.

.
.

27 Mayıs 2017

Bakara Suresi

1. E, l, m...
2-4. Bu içinde hiçbir belirsizlik olmayan bir mesajdır. Görmedikleri halde bana güvenen, benden sakınan, mesajıma uyan, kendilerine verdiğim şeylerden benim yolumda harcayan, hem senden önceki elçilere sunulan mesajlara hem de sana sunulan mesaja güvenen ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine emin olanlara doğru yolu göstermektedir.
5. Tanrı’nın gösterdiği yolda giden ve kurtulacak olanlar işte bunlardır.
6. Güvenmeyenlere yaptığın uyarılar fayda vermiyor, güvenmemeye devam ediyorlar.
7. Bu yüzden Tanrı da onların anlayış kavrayış ve bilinçlerini açmıyor. İleride de onları dehşetli bir cezaya çarptıracak.
8. Bazı insanlar da güvenmedikleri halde, Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvendiğini söylüyor.
9. Akılları sıra Tanrı’yı ve ona güvenenleri aldatmaya çalışıyorlar; halbuki onlar sadece kendilerini aldatıyorlar ama farkında değiller.
10. Onların bilinci sakattır. Güvenmedikleri için Tanrı da onları o şekilde bırakıyor. İleride de onları acı bir cezaya çarptıracak.
11. Onlar ortalığı karıştırmamaları için uyarıldığında, yanlış bir şey yapmadıklarını söylüyorlar.
12. Onlar tam bir alçak ama farkında değiller.
13. Onlara: "Bu insanların güvendiği gibi siz de güvenin" denildiğinde, “O akılsızlar güveniyor diye, şimdi biz de mi güvenelim” diyorlar. Asıl akılsız kendileri ama farkında değiller.
14. Güvenmiş olanlarla karşılaştıklarında, "Biz de güveniyoruz" diyorlar. Kendilerini saptıran önderleriyle başbaşa kaldıklarında ise "Onların söyledikleri umrumuzda değil. Biz sizin yanınızdayız" diyorlar.
15. Tanrı da onları önemsemiyor. Onları kendi hallerine bırakıyor, sınırı aşmış bir şekilde başıboş yaşayıp gidiyorlar.
16. Onlar doğru yolda olmak yerine ondan uzakta durmayı tercih ediyorlar. Fakat bu tercihlerinden dolayı büyük zarara uğrayacaklar, hiçbir şekilde kurtulamayacaklar.
17. Onlar çölde seyahat ederken gecenin karanlığında bir meşale yakan kervana benziyor. Ateş etrafı aydınlatıp tam rahatladık dedikleri anda, Tanrı heveslerini kursağında bırakacak. Onları karanlık içinde çaresiz bırakacak.
18. Hiçkimse tarafından umursanmayacak, hiçkimseye seslerini duyuramayacak ve tamamen dışlanacaklar. Kendilerine bir daha fırsat verilmeyecek.
19. Onlar karanlık bir gecede yürürken gök gürültülü sağanak yağışa yakalanan kişiye benziyor. Yıldırımların çarparak kendilerini öldüreceğinden korktukları için parmaklarıyla kulaklarını tıkıyorlar. Tanrı kendisine güvenmeyenlerin tamamen farkındadır.
20. Şimşek gözlerini kamaştırıyor. Parıldadığında yürüyorlar, ortalık birden kararınca da dikilip kalıyorlar. Tanrı istese onların anlayış ve kavrayışlarını hiç açmayabilir. Onun her şeye gücü yeter.
21-22. Ey insanlar, kurtulabilmeniz için sizi ve sizden önceki bütün insanları oluşturan, dünyayı sizin için bir yuva, uzayı da bir tavan yapan, uzaydan su indirip size besin kaynağı olarak çeşitli ürünler oluşturan Tanrı’ya itaat edin. Bütün bunları bildiğiniz halde ona sırt çevirmeyin.
23. Eğer bu mesajı kuluma benim sunduğuma güvenmiyorsanız ve bu iddianızda samimiyseniz, sizin gibi düşünen herkesten yardım alarak bunun gibi bir bölüm uydurun bakalım!
24. Eğer yapamazsanız, -ki asla yapamayacaksınız-, güvenmeyenlerin ceza olarak atılacağı ve yakıt olarak insanların ve taşların kullanılacağı ateşe girmemek için gerekeni yapın.
25. Güvenen ve kendini düzeltenlerin de içlerinden dereler akan bahçelerle mükafatlandırılacağını müjdele. Kendilerine o bahçelerin meyveleri sunulduğunda, "Bunları daha önce dünyadayken de yemiştik" diyerek onları dünyadakilere benzetirler. Onlara muhteşem bir eş verilir ve orada sonsuza dek kalırlar.
26-27. Tanrı'nın basit örnekler vermesi sorun değildir. Güvenenler, onun Tanrı’nın bildirdiği bir gerçek olduğunu bilirler. Güvenmeyenler ise, “Tanrı'nın bu örneklerle ne işi olur” derler. Tanrı bu örneklerle birçok kişiye doğruyu gösterir. Tanrı'nın sözüne aykırı davranan, Tanrı'nın yapılmasını istediği şeyleri yapmayan, dünyada karışıklık çıkaran suçluları da öylece terkeder. Böyle kişiler mahvolacaklar.
28. Tanrı'ya nasıl güvenmezsiniz? Halbuki siz yoktunuz, o sizi oluşturup hayat verdi. Sonra hayatınızı sonlandıracak ve ileride de diriltecek. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
29. Bu koca evreni düzenleyip dünyadaki her şeyi sizin hizmetinize sunmuştur. O, her şeyi bilir.
30. Tanrı o doğa güçlerine: “Ben dünyada yeni bir tür oluşturacağım” demişti. Onlar da: "Biz daima buyruğunuzu yerine getirip itaat ederken, siz karışıklık çıkarıp kan dökebilecek bir tür mü oluşturuyorsunuz" dediler. O da “Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum” dedi.
31. İnsana her şeyi anlamlandırabilmeyi öğretti. Sonra onları: “Eğer haklıysanız bunların özelliklerini söyleyin bakalım” diyerek doğa güçlerine sordu.
32. Onlar da “Siz çok yücesiniz. Bize öğrettiklerinizden başka hiçbir şey bilemeyiz. Siz her şeyi bilirsiniz, adaletlisiniz” dediler.
33. “Ey insan, bunların özelliklerini onlara söyle” dedi. Onların özelliklerini söyleyince, “Ben size evrenin bütün gizliliklerini bildiğimi, gizli açık her şeyinizi bildiğimi söylemedim mi” dedi.
34. Ben doğa güçlerine insana hizmet etmelerini söyledim. Onlar insana hizmet ediyorlar ama kendi benliği ona hizmet etmiyor, baş kaldırıyor. O asla güvenilmez bir şeydir.
35. “Ey bütün insan türleri, bu gezegende yaşayın, istediğiniz yerine yerleşin ama şu ilkeleri çiğnemeyin yoksa suç işlemiş olursunuz” dedim.
36. Fakat saptırıcılar onları kandırarak durumlarını kötüleştirdi. Ben de onlara, "Hepiniz o halde kalın. Siz birbirinize düşmansınız. Dünyada sizin için çok uzun bir süreye kadar faydalanma ve yaşama imkanı verilecektir” dedim.
37. Tanrı insana acıyarak ona mesajını sunmuştur. O çok merhametli ve şefkatlidir.
38-39. “Hepiniz o halde kalın. Benim doğru yolu gösteren mesajıma uyanlar korkmayacak ve üzülmeyecekler. Bana ve mesajıma güvenmeyenler de içinde sonsuza dek kalmak üzere ateşe girecekler” dedim.
40. Ey Yakupoğulları, size gönderdiğim mesajdan öğüt alın. Siz benim sözüme uyun ki ben de size sözümü yerine getireyim. Sadece benden korkun.
41. Size gönderilmiş olanı güncelleyen ve benim sunduğum bu mesaja da güvenin. Hemen ona kuşku duymayın. Basit menfaatleri benim mesajıma tercih etmeyin. Sadece benden sakının.
42. Saçma sapan şeylerle halkın kafasını karıştırıp bile bile gerçeği gizlemeyin.
43. Mesajıma uyun, kendinizi arındırın. Bana teslim olan bu insanlar gibi siz de teslim olun.
44. Tanrı'nın mesajını iyi bildiğiniz halde kendiniz uymuyorsunuz ama diğer insanlara Tanrı'ya güvenmelerini söylüyorsunuz. Hiç düşünmüyor musunuz?
45-46. Onun mesajına bağlılık göstererek kurtuluşu sadece ondan bekleyin. Bu, Tanrı’ya teslim olan ve huzuruna çıkacağına güvenenlerden başkasına zor geliyor.
47. Ey Yakupoğulları, insanlar arasından sizi seçerek size gönderdiğim mesajdan öğüt alın.
48. Hiçkimsenin kimseye hiçbir faydası olmayacağı, hiçkimsenin kimseyi kurtaramayacağı, kurtulmak için her şeyi feda etmek istese bile kabul edilmeyeceği o gün kurtulabilmek için elinizden geleni yapın.
49. Size çok kötü eziyetler yapan, erkek bebeklerinizi öldüren, kadınlarınızı istismar eden Firavun hanedanından ben kurtarmıştım sizi. Tanrı’nın size yaptığı büyük bir iyilikti bu.
50. Denizi ikiye yarıp geçmenizi sağlayarak sizi kurtarmış ve gözünüzün önünde Firavun'u adamlarıyla birlikte  sular altında bırakmıştım.
51. Musa’ya kırk gece sonrası için söz vermiştim. Siz de onun yokluğunda kutsal sığır inancınızı hortlarak kendinize yazık etmiştiniz.
52. Buna rağmen, bana karşılık vermeniz için sizi cezalandırmaktan vazgeçtim.
53. Size doğru yolu göstermek için Musa’ya doğruyu yanlıştan ayıran mesajımı bildirdim.
54. Musa halkına: “Ey halkım kutsal sığır inancınızdan vazgeçmeyerek kendinize yazık ediyorsunuz. Yaratıcınıza yönelip kendinizi arındırın. Yaratıcınıza göre böyle yapmanız gerekiyor" demişti. O da sizi bağışlamıştı. O çok bağışlayıcı ve şefkatlidir.
