenen, Tanrı'nın mesajına güvenen, ona uyan
ve kendini arındıranlar için bir rehber ve müjdedir.
4. Diriliş sonrası
hayatın gerçekleşeceğine güvenmeyenler başıboş bir şekilde yaşadıkları halde
kendilerini doğru yolda sanarlar.
5. Fakat onlar
diriliş sonrası hayatta mahvolacaklar, dehşetli bir cezaya çarptırılacaklar.
6. Sana bu mesaj
her şeyi ve adaletli bilen Tanrı tarafından gönderilmektedir.
7. Musa ailesine
"Siz burada bekleyin, bir ateş gördüm. Size ondan kamp ateşimiz için bir
köz getiririm, hem belki ateşin yanında yolu tarif edecek birini de bulurum”
demişti.
8-12. Oraya
varınca, şöyle bir ses duydu: "Bu ateşin içinden aktarılanlar çok
değerlidir, tüm insanların tanrısı çok yücedir! Musa, ben her şeye gücü yeten
ve adaletliTanrı'yım. Değneğini elinden at.” Musa değneğinin canlı bir yılana
dönüştüğünü görünce, arkasına bakmadan kaçtı. "Korkma Musa, geri dön. Elçi
olarak seçtiğim kişiler benim huzurumda korkmazlar. Yaptığı yanlıştan sonra
kendini düzeltenlere karşı bağışlayıcı ve şefkatliyim. Şimdi elini koynuna sok.
Hastalık sebebiyle olmaksızın, bembeyaz çıkacak. İşte bunlar, suçlu bir
topluluk olan Firavun ve onun meclis üyeleri için vereceğim dokuz kanıttan
bazılarıdır."
13. Onlara mesajım
net bir şekilde aktarıldığında, "Bu büyük bir aldatmaca!” dediler.
14. Gerçeği
anladıkları halde, zorba ve acımasız oldukları için yine de güvenmediler. Bak o bozguncuların sonu nasıl oldu!
15.
Davut ve Süleyman'a da mesajımı göndermiştim. "Bütün övgülere layık hüküm
güvenen kullarının arasından bizi seçen Tanrı'ya aittir" demişlerdi.
16.
Davut'tan sonra Süleyman iktidara geldi. "Ey halkım, bana pek çok şey
lütfedildi, Hitit dilini de öğrendim. Bunlar büyük bir lütufdur" dedi.
17.
Süleyman'ın kendi halkından ve yabancı topluluklardan, Hititlerden oluşan
ordusu toplandı ve bölükler halinde yola koyuldular.
18.
Sebelilerin olduğu bir bölgeye gelince, içlerinden birisi: “Haydi hepimiz
evimize girelim, Süleyman’ın ordusu bizi ansızın kırıp geçirmesin!” dedi.
19.
Süleyman onun bu uyarısına gülüp geçti. İçinden “Tanrım bana ve ana-babama yaptığınız güzelliklerin karşılığını vermemi
ve hem benim hem de ailemin hoşnut olacağınız şekilde düzgün bir insan olmamızı
sağlayınız. Bana merhamet ederek düzgün kullarınızın arasına koyunuz" diye
dua etti.
20-21. Hititlilerin
bölüğünü denetlediği bir sıra: “Yüzbaşıyı göremiyorum, nereye gitti o? Kaçtı mı
yoksa? Bana düzgün bir mazaretle gelmezse, canını yakacağım kafasını
kıracağım!” dedi.
22-26. O da kısa
bir süre sonra gelip: "Sizin henüz bilmediğiniz bir şey öğrendim. Size
Sebe Krallığı'ndan detaylı bilgi getirdim. Onlara, kendisine büyük imkanlar
verilmiş bir kraliçe hükmediyor, görkemli bir tahtı var. Halk Tanrı'yı hiçe
sayarak güneş için o kraliçeye itaat ediyor. Saptırıcılar da onları Tanrı'nın
mesajına uymaması için oyalıyor ve yaptıkları yanlışlara fetva veriyorlar. Bu
yüzden doğru yolda gitmiyor, evrenin bütün gizliliklerini bilen, açığa
vurdukları ve gizledikleri her şeyi bilen, kendisinden başka hiçkimseye boyun
eğilmemesi gereken, her şeyin hakimi Tanrı'ya itaat etmiyorlar" dedi.
