.

.
.

21 Temmuz 2017

Ali imran Suresi


1. E, l, m…
2.  Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez. O her şeyin hakimidir. Hep diridir. 
3-4. Daha önceden insanlığa doğruyu gösteren Tevrat’ı ve İncil’i sunduğu gibi şimdi onları güncelleyen ve doğruyu yanlıştan ayıran bu mesajı da gerçekten Tanrı göndermektedir. Tanrı’nın mesajına güvenmeyenlere şiddetli bir ceza var. Tanrı'nın cezalandırması çok serttir.
5. Tanrı evrendeki her şeyi bilir. 
6. Sizi ana rahminde dilediği gibi şekillendiren odur. Ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Onun her şeye gücü yeter ve adaletlidir.
7-9. Mesajın özünü içeren temel ilkeler ve onlarla bağlantılı cümlelerden oluşan bu mesajı sana sunan da odur. Niyeti bozuk olanlar işte o bağlantıları kopararak onda bahsedilen şeylerin ne zaman gerçekleşeceği hakkında atıp tutuyor ve insanların kafasını karıştırıyorlar. Halbuki onların ne zaman gerçekleşeceğini sadece Tanrı bilir. Onun mesajına güvenenler de: “Tanrım bize doğruyu gösterdiniz, bize merhamet ederek mesajınızı çarpıtan o kişilere benzemekten koruyunuz. Siz çok lütufkarsınız. Tanrım siz kesinlikle gerçekleşecek olan o günde bütün insanları dirilteceksiniz. Tanrı elbette sözünden dönmez” diyerek Tanrı’nın bütün mesajlarına güvendiğini belirtir. Bunu ancak akıllılar anlar.
10. Güvenmeyenlerin ise ne malı mülkü ne de çoluk çocuğu onları Tanrı’dan kurtaramayacak, ateşte yanacaklar.
11. Onlar da daha önceden mesajıma güvenmemiş ve suçlu oldukları için Tanrı’nın ortadan kaldırdığı toplumlar ve Firavun hanedanıyla birlikte cezalandırılacaklar. Tanrı'nın cezası çok sert olacak.
12. Güvenmeyenlere şunu söyle: “Hepiniz cehenneme gönderilecek, bunalıma gireceksiniz!” Ne kötü bir meskendir o.
13. Geçenlerde yüzyüze gelen iki topluluk bu anlatılanların canlı bir örneğidir. Bir taraf Tanrı’nın mesajını savunuyor, ötekiler ise ona güvenmiyor. Aslında onlar da bu bahsedilenlere ne kadar uyduklarının farkındalar. Tanrı dilediklerini kurtaracak. Bunlardan ders çıkarın ey kavrayış sahipleri!
14. Millet cinselliğin, çoğalmanın, arazi ve hayvan sahibi olmanın, köşeyi dönmenin, lüks arabaların peşinde fakat bunlar sadece diriliş öncesi hayatın bir dekorudur. Tanrı bunların hepsinden daha güzel bir mükafat vadediyor.
15-17. Onlara şunu söyle: “Sizin peşinde koştuğunuz bu şeylerden daha üstünü nedir biliyor musunuz? Tanrı’dan sakınanlar içlerinden dereler akan ve sonsuza dek kalacakları bahçelerle ve muhteşem bir eşle mükafatlandıracaklar. Tanrı onlardan hoşnut olacaktır.” O, “Tanrım size güveniyoruz. Yanlışlarımızı bağışlayınız. Bizi ateşle cezalandırılmaktan esirgeyiniz” diyen, kendisine bağlılık gösteren, mesajına uyan, ona teslim olan, onun yolunda harcama yapan ve sabah akşam ondan bağışlanma dileyen kullarını görmektedir.
18. Tanrı, mesajını eksiksiz bir şekilde aktaran elçiler aracılığıyla kendisinden başka hiçkimseye boyun eğilmemesi gerektiğini bildirmiştir. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Onun her şeye gücü yeter ve adaletlidir.
19. Tanrı kendisine teslim olarak yaşanmasını istemiştir. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklara daha önceden de Tanrı’nın mesajı aktarılmasına rağmen, aralarındaki iktidar hırsı yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Tanrı’nın mesajına güvenmeyenler bilsin ki onun yargılaması çok hızlı olacak.
20. Bu sistemi öğrenmek için yanına gelip münazara edenlere: “Ben ve beni dinleyenler, hepimiz bütün benliğimizle Tanrı'ya teslim olduk” de. Daha önceden mesaj gönderilmiş topluluklara da önceki mesajlarından habersiz olan topluluklara da şunu söyle: “Eğer siz de Tanrı’ya teslim olursanız, doğru yola girmiş olursunuz.” Eğer umursamıyorlarsa, senin mesajımı aktarmaktan başka yapacağın bir şey yoktur. Tanrı, kullarını görmektedir.
21. Tanrı’nın mesajına güvenmeyen, kendilerini uyaran kişileri haksız yere öldüren, o suçsuz insanların canına kıyanların acı bir cezaya çarptırılacağını haber ver!
22. Onların bütün çabaları boşa gidecek ve onları hiçkimse kurtaramayacak.
23. Daha önceden mesaj gönderilmiş olan topluluklara baksana, şimdi düzeni sağlamak amacıyla Tanrı’nın bildirdiği ilkelere uymaya davet edildikleri halde çoğu ciddiye alıp umursamıyor.
24. Çünkü onlar cehenneme girseler bile bir süre sonra çıkacaklarını zannediyorlar. Böyle şeyler uydurarak kendilerine bildirilen sisteme uymamak için birbirlerini aldatıyorlar.
