1. E, l, m...
2-4. Bu içinde hiçbir
belirsizlik olmayan bir mesajdır. Görmedikleri halde bana güvenen, benden
sakınan, mesajıma uyan, kendilerine verdiğim şeylerden benim yolumda harcayan,
hem senden önceki elçilere sunulan mesajlara hem de sana sunulan mesaja güvenen
ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine emin olanlara doğru yolu
göstermektedir.
5. Tanrı’nın gösterdiği yolda giden ve
kurtulacak olanlar işte bunlardır.
6. Güvenmeyenlere
yaptığın uyarılar fayda vermiyor, güvenmemeye devam ediyorlar.
7. Bu yüzden Tanrı da onların anlayış kavrayış ve bilinçlerini açmıyor. İleride de onları dehşetli bir cezaya çarptıracak.
7. Bu yüzden Tanrı da onların anlayış kavrayış ve bilinçlerini açmıyor. İleride de onları dehşetli bir cezaya çarptıracak.
8. Bazı insanlar da
güvenmedikleri halde, Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine
güvendiğini söylüyor.
9. Akılları sıra
Tanrı’yı ve ona güvenenleri aldatmaya çalışıyorlar; halbuki onlar sadece
kendilerini aldatıyorlar ama farkında değiller.
10. Onların bilinci
sakattır. Güvenmedikleri için Tanrı da onları o şekilde bırakıyor. İleride de
onları acı bir cezaya çarptıracak.
11. Onlar ortalığı
karıştırmamaları için uyarıldığında, yanlış bir şey yapmadıklarını söylüyorlar.
12. Onlar tam bir
alçak ama farkında değiller.
13. Onlara:
"Bu insanların güvendiği gibi siz de güvenin" denildiğinde, “O
akılsızlar güveniyor diye, şimdi biz de mi güvenelim” diyorlar. Asıl akılsız
kendileri ama farkında değiller.
14. Güvenmiş
olanlarla karşılaştıklarında, "Biz de güveniyoruz" diyorlar.
Kendilerini saptıran önderleriyle başbaşa kaldıklarında ise "Onların
söyledikleri umrumuzda değil. Biz sizin yanınızdayız" diyorlar.
15. Tanrı da onları
önemsemiyor. Onları kendi hallerine bırakıyor, sınırı aşmış bir şekilde başıboş
yaşayıp gidiyorlar.
16. Onlar doğru
yolda olmak yerine ondan uzakta durmayı tercih ediyorlar. Fakat bu
tercihlerinden dolayı büyük zarara uğrayacaklar, hiçbir şekilde
kurtulamayacaklar.
17. Onlar çölde
seyahat ederken gecenin karanlığında bir meşale yakan kervana benziyor. Ateş
etrafı aydınlatıp tam rahatladık dedikleri anda, Tanrı heveslerini kursağında
bırakacak. Onları karanlık içinde çaresiz bırakacak.
18. Hiçkimse
tarafından umursanmayacak, hiçkimseye seslerini duyuramayacak ve tamamen
dışlanacaklar. Kendilerine bir daha fırsat verilmeyecek.
19. Onlar karanlık
bir gecede yürürken gök gürültülü sağanak yağışa yakalanan kişiye benziyor.
Yıldırımların çarparak kendilerini öldüreceğinden korktukları için
parmaklarıyla kulaklarını tıkıyorlar. Tanrı kendisine güvenmeyenlerin tamamen
farkındadır.
20. Şimşek
gözlerini kamaştırıyor. Parıldadığında yürüyorlar, ortalık birden kararınca da
dikilip kalıyorlar. Tanrı istese onların anlayış ve kavrayışlarını hiç
açmayabilir. Onun her şeye gücü yeter.
21-22. Ey insanlar, kurtulabilmeniz
için sizi ve sizden önceki bütün
insanları oluşturan, dünyayı sizin için bir yuva, uzayı da bir tavan yapan, uzaydan
su indirip size besin kaynağı olarak çeşitli ürünler oluşturan Tanrı’ya itaat edin. Bütün bunları bildiğiniz halde
ona sırt çevirmeyin.
23. Eğer bu mesajı kuluma benim sunduğuma güvenmiyorsanız ve bu
iddianızda samimiyseniz, sizin gibi düşünen herkesten
yardım alarak bunun gibi bir bölüm uydurun bakalım!
24. Eğer yapamazsanız, -ki asla yapamayacaksınız-, güvenmeyenlerin ceza
olarak atılacağı ve yakıt olarak insanların ve taşların kullanılacağı ateşe
girmemek için gerekeni yapın.
25. Güvenen ve kendini düzeltenlerin de içlerinden dereler akan
bahçelerle mükafatlandırılacağını müjdele. Kendilerine o bahçelerin meyveleri
sunulduğunda, "Bunları daha önce dünyadayken de yemiştik" diyerek
onları dünyadakilere benzetirler. Onlara muhteşem bir eş verilir ve orada
sonsuza dek kalırlar.
26-27. Tanrı'nın basit örnekler vermesi sorun değildir. Güvenenler, onun Tanrı’nın
bildirdiği bir gerçek olduğunu bilirler. Güvenmeyenler ise, “Tanrı'nın bu
örneklerle ne işi olur” derler. Tanrı bu örneklerle birçok kişiye doğruyu
gösterir. Tanrı'nın sözüne
aykırı davranan, Tanrı'nın yapılmasını istediği şeyleri yapmayan, dünyada
karışıklık çıkaran suçluları da öylece terkeder. Böyle kişiler mahvolacaklar.
28. Tanrı'ya nasıl güvenmezsiniz? Halbuki siz yoktunuz, o sizi oluşturup
hayat verdi. Sonra hayatınızı sonlandıracak ve ileride de diriltecek. Sonunda
hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
29. Bu koca evreni düzenleyip dünyadaki her şeyi sizin hizmetinize
sunmuştur. O, her şeyi bilir.
30. Tanrı o doğa güçlerine: “Ben dünyada yeni bir tür
oluşturacağım” demişti. Onlar da: "Biz daima buyruğunuzu yerine getirip
itaat ederken, siz karışıklık çıkarıp kan dökebilecek bir tür mü
oluşturuyorsunuz" dediler. O da “Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum”
dedi.
31. İnsana her şeyi anlamlandırabilmeyi öğretti. Sonra onları: “Eğer
haklıysanız bunların özelliklerini söyleyin bakalım” diyerek doğa güçlerine
sordu.
32. Onlar da “Siz çok yücesiniz. Bize öğrettiklerinizden başka hiçbir şey
bilemeyiz. Siz her şeyi bilirsiniz, adaletlisiniz” dediler.
33. “Ey insan, bunların özelliklerini onlara söyle” dedi. Onların
özelliklerini söyleyince, “Ben size evrenin bütün gizliliklerini bildiğimi,
gizli açık her şeyinizi bildiğimi söylemedim mi” dedi.
34. Ben doğa güçlerine insana hizmet etmelerini söyledim. Onlar insana
hizmet ediyorlar ama kendi benliği ona hizmet etmiyor, baş kaldırıyor. O asla
güvenilmez bir şeydir.
35. “Ey bütün insan türleri, bu gezegende yaşayın, istediğiniz yerine
yerleşin ama şu ilkeleri çiğnemeyin yoksa suç işlemiş olursunuz” dedim.
36. Fakat saptırıcılar onları kandırarak durumlarını kötüleştirdi. Ben de
onlara, "Hepiniz o halde kalın. Siz birbirinize düşmansınız. Dünyada sizin
için çok uzun bir süreye kadar faydalanma ve yaşama imkanı verilecektir” dedim.
37. Tanrı insana acıyarak ona mesajını sunmuştur. O
çok merhametli ve şefkatlidir.
38-39. “Hepiniz o halde kalın. Benim doğru yolu gösteren mesajıma uyanlar
korkmayacak ve üzülmeyecekler. Bana ve mesajıma güvenmeyenler de içinde sonsuza
dek kalmak üzere ateşe girecekler” dedim.
40. Ey Yakupoğulları, size gönderdiğim
mesajdan öğüt alın. Siz benim sözüme
uyun ki ben de size sözümü yerine getireyim. Sadece benden korkun.
41. Size gönderilmiş olanı güncelleyen ve benim sunduğum bu mesaja da
güvenin. Hemen ona kuşku duymayın. Basit menfaatleri
benim mesajıma tercih etmeyin. Sadece
benden sakının.
42. Saçma sapan şeylerle halkın kafasını karıştırıp bile bile gerçeği
gizlemeyin.
43. Mesajıma uyun, kendinizi arındırın. Bana teslim olan bu insanlar gibi
siz de teslim olun.
44. Tanrı'nın mesajını iyi bildiğiniz halde kendiniz uymuyorsunuz ama
diğer insanlara Tanrı'ya güvenmelerini söylüyorsunuz. Hiç düşünmüyor musunuz?
45-46. Onun mesajına bağlılık göstererek kurtuluşu sadece ondan bekleyin.
Bu, Tanrı’ya teslim olan ve huzuruna çıkacağına güvenenlerden başkasına zor geliyor.
47. Ey Yakupoğulları,
insanlar arasından sizi seçerek size gönderdiğim mesajdan öğüt alın.
48. Hiçkimsenin kimseye hiçbir faydası olmayacağı, hiçkimsenin kimseyi
kurtaramayacağı, kurtulmak için her
şeyi feda etmek istese bile kabul edilmeyeceği o gün kurtulabilmek için elinizden geleni yapın.
49. Size çok kötü
eziyetler yapan, erkek bebeklerinizi öldüren, kadınlarınızı istismar eden
Firavun hanedanından ben kurtarmıştım sizi. Tanrı’nın size yaptığı büyük bir
iyilikti bu.
50. Denizi ikiye
yarıp geçmenizi sağlayarak sizi kurtarmış ve gözünüzün önünde Firavun'u
adamlarıyla birlikte sular altında bırakmıştım.
51. Musa’ya kırk gece sonrası için söz vermiştim. Siz de onun yokluğunda
kutsal sığır inancınızı hortlarak kendinize yazık etmiştiniz.
52. Buna rağmen, bana karşılık vermeniz için sizi cezalandırmaktan
vazgeçtim.
53. Size doğru yolu göstermek için Musa’ya doğruyu yanlıştan ayıran
mesajımı bildirdim.
54. Musa halkına: “Ey halkım kutsal sığır inancınızdan vazgeçmeyerek
kendinize yazık ediyorsunuz. Yaratıcınıza yönelip kendinizi arındırın.
Yaratıcınıza göre böyle yapmanız gerekiyor" demişti. O da sizi
bağışlamıştı. O çok bağışlayıcı ve şefkatlidir.