27-28. Süleyman:
"Doğru söyleyip söylemediğini göreceğiz bakalım. Şimdi şu mesajımı al
onlara götür, verdikten sonra bir kenarda bekleyip bak bakalım neye karar
verecekler" dedi.
29-32. Kraliçe
mektubu okuduktan sonra: "Sayın meclis üyelerim, bugün Süleyman'dan çok
önemli bir mesaj aldım. 《Bu merhametli ve şefkatli Tanrı'nın buyruğudur.
Benden sakının, boyun eğin》 diyor. Bu konu hakkında görüşünüz nedir?
Biliyorsunuz sizin fikrinizi almadan bir işe karar vermem" dedi.
33. Onlar da:
"Biz dirayetli ve savaşçı bir milletiz. Yine de karar sizindir, siz nasıl
isterseniz öyle yapalım" dediler.
34-35.
"Krallar bir ülkeyi ele geçirdiğinde orayı altüst edip idari kadrosunu
perişan ediyorlar. Belki bunlar da böyle yapabilir. O yüzden ben onlara
elçilerle armağanlar göndereyim bakalım ne cevap getirecekler" dedi.
36-37. Elçiler onun
huzuruna çıkıp armağanları sununca Süleyman şöyle dedi: “Kendinizi dünya
malıyla mı savunuyorsunuz? Tanrı'nın bana vadettiği şeyler sizin bana
verebileceğiniz her şeyden daha üstündür. Boş yere bu armağanlarınıza
güvenmeyin. Sen yöneticilerinin yanına dön ve onlara, ‘Karşı koyamayacağınız
ordularla gelir, bitkin ve perişan bir halde sizi yönetimden atarız’ dediğimi söyle.”
38. Süleyman
kraliçenin Tanrı'ya teslim olduğunu ve yanına gelmeye hazırlandığını öğrenince:
"Sayın meclis üyelerim, onlar Tanrı'ya teslim olmuş bir şekilde yanıma
gelmeden önce aranızdan kim bana kraliçenin tahtının benzerini yapabilir"
diye sordu.
39. Yabancı bir
usta: “Ben her ne kadar maharetli bir usta da olsam onu yapana kadar sizin
görev süreniz bitmiş olur” dedi.
40. Yanında bu
işlerden daha iyi anlayan birisi ise: “Ben onu hızlı bir şekilde yapabilirim”
dedi. Nihayet o tahtın benzeri kısa sürede yapılıp bitince Süleyman:
"Bütün bunlar yaptığı güzelliklerin karşılığını verecek miyim, yoksa ona
güvenmeyecek miyim diye beni sınayan Tanrı’nın bir lütfudur. Kim ona karşılık
verirse kendi yararına olur. Kim de ona güvenmezse Tanrı’nın hiçkimseye
ihtiyacı yoktur, çok cömerttir” dedi.
41. “Şu kraliçeyi
biraz şaşırtalım bakalım. Durumu anlayacak mı yoksa kendi tahtı mı zannedecek
mi?” dedi.
42. Kraliçe
Süleyman'ın yanına gelince, Süleyman ona: "Bu senin tahtın mı" diye
sordu. O da: "Aa!... Sanırım o” dedi. Süleyman: “Siz gelmeden önce bana,
mesajımdaki çağrıyı kabul ettiğiniz bilgisi verildi” dedi.
43. Tanrı'yı gözardı ederek itaat ettiği kişiler onu Tanrı'ya güvenmemesi için oyalamıştı.
x
44. Kraliçe köşke
buyur edildi. İçeri girerken yere bakınca boşluk var sanıp eteğini toplayarak
aşağıya doğru adım atacak oldu, bunun üzerine Süleyman: "Köşkün locası cam
zemindir" dedi. Kraliçe: " Tanrım bugüne kadar kendime yazık etmişim,
artık Süleyman gibi ben de tüm insanların tanrısına teslim oluyorum" dedi.