55. “Musa, biz Tanrı'yı gözümüzle görmedikçe sana güvenemeyiz” demiştiniz de bakınıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
56. Bana karşılık vermeniz için tekrar sizi ayılttım.
57. Onları bulutlarla gölgelendirdim. “Size sunduğum sağlıklı şeylerden yiyin” diyerek değerli bir mesaj sundum. Onlar bana bir zarar vermedi sadece kendilerine yazık ettiler.
58. Onlara “Şu şehre girin, istediğiniz yerine yerleşin. Bağışlanma dileyin ve bana itaat edin ki yanlışlarınızı bağışlayayım. Kendini düzeltenlerin karşılığını fazlasıyla vereceğim” demiştim.
59. Fakat mesajımı umursamayanlar, kendilerine verilen emirleri bambaşka hale soktular. Ben de suçlu oldukları için onlara felaket yağdırdım.
60. Musa halkı için su istemişti. Değneğinle kayaya vur dedim. Kayadan pınar fışkırdı ve on iki kola ayrıldı. Her grup hangi pınarı kullanacağını belirledi. "Artık özgürsünüz, keyfinize bakın fakat Tanrı'nın mesajına aykırı davranıp ülkeyi berbat etmeyin!"
61. “Her zaman aynı şeyleri yemekten bıktık Musa. Tanrı’ya dua et de bize salatalık, mercimek, soğan sarımsak gibi toprakta yetişen sebzelerden de versin" demiştiniz. Musa da: "Özgürlüğü bırakıp köleliğe geri dönmek mi istiyorsunuz! O zaman kaçtığınız şehre geri dönün, istediklerinizi orada bulursunuz" dedi. Böylece onlar sıkıntı ve sefalete maruz kalıp Tanrı'nın öfkesine uğradılar. Çünkü onlar Tanrı'nın mesajına güvenmediler ve kendilerini uyaran kişileri haksız yere öldürdüler. Çünkü onlar Tanrı'nın mesajına aykırı davranıp sınırı aştılar.
62. Sana sunduğum mesaja güvendiğini söyleyenler, yahudiler, hristiyanlar ve sâbîler arasından her kim Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenir ve kendini düzeltirse, onlar korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
63. Sizi o dağın eteğine yerleştirip size bildirdiklerime sımsıkı sarılmanızı ve kurtulabilmeniz için onun içeriğinden ders almanızı emretmiştim.
64. Buna rağmen umursamadınız. Tanrı lütfedip acımasaydı, sizi de ortadan kaldırırdı.
65. Halkınızdan daha önceden toplantı günü kuralına karşı gelenlerin başına gelenleri iyi biliyorsunuz. Kendilerine yasaklanan şeyleri ısrarla yapmaya devam edince onlara “Taklitçi maymunlar olarak kalın öyleyse” dedim.  
66. Bunu, aynı yolu izleyen hem o devirdeki, hem de onlardan sonra gelen tüm nesiller için uygulanan bir ölçü haline getirdim. Ayrıca bu sakınanlar için de bir derstir.
67. Musa halkına, “Tanrı artık bu kutsal sığır konusunu tamamen aklınızdan çıkarmanızı istiyor” demişti. Onlar da: “Bizimle alay mı ediyorsun?” dediler. Musa: “Tanrı'nın mesajını umursamayan biri olmaktan ona sığınırım” dedi.
68. “Tanrı’ya sor da bu sığır meselesinin ne olduğunu bize açıklasın” dediler. Musa da şöyle dedi: “Hani şu ne kart ne de yavru olmayan, ikisinin arasında bir şey. Haydi size bahsedileni yapın diyor.”
69. “Tanrı’ya sor da onun rengini bize açıklasın” dediler. Musa da şöyle dedi: "Hani şu görünüşü insanların dikkatini çeken, parlak sarı olan diyor.”
70. “Tanrı’ya sor da onu bize açıklasın. Gerçek bir sığırdan mı bahsediyor acaba kararsızız. Tanrı'nın izniyle doğruyu bulacağız" dediler.
71. Musa da şöyle dedi: “Hani şu tarla sürmek veya ekin sulamak gibi hiçbir işe yaramayan, hiç sorgulamadan kabul ettiğiniz ve dil uzatmaktan çekindiğiniz diyor." Bunun üzerine: "Tamam şimdi anladık" dediler. O kutsal sığır meselesini zar zor akıllarından çıkardılar.
72. Birçok konuda kendinizi arındırmış fakat bu konuyu aşamamıştınız. Fakat Tanrı içinizde tuttuğunuz bu konuyu ortaya çıkarmıştı.
73. "Artık böyle şeylerden uzak durun" demiştim. Tanrı'nın ölü bilinçleri diriltmesi yani siz düşünün diye mesajını anlatması işte böyledir
74. Bütün bunlara rağmen bir süre sonra bilinciniz yine duyarsızlaştı. Kayadan bile duyarsız hale geldi. Çünkü kayalar da saygıyla Tanrı'nın hükmünü yerine getirir, yarılıp da içinden su çıkartır pınarlar akıtırlar. Elbette Tanrı sizin de ne için çabaladığınızın farkında.
75. Onlardan bazı kişiler Tanrı'nın sözünü öğrenip ne anlama geldiğini kavradığı halde kasten onun anlamını çarpıtıyorlar. Şimdi onların size güveneceğini mi sanıyorsunuz?
76. Güvenenlerle karşılaştıklarında: "Tabi ki biz de güveniyoruz" diyorlar. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise: "Onlara Tanrı'nın bize bildirdiği gerçeklerden bahsediyoruz ama yarın Tanrı’nın huzurunda bunları bizim aleyhimize delil olarak sunarlar. Bu konuda dikkatli olalım" diyorlar.
77. Tanrı'nın onların açığa vurduğu ve gizlediği her şeyin farkında olduğunu bilmiyorlar mı!
78. Onların birçoğu daha önceki mesajımdan habersizdir. Anlamını bilmeden ezbere okuyor ve kendi inançlarına göre hareket ediyorlar.
79. Bazıları da basit menfaatler elde etmek için kendi görüşlerini yazıp: "Bunlar Tanrı'nın hükümleridir" diyorlar.  Para kazanmak için kendi görüşlerini Tanrı'ya isnat edenler acı bir cezaya çarptırılacaklar!
80. Örneğin; cehenneme girseler bile bir süre sonra çıkacaklarını iddia ediyorlar. Onlara şunu söyle: "Sözünden asla caymayan Tanrı'yla sözleşme mi yaptınız? Yoksa Tanrı'nın adını kullanarak yalan mı uyduruyorsunuz?"
81. Hayır, bu tür iddialar tamamen yalandır. Yanlış bir çabanın içinde olup suçlu bir şekilde ölenler, içinden hiç çıkmamak üzere ateşe girecekler.
82. Güvenen ve kendini düzeltenler de içinde sonsuza dek kalmak üzere bahçeye girecekler.
83. Ey Yakupoğulları, size de Tanrı'dan başka hiçkimseye boyun eğmemenizi, ana babanıza, çevrenizdeki kimsesiz ve yoksullara güzel davranmanızı, insanlarla iyi geçinmenizi, mesajıma uyup kendinizi arındırmanızı emretmiştim. Fakat birazınız hariç hiçbiriniz bunları ciddiye alıp umursamadınız.
84. Size de birbirinizin kanını dökmeyi ve birbirinizi ülkeden kovmayı yasaklamıştım. Siz de anlayıp kabul etmiştiniz.
85. Bütün bunlara rağmen, yine de birbirinizin kanını döküyor ve birbirinizi ülkeden kovmayı yasakladığım halde bazılarına karşı birleşip nefret ve zorbalıkla ülkeden kovuyorsunuz. Sonra bir gün yanınıza işçi olarak geldiklerinde başınızdan savıyorsunuz. Mesajımın işinize gelen kısmına güveniyor, işinize gelmeyen kısmına güvenmiyorsunuz. Böyle yapanlar diriliş öncesi hayatta rezil olur, diriliş sonrası hayatta da dehşetli bir cezaya çarptırılırlar. Elbette Tanrı sizin ne için çabaladığınızın farkında.
86. Onlar diriliş sonrası hayatı değil de diriliş öncesi hayatı tercih ediyorlar. Böyle kişilerin cezası hafifletilmeyecek ve hiçkimse onları kurtaramayacak.
87. İşte böylece Musa'ya mesajımı göndermiştim. Onun ardından birçok kişiyi elçi olarak görevlendirdim. Sonra Meryemoğlu İsa'ya net mesajımı gönderdim, onu da muhteşem mesajımla destekledim. O elçilerin aktardığı mesajlar işinize gelmediği için onları ciddiye almadınız. Güvenmediğiniz yetmediği gibi bir de onlara karşı mücadele ettiniz.
88. Böylece sabit fikirli olduğunuzu gösterdiniz. Güvenmediğiniz için de Tanrı sizi o şekilde terketti. Şimdi de onların çok azı güveniyor.
89. Daha önceden kendilerine gönderilmiş olan mesajın kalıntılarını ona güvenmeyen diğer topluluklara aşılamaya çalışıyorlardı, ama şimdi onu güncelleyen bu mesaj aktarıldığında, bunun da Tanrı'nın bir mesajı olduğunu anladıkları halde kendileri de güvenmiyor. Tanrı mesajına güvenmeyen o kişileri dışlayacak.
90. Tanrı dilediği kuluna lütfuyla mesajını sunuyor diye kıskançlıktan çılgına döndüler, güvenmediler. Bu yüzden Tanrı da onlara çok öfkelendi. Güvenmeyenler ağır bir cezaya çarptırılacak.
91. Onlara: "Tanrı'nın sunduğu bu mesaja da güvenin" denildiğinde, "Biz sadece bize gönderilmiş olan mesaja güveniyoruz" diyorlar. Kendilerine gönderilmiş olanı güncelleyen bu mesaja güvenmiyorlar. Onlara şunu söyle: "Eğer size gönderilmiş olan mesaja güveniyorsanız, sizi onunla uyaran birçok kişiyi neden öldürdünüz?"
92. Musa da size net bir mesaj aktarmıştı fakat siz onun yokluğunda kutsal sığır inancınızı hortlarak kendinize yazık etmiştiniz.