55. “Musa, biz Tanrı'yı gözümüzle görmedikçe sana güvenemeyiz” demiştiniz
de bakınıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
56. Bana karşılık vermeniz için tekrar sizi ayılttım.
57. Onları bulutlarla
gölgelendirdim. “Size sunduğum sağlıklı şeylerden yiyin” diyerek değerli bir
mesaj sundum. Onlar bana bir zarar vermedi sadece kendilerine yazık ettiler.
58. Onlara “Şu şehre
girin, istediğiniz yerine yerleşin. Bağışlanma dileyin ve bana itaat edin ki
yanlışlarınızı bağışlayayım. Kendini düzeltenlerin karşılığını fazlasıyla
vereceğim” demiştim.
59. Fakat mesajımı umursamayanlar, kendilerine verilen emirleri bambaşka hale soktular. Ben de suçlu oldukları için onlara felaket yağdırdım.
59. Fakat mesajımı umursamayanlar, kendilerine verilen emirleri bambaşka hale soktular. Ben de suçlu oldukları için onlara felaket yağdırdım.
60. Musa halkı için su istemişti. Değneğinle kayaya vur dedim. Kayadan pınar fışkırdı ve on iki kola ayrıldı. Her
grup hangi pınarı kullanacağını belirledi. "Artık özgürsünüz, keyfinize
bakın fakat Tanrı'nın mesajına aykırı
davranıp ülkeyi berbat etmeyin!"
61. “Her zaman aynı şeyleri yemekten bıktık Musa. Tanrı’ya
dua et de bize salatalık, mercimek, soğan sarımsak gibi toprakta yetişen
sebzelerden de versin" demiştiniz. Musa da: "Özgürlüğü bırakıp
köleliğe geri dönmek mi istiyorsunuz! O zaman kaçtığınız şehre geri dönün,
istediklerinizi orada bulursunuz" dedi. Böylece onlar sıkıntı ve sefalete
maruz kalıp Tanrı'nın öfkesine uğradılar. Çünkü onlar Tanrı'nın mesajına
güvenmediler ve kendilerini uyaran kişileri haksız yere öldürdüler. Çünkü onlar
Tanrı'nın mesajına aykırı davranıp sınırı aştılar.
62. Sana sunduğum mesaja güvendiğini söyleyenler, yahudiler, hristiyanlar
ve sâbîler arasından her kim Tanrı'ya ve diriliş
sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenir ve kendini düzeltirse, onlar
korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
63. Sizi o dağın eteğine
yerleştirip size bildirdiklerime sımsıkı sarılmanızı ve kurtulabilmeniz için
onun içeriğinden ders almanızı emretmiştim.
64. Buna rağmen umursamadınız. Tanrı lütfedip acımasaydı, sizi de ortadan kaldırırdı.
64. Buna rağmen umursamadınız. Tanrı lütfedip acımasaydı, sizi de ortadan kaldırırdı.
65. Halkınızdan daha önceden toplantı günü kuralına karşı gelenlerin
başına gelenleri iyi biliyorsunuz. Kendilerine yasaklanan şeyleri
ısrarla yapmaya devam edince onlara “Taklitçi maymunlar olarak kalın öyleyse”
dedim.
66. Bunu, aynı yolu
izleyen hem o devirdeki, hem de onlardan sonra gelen tüm nesiller için
uygulanan bir ölçü haline getirdim. Ayrıca bu sakınanlar için de bir derstir.
67. Musa halkına,
“Tanrı artık bu kutsal sığır konusunu tamamen aklınızdan çıkarmanızı istiyor”
demişti. Onlar da: “Bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. Musa: “Tanrı'nın
mesajını umursamayan biri olmaktan ona sığınırım” dedi.
68. “Tanrı’ya sor
da bu sığır meselesinin ne olduğunu bize açıklasın” dediler. Musa da şöyle
dedi: “Hani şu ne kart ne de yavru olmayan, ikisinin arasında bir şey. Haydi
size bahsedileni yapın diyor.”
69. “Tanrı’ya sor
da onun rengini bize açıklasın” dediler. Musa da şöyle dedi: "Hani şu
görünüşü insanların dikkatini çeken, parlak sarı olan diyor.”
70. “Tanrı’ya sor
da onu bize açıklasın. Gerçek bir sığırdan mı bahsediyor acaba kararsızız. Tanrı'nın
izniyle doğruyu bulacağız" dediler.
71. Musa da şöyle
dedi: “Hani şu tarla sürmek veya ekin sulamak gibi hiçbir işe yaramayan, hiç
sorgulamadan kabul ettiğiniz ve dil uzatmaktan çekindiğiniz diyor." Bunun
üzerine: "Tamam şimdi anladık" dediler. O kutsal sığır meselesini zar
zor akıllarından çıkardılar.
72. Birçok konuda
kendinizi arındırmış fakat bu konuyu aşamamıştınız. Fakat Tanrı içinizde
tuttuğunuz bu konuyu ortaya çıkarmıştı.
73. "Artık
böyle şeylerden uzak durun" demiştim. Tanrı'nın ölü bilinçleri diriltmesi
yani siz düşünün diye mesajını anlatması işte böyledir
74. Bütün bunlara
rağmen bir süre sonra bilinciniz yine duyarsızlaştı. Kayadan bile duyarsız hale
geldi. Çünkü kayalar da saygıyla Tanrı'nın hükmünü yerine getirir, yarılıp da
içinden su çıkartır pınarlar akıtırlar. Elbette Tanrı sizin de ne için
çabaladığınızın farkında.
75. Onlardan bazı
kişiler Tanrı'nın sözünü öğrenip ne anlama geldiğini kavradığı halde kasten
onun anlamını çarpıtıyorlar. Şimdi onların size güveneceğini mi sanıyorsunuz?
76. Güvenenlerle
karşılaştıklarında: "Tabi ki biz de güveniyoruz" diyorlar.
Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise: "Onlara Tanrı'nın bize bildirdiği
gerçeklerden bahsediyoruz ama yarın Tanrı’nın huzurunda bunları bizim
aleyhimize delil olarak sunarlar. Bu konuda dikkatli olalım" diyorlar.
77. Tanrı'nın
onların açığa vurduğu ve gizlediği her şeyin farkında olduğunu bilmiyorlar mı!
78. Onların birçoğu
daha önceki mesajımdan habersizdir. Anlamını bilmeden ezbere okuyor ve kendi
inançlarına göre hareket ediyorlar.
79. Bazıları da
basit menfaatler elde etmek için kendi görüşlerini yazıp: "Bunlar
Tanrı'nın hükümleridir" diyorlar.
Para kazanmak için kendi görüşlerini Tanrı'ya isnat edenler acı bir
cezaya çarptırılacaklar!
80. Örneğin;
cehenneme girseler bile bir süre sonra çıkacaklarını iddia ediyorlar. Onlara
şunu söyle: "Sözünden asla caymayan Tanrı'yla sözleşme mi yaptınız? Yoksa
Tanrı'nın adını kullanarak yalan mı uyduruyorsunuz?"
81. Hayır, bu tür
iddialar tamamen yalandır. Yanlış bir çabanın içinde olup suçlu bir şekilde
ölenler, içinden hiç çıkmamak üzere ateşe girecekler.
82. Güvenen ve
kendini düzeltenler de içinde sonsuza dek kalmak üzere bahçeye girecekler.
83. Ey
Yakupoğulları, size de Tanrı'dan başka hiçkimseye boyun eğmemenizi, ana babanıza,
çevrenizdeki kimsesiz ve yoksullara güzel davranmanızı, insanlarla iyi
geçinmenizi, mesajıma uyup kendinizi arındırmanızı emretmiştim. Fakat birazınız
hariç hiçbiriniz bunları ciddiye alıp umursamadınız.
84. Size de
birbirinizin kanını dökmeyi ve birbirinizi ülkeden kovmayı yasaklamıştım. Siz
de anlayıp kabul etmiştiniz.
85. Bütün bunlara
rağmen, yine de birbirinizin kanını döküyor ve birbirinizi ülkeden kovmayı
yasakladığım halde bazılarına karşı birleşip nefret ve zorbalıkla ülkeden
kovuyorsunuz. Sonra bir gün yanınıza işçi olarak geldiklerinde başınızdan
savıyorsunuz. Mesajımın işinize gelen kısmına güveniyor, işinize gelmeyen
kısmına güvenmiyorsunuz. Böyle yapanlar diriliş öncesi hayatta rezil olur,
diriliş sonrası hayatta da dehşetli bir cezaya çarptırılırlar. Elbette Tanrı
sizin ne için çabaladığınızın farkında.
86. Onlar diriliş
sonrası hayatı değil de diriliş öncesi hayatı tercih ediyorlar. Böyle kişilerin
cezası hafifletilmeyecek ve hiçkimse onları kurtaramayacak.
87. İşte böylece
Musa'ya mesajımı göndermiştim. Onun ardından birçok kişiyi elçi olarak
görevlendirdim. Sonra Meryemoğlu İsa'ya net mesajımı gönderdim, onu da muhteşem
mesajımla destekledim. O elçilerin aktardığı mesajlar işinize gelmediği için
onları ciddiye almadınız. Güvenmediğiniz yetmediği gibi bir de onlara karşı
mücadele ettiniz.
88. Böylece sabit
fikirli olduğunuzu gösterdiniz. Güvenmediğiniz için de Tanrı sizi o şekilde
terketti. Şimdi de onların çok azı güveniyor.
89. Daha önceden
kendilerine gönderilmiş olan mesajın kalıntılarını ona güvenmeyen diğer
topluluklara aşılamaya çalışıyorlardı, ama şimdi onu güncelleyen bu mesaj
aktarıldığında, bunun da Tanrı'nın bir mesajı olduğunu anladıkları halde
kendileri de güvenmiyor. Tanrı mesajına güvenmeyen o kişileri dışlayacak.
90. Tanrı dilediği
kuluna lütfuyla mesajını sunuyor diye kıskançlıktan çılgına döndüler,
güvenmediler. Bu yüzden Tanrı da onlara çok öfkelendi. Güvenmeyenler ağır bir
cezaya çarptırılacak.
91. Onlara:
"Tanrı'nın sunduğu bu mesaja da güvenin" denildiğinde, "Biz sadece
bize gönderilmiş olan mesaja güveniyoruz" diyorlar. Kendilerine
gönderilmiş olanı güncelleyen bu mesaja güvenmiyorlar. Onlara şunu söyle:
"Eğer size gönderilmiş olan mesaja güveniyorsanız, sizi onunla uyaran
birçok kişiyi neden öldürdünüz?"
92. Musa da size
net bir mesaj aktarmıştı fakat siz onun
yokluğunda kutsal sığır inancınızı hortlarak kendinize yazık etmiştiniz.