45. Semud halkı
için de sadece Tanrı'ya boyun eğmeleri gerektiğini söylemesi için soydaşları
Salih'i elçi olarak görevlendirmiştim. Bunun üzerine halk birbirine muhalif iki
gruba bölündü.
46. Salih: "Ey
halkım, neden iyilik isteyeceğinize kötülük istiyorsunuz? Tanrı'dan bağışlanmaa
dileyin ki size acısın" dedi.
47. Onlar da:
"Senin ve beraberindekilerin yüzünden çarpıldık" dediler. Salih:
"Sizi sıkıntıya uğratan Tanrı'dır. Siz sadece sınanıyorsunuz" dedi.
48. Ülkeyi
kalkındırmayıp berbat eden dokuz hanedan vardı.
49. Kendi
aralarında bir toplantı yapıp: "Salih'e ve onu dinleyenlere sabaha karşı
bir baskın yapıp hepsini öldürelim. Akrabaları sorarsa da onların ölümünden
haberimiz olmadığını söyler, onları ikna ederiz" diye karar alıp Tanrı’nın
adıyla yeminleştiler.
50. Böylece onlar
bir plan kurdu, fakat onlar farkında olmadan ben de bir plan kurdum.
51. Bak o
kurdukları planın sonu ne oldu. Onları halkıyla birlikte yerle bir ettim.
52. Suçlu oldukları
için harabeye dönmüş yurtlarını görüyorsunuz işte. Kulak verenler için bunlar
bir derstir.
53. Bana güvenen ve
benden sakınanları da kurtardım.
54-55. Lut'u da
halkı için elçi olarak görevlendirmiştim. Halkına: "Bile bile nasıl böyle
bir çirkinlik yapabiliyorsunuz! Kadınları bırakıp cinsel duygularla erkeklere
yaklaşıyorsunuz. Siz gerçekten sınırı aşan bir toplumsunuz!" dedi.
56. Halkının
“Onları şehrinizden çıkarın, onlar namuslu kalmak isteyen insanlar” demekten
başka bir cevabı olmadı.
57. Ben de onu ve ailesini kurtardım. Karısı hariç çünkü o
da pisliğe bulaşmış biriydi.
58.
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdım
ki uyarılara kulak asmayanların yağmuru felakettir.
59-64.
Onlara şunu söyle: "Elçi olarak
görevlendirdiği kulları görevini tamamlamıştır ve hükmü tüm insanların tanrısı
verecektir. Evreni oluşturup uzaydan sizin için su indirerek dünyayı,
kendinizin bir ağacını bile oluşturamayacağınız yemyeşil muhteşem bir yer
haline getiren Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi?
Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Fakat bu onların hiç umrunda değil.
Dünyayı bir yuva haline getirip zemininde dereler oluşturan, sağlam dağlar
oluşturan, denizlerin birbirine karışmasını engelleyen Tanrı mı üstün yoksa onu
bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi
var? Fakat onların çoğu bunu önemsemiyor. Dünyada yeni bir tür olarak sizi
oluşturan, çaresiz kalıp kendisine yalvaranların sıkıntısını gideren Tanrı mı
üstün yoksa onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun
eğilecek biri mi var? Ne kadar azınız önemsiyorsunuz! Sizi karada ve denizde
sorunlarınızdan kurtaran, rahmetinin önünden
rüzgarları müjdeci olarak gönderen Tanrı mı üstün yoksa onu bırakıp da
boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri mi var? Tanrı
onların boyun eğdikleri kişilerden yücedir. Varoluşu başlatan ve daha sonra onu
tekrarlayacak olan, size gökten ve yerden gıda sağlayan Tanrı mı üstün yoksa
onu bırakıp da boyun eğdikleri kişiler mi? Tanrı'dan başka boyun eğilecek biri
mi var? Eğer haklıysanız haydi iddialarınızı kanıtlayın bakalım.
65. Onlara şunu
söyle: "Evrendeki hiçkimse gizlilikleri bilemez. Sadece Tanrı bilir.
Dirilişin ne zaman gerçekleşeceğini de hiçkimse bilemez."
66. Diriliş sonrası
hayatın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hakkında kiminin kafası karışık, kimi
gerçekleşeceğine güvenmiyor, kiminin de hiç umrunda bile değil.