93. Sizi o dağın eteğine yerleştirip size bildirdiklerimi anlayıp sımsıkı sarılmanızı emretmiştim. Siz de onu anladığınız halde uymamıştınız. Mesajıma güvenmediğiniz için kutsal sığır inancınızdan vazgeçemediniz. Onlara şunu söyle: "Eğer size gönderilmiş olan mesaja güveniyorsanız, neden ona aykırı davranıyorsunuz?"
94. Onlara şunu söyle: "Diriliş sonrası hayatta Tanrı'nın sadece sizi kurtaracağını iddia ediyorsunuz ya, eğer bu konuda samimiyseniz haydi ondan ölümü dileyin bakalım."
95. Fakat onlar kendi yaptıkları şeyler yüzünden asla Tanrı'dan ölümü isteyemezler. O bütün suçluların farkındadır.
96. Tam aksine onlar yaşama herkesten hatta Tanrı'nın mesajını bilmeyenlerden bile daha düşkündür. Bin sene yaşamak isterler. Fakat cezaya çarptırılınca uzun yaşamış olmalarının onlara hiçbir faydası olmayacak. Elbette Tanrı onların ne için çabaladığının farkında.
97-98. Onlara şunu söyle: "Öncekileri güncelleyen ve güvenenlere doğru yolu gösterip müjdeleyen bu mesajı Tanrı'nın emriyle senin bilincine yerleştiren Cebrail'den ya da Mikail'den veya Tanrı'nın herhangi bir meleğinden ve elçisinden veya Tanrı'nın kendisinden nefret ediyorsa, bilsin ki Tanrı da kendisine güvenmeyenlerden nefret etmektedir.
99. Ben sana net bir mesaj sunuyorum. Mesajıma güvenmeyenler suçluların ta kendileridir.
100. Onların çoğu bana güvenmedi ve buyruğumu umursamadı.
101. Tanrı'nın elçisi onlara daha önceden gönderilmiş olanı güncelleyen bir mesaj aktardığı halde, daha önceden mesaj gönderilmiş toplulukların çoğu Tanrı'nın bu mesajı kendilerini ilgilendirmiyormuş gibi hiç önemsemiyorlar.
102. Süleyman'ın iktidarı hakkında o iftiracıların anlattıklarını, gerçek olarak kabul ediyorlar. Halbuki Süleyman hep Tanrı'ya bağlı biriydi. Tanrı'ya asıl güvenmeyenler halka büyücülüğü ve Babil'deki iki melek hurafesini öğreten o saptırıcılardır. Onların melek dedikleri doğa güçleri hiçkimseye büyücülük gibi şeyler öğretmezler. Tam aksine insanların Tanrı'ya güvenmeleri için onun mesajını aktarırlar. Fakat buna rağmen onlar insanları birbirine düşüren bilgileri meleklerden öğrendiklerini iddia ediyorlar. Onlar Tanrı'ya rağmen hiçkimseye bir zarar veremezler. Onlar kendilerine hiçbir faydası olmayan, tam aksine başlarını belaya sokacak şeyleri öğrenmeye çalışıyorlar. Halbuki onlar, bu işlere dalanların diriliş sonrası hayatta mahvolacağı konusunda uyarılmışlardı. Kendilerini ne kötü bir şey uğruna feda ettiklerini bir anlasalar!
103. Eğer ona güvenip sakınsalar, Tanrı'nın vereceği mükafatın her şeyden daha üstün olduğunu bir anlasalar!
104. Ey güvendiğini söyleyenler! Siz de birileri tarafından güdülerek yaşamayın. Sorgulayın, aklınızı kullanın. Güvenmeyen o kişiler acı bir cezaya çarptırılacak.
105. Önceki mesajlara muhatap olmuş toplulukların arasından güvenmeyenler ve Tanrı'dan başkasına boyun eğenler size Tanrı’nın mesajının gönderilmesinden hiç hoşlanmıyorlar. Fakat Tanrı mesajını aktarmak için istediğini elçi olarak görevlendirmiştir. Tanrı pek çok lütuf sahibidir.
106. Bir konuda daha öncekileri bu mesajla güncellememin sebebi o konuda gerçeği ortaya koymaktır. Güncellemeden bıraktığım konularda da benzer mesaj sunuyorum. Tanrı'nın her şeye gücünün yettiğini bilmiyor musunuz?
107. Tanrı'nın bütün evrena hakim olduğunu ve hiçkimsenin sizi Tanrı’dan koruyup kurtaramayacağını bilmiyor musunuz?
108. Yoksa siz de elçinizden, daha önceden onların Musa'dan istediği şeyleri mi isteyeceksiniz? Kim güvenmeyi bırakıp da artık güvenmemeye başlarsa, çok büyük bir yanlış yapmış olur.
109. Önceki mesajlara muhatap olmuş toplulukların arasından birçok kişi bunun gerçekten Tanrı'nın mesajı olduğunu anladıkları halde sırf çekemedikleri için sizi ona olan güveninizden caydırmaya çalışıyorlar. Siz şimdilik Tanrı onlarla alakalı bir emir verene kadar onlara aldırış etmeyin, çatışmayın. Tanrı'nın her şeye gücü yeter.
110. Onun mesajına uyun ve kendinizi arındırın. Tanrı yaptığınız iyiliklerin karşılığını verecek. Elbette Tanrı çabalarınızın farkında.
111. Hristiyanlar ve yahudiler, ezbere konuşarak kendilerinden başka hiçkimsenin Hasbahçeye giremeyeceğini iddia ediyorlar. Onlara: "Eğer iddianızda samimiyseniz bunun dayanağı nedir?" diye sor.
112. Hayır, bu tür iddialar tamamen yalandır. Her kim bütün benliğiyle Tanrı'ya teslim olur ve kendini düzeltirse, onlar korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
113. Tanrı'nın mesajını iyi bildikleri halde yahudiler hristiyanların, hristiyanlar da yahudilerin yanlış yolda olduğunu iddia ediyor. Mesajımı bilmeyenler de birbirleri hakkında bu tür iddialarda bulunuyorlar. Aralarında anlaşmazlığa düştüğü konularda diriliş günü Tanrı yargılama yapacak.
114. İnsanları Tanrı'nın mesajını öğrenmek için tutulan evlerden uzaklaştırmaya çalışan ve oraların dağılması için uğraşanlardan daha suçlu kim olabilir? Böyle kişiler diriliş öncesi hayatta rezil olur, diriliş sonrası hayatta da dehşetli bir cezaya çarptırılırlar.
115. Tanrı bütün evrenin sahibidir. Nerede olursanız olun, Tanrı'ya itaat ederek yaşayın. O her şeyin farkındadır.
116. Bazıları Tanrı’nın çocuğa sahip olduğunu iddia ediyor. Onun böyle şeylerle hiçbir alakası yoktur. Evrendeki her şey onundur. O her şeyin hakimidir.
117. O evrenin yaratıcısıdır. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece, olmasını söyler o da oluşur.
118. Mesajımı bilmeyenler: "Tanrı mesajını arada elçi olmadan doğrudan bize bildirsin, bize bir mucize göstersin" diyorlar. Onlardan önceki toplumlardan da bu tür isteklerde bulunanlar vardı. Hepsi aynı kafadan. Fakat ben güvenenler için mesajımı net bir şekilde ortaya koydum.
119. Ben seni sadece uyarmak ve müjdelemekle görevlendirdim. Sen ateşe girecek olanları kurtaramazsın.
120. Onların gittiği yoldan yürümediğin için yahudi ve hristiyanlar senden hoşnut olmuyorlar. Onlara: "Doğru yol, Tanrı'nın gösterdiği yoldur" de. Sana sunulan bu mesaja rağmen onların keyfine uyarsan, hiçkimse seni Tanrı'dan koruyup kurtaramaz.
121. Daha önceden göndermiş olduğum mesajları gereği gibi okuyanlar zaten bu mesaja da güvenirler. Güvenmeyenler ise mahvolacaklar.
122. Ey Yakupoğulları, insanlar arasından sizi seçerek size gönderdiğim mesajdan öğüt alın.
123. Hiçkimsenin kimseye hiçbir faydası olmayacağı, hiçkimsenin kimseyi kurtaramayacağı, kurtulmak için her şeyi feda etmek istese bile kabul edilmeyeceği o gün kurtulabilmek için elinizden geleni yapın.
124. Tanrı İbrahim'i de mesajıyla sınamış, o da ona uymuştu. Bunun üzerine: "Seni halka örnek yapacağım" dedi. İbrahim: "Soyumdan gelecek olanları da örnek yapınız" deyince, "Bu sözüm suçluları kapsamaz" dedi.
125. Herkese bu güvenli yoldan yürümeleri gerektiğini bildirmiştim. Siz de İbrahim'in gittiği bu yoldan yürüyün. İbrahim ve İsmail'e de bildirdiğim bu sistemi bana uyup bağlı kalmak, teslim olup itaat etmek isteyenler için aktarmalarını emrettim.
126. İbrahim: "Tanrım bu şehri huzurlu hale getiriniz. Halktan Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenenleri başarıya ulaştırınız" diye dua etti. O da: "Güvenmeyenleri de bir süre yaşatıp ileride ateşle cezalandıracağım. Ne kötü bir son!" dedi.
127-129. İbrahim İsmail'le birlikte bu sistemi aktarmaya çalıştı. "Tanrım davetimizde bize yardım ediniz. Siz her şeyi işitir ve bilirsiniz. Tanrım bizim ve soyumuzun size teslim olmuş kişiler olmamızı sağlayınız. Uymamız gereken ilkeleri öğretiniz. Bize acıyınız. Siz çok merhametli ve şefkatlisiniz. Tanrım mesajınızı aktarması, öğüt dolu buyruğunuzu öğretip onları arındırması için onlara kendi aralarından elçiler görevlendiriniz. Sizin her şeye gücünüz yeter ve adaletlisiniz" diye dua etti.
130. İbrahim'in gittiği yola sırt çeviren kendine yazık etmiştir. Ona diriliş öncesi hayatta şefkat gösterdim ve o diriliş sonrası hayatta mükafatlandırılacak.
131. Tanrı ona teslim olmasını buyurunca, tüm insanların tanrısına teslim olduğunu söyledi.
132. İbrahim: "Canım evlatlarım Tanrı size bu hayat tarzına uymanızı buyuruyor. Ömrünüz boyunca ona teslim olarak yaşayın" diyerek bütün çocuklarına ve torunu Yakup'a Tanrı'ya teslim olmalarını öğütledi.