93. Sizi o dağın
eteğine yerleştirip size bildirdiklerimi anlayıp sımsıkı sarılmanızı
emretmiştim. Siz de onu anladığınız halde uymamıştınız. Mesajıma güvenmediğiniz
için kutsal sığır inancınızdan vazgeçemediniz. Onlara şunu söyle: "Eğer
size gönderilmiş olan mesaja güveniyorsanız, neden ona aykırı
davranıyorsunuz?"
94. Onlara şunu
söyle: "Diriliş sonrası hayatta Tanrı'nın sadece sizi kurtaracağını iddia
ediyorsunuz ya, eğer bu konuda samimiyseniz haydi ondan ölümü dileyin
bakalım."
95. Fakat onlar
kendi yaptıkları şeyler yüzünden asla Tanrı'dan ölümü isteyemezler. O bütün
suçluların farkındadır.
96.
Tam aksine onlar yaşama herkesten hatta Tanrı'nın mesajını bilmeyenlerden bile
daha düşkündür. Bin sene yaşamak isterler. Fakat cezaya çarptırılınca uzun
yaşamış olmalarının onlara hiçbir faydası olmayacak. Elbette Tanrı onların ne için çabaladığının
farkında.
97-98.
Onlara şunu söyle: "Öncekileri güncelleyen ve güvenenlere doğru yolu
gösterip müjdeleyen bu mesajı Tanrı'nın emriyle senin bilincine yerleştiren
Cebrail'den ya da Mikail'den veya Tanrı'nın herhangi bir meleğinden ve
elçisinden veya Tanrı'nın kendisinden nefret ediyorsa, bilsin ki Tanrı da
kendisine güvenmeyenlerden nefret etmektedir.
99.
Ben sana net bir mesaj sunuyorum. Mesajıma
güvenmeyenler suçluların ta kendileridir.
100. Onların çoğu
bana güvenmedi ve buyruğumu umursamadı.
101. Tanrı'nın
elçisi onlara daha önceden gönderilmiş olanı güncelleyen bir mesaj aktardığı
halde, daha önceden mesaj gönderilmiş toplulukların çoğu Tanrı'nın bu mesajı
kendilerini ilgilendirmiyormuş gibi hiç önemsemiyorlar.
102. Süleyman'ın
iktidarı hakkında o iftiracıların
anlattıklarını, gerçek olarak kabul ediyorlar. Halbuki Süleyman hep Tanrı'ya
bağlı biriydi. Tanrı'ya asıl güvenmeyenler halka büyücülüğü ve Babil'deki iki
melek hurafesini öğreten o saptırıcılardır. Onların melek dedikleri
doğa güçleri hiçkimseye
büyücülük gibi şeyler öğretmezler. Tam aksine insanların Tanrı'ya güvenmeleri
için onun mesajını aktarırlar. Fakat buna rağmen onlar insanları birbirine
düşüren bilgileri meleklerden öğrendiklerini iddia ediyorlar. Onlar Tanrı'ya
rağmen hiçkimseye bir zarar veremezler. Onlar kendilerine hiçbir faydası
olmayan, tam aksine başlarını belaya sokacak şeyleri öğrenmeye çalışıyorlar.
Halbuki onlar, bu işlere dalanların diriliş sonrası hayatta mahvolacağı
konusunda uyarılmışlardı. Kendilerini ne kötü bir şey uğruna feda ettiklerini
bir anlasalar!
103. Eğer ona
güvenip sakınsalar, Tanrı'nın vereceği mükafatın her şeyden daha üstün olduğunu
bir anlasalar!
104. Ey güvendiğini
söyleyenler! Siz de birileri tarafından güdülerek yaşamayın. Sorgulayın,
aklınızı kullanın. Güvenmeyen o kişiler acı bir cezaya çarptırılacak.
105. Önceki
mesajlara muhatap olmuş toplulukların arasından güvenmeyenler ve Tanrı'dan
başkasına boyun eğenler size Tanrı’nın mesajının gönderilmesinden hiç
hoşlanmıyorlar. Fakat Tanrı mesajını aktarmak için istediğini elçi olarak
görevlendirmiştir. Tanrı pek çok lütuf sahibidir.
106. Bir konuda
daha öncekileri bu mesajla güncellememin sebebi o konuda gerçeği ortaya
koymaktır. Güncellemeden bıraktığım konularda da benzer mesaj sunuyorum.
Tanrı'nın her şeye gücünün yettiğini bilmiyor musunuz?
107. Tanrı'nın
bütün evrena hakim olduğunu ve hiçkimsenin sizi Tanrı’dan koruyup
kurtaramayacağını bilmiyor musunuz?
108. Yoksa siz de
elçinizden, daha önceden onların Musa'dan istediği şeyleri mi isteyeceksiniz?
Kim güvenmeyi bırakıp da artık güvenmemeye başlarsa, çok büyük bir yanlış
yapmış olur.
109. Önceki
mesajlara muhatap olmuş toplulukların arasından birçok kişi bunun gerçekten
Tanrı'nın mesajı olduğunu anladıkları halde sırf çekemedikleri için sizi ona
olan güveninizden caydırmaya çalışıyorlar. Siz şimdilik Tanrı onlarla alakalı
bir emir verene kadar onlara aldırış etmeyin, çatışmayın. Tanrı'nın her şeye
gücü yeter.
110. Onun mesajına
uyun ve kendinizi arındırın. Tanrı yaptığınız iyiliklerin karşılığını verecek.
Elbette Tanrı çabalarınızın farkında.
111. Hristiyanlar
ve yahudiler, ezbere konuşarak kendilerinden başka hiçkimsenin Hasbahçeye
giremeyeceğini iddia ediyorlar. Onlara: "Eğer iddianızda samimiyseniz
bunun dayanağı nedir?" diye sor.
112. Hayır, bu tür
iddialar tamamen yalandır. Her kim bütün benliğiyle Tanrı'ya teslim olur ve
kendini düzeltirse, onlar korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları
mükafatlandıracaktır.
113. Tanrı'nın
mesajını iyi bildikleri halde yahudiler hristiyanların, hristiyanlar da
yahudilerin yanlış yolda olduğunu iddia ediyor. Mesajımı bilmeyenler de
birbirleri hakkında bu tür iddialarda bulunuyorlar. Aralarında anlaşmazlığa
düştüğü konularda diriliş günü Tanrı yargılama yapacak.
114. İnsanları
Tanrı'nın mesajını öğrenmek için tutulan evlerden uzaklaştırmaya çalışan ve
oraların dağılması için uğraşanlardan daha suçlu kim olabilir? Böyle kişiler
diriliş öncesi hayatta rezil olur, diriliş sonrası hayatta da dehşetli bir
cezaya çarptırılırlar.
115. Tanrı bütün evrenin
sahibidir. Nerede olursanız olun, Tanrı'ya itaat ederek yaşayın. O her şeyin
farkındadır.
116. Bazıları
Tanrı’nın çocuğa sahip olduğunu iddia ediyor. Onun böyle şeylerle hiçbir
alakası yoktur. Evrendeki her şey onundur. O her şeyin hakimidir.
117. O evrenin
yaratıcısıdır. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece, olmasını söyler o da
oluşur.
118. Mesajımı
bilmeyenler: "Tanrı mesajını arada elçi olmadan doğrudan bize bildirsin,
bize bir mucize göstersin" diyorlar. Onlardan önceki toplumlardan da bu
tür isteklerde bulunanlar vardı. Hepsi aynı kafadan. Fakat ben güvenenler için
mesajımı net bir şekilde ortaya koydum.
119. Ben seni
sadece uyarmak ve müjdelemekle görevlendirdim. Sen ateşe girecek olanları
kurtaramazsın.
120. Onların
gittiği yoldan yürümediğin için yahudi ve hristiyanlar senden hoşnut
olmuyorlar. Onlara: "Doğru yol, Tanrı'nın gösterdiği yoldur" de. Sana
sunulan bu mesaja rağmen onların keyfine uyarsan, hiçkimse seni Tanrı'dan
koruyup kurtaramaz.
121. Daha önceden
göndermiş olduğum mesajları gereği gibi okuyanlar zaten bu mesaja da
güvenirler. Güvenmeyenler ise mahvolacaklar.
122. Ey
Yakupoğulları, insanlar arasından sizi seçerek size gönderdiğim mesajdan öğüt
alın.
123. Hiçkimsenin kimseye
hiçbir faydası olmayacağı, hiçkimsenin kimseyi kurtaramayacağı, kurtulmak için
her şeyi feda etmek istese bile kabul edilmeyeceği o gün kurtulabilmek için
elinizden geleni yapın.
124. Tanrı
İbrahim'i de mesajıyla sınamış, o da ona uymuştu. Bunun üzerine: "Seni
halka örnek yapacağım" dedi. İbrahim: "Soyumdan gelecek olanları da
örnek yapınız" deyince, "Bu sözüm suçluları kapsamaz" dedi.
125. Herkese bu
güvenli yoldan yürümeleri gerektiğini bildirmiştim. Siz de İbrahim'in gittiği
bu yoldan yürüyün. İbrahim ve İsmail'e de bildirdiğim bu sistemi bana uyup
bağlı kalmak, teslim olup itaat etmek isteyenler için aktarmalarını emrettim.
126. İbrahim:
"Tanrım bu şehri huzurlu hale getiriniz. Halktan Tanrı'ya ve diriliş
sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenenleri başarıya ulaştırınız" diye
dua etti. O da: "Güvenmeyenleri de bir süre yaşatıp ileride ateşle
cezalandıracağım. Ne kötü bir son!" dedi.
127-129. İbrahim
İsmail'le birlikte bu sistemi aktarmaya çalıştı. "Tanrım davetimizde bize
yardım ediniz. Siz her şeyi işitir ve bilirsiniz. Tanrım bizim ve soyumuzun
size teslim olmuş kişiler olmamızı sağlayınız. Uymamız gereken ilkeleri öğretiniz.
Bize acıyınız. Siz çok merhametli ve şefkatlisiniz. Tanrım mesajınızı
aktarması, öğüt dolu buyruğunuzu öğretip onları arındırması için onlara kendi
aralarından elçiler görevlendiriniz. Sizin her şeye gücünüz yeter ve
adaletlisiniz" diye dua etti.
130. İbrahim'in
gittiği yola sırt çeviren kendine yazık etmiştir. Ona diriliş öncesi hayatta
şefkat gösterdim ve o diriliş sonrası hayatta mükafatlandırılacak.
131. Tanrı ona
teslim olmasını buyurunca, tüm insanların tanrısına teslim olduğunu söyledi.
132. İbrahim:
"Canım evlatlarım Tanrı size bu hayat tarzına uymanızı buyuruyor. Ömrünüz
boyunca ona teslim olarak yaşayın" diyerek bütün çocuklarına ve torunu
Yakup'a Tanrı'ya teslim olmalarını öğütledi.