67-68.
Güvenmeyenler: "Öldükten sonra toprak olmamıza rağmen diriltilecek
miymişiz! Hem de gelmiş geçmiş bütün insanlık ha! Bunlar geçmişteki atalarımıza
da bahsedilmişti. Bunlar, eski çağlarda yaşamış olan toplumların mitolojik hikayeleri"
diyorlar.
69. Onlara şunu
söyle: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğunu
görün."
70. Onlar için
moralini bozma. Kurdukları planlar için canını sıkma.
71. "Eğer
söylediğiniz doğruysa, bahsettiğiniz bu diriliş ne zaman gerçekleşecek"
diye soruyorlar.
72. Onlara şunu
söyle: "Belki sabırsızlandığınız cezadan bir parçanın ensenize yapışması
çok yakındır."
73. Tanrı insanlara karşı çok cömert ama onların
çoğu karşılık vermiyor.
74. Tanrı onların dışa vurduklarını da içinde
sakladıklarını da bilir.
75. Evrendeki
hiçbir şey onun dikkatinden kaçmaz. Her şey detaylı bir şekilde
kaydedilmektedir.
76. Bu mesaj
Yakupoğulları'nın çarpıttığı pek çok konuyu açıklığa kavuşturmaktadır.
77. Güvenenler için
bir rehber ve şefkattir.
78. İleride Tanrı onların hepsini yargılayacaktır. O her
şeyi bilir ve her şeye gücü yeter.
79. Tanrı'ya teslim
olmaya devam et, sen doğru yoldasın.
80. Sen bu mesaja
kulak asmayanlara, sırt çevirip duymazlıktan gelenlere işittiremezsin.
81. Görmezlikten
gelenleri doğru yola iletemezsin. Sen ancak bana teslim olarak mesajıma
güvenenlere işittirebilirsin.
82. Onlar cezaya
çarptırılmadan önce kendilerine mesajımı aktarması için ülkede birini elçi
olarak görevlendirdim fakat halkın çoğu mesajıma güvenmiyor.
83. O gün herkesi
dirilteceğim ve mesajıma güvenmeyenleri ayırıp gruplar halinde cehenneme
sevkedeceğim.
84. Oraya
vardıklarında kendilerine: "Siz benim mesajımı anlamadan dinlemeden
güvenmediniz demek! Neler için çabaladınız" denilir.
85. Suçlu oldukları
için cezaya çarptırılırlar. Tamamen çaresiz kalırlar.
86. Dinlenmenize
elverişli yaptığım gece ile aydınlık yaptığım gündüz hakkında hiç düşünmüyor
musunuz? Güvenenler için bunlar bir şaheserdir.
87. Ferman
verildiği zaman Tanrı’nın diledikleri hariç evrendeki herkes büyük bir korkuya
kapılır. Daha sonra herkes tamamen teslim olmuş bir şekilde onun huzurunda
toplanır.
88. Yerinden
oynatılmaz sandığın dağların o gün bulutlar gibi toz duman olduğunu göreceksin.
Bütün bunlar her şeyi bilen Tanrı'nın bir düzenlemesidir. O sizin yaptığınız
her şeyin farkındadır.
89. Kim kendini
düzeltirse, onlara kat kat mükafat verilecek. O günkü korku bile onlara endişe
vermeyecek.
90. Kim de kendini
bozarsa, onlar da yüzükoyun ateşe fırlatılacaklar. Hepiniz çabanızın
karşılığını göreceksiniz.
91-92. Bana bu
şehri güvenli bir hale getiren, her şeyin sahibi Tanrı’ya
itaat etmem, ona teslim olmam ve bu mesajı aktarmam emredildi. Her kim onun
gösterdiği yolda giderse kendi yararınadır. Kim de onun gösterdiği yoldan
gitmezse bilin ki ben sadece uyarmakla görevliyim.
93. Onlara: "Bütün
övgülere layık hüküm Tanrı'ya aittir. Mesajında bahsettiği şeylerin gerçek
olduğunu size gösterecek, siz de her şeyi anlayacaksınız" de. Tanrı yaptıklarınızdan habersiz değil.