133. Yakup da ölürken evlatlarına: "Ben öldüğümde kime itaat edeceksiniz" diye sorunca, "Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın boyun eğdiği tek tanrıya itaat edeceğiz. Biz ona teslim olduk" dediklerini bilmiyor musunuz?
134. Onlar böyle bir topluluktu, gelip geçtiler. Onlar kendi çabalarından, siz de kendi çabalarınızdan yargılanacaksınız. Onların çabaları size bir fayda sağlamaz.
135. Yahudiler doğru yolun yahudilik, hristiyanlar da doğru yolun hristiyanlık olduğunu iddia ediyorlar. Onlara şunu söyle: "Hayır, bu tür iddialar tamamen yalandır. Doğru yol, bütün benliğiyle Tanrı’ya yönelip ondan başka hiçkimseye boyun eğmeyen İbrahim’in gittiği yoldur."
136. Siz de şunu söyleyin: "Biz Tanrı'ya teslim olduk. Ona güveniyoruz. Elçilerinin hiçbiri arasında ayrım yapmıyoruz. Bize gönderdiği mesaja da, İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakup'a ve onların neslinden görevlendirilmiş diğer elçilere sunulan mesajlara da, Musa'ya İsa'ya ve tüm elçilere Tanrı tarafından sunulan bütün mesajlara da güveniyoruz.”
137. Eğer onlar da böyle sizin gibi güvenirlerse, doğru yola girmiş olurlar. Umursamazlarsa da çok büyük bir yanlış yapmış olurlar. Tanrı seni onlardan koruyacak. O her şeyi işitir ve bilir.
138. Onlara şunu söyle: "Sünnet olmak veya vaftiz olmak kişiyi kurtaramaz. Kurtulacak olanlar Tanrı'ya teslim olup kendini arındıranlardır. Yapılması gereken şey sünnet olmak veya vaftiz olmak değil, Tanrı'ya teslim olup kendini arındırmaktır. Biz sadece ona itaat ederiz."
139. Onlara şunu söyle: "Bizimle Tanrı hakkında boşuna tartışmayın. O hepimizin tanrısıdır. Hepimiz kendi çabamızdan yargılanacağız. Biz ondan başka hiçkimseye boyun eğmeyiz."
140. Onlara şunu söyle: "Neden İbrahim'in İsmail'in İshak'ın Yakup'un ve onların neslinden görevlendirilmiş diğer elçilerin yahudi ve hristiyan olduğunu iddia ediyorsunuz? Siz Tanrı'dan iyi mi biliyorsunuz? Tanrı'nın ortaya koyduğu gerçeği örtbas etmeye çalışandan daha suçlu kim olabilir! Elbette Tanrı sizin ne için çabaladığınızın farkında."
141. Onlar size anlattığım gibi bir topluluktu, gelip geçtiler. Onlar kendi çabalarından, siz de kendi çabalarınızdan yargılanacaksınız. Onların çabaları size bir fayda sağlamaz.
142. Şimdi buradaki halkın içinden kendine yazık eden o kişiler: "Bunlar önceki hayat tarzını neden terkettiler" diye soruyorlar. Onlara şunu söyle: "Tanrı bütün evrenin sahibidir. O dilediğini doğru yola iletir."
143. İşte böylece sizi de mesaj gönderilmiş bir topluluk haline getirdim. Siz bu halk hakkında, elçi de sizin hakkınızda tanıklık yapacak. Sana bu hayat tarzını kazandırarak elçi dinleyip dinlemeyenleri ortaya çıkarmış oluyorum. Bu, Tanrı'nın doğru yola ilettiklerinden başkasına zor geliyor. Sizin Tanrı'ya olan güveniniz elbette karşılıksız kalmayacak. Tanrı insanlara karşı çok merhametli ve şefkatlidir.
144. Bazen senin endişelendiğini biliyorum fakat merak etme, ben seni karşılığında hoşnut kalacağın bir hayat tarzıyla görevlendirdim. Sen de seni dinleyenler de nerede olursanız olun, memleketinizi ne uğruna terkettiğinizi unutmayın. Daha önceden mesaj gönderilmiş topluluklar bunun da Tanrı’nın sunduğu bir mesaj olduğunu elbette biliyorlar. Tanrı da onların ne için çabaladığının farkında.
145. Sen daha önceden mesaj gönderilmiş topluluklara bu mesajımdan ne kadar bahsetsen de, onlar senin aktardığın hayat tarzını benimsemiyorlar. Sen de asla onların hayat tarzını benimseme. Onlar kendi  aralarında bile paramparçadır. Sana sunulan bu mesaja rağmen onların keyiflerine uyarsan mahvolursun.
146. Daha önce kendilerine mesaj gönderdiğim topluluklar bunun da Tanrı'nın mesajı olduğunu bal gibi biliyorlar ama onların çoğu bile bile bu gerçeği örtbas etmeye çalışıyor.
147. Tanrı’nın sana bildirdiği bu mesaj gerçeğin ta kendisidir bu konuda hiç şüphen olmasın.
148. Herkes bir şeylerin peşinde koşup gidiyor. Siz de hep iyi insanlar olmaya çalışın. Merak etmeyin şimdilik farklı yerlerde olsanız bile, ileride Tanrı hepinizi biraraya getirebilir. Onun her şeye gücü yeter.
149. Nerede olursan ol, memleketini ne uğruna terkettiğini unutma. Tanrı’nın sana bildirdiği bu mesaj gerçeğin ta kendisidir. Elbette Tanrı çabalarınızın farkında.
150. Sen de seni dinleyenler de nerede olursanız olun, memleketinizi ne uğruna terkettiğinizi unutmayın. Kimse sizinle boy ölçüşemez. Sadece bazıları baskı yapmaya çalışabilir fakat onlardan korkmayın. Sadece benden sakının. Gösterdiğim yolda yürümeye devam edin. Size gönderdiğim bu mesajı tamamlayacağım.
151. Ben size daha önceden farkında olmadığınız şeyleri bildirmesi, mesajımı aktarması, öğüt dolu buyruğumu öğretip sizi arındırması için aranızdan birini elçi olarak görevlendirdim.
152. Siz beni önemseyin ki ben de sizi önemseyeyim. Bana karşılık verin, bana güvenin.
153. Ey güvendiğini söyleyenler, mesajıma bağlılık göstererek kurtuluşu sadece benden bekleyin. Tanrı kendisine bağlılık gösterenlerin yanındadır.
154. Tanrı'nın mesajı uğruna öldürülmüş olan arkadaşlarınızın heder olduğunu sanmayın. Siz farkında olmasanız da onlar ipi göğüsledi.
155-156. Ben sizi sıkıntı yokluk sağlık sorunları mal mülk eksikliği verim kaybı gibi konularda sınıyorum. Başlarına gelen her olayda Tanrı'ya teslim olup onun huzuruna çıkacağını gözönünde bulundurarak ona bağlılık göstermeye devam edenleri çok güzel haberler bekliyor.
157. Böyle kişileri Tanrı bağışlayıp kurtaracak ve onları mükafatlandıracak.
158. Bu sistemi öğrenip yaşamak isteyenlerin kafasının karışmasını zararı yoktur. Kafa karışıklığından sonra netleşmek Tanrı'nın öğretme yöntemlerindendir. Elbette Tanrı gerçeği öğrenmek için çabalayanların farkındadır, onlara karşılık verir.
159. İnsanlara doğru yolu gösteren apaçık mesajını net bir şekilde ortaya koyduğu halde onu örtbas etmeye çalışanları Tanrı dışlayacak. Tamamen çaresiz kalacaklar.
160. Fakat bunlardan vazgeçip kendini düzelten ve gerçeği açıkça anlatanları bağışlarım. Ben çok şefkatli ve bağışlayıcıyım.
161. Güvenmeyen ve güvenmemiş bir şekilde ömrünü tüketenleri Tanrı dışlayacak, hiçbir insan veya melek onları kurtaramayacak.
162. İçinde sonsuza dek kalmak üzere cehennem ateşine girecekler. Cezaları asla hafifletilmeyecek ve başka bir fırsat da tanınmayacak.
163. Tanrınız tektir. Ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Merhametli ve şefkatlidir.
164. Evrenin oluşumu, gece ile gündüzün değişimi, insanlara hizmet için gemilerin denizde gidebilmesi, Tanrı uzaydan su indirip ölü gezegeni canlandırması, dünyada her türlü canlıyı oluşturması, rüzgarları estirmesi ve onun emriyle evrenta olan her şey düşünenler için bir şaheserdir.
165. Bazı insanlar Tanrı'ya sırt çevirip birilerine itaat ediyor ve onları Tanrı'ya tercih ediyorlar. Güvenenler ise daima Tanrı'yı tercih ederler. O suçlular cezalandırılacaklarını anlayıp tek hakimin Tanrı olduğunu kavradıklarında halleri ne olacak! Tanrı'nın cezası çok serttir.
166. Onlar cezalandırılacaklarını anladıklarında liderler kendilerine uyanları reddedecekler ve tamamen çaresiz kalacaklar.
167. Onlara uyan kitleler de: "Keşke bir fırsat daha verilse de şimdi onların bizi reddettiği gibi biz de onları reddetmiş olsak" derler. Böylece Tanrı onları çabalarına karşılık pişman edecek, ateşten asla çıkamayacaklar.
168. Ey insanlar, dünyada size yasaklamadığım sağlıklı gıdalardan yiyin. O saptırıcıların sözlerine aldanmayın. Onlar sizin tam bir düşmanınızdır.
169. Onlar sizi kötülük ve yanlışlığa ve Tanrı'nın adını kullanarak yalan uydurmaya yönlendiriyor.
170. Onlara: "Tanrı'nın sunduğu mesaja uyun" denildiğinde, "Hayır atalarımızdan öğrendiklerimize uyuyoruz" derler. Peki ya ataları doğru yolda gitmeyen taklitçi kişilerse?
171. Onlar feryat figan edecekler fakat hiçbir olumlu yanıt alamayacaklar. Boş yere inleyip duracaklar. Hiçkimse tarafından umursanmayacak, hiçkimseye seslerini duyuramayacak ve tamamen dışlanacaklar. Asla kurtulamayacaklar.