133. Yakup da
ölürken evlatlarına: "Ben öldüğümde kime itaat edeceksiniz" diye
sorunca, "Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın boyun eğdiği tek
tanrıya itaat edeceğiz. Biz ona teslim olduk" dediklerini bilmiyor
musunuz?
134. Onlar böyle
bir topluluktu, gelip geçtiler. Onlar kendi çabalarından, siz de kendi
çabalarınızdan yargılanacaksınız. Onların çabaları size bir fayda sağlamaz.
135. Yahudiler
doğru yolun yahudilik, hristiyanlar da doğru yolun hristiyanlık olduğunu iddia
ediyorlar. Onlara şunu söyle: "Hayır, bu tür iddialar tamamen yalandır.
Doğru yol, bütün benliğiyle Tanrı’ya yönelip ondan başka hiçkimseye boyun eğmeyen
İbrahim’in gittiği yoldur."
136. Siz de şunu
söyleyin: "Biz Tanrı'ya teslim olduk. Ona güveniyoruz. Elçilerinin hiçbiri
arasında ayrım yapmıyoruz. Bize gönderdiği mesaja da, İbrahim'e İsmail'e
İshak'a Yakup'a ve onların neslinden görevlendirilmiş diğer elçilere sunulan
mesajlara da, Musa'ya İsa'ya ve tüm elçilere Tanrı tarafından sunulan bütün
mesajlara da güveniyoruz.”
137. Eğer onlar da
böyle sizin gibi güvenirlerse, doğru yola girmiş olurlar. Umursamazlarsa da çok
büyük bir yanlış yapmış olurlar. Tanrı seni onlardan koruyacak. O her şeyi
işitir ve bilir.
138. Onlara şunu
söyle: "Sünnet olmak veya vaftiz olmak kişiyi kurtaramaz. Kurtulacak
olanlar Tanrı'ya teslim olup kendini arındıranlardır. Yapılması gereken şey
sünnet olmak veya vaftiz olmak değil, Tanrı'ya teslim olup kendini
arındırmaktır. Biz sadece ona itaat ederiz."
139. Onlara şunu
söyle: "Bizimle Tanrı hakkında boşuna tartışmayın. O hepimizin tanrısıdır.
Hepimiz kendi çabamızdan yargılanacağız. Biz ondan başka hiçkimseye boyun
eğmeyiz."
140. Onlara şunu
söyle: "Neden İbrahim'in İsmail'in İshak'ın Yakup'un ve onların neslinden
görevlendirilmiş diğer elçilerin yahudi ve hristiyan olduğunu iddia
ediyorsunuz? Siz Tanrı'dan iyi mi biliyorsunuz? Tanrı'nın ortaya koyduğu
gerçeği örtbas etmeye çalışandan daha suçlu kim olabilir! Elbette Tanrı sizin
ne için çabaladığınızın farkında."
141. Onlar size
anlattığım gibi bir topluluktu, gelip geçtiler. Onlar kendi çabalarından, siz
de kendi çabalarınızdan yargılanacaksınız. Onların çabaları size bir fayda
sağlamaz.
142. Şimdi buradaki
halkın içinden kendine yazık eden o kişiler: "Bunlar önceki hayat tarzını
neden terkettiler" diye soruyorlar. Onlara şunu söyle: "Tanrı bütün evrenin
sahibidir. O dilediğini doğru yola iletir."
143. İşte böylece
sizi de mesaj gönderilmiş bir topluluk haline getirdim. Siz bu halk hakkında,
elçi de sizin hakkınızda tanıklık yapacak. Sana bu hayat tarzını kazandırarak
elçi dinleyip dinlemeyenleri ortaya çıkarmış oluyorum. Bu, Tanrı'nın doğru yola
ilettiklerinden başkasına zor geliyor. Sizin Tanrı'ya olan güveniniz elbette
karşılıksız kalmayacak. Tanrı insanlara karşı çok merhametli ve şefkatlidir.
144. Bazen senin
endişelendiğini biliyorum fakat merak etme, ben seni karşılığında hoşnut
kalacağın bir hayat tarzıyla görevlendirdim. Sen de seni dinleyenler de nerede
olursanız olun, memleketinizi ne uğruna terkettiğinizi unutmayın. Daha önceden
mesaj gönderilmiş topluluklar bunun da Tanrı’nın sunduğu bir mesaj olduğunu
elbette biliyorlar. Tanrı da onların ne için çabaladığının farkında.
145. Sen daha
önceden mesaj gönderilmiş topluluklara bu mesajımdan ne kadar bahsetsen de,
onlar senin aktardığın hayat tarzını benimsemiyorlar. Sen de asla onların hayat
tarzını benimseme. Onlar kendi
aralarında bile paramparçadır. Sana sunulan bu mesaja rağmen onların
keyiflerine uyarsan mahvolursun.
146. Daha önce
kendilerine mesaj gönderdiğim topluluklar bunun da Tanrı'nın mesajı olduğunu
bal gibi biliyorlar ama onların çoğu bile bile bu gerçeği örtbas etmeye
çalışıyor.
147. Tanrı’nın sana
bildirdiği bu mesaj gerçeğin ta kendisidir bu konuda hiç şüphen olmasın.
148. Herkes bir
şeylerin peşinde koşup gidiyor. Siz de hep iyi insanlar olmaya çalışın. Merak
etmeyin şimdilik farklı yerlerde olsanız bile, ileride Tanrı hepinizi biraraya
getirebilir. Onun her şeye gücü yeter.
149. Nerede olursan
ol, memleketini ne uğruna terkettiğini unutma. Tanrı’nın sana bildirdiği bu
mesaj gerçeğin ta kendisidir. Elbette Tanrı çabalarınızın farkında.
150. Sen de seni
dinleyenler de nerede olursanız olun, memleketinizi ne uğruna terkettiğinizi
unutmayın. Kimse sizinle boy ölçüşemez. Sadece bazıları baskı yapmaya
çalışabilir fakat onlardan korkmayın. Sadece benden sakının. Gösterdiğim yolda
yürümeye devam edin. Size gönderdiğim bu mesajı tamamlayacağım.
151. Ben size daha
önceden farkında olmadığınız şeyleri bildirmesi, mesajımı aktarması, öğüt dolu
buyruğumu öğretip sizi arındırması için aranızdan birini elçi olarak
görevlendirdim.
152. Siz beni önemseyin
ki ben de sizi önemseyeyim. Bana karşılık verin, bana güvenin.
153. Ey güvendiğini
söyleyenler, mesajıma bağlılık göstererek kurtuluşu sadece benden bekleyin.
Tanrı kendisine bağlılık gösterenlerin yanındadır.
154. Tanrı'nın
mesajı uğruna öldürülmüş olan arkadaşlarınızın heder olduğunu sanmayın. Siz
farkında olmasanız da onlar ipi göğüsledi.
155-156. Ben sizi
sıkıntı yokluk sağlık sorunları mal mülk eksikliği verim kaybı gibi konularda
sınıyorum. Başlarına gelen her olayda Tanrı'ya teslim olup onun huzuruna
çıkacağını gözönünde bulundurarak ona bağlılık göstermeye devam edenleri çok
güzel haberler bekliyor.
157. Böyle kişileri
Tanrı bağışlayıp kurtaracak ve onları mükafatlandıracak.
158. Bu sistemi
öğrenip yaşamak isteyenlerin kafasının karışmasını zararı yoktur. Kafa
karışıklığından sonra netleşmek Tanrı'nın öğretme yöntemlerindendir. Elbette
Tanrı gerçeği öğrenmek için çabalayanların farkındadır, onlara karşılık verir.
159. İnsanlara
doğru yolu gösteren apaçık mesajını net bir şekilde ortaya koyduğu halde onu
örtbas etmeye çalışanları Tanrı dışlayacak. Tamamen çaresiz kalacaklar.
160. Fakat
bunlardan vazgeçip kendini düzelten ve gerçeği açıkça anlatanları bağışlarım.
Ben çok şefkatli ve bağışlayıcıyım.
161. Güvenmeyen ve
güvenmemiş bir şekilde ömrünü tüketenleri Tanrı dışlayacak, hiçbir insan veya
melek onları kurtaramayacak.
162. İçinde sonsuza
dek kalmak üzere cehennem ateşine girecekler. Cezaları asla hafifletilmeyecek
ve başka bir fırsat da tanınmayacak.
163. Tanrınız
tektir. Ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Merhametli ve şefkatlidir.
164. Evrenin
oluşumu, gece ile gündüzün değişimi, insanlara hizmet için gemilerin denizde
gidebilmesi, Tanrı uzaydan su indirip ölü gezegeni canlandırması, dünyada her
türlü canlıyı oluşturması, rüzgarları estirmesi ve onun emriyle evrenta olan
her şey düşünenler için bir şaheserdir.
165. Bazı insanlar
Tanrı'ya sırt çevirip birilerine itaat ediyor ve onları Tanrı'ya tercih
ediyorlar. Güvenenler ise daima Tanrı'yı tercih ederler. O suçlular
cezalandırılacaklarını anlayıp tek hakimin Tanrı olduğunu kavradıklarında
halleri ne olacak! Tanrı'nın cezası çok serttir.
166. Onlar
cezalandırılacaklarını anladıklarında liderler kendilerine uyanları
reddedecekler ve tamamen çaresiz kalacaklar.
167. Onlara uyan
kitleler de: "Keşke bir fırsat daha verilse de şimdi onların bizi
reddettiği gibi biz de onları reddetmiş olsak" derler. Böylece Tanrı
onları çabalarına karşılık pişman edecek, ateşten asla çıkamayacaklar.
168. Ey insanlar,
dünyada size yasaklamadığım sağlıklı gıdalardan yiyin. O saptırıcıların
sözlerine aldanmayın. Onlar sizin tam bir düşmanınızdır.
169. Onlar sizi
kötülük ve yanlışlığa ve Tanrı'nın adını kullanarak yalan uydurmaya
yönlendiriyor.
170. Onlara:
"Tanrı'nın sunduğu mesaja uyun" denildiğinde, "Hayır atalarımızdan
öğrendiklerimize uyuyoruz" derler. Peki ya ataları doğru yolda gitmeyen
taklitçi kişilerse?
171. Onlar feryat
figan edecekler fakat hiçbir olumlu yanıt alamayacaklar. Boş yere inleyip
duracaklar. Hiçkimse tarafından umursanmayacak, hiçkimseye seslerini
duyuramayacak ve tamamen dışlanacaklar. Asla kurtulamayacaklar.
172. Ey güvendiğini
söyleyenler, eğer sadece Tanrı'ya boyun eğiyorsanız onun mesajına uyun ve onun
yasaklamadığı sağlıklı gıdalardan yiyin.