172. Ey güvendiğini söyleyenler, eğer sadece Tanrı'ya boyun eğiyorsanız onun mesajına uyun ve onun yasaklamadığı sağlıklı gıdalardan yiyin.
173. O sadece; Tanrı’dan başkalarını yüceltmek için sunulan leş, kan ve domuz etini yasaklamıştır. Ama her kim zordaysa, onların eylemlerine katılmamak ve inançlarını kabul etmemek şartıyla yiyebilir. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
174. Basit menfaatler uğruna Tanrı'nın sunduğu mesajı örtbas etmeye çalışanların kazandığı paralar onların ateşte yanmasına sebep olacak. Diriliş günü Tanrı onlara hiçbir değer vermeyecek ve onları kurtarmayacak. Onları acı bir cezaya çarptıracak.
175. Onlar doğru yolda olmak yerine ondan uzakta durmayı tercih ediyorlar. Bağışlanmak yerine cezalandırılmayı tercih ediyorlar. Ateşe girmek için can atıyorlar.
176. Bu mesajı gerçekten Tanrı göndermektedir. Bu mesajı umursamayanlar çok büyük bir yanlış yapmış olur.
177. Doğru yol doğunun veya batının hayat tarzını benimsemek değildir. Doğru yol Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenmek, onun bütün güçlerine elçilerine ve mesajlarına güvenmek, çevredeki yoksullar işsizler ve kimsesizler muhtaçlar ve boyunduruk altındaki kişilere karşı gönül hoşluğu ile paylaşımcı olmak,  verdiği söze uymak, Tanrı'nın mesajına uyup kendini arındırmak, her türlü zorluk sıkıntı ve hatta felaket zamanlarında bile ona bağlı kalmaktır. Doğru yolda olanlar böyle kişilerdir ve kurtulacak olanlar onlardır.
178. Ey güvendiğini söyleyenler, katil patron da olsa işçi de olsa erkek de olsa kadın da olsa bütün cinayetler hakkında idam cezasını uygulamalısınız. Eğer öldürülen kişinin ailesi katilin idam edilmesinden vazgeçerse, katil onların belirlediği tazminatı kabul edip zorluk çıkarmadan ödesin. Bu şefkatli bir şekilde huzurunuzu sağlamak için Tanrı’nın bir emridir. Bu hükümleri umursamayanlar acı bir cezaya çarptırılacaktır.
179. Ey akıllılar, bilin ki idam can güvenliğinizi sağlar. Kurtulabilmeniz için bu hükmü uygulamalısınız.
180. Malınız mülkünüz varsa ölmeden önce, ana babanıza veya çevrenizdeki diğer kişilere malınızın nasıl paylaşılacağını belirleyerek talimat verebilirsiniz. Bu, benden sakınanlar için geçerli bir yöntemdir.
181. Bu talimatın verildiği kişiler onu değişikliğe uğratmasın, bu çok yanlış bir şeydir. Unutmayın ki Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
182. Talimat veren kişinin birilerine ayrıcalık veya haksızlık yapmasından endişeleniyorsanız ona bu talimatını yeniden düzenlemesi için öneride bulunmanızın bir sakıncası yoktur. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
183-184. Ey güvendiğini söyleyenler, yanlışlardan kurtulabilmeniz için siz de daha önceden arkadaşlarınızın yaptığı gibi birkaç gün belli konularda dişinizi sıkarak senelik vahiy derslerine katılmalısınız. O an rahatsızsanız veya seyahate çıkmışsanız, bir dahaki sefer mutlaka katılın. Katılanların arasından maddi imkanı olanlar, yoksulların yeme içme masraflarını karşılamak için katkı sağlasın. İyi bilin ki dişinizi sıkıp gerçeği öğrenmek için çabalamak sizin yararınızadır.
185. Doğru yanlıştan ayıran, doğru yolu gösteren bu net mesajın insanlara toplu olarak öğretildiği yaz dönemine geldiğinizde, dişinizi sıkıp siz de katılın. O an rahatsızsanız veya seyahate çıkmışsanız, bir dahaki sefer mutlaka katılın. Tanrı işinizi zorlaştırmaya değil, kolaylaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden müsait olduğunuz zaman senelik vahiy dersine katılın. Tanrı'nın size gerçeği öğretmesi için çabalayın ve ona karşılık verin.
186. Benim hakkımda soru soran kullarıma benim her şeyin farkında olduğumu ve bana itaat edenleri mükafatlandıracağımı söyle. Onlar da kurtulabilmek için bana karşılık versinler, bana güvensinler.
187. Senelik vahiy dersine katıldığınızda, geceleri eşinizle birleşmenizin sakıncası yoktur. Siz birbirinizin yoldaşısınız.  Tanrı, dayanamayacağınızı bildiği için size anlayış gösterek uygun hüküm veriyor. Tanrı'nın buyruğuna uyun. Gündüz o evlerde ders yaparken eşinizle oynaşmayın. Geceye kadar dişinizi sıkın. Geceden sabah gün ağarıncaya kadar serbestsiniz, eşinizle ilişkiye girebilirsiniz. Bu Tanrı'nın bir ilkesidir, sakın buna aykırı davranmayın. Tanrı insanların kurtuluşu için mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
188. Hukuki hilelerle kamu mallarında yolsuzluk yaparak bütün insanların hizmetine sunulmuş olan zenginlikleri özelleştirmeyin. Göz göre göre böyle bir zorbalık yapmayın.
189. Bazıları sana, bahsettiğin bu şeyler gök cisimlerinden yaptığın kehanet mi diye soruyor. Sen de şunu söyle: "Onlar sadece tarihi belirlemek ve öğrenmek için bir araçtır. Böyle boş işlerle uğraşmanız doğru değildir. Kurtuluşa ermek için Tanrı'dan sakının. Bu tür şeylerle vaktinizi harcamayın."
190. Tanrı'nın mesajı yüzünden size savaş açanlara karşı kendinizi savunabilirsiniz fakat siz kimseye savaş açmayın. Tanrı saldırganları sevmez.
191. Taşkınlık yapıp size saldırırlarsa siz de kendinizi savunun. Diktatörlük altında yaşamak, ölümden de beterdir. Yaşadığınız şehrin dışında onlarla karşılaştığınızda size saldırmazlarsa bir şey yapmayın. Saldırırlarsa ancak o zaman karşılık verin. Saldırganlara böyle yapılır.
192. Eğer onlar bu işe bir son verirlerse, Tanrı elbette onlara merhamet edip bağışlayabilir.
193. Onlar size zorbalık yaparsa, kula kulluk kalkana kadar onlarla savaşın. Eğer onlar bu işe bir son verirlerse, elbette saldırganlardan başkasına savaş açılmaz.
194. Çalma elin kapısını, çalarlar kapını. Can güvenliği karşılıklıdır. Eğer size saldırı düzenleyen olursa siz de onlara saldırabilirsiniz. Daima Tanrı'dan sakının ve bilin ki Tanrı kendisinden sakınanların yanındadır.
195. Kendinize çeki düzen verin ve Tanrı'nın mesajı uğruna harcamalar yapın. Kendinize yazık etmeyin. Tanrı kendini düzeltenleri sever.
196. Tanrı'nın bildirdiği sistemi öğrenip yaşamak için elinizden geleni yapın. Senelik vahiy dersine katılamasanız bile, imkanınız oranında bağış yapabilirsiniz. Bağış yapsanız bile bir dahaki sefere katılmaktan vazgeçmeyin. Rahatsızsanız veya başınız dertteyse, kendinizi toparladığınızda birkaç gün belli konularda dişinizi sıkarak senelik vahiy derslerine katılın ve yoksulların yeme içme masraflarını karşılamak için hayvan kesip katkı sağlayın. Bu sistemi öğrenip yaşamak isteyenlerin yeme içme masraflarını karşılamak isteyenler imkanı oranında bağış yapabilir. Fakat imkanı olmayanlar üç gün boyunca bu derslere katılsın ve memleketine döndüğünde öğrendiklerini tekrar etsin. Bu anlatılan hüküm burada oturmayanlar içindir. Daima Tanrı'dan sakının, bilin ki Tanrı'nın cezası çok serttir.
197. Senelik vahiy derslerinin yapıldığı yaz dönemi geldiğinde siz de katılıp Tanrı'nın bildirdiği sistemi öğrenmek istiyorsanız, o dersler esnasında fingirdemek, ağız dalaşı yapmak ve putperest ibadetler yapmak yasaktır. Elbette Tanrı gerçeği öğrenmek için çabalayanların farkındadır. Donanım sahibi olun. İşte bu donanım Tanrı’dan sakınmaktır. Sizin için her şeyden üstündür. Benden sakının ey akıllılar!
198-199. Oraya geldiğinizde birbirinizle tanışıp Tanrı’nın size sunduğu geçimlikleri elde etmek için ticaret yapmanızın bir sakıncası yoktur. Vahiy derslerini tamamlayıp memleketinize döndüğünüzde, bundan önce siz yanlışlar içinde olan kişiler iken sizi doğru yola ileten Tanrı'yı hiç aklınızdan çıkarmayın ve ondan bağışlanma dileyin. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
200. Önceden nasıl devamlı atalarınızı gündemde tutup onlardan bahsediyordunuz, şimdi yemekli toplantınız bittiğinde de artık sadece Tanrı'yı gündemde tutup ondan bahsedin. Bazı insanlar Tanrı’dan hep diriliş öncesi hayatla ilgili isteklerde bulunuyor. Böyle kişiler diriliş sonrası hayatta mahvolur.
201. Fakat bazı insanlar da: “Tanrım diriliş öncesi bu hayatta da diriliş sonrasında da bize şefkat gösteriniz, bizi ateşle cezalandırılmaktan esirgeyiniz" diyorlar.
202. Böyle kişiler de çabasının karşılığını alacaklar. Tanrı’nın yargılaması hızlıdır.
203. Birkaç gün Tanrı'nın mesajını öğrenmek için sabredin. Kurallara uyduğunuz sürece hemen iki gün içinde geri dönseniz de, biraz daha kalmaya devam etseniz de sakıncası yoktur. Tanrı'dan sakının ve bilin ki hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
204. Bazı insanların diriliş öncesi bu hayatla ilgili konuşmaları senin hoşuna gidiyor. Samimi olduklarına dair Tanrı'ya yemin bile ediyorlar fakat onlar aslında Tanrı'yı hiç umursamıyorlar.