173. O sadece;
Tanrı’dan başkalarını yüceltmek için sunulan leş, kan ve domuz etini
yasaklamıştır. Ama her kim zordaysa, onların eylemlerine katılmamak ve
inançlarını kabul etmemek şartıyla yiyebilir. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
174. Basit
menfaatler uğruna Tanrı'nın sunduğu mesajı örtbas etmeye çalışanların kazandığı
paralar onların ateşte yanmasına sebep olacak. Diriliş günü Tanrı onlara hiçbir
değer vermeyecek ve onları kurtarmayacak. Onları acı bir cezaya çarptıracak.
175. Onlar doğru
yolda olmak yerine ondan uzakta durmayı tercih ediyorlar. Bağışlanmak yerine
cezalandırılmayı tercih ediyorlar. Ateşe girmek için can atıyorlar.
176. Bu mesajı
gerçekten Tanrı göndermektedir. Bu mesajı umursamayanlar çok büyük bir yanlış
yapmış olur.
177. Doğru yol
doğunun veya batının hayat tarzını benimsemek değildir. Doğru yol Tanrı'ya ve
diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenmek, onun bütün güçlerine elçilerine ve mesajlarına güvenmek,
çevredeki yoksullar işsizler ve kimsesizler muhtaçlar ve boyunduruk altındaki
kişilere karşı gönül hoşluğu ile paylaşımcı olmak, verdiği söze uymak, Tanrı'nın mesajına uyup
kendini arındırmak, her türlü zorluk sıkıntı ve hatta felaket zamanlarında bile
ona bağlı kalmaktır. Doğru yolda olanlar böyle kişilerdir ve kurtulacak olanlar
onlardır.
178. Ey güvendiğini
söyleyenler, katil patron da olsa işçi de olsa erkek de olsa kadın da olsa
bütün cinayetler hakkında idam cezasını uygulamalısınız. Eğer öldürülen kişinin
ailesi katilin idam edilmesinden vazgeçerse, katil onların belirlediği
tazminatı kabul edip zorluk çıkarmadan ödesin. Bu şefkatli bir şekilde
huzurunuzu sağlamak için Tanrı’nın bir emridir. Bu hükümleri umursamayanlar acı
bir cezaya çarptırılacaktır.
179. Ey akıllılar,
bilin ki idam can güvenliğinizi sağlar. Kurtulabilmeniz için bu hükmü
uygulamalısınız.
180. Malınız
mülkünüz varsa ölmeden önce, ana babanıza veya çevrenizdeki diğer kişilere
malınızın nasıl paylaşılacağını belirleyerek talimat verebilirsiniz. Bu, benden
sakınanlar için geçerli bir yöntemdir.
181. Bu talimatın
verildiği kişiler onu değişikliğe uğratmasın, bu çok yanlış bir şeydir.
Unutmayın ki Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
182. Talimat veren
kişinin birilerine ayrıcalık veya haksızlık yapmasından endişeleniyorsanız ona
bu talimatını yeniden düzenlemesi için öneride bulunmanızın bir sakıncası
yoktur. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
183-184. Ey
güvendiğini söyleyenler, yanlışlardan kurtulabilmeniz için siz de daha önceden
arkadaşlarınızın yaptığı gibi birkaç gün belli konularda dişinizi sıkarak
senelik vahiy derslerine katılmalısınız. O an rahatsızsanız veya seyahate
çıkmışsanız, bir dahaki sefer mutlaka katılın. Katılanların arasından maddi
imkanı olanlar, yoksulların yeme içme masraflarını karşılamak için katkı
sağlasın. İyi bilin ki dişinizi sıkıp gerçeği öğrenmek için çabalamak sizin
yararınızadır.
185. Doğru
yanlıştan ayıran, doğru yolu gösteren bu net mesajın insanlara toplu olarak
öğretildiği yaz dönemine geldiğinizde, dişinizi sıkıp siz de katılın. O an
rahatsızsanız veya seyahate çıkmışsanız, bir dahaki sefer mutlaka katılın.
Tanrı işinizi zorlaştırmaya değil, kolaylaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden müsait
olduğunuz zaman senelik vahiy dersine katılın. Tanrı'nın size gerçeği öğretmesi
için çabalayın ve ona karşılık verin.
186. Benim hakkımda
soru soran kullarıma benim her şeyin farkında olduğumu ve bana itaat edenleri
mükafatlandıracağımı söyle. Onlar da kurtulabilmek için bana karşılık
versinler, bana güvensinler.
187. Senelik vahiy
dersine katıldığınızda, geceleri eşinizle birleşmenizin sakıncası yoktur. Siz
birbirinizin yoldaşısınız. Tanrı,
dayanamayacağınızı bildiği için size anlayış gösterek uygun hüküm veriyor.
Tanrı'nın buyruğuna uyun. Gündüz o evlerde ders yaparken eşinizle oynaşmayın.
Geceye kadar dişinizi sıkın. Geceden sabah gün ağarıncaya kadar serbestsiniz,
eşinizle ilişkiye girebilirsiniz. Bu Tanrı'nın bir ilkesidir, sakın buna aykırı
davranmayın. Tanrı insanların kurtuluşu için mesajını net bir şekilde ortaya
koyuyor.
188. Hukuki
hilelerle kamu mallarında yolsuzluk yaparak bütün insanların hizmetine sunulmuş
olan zenginlikleri özelleştirmeyin. Göz göre göre böyle bir zorbalık yapmayın.
189. Bazıları sana,
bahsettiğin bu şeyler gök cisimlerinden yaptığın kehanet mi diye soruyor. Sen
de şunu söyle: "Onlar sadece tarihi belirlemek ve öğrenmek için bir
araçtır. Böyle boş işlerle uğraşmanız doğru değildir. Kurtuluşa ermek için
Tanrı'dan sakının. Bu tür şeylerle vaktinizi harcamayın."
190. Tanrı'nın
mesajı yüzünden size savaş açanlara karşı kendinizi savunabilirsiniz fakat siz
kimseye savaş açmayın. Tanrı saldırganları sevmez.
191. Taşkınlık
yapıp size saldırırlarsa siz de kendinizi savunun. Diktatörlük altında yaşamak,
ölümden de beterdir. Yaşadığınız şehrin dışında onlarla karşılaştığınızda size
saldırmazlarsa bir şey yapmayın. Saldırırlarsa ancak o zaman karşılık verin.
Saldırganlara böyle yapılır.
192. Eğer onlar bu
işe bir son verirlerse, Tanrı elbette onlara merhamet edip bağışlayabilir.
193. Onlar size
zorbalık yaparsa, kula kulluk kalkana kadar onlarla savaşın. Eğer onlar bu işe
bir son verirlerse, elbette saldırganlardan başkasına savaş açılmaz.
194. Çalma elin
kapısını, çalarlar kapını. Can güvenliği karşılıklıdır. Eğer size saldırı
düzenleyen olursa siz de onlara saldırabilirsiniz. Daima Tanrı'dan sakının ve
bilin ki Tanrı kendisinden sakınanların yanındadır.
195. Kendinize çeki
düzen verin ve Tanrı'nın mesajı uğruna harcamalar yapın. Kendinize yazık
etmeyin. Tanrı kendini düzeltenleri sever.
196. Tanrı'nın
bildirdiği sistemi öğrenip yaşamak için elinizden geleni yapın. Senelik vahiy
dersine katılamasanız bile, imkanınız oranında bağış yapabilirsiniz. Bağış
yapsanız bile bir dahaki sefere katılmaktan vazgeçmeyin. Rahatsızsanız veya
başınız dertteyse, kendinizi toparladığınızda birkaç gün belli konularda
dişinizi sıkarak senelik vahiy derslerine katılın ve yoksulların yeme içme
masraflarını karşılamak için hayvan kesip katkı sağlayın. Bu sistemi öğrenip
yaşamak isteyenlerin yeme içme masraflarını karşılamak isteyenler imkanı
oranında bağış yapabilir. Fakat imkanı olmayanlar üç gün boyunca bu derslere
katılsın ve memleketine döndüğünde öğrendiklerini tekrar etsin. Bu anlatılan
hüküm burada oturmayanlar içindir. Daima Tanrı'dan sakının, bilin ki Tanrı'nın
cezası çok serttir.
197. Senelik vahiy
derslerinin yapıldığı yaz dönemi geldiğinde siz de katılıp Tanrı'nın bildirdiği
sistemi öğrenmek istiyorsanız, o dersler esnasında fingirdemek, ağız dalaşı
yapmak ve putperest ibadetler yapmak yasaktır. Elbette Tanrı gerçeği öğrenmek
için çabalayanların farkındadır. Donanım sahibi olun. İşte bu donanım Tanrı’dan
sakınmaktır. Sizin için her şeyden üstündür. Benden sakının ey akıllılar!
198-199. Oraya
geldiğinizde birbirinizle tanışıp Tanrı’nın size sunduğu geçimlikleri elde
etmek için ticaret yapmanızın bir sakıncası yoktur. Vahiy derslerini tamamlayıp
memleketinize döndüğünüzde, bundan önce siz yanlışlar içinde olan kişiler iken
sizi doğru yola ileten Tanrı'yı hiç aklınızdan çıkarmayın ve ondan bağışlanma
dileyin. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
200. Önceden nasıl
devamlı atalarınızı gündemde tutup onlardan bahsediyordunuz, şimdi yemekli
toplantınız bittiğinde de artık sadece Tanrı'yı gündemde tutup ondan bahsedin.
Bazı insanlar Tanrı’dan hep diriliş öncesi hayatla ilgili isteklerde bulunuyor.
Böyle kişiler diriliş sonrası hayatta mahvolur.
201. Fakat bazı
insanlar da: “Tanrım diriliş öncesi bu hayatta da diriliş sonrasında da bize
şefkat gösteriniz, bizi ateşle cezalandırılmaktan esirgeyiniz" diyorlar.
202. Böyle kişiler
de çabasının karşılığını alacaklar. Tanrı’nın yargılaması hızlıdır.
203. Birkaç gün
Tanrı'nın mesajını öğrenmek için sabredin. Kurallara uyduğunuz sürece hemen iki
gün içinde geri dönseniz de, biraz daha kalmaya devam etseniz de sakıncası yoktur.
Tanrı'dan sakının ve bilin ki hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
204. Bazı
insanların diriliş öncesi bu hayatla ilgili konuşmaları senin hoşuna gidiyor.
Samimi olduklarına dair Tanrı'ya yemin bile ediyorlar fakat onlar aslında
Tanrı'yı hiç umursamıyorlar.
205. Senin yanından
ayrıldıklarında ortalığı karıştırmaya, ekonomiyi ve toplumu bozmaya
çalışıyorlar. Tanrı bozukluğu sevmez.
206. Onlara
Tanrı'dan sakınmalarını söylediğinde, yaptıkları yanlışlara bahane
uyduruyorlar. Cehennem onların icabına bakacak. Ne kötü bir meskendir o!
207. Bazı insanlar
da Tanrı'nın hoşnutluğunu kazanmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Tanrı
böyle kullarına da merhamet edecek.
208. Ey güvendiğini
söyleyenler, hepiniz bana teslim olmuş bir şekilde yaşayın. O saptırıcıların
sözlerine aldanmayın. Onlar sizin tam bir düşmanınızdır.
209. Size gelen bu
net mesaja rağmen bocalamayın. Bilin ki Tanrı'nın her şeye gücü yeter ve
adaletlidir.
210. Onlar hâla
Tanrı'nın ve meleklerin kendi yanlarına buluta sarınmış bir şekilde geleceğine
inanıyorlar. Halbuki onun huzuruna çıkarıldıklarında işleri bitirilmiş olacak.
Tanrı her şeyin hakimidir.
211.
Yakupoğullarına sorabilirsiniz, onlara nice mucizeler göstermiştim. Fakat
kendilerine aktarılan Tanrı'nın mesajına güvenmeyenler bilsin ki Tanrı'nın
cezası çok serttir.
212. Güvenmeyenler
diriliş öncesi hayatı tercih ediyorlar, güvenenleri küçük görüyorlar. Halbuki
sakınanlar diriliş günü onlardan üstün olacaklar. Böylece Tanrı dilediğine
sonsuz mükafat verecek.
213. Başlangıçta
insanlar tek tip bir topluluktu. Tanrı onları uyarmak ve müjdelemek için
elçiler görevlendirdi ve onların aracılığıyla insanların yanlış yaptıkları
konularda düzeni sağlamak amacıyla mesajını sundu. Fakat o toplumlara net bir
mesaj aktarılmasına rağmen aralarındaki iktidar hırsı yüzünden anlaşmazlığa
düştüler. Fakat Tanrı kendisine güvenenlere lütfederek onların anlaşmazlığa
düştükleri konularda doğruya iletti. Tanrı dilediğini doğru yola iletir.
214.
Sizden önce güvenmiş olan arkadaşlarınızın uğradığı sınavlara uğramadan
hasbahçeye girebileceğinizi mi sandınız? Onlar da birçok sıkıntı ve zorluklara
uğramışlardı. Elçi ve onunla birlikte Tanrı'ya güvenenler, "Tanrı bize ne
zaman yardım edecek" diyecek kadar sıkıntılara uğradılar. Bakın Tanrı sizi
yakında muzaffer kılacak.
215.
Tanrı uğruna kimlere harcama yapacaklarını soranlara, çevredeki yoksullar işsizler ve kimsesizler için
yapmalarını söyle. Tanrı yaptığınız tüm iyiliklerin farkındadır.
216.
Her ne kadar hoşunuza gitmese de size savaş izni verildi. Hoşunuza gitmeyen bir
şey sizin yararınıza, hoşunuza giden bir şey de zararınıza olabilir. Bunu siz
bilemeseniz de Tanrı bilmektedir.
217.
Saldırmazlık döneminde saldırıya uğrarsak onlara karşı savaşmamız yanlış olmaz
mı diyenlere şunu söyle: "Saldırmazlık döneminde savaşmak elbette iyi bir
şey değildir fakat insanları memleketinden kovarak Tanrı'nın mesajına
güvenmekten vazgeçirmeye çalışmak Tanrı'ya göre daha kötü bir şeydir. Diktatörlük altında yaşamak, ölümden de beterdir.
Onlar sizi bu hayat tarzından caydırana kadar güçleri yettiğince saldırmaya
devam ediyorlar ama aranızdan her kim bu hayat tarzından cayıp güvenmemiş bir
şekilde ömrünü tüketirse, onun bütün çabaları boşa gider ve içinde sonsuza dek
kalmak üzere ateşe girer.
218.
Tanrı ancak mesajına güvenen ve onun uğruna göç edip mücadeleye devam edenleri kurtarır. O bağışlayıcı ve
şefkatlidir.
219. Sana içki ve
kumar hakkında soranlara şunu söyle: "İnsanlar bundan kazanç elde etse de
bu tür şeyler büyük bir suçtur, zararı faydasından çoktur. Hangilerini
bırakmamız lazım diye soranlara, bu tür işleri tamamen bırakmalarını söyle.
Tanrı düşünmeniz için her konuda mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
220. Sana dul
kadınlar hakkında soranlara şunu söyle: "Doğru olan elbette onlara sahip
çıkmaktır. Eğer onlarla evlenirseniz de onları hor görmeyin. Tanrı, düzgün
davrananların da yanlış yapanların da farkındadır. İstese zorluk da
çıkarabilirdi ama o size kolaylık sağlıyor. Tanrı'nın her şeye gücü yeter ve
adaletlidir.
221. Tanrı'dan
başkasına boyun eğen kadınlarla evlenmeyin. Fakat onlar da Tanrı'ya
güvenirlerse evlenebilirsiniz. Tanrı'ya güvenen gariban bir kadın, Tanrı'dan
başkasına boyun eğen göz alıcı bir kadından üstündür. Tanrı'dan başkasına boyun
eğen erkeklerle de evlenmeyin. Fakat onlar Tanrı'ya güvenirlerse evlenebilirsiniz.
Tanrı'ya güvenen gariban bir erkek, Tanrı'dan başkasına boyun eğen zengin bir
erkekten üstündür. Tanrı size lütfederek bağışlanıp hasbahçeye girmeye
çağırıyor ama onlar sizin ateşe girmenize sebep olur. Tanrı insanların öğüt
alması için mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
222. Sana hayız
hakkında soranlara şunu söyle: "Hayız kadınlara rahatsızlık veren bir
şeydir. Bu yüzden hayızlıyken onlarla ilişkiye girmeyin. İyileştikleri zaman
Tanrı'nın ilişki için belirlediği yerden birleşebilirsiniz. Tanrı
yaptıklarından vazgeçip kendini arındıranları sever.
223. Eşiniz sizin
yoldaşınızdır. Onunla istediğiniz tarzda birleşebilirsiniz. Tanrı'dan sakının
ve birbirinizi koruyup kollayın. Sonunda onun huzuruna çıkarılacağınızı
unutmayın. Güvenenleri çok güzel haberler bekliyor.
224. Tanrı'ya
ettiğiniz yeminleri birbirinize saygılı davranmamak, vicdanlı hareket etmemek
ve insanlarla iyi geçinmemek için bahane
etmeyin. Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
225. Tanrı sizin
yanlış konularda yaptığınız yeminleri yerine getirmenizi istemiyor. Verdiğiniz
güvencelere uymanızı istiyor. O anlayışlıdır, bağışlayıcıdır.
226. Eşinden
ayrılmak isteyen boşanmaya karar vermeden önce dört ay beklesin. Bu süre
dolmadan önce vazgeçip eşine dönerse, Tanrı elbette bağışlayıcı ve şefkatlidir.
227. Eğer boşanmaya
karar verirlerse de Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
228. Boşanmış olan
kadın, yeniden evlenmeden önce üç hayız süresince beklesin. Bu süre içinde
hamile olduğunu anlarsa, eğer Tanrı’ya ve diriliş gününün gerçekleşeceğine
güveniyorlarsa, sakın rahimlerinde Tanrı’nın oluşturduğunu gizlemesin. Bu süre
zarfında kocası yeniden bir araya gelmek isterse, hanımına geri dönme hakkı
vardır. Erkeğin kadın üzerinde hakkı olduğu gibi, kadının da erkek üzerinde
hakkı vardır. Ama erkeğin kadına karşı sorumluluğu daha fazladır. Tanrı adildir
ve her şeye gücü yeter.
229. Boşanma iki
defadan fazla geri alınamaz. Bundan sonra evlilik ya güzel bir şekilde devam
ettirilir ya da güzel bir şekilde sona erdirilir. Erkek kadına vermiş olduğu
hiçbir şeyi geri alamaz. Hakim, karı-kocanın Tanrı'nın bu ilkesini
uygulayamayacağına kanaat getiriyorsa, onların bu ilkeye uymamasının bir
sakıncası yoktur. Bunlar Tanrı'nın hükmüdür, sakın bunları çiğnemeyin.
Tanrı'nın hükmünü çiğneyenler suç işlemiş olur.
230. Erkek kadından
üçüncü kez boşandığında artık ona geri dönemez. Fakat kadın başka biriyle
evlenir ve o koca da onu boşarsa, eski kocasıyla Tanrı'nın ilkelerine
uyabileceğini düşünüyorlarsa, tekrar barışmalarının sakıncası yoktur. İşte
bunlar Tanrı'nın hükümleridir. Öğrenmek isteyenler için onları ortaya koyuyor.
231. Kadını
boşadığınız zaman ve o da üç hayız bekleme süresini tamamladığında, ya evliliği
güzel bir şekilde devam ettirin ya da güzel bir şekilde sona erdirin. Onu zorla
yanınızda tutup eziyet etmeyin. Bu bir suçtur. Sakın Tanrı’nın mesajını
görmezden gelmeyin. Tanrı’nın sizi uyardığı bu öğüt dolu buyruğundan, size gönderdiği bu güzel mesajından öğüt alın. Daima Tanrı'dan sakının, bilin ki Tanrı her şeyin
farkındadır.
232. Boşanmış olan
kadın üç hayız bekleme süresini tamamladığında, eğer eski kocasıyla güzel bir
şekilde anlaşmışsa, tekrar bir araya gelmelerine engel çıkarmayın. Bunlar,
Tanrı’ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenenler için bir
uyarıdır. Bunlara uymak sizin için en iyi ve en temizidir. Bunu siz bilemeseniz de Tanrı bilmektedir.
233. Boşanan kadının bebeği varsa ve bebeğin babası ile kendisi
eğer emzirme süresinin tamamlanmasını istiyorlarsa, kadın çocuğu iki yaşına
kadar emzirsin. Bebeğin babası anne ve bebeğin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını
uygun bir şekilde karşılamakla sorumludur. Hiçkimse gücünün yettiğinden
fazlasına zorlanamaz. Bu yüzden çocuk bahane
edilerek anaya da babaya da sıkıntı çıkarılmasın. Bebeğin babası ölmüşse, bu
sorumluluklar babanın mirasçılarına aittir. Eğer
anne ile baba birbirlerine danışıp anlaşarak çocuğu sütten kesme kararı
alırlarsa, sakıncası yoktur. Çocuğunuzu sütanneye emzirtmek istiyorsanız, uygun
bir şekilde ücretini ödediğiniz takdirde, bunun da bir sakıncası yoktur. Daima Tanrı'dan sakının, bilin ki Tanrı ne için çabaladığınızın farkındadır.