205. Senin yanından ayrıldıklarında ortalığı karıştırmaya, ekonomiyi ve toplumu bozmaya çalışıyorlar. Tanrı bozukluğu sevmez.
206. Onlara Tanrı'dan sakınmalarını söylediğinde, yaptıkları yanlışlara bahane uyduruyorlar. Cehennem onların icabına bakacak. Ne kötü bir meskendir o!
207. Bazı insanlar da Tanrı'nın hoşnutluğunu kazanmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Tanrı böyle kullarına da merhamet edecek.
208. Ey güvendiğini söyleyenler, hepiniz bana teslim olmuş bir şekilde yaşayın. O saptırıcıların sözlerine aldanmayın. Onlar sizin tam bir düşmanınızdır.
209. Size gelen bu net mesaja rağmen bocalamayın. Bilin ki Tanrı'nın her şeye gücü yeter ve adaletlidir.
210. Onlar hâla Tanrı'nın ve meleklerin kendi yanlarına buluta sarınmış bir şekilde geleceğine inanıyorlar. Halbuki onun huzuruna çıkarıldıklarında işleri bitirilmiş olacak. Tanrı her şeyin hakimidir.
211. Yakupoğullarına sorabilirsiniz, onlara nice mucizeler göstermiştim. Fakat kendilerine aktarılan Tanrı'nın mesajına güvenmeyenler bilsin ki Tanrı'nın cezası çok serttir.
212. Güvenmeyenler diriliş öncesi hayatı tercih ediyorlar, güvenenleri küçük görüyorlar. Halbuki sakınanlar diriliş günü onlardan üstün olacaklar. Böylece Tanrı dilediğine sonsuz mükafat verecek.
213. Başlangıçta insanlar tek tip bir topluluktu. Tanrı onları uyarmak ve müjdelemek için elçiler görevlendirdi ve onların aracılığıyla insanların yanlış yaptıkları konularda düzeni sağlamak amacıyla mesajını sundu. Fakat o toplumlara net bir mesaj aktarılmasına rağmen aralarındaki iktidar hırsı yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Fakat Tanrı kendisine güvenenlere lütfederek onların anlaşmazlığa düştükleri konularda doğruya iletti. Tanrı dilediğini doğru yola iletir.
214. Sizden önce güvenmiş olan arkadaşlarınızın uğradığı sınavlara uğramadan hasbahçeye girebileceğinizi mi sandınız? Onlar da birçok sıkıntı ve zorluklara uğramışlardı. Elçi ve onunla birlikte Tanrı'ya güvenenler, "Tanrı bize ne zaman yardım edecek" diyecek kadar sıkıntılara uğradılar. Bakın Tanrı sizi yakında muzaffer kılacak.
215. Tanrı uğruna kimlere harcama yapacaklarını soranlara, çevredeki yoksullar işsizler ve kimsesizler için yapmalarını söyle. Tanrı yaptığınız tüm iyiliklerin farkındadır.
216. Her ne kadar hoşunuza gitmese de size savaş izni verildi. Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin yararınıza, hoşunuza giden bir şey de zararınıza olabilir. Bunu siz bilemeseniz de Tanrı bilmektedir.
217. Saldırmazlık döneminde saldırıya uğrarsak onlara karşı savaşmamız yanlış olmaz mı diyenlere şunu söyle: "Saldırmazlık döneminde savaşmak elbette iyi bir şey değildir fakat insanları memleketinden kovarak Tanrı'nın mesajına güvenmekten vazgeçirmeye çalışmak Tanrı'ya göre daha kötü bir şeydir. Diktatörlük altında yaşamak, ölümden de beterdir. Onlar sizi bu hayat tarzından caydırana kadar güçleri yettiğince saldırmaya devam ediyorlar ama aranızdan her kim bu hayat tarzından cayıp güvenmemiş bir şekilde ömrünü tüketirse, onun bütün çabaları boşa gider ve içinde sonsuza dek kalmak üzere ateşe girer.
218. Tanrı ancak mesajına güvenen ve onun uğruna göç edip mücadeleye devam edenleri kurtarır. O bağışlayıcı ve şefkatlidir.
219. Sana içki ve kumar hakkında soranlara şunu söyle: "İnsanlar bundan kazanç elde etse de bu tür şeyler büyük bir suçtur, zararı faydasından çoktur. Hangilerini bırakmamız lazım diye soranlara, bu tür işleri tamamen bırakmalarını söyle. Tanrı düşünmeniz için her konuda mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
220. Sana dul kadınlar hakkında soranlara şunu söyle: "Doğru olan elbette onlara sahip çıkmaktır. Eğer onlarla evlenirseniz de onları hor görmeyin. Tanrı, düzgün davrananların da yanlış yapanların da farkındadır. İstese zorluk da çıkarabilirdi ama o size kolaylık sağlıyor. Tanrı'nın her şeye gücü yeter ve adaletlidir.
221. Tanrı'dan başkasına boyun eğen kadınlarla evlenmeyin. Fakat onlar da Tanrı'ya güvenirlerse evlenebilirsiniz. Tanrı'ya güvenen gariban bir kadın, Tanrı'dan başkasına boyun eğen göz alıcı bir kadından üstündür. Tanrı'dan başkasına boyun eğen erkeklerle de evlenmeyin. Fakat onlar Tanrı'ya güvenirlerse evlenebilirsiniz. Tanrı'ya güvenen gariban bir erkek, Tanrı'dan başkasına boyun eğen zengin bir erkekten üstündür. Tanrı size lütfederek bağışlanıp hasbahçeye girmeye çağırıyor ama onlar sizin ateşe girmenize sebep olur. Tanrı insanların öğüt alması için mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
222. Sana hayız hakkında soranlara şunu söyle: "Hayız kadınlara rahatsızlık veren bir şeydir. Bu yüzden hayızlıyken onlarla ilişkiye girmeyin. İyileştikleri zaman Tanrı'nın ilişki için belirlediği yerden birleşebilirsiniz. Tanrı yaptıklarından vazgeçip kendini arındıranları sever.
223. Eşiniz sizin yoldaşınızdır. Onunla istediğiniz tarzda birleşebilirsiniz. Tanrı'dan sakının ve birbirinizi koruyup kollayın. Sonunda onun huzuruna çıkarılacağınızı unutmayın. Güvenenleri çok güzel haberler bekliyor.
224. Tanrı'ya ettiğiniz yeminleri birbirinize saygılı davranmamak, vicdanlı hareket etmemek ve insanlarla iyi geçinmemek için  bahane etmeyin. Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
225. Tanrı sizin yanlış konularda yaptığınız yeminleri yerine getirmenizi istemiyor. Verdiğiniz güvencelere uymanızı istiyor. O anlayışlıdır, bağışlayıcıdır.
226. Eşinden ayrılmak isteyen boşanmaya karar vermeden önce dört ay beklesin. Bu süre dolmadan önce vazgeçip eşine dönerse, Tanrı elbette bağışlayıcı ve şefkatlidir.
227. Eğer boşanmaya karar verirlerse de Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
228. Boşanmış olan kadın, yeniden evlenmeden önce üç hayız süresince beklesin. Bu süre içinde hamile olduğunu anlarsa, eğer Tanrı’ya ve diriliş gününün gerçekleşeceğine güveniyorlarsa, sakın rahimlerinde Tanrı’nın oluşturduğunu gizlemesin. Bu süre zarfında kocası yeniden bir araya gelmek isterse, hanımına geri dönme hakkı vardır. Erkeğin kadın üzerinde hakkı olduğu gibi, kadının da erkek üzerinde hakkı vardır. Ama erkeğin kadına karşı sorumluluğu daha fazladır. Tanrı adildir ve her şeye gücü yeter.
229. Boşanma iki defadan fazla geri alınamaz. Bundan sonra evlilik ya güzel bir şekilde devam ettirilir ya da güzel bir şekilde sona erdirilir. Erkek kadına vermiş olduğu hiçbir şeyi geri alamaz. Hakim, karı-kocanın Tanrı'nın bu ilkesini uygulayamayacağına kanaat getiriyorsa, onların bu ilkeye uymamasının bir sakıncası yoktur. Bunlar Tanrı'nın hükmüdür, sakın bunları çiğnemeyin. Tanrı'nın hükmünü çiğneyenler suç işlemiş olur.
230. Erkek kadından üçüncü kez boşandığında artık ona geri dönemez. Fakat kadın başka biriyle evlenir ve o koca da onu boşarsa, eski kocasıyla Tanrı'nın ilkelerine uyabileceğini düşünüyorlarsa, tekrar barışmalarının sakıncası yoktur. İşte bunlar Tanrı'nın hükümleridir. Öğrenmek isteyenler için onları ortaya koyuyor.
231. Kadını boşadığınız zaman ve o da üç hayız bekleme süresini tamamladığında, ya evliliği güzel bir şekilde devam ettirin ya da güzel bir şekilde sona erdirin. Onu zorla yanınızda tutup eziyet etmeyin. Bu bir suçtur. Sakın Tanrı’nın mesajını görmezden gelmeyin. Tanrı’nın sizi uyardığı bu öğüt dolu buyruğundan, size gönderdiği bu güzel mesajından öğüt alın. Daima Tanrı'dan sakının, bilin ki Tanrı her şeyin farkındadır.
232. Boşanmış olan kadın üç hayız bekleme süresini tamamladığında, eğer eski kocasıyla güzel bir şekilde anlaşmışsa, tekrar bir araya gelmelerine engel çıkarmayın. Bunlar, Tanrı’ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenenler için bir uyarıdır. Bunlara uymak sizin için en iyi ve en temizidir. Bunu siz bilemeseniz de Tanrı bilmektedir.
233. Boşanan kadının bebeği varsa ve bebeğin babası ile kendisi eğer emzirme süresinin tamamlanmasını istiyorlarsa, kadın çocuğu iki yaşına kadar emzirsin. Bebeğin babası anne ve bebeğin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını uygun bir şekilde karşılamakla sorumludur. Hiçkimse gücünün yettiğinden fazlasına zorlanamaz. Bu yüzden çocuk bahane edilerek anaya da babaya da sıkıntı çıkarılmasın. Bebeğin babası ölmüşse, bu sorumluluklar babanın mirasçılarına aittir. Eğer anne ile baba birbirlerine danışıp anlaşarak çocuğu sütten kesme kararı alırlarsa, sakıncası yoktur. Çocuğunuzu sütanneye emzirtmek istiyorsanız, uygun bir şekilde ücretini ödediğiniz takdirde, bunun da bir sakıncası yoktur. Daima Tanrı'dan sakının, bilin ki Tanrı ne için çabaladığınızın farkındadır.