234. Ölen erkeğin eşi, dört ay-on gün evlenmeden beklesin. Bu süre dolunca, kendisi
hakkında uygun gördüğü kararı almasına itiraz edemezsiniz. Tanrı yaptığınız her
şeyin farkındadır.
235. Kocası ölmüş olan kadınla
evlenmeyi düşünüp ona teklif etmenizin sakıncası yoktur. Tanrı içinizden
geçirdiklerinizi de bilir. Evlenme isteğinizi uygun bir şekilde iletebilirsiniz
fakat gizli gizli buluşmayın.
Dört ay-on günlük bekleme sürelerini tamamlamadan sakın onlarla evlenmeyin.
Tanrı’nın içinizden geçirdiklerini bildiğini unutmayın ve daima ondan sakının.
Bilin ki Tanrı anlayışlıdır,
bağışlayıcıdır.
236. Evlendiğiniz kadına, henüz çeyiz almadıysanız ve onunla birleşmediyseniz, ona çeyiz vermeden boşamanızın sakıncası yoktur. Ama yine de onlara bir hediye verin. İmkanı olan kendi durumuna göre, imkanı olmayan da kendi durumuna göre uygun bir hediye versin. Kendini düzeltenlere yakışan budur.
236. Evlendiğiniz kadına, henüz çeyiz almadıysanız ve onunla birleşmediyseniz, ona çeyiz vermeden boşamanızın sakıncası yoktur. Ama yine de onlara bir hediye verin. İmkanı olan kendi durumuna göre, imkanı olmayan da kendi durumuna göre uygun bir hediye versin. Kendini düzeltenlere yakışan budur.
237. Evlendiğiniz kadına, çeyiz aldıysanız ve onunla
birleşmediyseniz, çeyizin yarısını ona bırakın. Ancak
kadın almak istemezse veya erkek çeyizin tamamını ona bırakmak isterse, bu
kendilerine kalmıştır. Erkeğin kadına çeyizin tamamını bırakması elbette daha
erdemli bir davranıştır. Birbirinize karşı alçakgönüllü olmaya burun
kıvırmayın. Tanrı yaptığınız her şeyin farkındadır.
238. Vahiy derslerine devam edin.
Vahiy dersi çok önemlidir. Hepiniz ona teslim olun.
239. Eğer çölde seyahat ederken
eşkıyaların kervana saldırma tehlikesi varsa, güvene kavuştuğunuzda
yapın. Size daha önceden farkında olmadığınız
şeyleri bildiren Tanrı’yı hiç unutmayın.
240. Erkek ölümünden sonra
eşinin durumunda bir değişiklik olana kadar evden atılmadan
geçiminin sağlanması hakkında talimat versin. Fakat o kendisi çıkıp gitmek
isterse, kendisi hakkında uygun gördüğü kararı almasına itiraz edemezsiniz. Tanrı adildir ve her şeye gücü yeter.
241. Boşanmış
kadına da uygun bir nafaka verilmelidir. Bu, benden sakınanlar için geçerli bir
yöntemdir.
242. Tanrı düşünmeniz için her konuda mesajını net bir
şekilde ortaya koyuyor.
243. Binlerce kişi
oldukları halde, birlik beraberlik içinde olamayan ve ölmekten korktuğu için
zorbalara karşı direnmeyip sürgünü kabul ederek ülkelerini terkedenleri
bilmiyor musun? Tanrı da onlara: “Baskı altında yaşamaya devam edin öyleyse”
demişti. Daha sonra onları dağılmış oldukları ülkelerden toplamıştı. Tanrı insanlara karşı çok cömert ama onların çoğu karşılık
vermiyor.
244. O yüzden siz
öyle yapmayın. Tanrı'nın mesajı yüzünden sizinle savaşanlara karşı kendinizi
savunun. Tanrı’nın her şeyi işittiğini ve
bildiğini sakın unutmayın.
245. Karşılığını kat kat fazlasıyla almak üzere Tanrı uğruna gönüllü
harcamalar yapmak isteyen yok mu? Herkesin
hayatı Tanrı’nın elindedir. Sonunda hepiniz onun
huzuruna çıkarılacaksınız.
246. Musa ölüp gittikten sonra Yakupoğullarının ileri gelenlerinin
neler yaptıklarını bilmiyor musun? Kendileri için görevlendirilmiş olan elçiye:
“Bize bir yönetici belirle de Tanrı'nın mesajı
yüzünden bize saldıranlara karşı kendimizi savunalım” demişlerdi. Elçi de: “Ya savaş izni gelince cayarsanız?”
diye sordu. Onlar da: “Ülkemiz işgal edilmiş, memleketimizden sürülmüşüz. Tanrı'nın mesajı yüzünden bize saldıranlara karşı
kendimizi savunmaz olur muyuz hiç” diye cevap verdiler. Fakat savaş
hükmü gelince, çoğu kaçıp gitti. Tanrı sahtekarların halini çok iyi biliyor.
247. Kendileri için
görevlendirilmiş olan elçi onlara: “Tanrı, size yönetici olarak Şaul’u
belirledi” deyince, “Malı mülkü olmayan yoksul biri bize nasıl yöneticilik
yapar! Biz yönetici olmaya ondan daha layığız” diyerek itiraz ettiler. Elçi de:
“Tanrı size yönetici olarak onu seçti. O Tanrı’nın derin bir anlayış ve güç
verdiği birisidir. Tanrı dilediğine güç verir. O her şeyin farkındadır” dedi.
248. Ayrıca şunları da ekledi:
“Böyle birinin yönetici olabileceğinden Tanrı’dan size elçiler aracılığıyla
bildirilen mesaj ve Musa ve Harun’un ölümünden sonra yaşamış olan anlayışlı
kişiler de bahsetmişti. Eğer güveniyorsanız bu size yeter.”
249. Daha sonra Şaul ordusu ile
yola çıktı. Harekete geçmeden önce onları “Bakın, Tanrı sizi bollukla sınayacak
olursa, ona hücum ederseniz benle bir alakanız kalmaz. Parsayı toplama derdinde
olanlar değil, verilen görevi yerine getirenler benim adamımdır” diyerek
uyardığı halde çoğu malı götürme derdine düştü. Şaul ve onunla birlikte
Tanrı'ya güvenenler saldırıyı püskürtünce, diğerleri “Biz Golyat’ı ve ordusunu
yenemeyiz” dediler. Tanrı’nın huzuruna çıkacağına güvenenler de: “Tanrı’nın izniyle nice küçük ordular
büyük orduları yendiler. Tanrı kendisine
bağlılık gösterenlerin yanındadır”
dediler.
250. Golyat ve ordusuyla karşılaşınca da: “Tanrım bize cesaret ve dayanma gücü
veriniz. Güvenmeyenlere karşı bize zafer veriniz” diye dua ettiler.
251.
Sonunda Tanrı’nın izniyle onları yendiler. Davut da Golyat’ı öldürdü. Tanrı
Davut’a mesajını gönderdi, dilediği şeyleri öğretti ve ona önderlik verdi.
Tanrı insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi, dünya
harap olurdu. Tanrı insanlara karşı çok cömerttir.
252.
Bu sana Tanrı'nın bildirdiği mesajıdır. Sen de Tanrı’nın bir
elçisisin.
253.
Tanrı her elçiye çeşitli özellikler vermiştir. Kimisiyle konuşmuştur. Hepsini
birbirinden farklı yapmıştır. Meryemoğlu İsa'ya
da net mesajımı göndermiş ve onu da muhteşem mesajımla desteklemiştim. Fakat o
toplumlara da net bir mesaj aktarılmasına rağmen İsa'nın ölümünün ardından anlaşmazlığa
düştüler. Tanrı istese onlara zorla engel olabilirdi. Fakat kendi tercihiyle
kimi güveniyor kimi de güvenmiyor. Tanrı istediğini yapar.
254.
Ey güvendiğini söyleyenler, hiçbir pazarlık
veya aracılığın olmadığı, kimsenin kimseyi kurtaramayacağı gün gelmeden önce
size verdiklerimden benim yolumda harcayın. Güvenmeyenler suçluların ta
kendileridir.
255. Tanrı’dan
başka hiçkimseye boyun eğilmez. O her şeyin hakimidir. Hep diridir.
Yorgunluktan bitkin düşmez, uykusu gelmez.
Evrendeki her şey onundur. Onun huzurunda hiçkimse kimseyi
kurtaramayacak. Ancak onun söz verdikleri kurtulacak. O sizin gizli ve açık her
halinizi bilir fakat siz ancak onun bildirdiği kadarını bilebilirsiniz. O
bütün evrenin hakimidir. Evreni denetlemek onu asla yormaz. O çok büyük ve
yücedir.
256. Size uymanız
için bildirdiğim sisteme uyup uymamak sizin tercihinize kalmış. Ben doğruyu
yanlışı net bir şekilde ortaya koydum. Her kim egemen güçlere boyun eğmekten
vazgeçip Tanrı’ya güvenirse, dosdoğru yola girmiş olur. Tanrı her şeyi işitir
ve bilir.
257. Tanrı
kendisine güvenenlere yardım eder, onları koyu karanlıktan kurtarıp aydınlatır.
Tanrı’ya güvenmeyenleri yardımcısı da egemen güçlerdir, onları aydınlıktan uzak
tutup koyu bir karanlığa gömerler. Bunlar da içinde sonsuza dek kalmak üzere
ateşe girecekler.
258. Tanrı’nın
kendisine verdiği imkandan dolayı haddini aşan kişiyi bilmiyor musun? O,
İbrahim’le Tanrı hakkında görüşmüştü. İbrahim ona: “Ben hayat veren ve alan
Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmem” demişti. O ise: “Ben de hayat verip alabilirim”
dedi. Bunun üzerine İbrahim: “Tanrı güneşi doğudan doğduruyor, eğer sen de
iddia ettiğin gibi bir tanrıysan haydi güneşi batıdan doğdur bakalım” deyince,
Tanrı’ya güvenmeyen o adam söyleyecek söz bulamadı. Tanrı böyle suçluları asla
beraat ettirmeyecek.
259. Vaktiyle harap
olmuş bir şehirde yaşayan ve: "Tanrı yok olup gitmiş bu halkı nasıl
diriltecek ki" diye düşünen kişinin başından geçenleri biliyor musun?
Tanrı onu bayıltıp yüz sene boyunca o halde bıraktı. Daha sonra ayıltarak:
"Ne zamandır bu haldesin" diye sordu. O da: "Herhalde bir gün
falan" dedi. "Hayır yüz yıldır baygınsın. Bak yiyeceğin içeceğin hiç
bozulmamış ama eşeğinin sadece iskeleti kalmış. Birçok insan da senin gibi
düşünüyor. Şimdi şu kuru kemiklere bak, nasıl canlandırıp gövde oluşmasını
sağlayacağım” dedi. O da bütün bunları gözleriyle görünce: “Anladım ki
Tanrı’nın her şeye gücü yetermiş” dedi.