234. Ölen erkeğin eşi, dört ay-on gün evlenmeden beklesin. Bu süre dolunca, kendisi hakkında uygun gördüğü kararı almasına itiraz edemezsiniz. Tanrı yaptığınız her şeyin farkındadır.
235. Kocası ölmüş olan kadınla evlenmeyi düşünüp ona teklif etmenizin sakıncası yoktur. Tanrı içinizden geçirdiklerinizi de bilir. Evlenme isteğinizi uygun bir şekilde iletebilirsiniz fakat gizli gizli buluşmayın. Dört ay-on günlük bekleme sürelerini tamamlamadan sakın onlarla evlenmeyin. Tanrı’nın içinizden geçirdiklerini bildiğini unutmayın ve daima ondan sakının. Bilin ki Tanrı anlayışlıdır, bağışlayıcıdır.
236. Evlendiğiniz kadına, henüz çeyiz almadıysanız ve onunla birleşmediyseniz, ona çeyiz vermeden boşamanızın sakıncası yoktur. Ama yine de
onlara bir hediye verin. İmkanı olan kendi durumuna göre, imkanı olmayan da kendi durumuna göre uygun bir hediye versin. Kendini düzeltenlere yakışan budur.
237. Evlendiğiniz kadına, çeyiz aldıysanız ve onunla birleşmediyseniz, çeyizin yarısını ona bırakın. Ancak kadın almak istemezse veya erkek çeyizin tamamını ona bırakmak isterse, bu kendilerine kalmıştır. Erkeğin kadına çeyizin tamamını bırakması elbette daha erdemli bir davranıştır. Birbirinize karşı alçakgönüllü olmaya burun kıvırmayın. Tanrı yaptığınız her şeyin farkındadır.
238. Vahiy derslerine devam edin. Vahiy dersi çok önemlidir. Hepiniz ona teslim olun.
239. Eğer çölde seyahat ederken eşkıyaların kervana saldırma tehlikesi varsa, güvene kavuştuğunuzda yapın. Size daha önceden farkında olmadığınız şeyleri bildiren Tanrı’yı hiç unutmayın.    
240. Erkek ölümünden sonra eşinin durumunda bir değişiklik olana kadar evden atılmadan geçiminin sağlanması hakkında talimat versin. Fakat o kendisi çıkıp gitmek isterse, kendisi hakkında uygun gördüğü kararı almasına itiraz edemezsiniz. Tanrı adildir ve her şeye gücü yeter.
241. Boşanmış kadına da uygun bir nafaka verilmelidir. Bu, benden sakınanlar için geçerli bir yöntemdir.
242. Tanrı düşünmeniz için her konuda mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
243. Binlerce kişi oldukları halde, birlik beraberlik içinde olamayan ve ölmekten korktuğu için zorbalara karşı direnmeyip sürgünü kabul ederek ülkelerini terkedenleri bilmiyor musun? Tanrı da onlara: “Baskı altında yaşamaya devam edin öyleyse” demişti. Daha sonra onları dağılmış oldukları ülkelerden toplamıştı. Tanrı insanlara karşı çok cömert ama onların çoğu karşılık vermiyor.
244. O yüzden siz öyle yapmayın. Tanrı'nın mesajı yüzünden sizinle savaşanlara karşı kendinizi savunun. Tanrı’nın her şeyi işittiğini ve bildiğini sakın unutmayın.
245. Karşılığını kat kat fazlasıyla almak üzere Tanrı uğruna gönüllü harcamalar yapmak isteyen yok mu? Herkesin hayatı Tanrı’nın elindedir. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
246. Musa ölüp gittikten sonra Yakupoğullarının ileri gelenlerinin neler yaptıklarını bilmiyor musun? Kendileri için görevlendirilmiş olan elçiye: “Bize bir yönetici belirle de Tanrı'nın mesajı yüzünden bize saldıranlara karşı kendimizi savunalım” demişlerdi. Elçi de: “Ya savaş izni gelince cayarsanız?” diye sordu. Onlar da: “Ülkemiz işgal edilmiş, memleketimizden sürülmüşüz. Tanrı'nın mesajı yüzünden bize saldıranlara karşı kendimizi savunmaz olur muyuz hiç” diye cevap verdiler. Fakat savaş hükmü gelince, çoğu kaçıp gitti. Tanrı sahtekarların halini çok iyi biliyor.
247. Kendileri için görevlendirilmiş olan elçi onlara: “Tanrı, size yönetici olarak Şaul’u belirledi” deyince, “Malı mülkü olmayan yoksul biri bize nasıl yöneticilik yapar! Biz yönetici olmaya ondan daha layığız” diyerek itiraz ettiler. Elçi de: “Tanrı size yönetici olarak onu seçti. O Tanrı’nın derin bir anlayış ve güç verdiği birisidir. Tanrı dilediğine güç verir. O her şeyin farkındadır” dedi.
248. Ayrıca şunları da ekledi: “Böyle birinin yönetici olabileceğinden Tanrı’dan size elçiler aracılığıyla bildirilen mesaj ve Musa ve Harun’un ölümünden sonra yaşamış olan anlayışlı kişiler de bahsetmişti. Eğer güveniyorsanız bu size yeter.”
249. Daha sonra Şaul ordusu ile yola çıktı. Harekete geçmeden önce onları “Bakın, Tanrı sizi bollukla sınayacak olursa, ona hücum ederseniz benle bir alakanız kalmaz. Parsayı toplama derdinde olanlar değil, verilen görevi yerine getirenler benim adamımdır” diyerek uyardığı halde çoğu malı götürme derdine düştü. Şaul ve onunla birlikte Tanrı'ya güvenenler saldırıyı püskürtünce, diğerleri “Biz Golyat’ı ve ordusunu yenemeyiz” dediler. Tanrı’nın huzuruna çıkacağına güvenenler de: “Tanrı’nın izniyle nice küçük ordular büyük orduları yendiler. Tanrı kendisine bağlılık gösterenlerin yanındadır” dediler.
250. Golyat ve ordusuyla karşılaşınca da: “Tanrım bize cesaret ve dayanma gücü veriniz. Güvenmeyenlere karşı bize zafer veriniz” diye dua ettiler.
251. Sonunda Tanrı’nın izniyle onları yendiler. Davut da Golyat’ı öldürdü. Tanrı Davut’a mesajını gönderdi, dilediği şeyleri öğretti ve ona önderlik verdi. Tanrı insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi, dünya harap olurdu. Tanrı insanlara karşı çok cömerttir.
252. Bu sana Tanrı'nın bildirdiği mesajıdır. Sen de Tanrı’nın bir elçisisin. 
253. Tanrı her elçiye çeşitli özellikler vermiştir. Kimisiyle konuşmuştur. Hepsini birbirinden farklı yapmıştır. Meryemoğlu İsa'ya da net mesajımı göndermiş ve onu da muhteşem mesajımla desteklemiştim. Fakat o toplumlara da net bir mesaj aktarılmasına rağmen İsa'nın ölümünün ardından anlaşmazlığa düştüler. Tanrı istese onlara zorla engel olabilirdi. Fakat kendi tercihiyle kimi güveniyor kimi de güvenmiyor. Tanrı istediğini yapar.
254. Ey güvendiğini söyleyenler, hiçbir pazarlık veya aracılığın olmadığı, kimsenin kimseyi kurtaramayacağı gün gelmeden önce size verdiklerimden benim yolumda harcayın. Güvenmeyenler suçluların ta kendileridir.
255. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez. O her şeyin hakimidir. Hep diridir. Yorgunluktan bitkin düşmez, uykusu gelmez.  Evrendeki her şey onundur. Onun huzurunda hiçkimse kimseyi kurtaramayacak. Ancak onun söz verdikleri kurtulacak. O sizin gizli ve açık her halinizi bilir fakat siz ancak onun bildirdiği kadarını bilebilirsiniz. O bütün evrenin hakimidir. Evreni denetlemek onu asla yormaz. O çok büyük ve yücedir. 
256. Size uymanız için bildirdiğim sisteme uyup uymamak sizin tercihinize kalmış. Ben doğruyu yanlışı net bir şekilde ortaya koydum. Her kim egemen güçlere boyun eğmekten vazgeçip Tanrı’ya güvenirse, dosdoğru yola girmiş olur. Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
257. Tanrı kendisine güvenenlere yardım eder, onları koyu karanlıktan kurtarıp aydınlatır. Tanrı’ya güvenmeyenleri yardımcısı da egemen güçlerdir, onları aydınlıktan uzak tutup koyu bir karanlığa gömerler. Bunlar da içinde sonsuza dek kalmak üzere ateşe girecekler.
258. Tanrı’nın kendisine verdiği imkandan dolayı haddini aşan kişiyi bilmiyor musun? O, İbrahim’le Tanrı hakkında görüşmüştü. İbrahim ona: “Ben hayat veren ve alan Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmem” demişti. O ise: “Ben de hayat verip alabilirim” dedi. Bunun üzerine İbrahim: “Tanrı güneşi doğudan doğduruyor, eğer sen de iddia ettiğin gibi bir tanrıysan haydi güneşi batıdan doğdur bakalım” deyince, Tanrı’ya güvenmeyen o adam söyleyecek söz bulamadı. Tanrı böyle suçluları asla beraat ettirmeyecek.
259. Vaktiyle harap olmuş bir şehirde yaşayan ve: "Tanrı yok olup gitmiş bu halkı nasıl diriltecek ki" diye düşünen kişinin başından geçenleri biliyor musun? Tanrı onu bayıltıp yüz sene boyunca o halde bıraktı. Daha sonra ayıltarak: "Ne zamandır bu haldesin" diye sordu. O da: "Herhalde bir gün falan" dedi. "Hayır yüz yıldır baygınsın. Bak yiyeceğin içeceğin hiç bozulmamış ama eşeğinin sadece iskeleti kalmış. Birçok insan da senin gibi düşünüyor. Şimdi şu kuru kemiklere bak, nasıl canlandırıp gövde oluşmasını sağlayacağım” dedi. O da bütün bunları gözleriyle görünce: “Anladım ki Tanrı’nın her şeye gücü yetermiş” dedi.