260. Bir zamanlar
İbrahim de: “Tanrım ölmüş olan kişileri nasıl dirilteceğini bana gösterir
misin?” demişti. O da: “Dirilteceğime güvenmiyor musun” dedi. İbrahim: “Elbette
güveniyorum ama içimin huzurla dolmasını istiyorum” dedi. “Dört kuş alıp onlara
iyice göz gezdir. Sonra onları kes ve parçala. Her bir parçayı farklı yerlere
göm. Daha sonra onları çağır. Hemen dirilerek sana gelsinler. Bil ki Tanrı
adildir ve her şeye gücü yeter” dedi.
261. Tanrı'nın
mesajı uğruna harcamalar yapmak onlarca
başak veren ve her başağında yüz buğday tanesi çıkaran bir tohum ekmek gibidir.
Tanrı dilediği kişilere karşılığını kat kat fazlasıyla verir. O her
şeyin farkındadır.
262. Tanrı'nın
mesajı uğruna harcamalar yapan ve yardımcı olduğu kişinin başına kakmayan,
gururunu incitmeyenler korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları
mükafatlandıracaktır.
263. İnsanlara
maddi yardımda bulundunuz diye onların gururunu inciteceğinize, hiç maddi
yardımda bulunmayın ama tatlı dilli ve hoşgörülü olun daha iyi. Tanrı
anlayışlıdır ve hiçkimseye ihtiyacı yoktur.
264. Ey güvendiğini söyleyenler, yardımcı olduğunuz
kişinin başına kakıp gururunu incitmeyin. Yoksa Tanrı'ya ve diriliş sonrası
hayatın gerçekleşeceğine güvenmeyenlerin millete hava atmak için insanlara
yaptığı yardımların tamamen boşa gittiği gibi sizin
yaptığınız yardımlar da boşa
gider. Üstünde toz toprak biriken kayaya ne kadar çok yağmur yağsa bile nasıl
üstünde hiçbir bitki çıkmıyorsa, böyle yapan kişiler de çabalarının hiçbir
faydasını görmeyecekler. Tanrı kendisine güvenmeyenleri kesinlikle beraat
ettirmeyecek.
265. Tanrı'nın
hoşnutluğunu kazanmak için harcamalar yapıp birbirleriyle sırt sırta verenlerin
durumu ise yağmur yağsa da az bir çisenti olsa da ekilen dikilen üründen kat
kat fazlasıyla verim alınan yayladaki bir bahçe gibidir. Tanrı çabalarınızın
farkındadır.
266. Dere kenarında
bir tarla alarak hurma ve üzüm fidanları diken ve tam ağaçlar büyüyüp de meyve
vereceği zaman artık iyice ihtiyarlayan ve çocukları boşta gezen ve günün
birinde yıldırımlarla gelen bir kasırganın bahçesini yok ettiği kişi gibi
olmayı ister misiniz? Tanrı düşünmeniz için her konuda mesajını net bir şekilde
ortaya koyuyor.
267. Ey güvendiğini söyleyenler, Tanrı'nın uğruna kendi malınızdan veya onun size topraktan verdiği
ürünlerden harcamalar yapacağınız zaman
iyisini verin. Kendinize verilse beğenmeyip almayacağınız, işe yaramaz
şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Tanrı'nın hiçkimseye ihtiyacı yoktur, bütün
övgülere layıktır.
268. Saptırıcılar
sizi yoksullukla korkutup haksız kazançlara teşvik ediyor. Tanrı da sizi
kurtuluş ve mükafata davet ediyor. O her şeyin farkındadır.
269. Tanrı
dilediğine mesajını sunar. Kimlere mesajını sunduysa, onlara çok büyük bir
lütufta bulunmuş demektir. Bunu ancak akıllılar anlar.
270. Tanrı onun
emrine uyup yaptığınız bütün harcamaların farkındadır. Suçluları ise hiçkimse
kurtaramayacak.
271. Tanrı uğruna
yoksullara yapacağınız harcamaları doğrudan şahsın kendisine vermeniz elbette
güzel bir şeydir. Fakat dolaylı olarak vermeniz daha iyidir. Tanrı uğruna
harcamalar yaparsanız o da sizin yanlışlarınızı bağışlar. Tanrı çabalarınızın
farkındadır.
272. Sen onları
doğru yola iletemezsin. Tanrı dilediğini doğru yola iletir. Tanrı’nın
hoşnutluğunu kazanmak için malınızdan mülkünüzden yaptığınız harcamalar kendi
yararınızadır. Hiçbir haksızlığa uğramadan onların karşılığını alacaksınız.
273. Tanrı’nın
mesajı uğruna göç etmek için maddi imkanı olmayan yoksullara destek olun.
Durumlarından bahsetmekten utandıkları için onların durumunu bilmeyenler, bir
şeye ihtiyaçları olmadığını zannediyor. Onları bu karakterlerinden
tanıyabilirsiniz. Onlar milletten arsızca dilencilik yapmazlar. Tanrı elbette
malınızdan mülkünüzden yaptığınız harcamaların farkındadır.
274. Mallarını
doğrudan veya dolaylı olarak sürekli Tanrı uğruna harcayanlar, korkmayacak ve
üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
275. İnsanlara
faizli borç verenler aslında sülük gibi onların kanını emiyorlar. Bahane olarak
da “Bu ticari bir işlem” diyorlar. Tanrı ticaret yapmayı değil, faizi
yasaklamıştır. Kim Tanrı’nın öğüdünü dinleyip faizli borç vermeyi bırakırsa, geçmişine sünger çekilir. Artık gerisi
Tanrı’ya kalmıştır. Faizli borç vermeye devam edenler de içinde sonsuza dek
kalmak üzere ateşe girecekler.
276. Tanrı faizli borç vermeyi yasaklamıştır, maddi dayanışmayı ise
teşvik etmektedir. Tanrı kendisine güvenmeyen suçluları sevmez.
277. Güvenen ve kendini düzeltenler, mesajına uyup kendini arındıranlar
korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
278. Ey güvendiğini söyleyenler, Tanrı’dan sakının. Eğer gerçekten ona
güveniyorsanız, verdiğiniz borçlardan faiz almayı bırakın.
279. Verdiğiniz borçlardan faiz almaktan vazgeçmezseniz, Tanrı’nın elçisi tarafından size savaş açıldığını
bilin. Eğer vazgeçerseniz de verdiğiniz
borçlardan faiz almayın, sadece verdiğiniz kadarını alın. Böylece ne haksızlık
yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
280. Borç verdiğiniz kişi zor durumdaysa, eli genişleyene kadar bekleyin.
İyi bilin ki böyle bir kişiden alacağınızı bağışlamanız, kendi yararınızadır.
281. Tanrı’nın huzuruna çıkarılıp
hiçbir haksızlığa uğramadan çabanızın karşılığını göreceğiniz günde kurtulabilmek için elinizden geleni yapın.
282. Ey güvendiğini söyleyenler, bir süre sonra ödenmek
üzere birbirinize borçlandığınızda bunu kayıt altına alın. Aranızda yazı
yazmayı bilen birisi dürüst bir şekilde yazsın. Yazacak olan kişi, Tanrı’nın
verdiği bu talimata uygun bir şekilde yazmaya üşenmesin, yazsın. Borçlu da
yazdırsın. Tanrı’dan sakınsın ve borcunu az göstermesin. Eğer borçlu bedensel
veya zihinsel engelliyse yani yazdıracak durumda değilse, dürüst bir şekilde
ailesi yazdırsın. Bu işleminize aranızdan iki erkeği şahit tutun. Eğer o
anda iki erkek bulunamıyorsa karşılıklı olarak onayladığınız bir erkek ve biri
unutursa diğeri ona hatırlatacak iki kadın da şahitlik
edebilirler. Şahitliğe çağrılan kişiler de, şahitlik yapmaktan kaçınmasın.
Gerekli gereksiz demeden ödeme
tarihiyle birlikte kayda geçirmekten üşenmeyin. Tanrı’ya göre en doğrusu budur.
Hem ispatı daha kolay hem de kuşkuya yer bırakmayacak bir yoldur. Fakat
alışverişiniz peşinse yazmayabilirsiniz. Alışverişlerinizde işte böyle şahit
bulundurun. Fakat her halükarda alışverişlerinizi şahit huzurunda
yapmanız daha iyidir. Bununla birlikte, yazan kişileri de tanıkları da mağdur
etmeyin. Böyle bir şey yaparsanız suç işlemiş olursunuz. Tanrı’dan sakının. O
size nasıl hareket edeceğinizi gösteriyor. Tanrı her şeyin farkındadır.
283. Yolculukta
olur da yazacak kimse bulamazsanız borçludan
rehin olarak bir şey alabilirsiniz. Fakat birbirinize güveniyor ve rehin almaya
gerek görmüyorsanız, borçlu kişi kendisine duyulan güveni boşa çıkarmasın. Tanrı’dan
sakınsın ve kendi aralarında geçen bu borç olayını inkar etmesin. İnkar edenin
içi fesattır. Elbette Tanrı çabalarınızın farkındadır.
284. Bakın, bütün evren
Tanrı’nındır! Yaşantınızda yaptıklarınızı gizlice veya açıkça yapmanız
farketmez, çünkü Tanrı bütün hayatınızı yargılayacak ve dilediğini kurtarıp
dilediğini de cezalandıracak. Tanrı’nın her şeye gücü yeter.
285-286. Bu elçi ve ona
güvenenler, Tanrı’nın sunduğu mesaja güveniyorlar. Hepsi Tanrı’ya ve onun güçlerine, mesajlarına, elçilerine
güveniyorlar. Elçilerinin hiçbiri arasında ayrım yapmıyorlar. “Tanrım sizi
dinleyip itaat ediyoruz. Bizi bağışlayınız Tanrım sonunda sizin huzurunuza
çıkarılacağız. Tanrım unutarak veya farkına varmadan yaptığımız yanlışlardan
dolayı bizi mazur görünüz. Daha önceden arkadaşlarımıza yüklediğiniz gibi ağır
sorumluluklar yüklemeyiniz. Gücümüzün yetmediği şeylerden bizi sorumlu
tutmayınız, bizi hoşgörünüz. Bize acıyıp bağışlayınız. Bizim tek tanrımız
sizsiniz. Güvenmeyenlere karşı bize zafer
veriniz” diyorlar. Elbette Tanrı hiçkimseyi gücünün yettiğinden
fazlasıyla sorumlu tutmaz. Herkes sadece kendi çabasının fayda veya zararını
görecek.