260. Bir zamanlar İbrahim de: “Tanrım ölmüş olan kişileri nasıl dirilteceğini bana gösterir misin?” demişti. O da: “Dirilteceğime güvenmiyor musun” dedi. İbrahim: “Elbette güveniyorum ama içimin huzurla dolmasını istiyorum” dedi. “Dört kuş alıp onlara iyice göz gezdir. Sonra onları kes ve parçala. Her bir parçayı farklı yerlere göm. Daha sonra onları çağır. Hemen dirilerek sana gelsinler. Bil ki Tanrı adildir ve her şeye gücü yeter” dedi.
261. Tanrı'nın mesajı uğruna harcamalar yapmak onlarca başak veren ve her başağında yüz buğday tanesi çıkaran bir tohum ekmek gibidir. Tanrı dilediği kişilere karşılığını kat kat fazlasıyla verir. O her şeyin farkındadır.
262. Tanrı'nın mesajı uğruna harcamalar yapan ve yardımcı olduğu kişinin başına kakmayan, gururunu incitmeyenler korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
263. İnsanlara maddi yardımda bulundunuz diye onların gururunu inciteceğinize, hiç maddi yardımda bulunmayın ama tatlı dilli ve hoşgörülü olun daha iyi. Tanrı anlayışlıdır ve hiçkimseye ihtiyacı yoktur.
264. Ey güvendiğini söyleyenler, yardımcı olduğunuz kişinin başına kakıp gururunu incitmeyin. Yoksa Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenmeyenlerin millete hava atmak için insanlara yaptığı yardımların tamamen boşa gittiği gibi sizin yaptığınız yardımlar da boşa gider. Üstünde toz toprak biriken kayaya ne kadar çok yağmur yağsa bile nasıl üstünde hiçbir bitki çıkmıyorsa, böyle yapan kişiler de çabalarının hiçbir faydasını görmeyecekler. Tanrı kendisine güvenmeyenleri kesinlikle beraat ettirmeyecek.
265. Tanrı'nın hoşnutluğunu kazanmak için harcamalar yapıp birbirleriyle sırt sırta verenlerin durumu ise yağmur yağsa da az bir çisenti olsa da ekilen dikilen üründen kat kat fazlasıyla verim alınan yayladaki bir bahçe gibidir. Tanrı çabalarınızın farkındadır.
266. Dere kenarında bir tarla alarak hurma ve üzüm fidanları diken ve tam ağaçlar büyüyüp de meyve vereceği zaman artık iyice ihtiyarlayan ve çocukları boşta gezen ve günün birinde yıldırımlarla gelen bir kasırganın bahçesini yok ettiği kişi gibi olmayı ister misiniz? Tanrı düşünmeniz için her konuda mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor. 
267. Ey güvendiğini söyleyenler, Tanrı'nın uğruna kendi malınızdan veya onun size topraktan verdiği ürünlerden harcamalar yapacağınız zaman iyisini verin. Kendinize verilse beğenmeyip almayacağınız, işe yaramaz şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Tanrı'nın hiçkimseye ihtiyacı yoktur, bütün övgülere layıktır.
268. Saptırıcılar sizi yoksullukla korkutup haksız kazançlara teşvik ediyor. Tanrı da sizi kurtuluş ve mükafata davet ediyor. O her şeyin farkındadır.
269. Tanrı dilediğine mesajını sunar. Kimlere mesajını sunduysa, onlara çok büyük bir lütufta bulunmuş demektir. Bunu ancak akıllılar anlar.
270. Tanrı onun emrine uyup yaptığınız bütün harcamaların farkındadır. Suçluları ise hiçkimse kurtaramayacak.
271. Tanrı uğruna yoksullara yapacağınız harcamaları doğrudan şahsın kendisine vermeniz elbette güzel bir şeydir. Fakat dolaylı olarak vermeniz daha iyidir. Tanrı uğruna harcamalar yaparsanız o da sizin yanlışlarınızı bağışlar. Tanrı çabalarınızın farkındadır.
272. Sen onları doğru yola iletemezsin. Tanrı dilediğini doğru yola iletir. Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanmak için malınızdan mülkünüzden yaptığınız harcamalar kendi yararınızadır. Hiçbir haksızlığa uğramadan onların karşılığını alacaksınız.
273. Tanrı’nın mesajı uğruna göç etmek için maddi imkanı olmayan yoksullara destek olun. Durumlarından bahsetmekten utandıkları için onların durumunu bilmeyenler, bir şeye ihtiyaçları olmadığını zannediyor. Onları bu karakterlerinden tanıyabilirsiniz. Onlar milletten arsızca dilencilik yapmazlar. Tanrı elbette malınızdan mülkünüzden yaptığınız harcamaların farkındadır.
274. Mallarını doğrudan veya dolaylı olarak sürekli Tanrı uğruna harcayanlar, korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
275. İnsanlara faizli borç verenler aslında sülük gibi onların kanını emiyorlar. Bahane olarak da “Bu ticari bir işlem” diyorlar. Tanrı ticaret yapmayı değil, faizi yasaklamıştır. Kim Tanrı’nın öğüdünü dinleyip faizli borç vermeyi bırakırsa, geçmişine sünger çekilir. Artık gerisi Tanrı’ya kalmıştır. Faizli borç vermeye devam edenler de içinde sonsuza dek kalmak üzere ateşe girecekler.
276. Tanrı faizli borç vermeyi yasaklamıştır, maddi dayanışmayı ise teşvik etmektedir. Tanrı kendisine güvenmeyen suçluları sevmez.
277. Güvenen ve kendini düzeltenler, mesajına uyup kendini arındıranlar korkmayacak ve üzülmeyecek ve Tanrı onları mükafatlandıracaktır.
278. Ey güvendiğini söyleyenler, Tanrı’dan sakının. Eğer gerçekten ona güveniyorsanız, verdiğiniz borçlardan faiz almayı bırakın.
279. Verdiğiniz borçlardan faiz almaktan vazgeçmezseniz, Tanrı’nın elçisi tarafından size savaş açıldığını bilin. Eğer vazgeçerseniz de verdiğiniz borçlardan faiz almayın, sadece verdiğiniz kadarını alın. Böylece ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
280. Borç verdiğiniz kişi zor durumdaysa, eli genişleyene kadar bekleyin. İyi bilin ki böyle bir kişiden alacağınızı bağışlamanız, kendi yararınızadır.
281. Tanrı’nın huzuruna çıkarılıp hiçbir haksızlığa uğramadan çabanızın karşılığını göreceğiniz günde kurtulabilmek için elinizden geleni yapın.
282. Ey güvendiğini söyleyenler, bir süre sonra ödenmek üzere birbirinize borçlandığınızda bunu kayıt altına alın. Aranızda yazı yazmayı bilen birisi dürüst bir şekilde yazsın. Yazacak olan kişi, Tanrı’nın verdiği bu talimata uygun bir şekilde yazmaya üşenmesin, yazsın. Borçlu da yazdırsın. Tanrı’dan sakınsın ve borcunu az göstermesin. Eğer borçlu bedensel veya zihinsel engelliyse yani yazdıracak durumda değilse, dürüst bir şekilde ailesi yazdırsın. Bu işleminize aranızdan iki erkeği şahit tutun. Eğer o anda iki erkek bulunamıyorsa karşılıklı olarak onayladığınız bir erkek ve biri unutursa diğeri ona hatırlatacak iki kadın da şahitlik edebilirler. Şahitliğe çağrılan kişiler de, şahitlik yapmaktan kaçınmasın. Gerekli gereksiz demeden ödeme tarihiyle birlikte kayda geçirmekten üşenmeyin. Tanrı’ya göre en doğrusu budur. Hem ispatı daha kolay hem de kuşkuya yer bırakmayacak bir yoldur. Fakat alışverişiniz peşinse yazmayabilirsiniz. Alışverişlerinizde işte böyle şahit bulundurun. Fakat her halükarda alışverişlerinizi şahit huzurunda yapmanız daha iyidir. Bununla birlikte, yazan kişileri de tanıkları da mağdur etmeyin. Böyle bir şey yaparsanız suç işlemiş olursunuz. Tanrı’dan sakının. O size nasıl hareket edeceğinizi gösteriyor. Tanrı her şeyin farkındadır.
283. Yolculukta olur da yazacak kimse bulamazsanız borçludan rehin olarak bir şey alabilirsiniz. Fakat birbirinize güveniyor ve rehin almaya gerek görmüyorsanız, borçlu kişi kendisine duyulan güveni boşa çıkarmasın. Tanrı’dan sakınsın ve kendi aralarında geçen bu borç olayını inkar etmesin. İnkar edenin içi fesattır. Elbette Tanrı çabalarınızın farkındadır.
284. Bakın, bütün evren Tanrı’nındır! Yaşantınızda yaptıklarınızı gizlice veya açıkça yapmanız farketmez, çünkü Tanrı bütün hayatınızı yargılayacak ve dilediğini kurtarıp dilediğini de cezalandıracak. Tanrı’nın her şeye gücü yeter.
285-286. Bu elçi ve ona güvenenler, Tanrı’nın sunduğu mesaja güveniyorlar. Hepsi Tanrı’ya ve onun güçlerine, mesajlarına, elçilerine güveniyorlar. Elçilerinin hiçbiri arasında ayrım yapmıyorlar. “Tanrım sizi dinleyip itaat ediyoruz. Bizi bağışlayınız Tanrım sonunda sizin huzurunuza çıkarılacağız. Tanrım unutarak veya farkına varmadan yaptığımız yanlışlardan dolayı bizi mazur görünüz. Daha önceden arkadaşlarımıza yüklediğiniz gibi ağır sorumluluklar yüklemeyiniz. Gücümüzün yetmediği şeylerden bizi sorumlu tutmayınız, bizi hoşgörünüz. Bize acıyıp bağışlayınız. Bizim tek tanrımız sizsiniz. Güvenmeyenlere karşı bize zafer veriniz” diyorlar. Elbette Tanrı hiçkimseyi gücünün yettiğinden fazlasıyla sorumlu tutmaz. Herkes sadece kendi çabasının fayda veya zararını görecek.