25. Kesinlikle gerçekleşecek olan o gün diriltilip hiçbir haksızlığa uğramadan çabasının karşılığını gördüklerinde ne yapacaklar!
26-27. Sen de şöyle dua edebilirsin: “Tanrım  siz her şeyin hakimisiniz, dilediğinize güç verir dilediğinize vermezsiniz. Dilediğinizi destekler, dilediğinizi de desteklemezsiniz. Bütün olumlu şeyler sizin sayenizdedir. Sizin her şeye gücünüz yeter. Geceyi gündüze, gündüzü geceye döndürürsünüz. Cansızı canlı ve canlıyı cansız hale getirebilirsiniz. Dilediklerinize sonsuz mükafat verebilirsiniz.”
28. Mesajıma güvendiğini söyleyen kişiler birbirlerine karşı, güvenmeyen o kişilerle ittifak yapmasın. Böyle bir şey yapanların Tanrı’yla bütün bağları kopar. Güvenmeyenlerle ittifak etmek yerine hep birlikte kendinizi onlardan koruyun. Tanrı onlardan değil, kendisinden korkmanızı istiyor. Sonunda hepiniz Tanrı’nın huzuruna çıkarılacaksınız. 
29. Onlara şunu söyle: “Tanrı herkesin içini dışını bilir. O evrendeki her şeyi bilir. Tanrı’nın her şeye gücü yeter.”
30. O gün herkes iyiliğin mi yoksa kötülüğün mü peşinde koşmuş olduğunu anlar. Kötü amaçlar peşinde koşanlar “Keşke bu işlere hiç bulaşmasaydım” der. Tanrı onlardan değil, kendisinden korkmanızı istiyor. Tanrı kullarına karşı çok şefkatlidir.
31. Onlara şunu söyle: “Eğer gerçekten Tanrı’yı seviyorsanız, aktardığım mesaja uyun ki o da sizi sevsin ve yanlışlarınızı bağışlasın. O bağışlayıcı ve şefkatlidir.”
32. Onlara: “Tanrı’nın bu elçisini dinleyin” de. Eğer umursamıyorlarsa, bilsinler ki Tanrı mesajına güvenmeyenleri kesinlikle sevmez.
33-34. Tanrı insanlar arasından Nuh’u, İbrahim’i ve Yohakim ailesini ve onların evlatlarını elçi olarak seçmiştir. Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
35. Yohakim’in hanımı: “Tanrım karnımdaki bebeği size adıyorum. Davetimizde bize yardım ediniz Tanrım. Siz her şeyi işitir ve bilirsiniz” demişti.
36. Gün gelip doğum yaptı ve: “Bir kızım oldu Tanrım” dedi. Tanrı onun erkek değil kız doğuracağını zaten biliyordu. “Adını Meryem koyuyorum. Onu ve soyunu aşağılık saptırıcılardan korumanızı diliyorum” diye dua etti.
37. Tanrı da onun isteğini kabul etti ve Meryem’i nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Babası öldükten sonra bakımını teyzesinin kocası olan Zekeriya üstlenmişti. Ne zaman Meryem’in odasına girse, yanında yiyecek olduğunu görürdü. Bir gün: “Meryem bu yiyecekler nereden geldi” diye sordu. O da: “Bu Tanrı’nın bir lütfudur. O dilediğine sonsuz mükafat verebilir” dedi.
38. O an Zekeriya: “Tanrım bana iyi bir evlat nasip ediniz. Siz elbette bu yakarışımı işitiyorsunuz” diyerek Tanrı’ya dua etti.
39. Odadakilere vahiy dersi verirken, vahiyle ona: “Tanrı seni, onun mesajına uyan, daha sonra elçi olacak ve halkına öncülük edecek hayırlı, sağlam karakterli bir evlatla müjdeliyor” diye bildirildi.
40. Zekeriya hayret içinde “Artık iyice yaşlanmaya başladım ve eşim de adetten kesildi. Tanrım benim nasıl bir çocuğum olabilir?” deyince, “Orası öyle ama Tanrı dilediğini yapar” dedi.
41. O da: “Tanrım bana bir işaret veriniz” dedi. “Üç gün insanlarla konuşamayacak olman sana bir işaret” dediler. Sonra evinden çıkıp halkının yanına gitti: “Sabah akşam Tanrı’ya itaat edin, onu hiç unutmayın” diye işaret etti.
42-43. Meryem’e: “Tanrı seni seçti Meryem, kadınlar arasından seni seçti ve erdemli biri yaptı. Ona olarak yaşamaya devam et Meryem, daima ona itaat et, Tanrı’ya teslim olan o insanlar gibi sen de teslim ol” diye bildirildi.
44. Bunlar benim sana aktardığım gizli kalmış olaylardandır. Elbette sen Meryem’in babası öldükten sonra bakımını üstlenmek için birbiriyle çekişirlerken ve daha sonra kura çekerlerken onların yanlarında değildin.
45-46.  Meryem'e: “Tanrı sana kendi tarafından kararlaştırılmış bir söz olarak, adı Meryem oğlu İsa Mesih olan, çok erdemli ve Tanrı’nın en sevdiği kişilerden olacak, elçi olarak görevlendirilip doğumundan ölümüne kadar insanlara onun mesajını aktaracak olan bir evlatla müjdeliyor” diye bildirildi.
47-49. Meryem: “Tanrım ben hiç evlenmedim, nasıl çocuğum olabilir?” dedi. “Orası öyle ama Tanrı dilediğini oluşturabilir. O bir şeye karar verdiğinde ona sadece, olmasını söyler o da oluşur. Tanrı onu Yakupoğullarına elçi olarak görevlendirecek ve ona öğüt dolu buyruğunu gönderecek, yani Tevrat’ı ve İncil’i” dedi. İsa daha sonra onlara: “Size Tanrı’dan net bir mesaj getirdim. İnsanlıktan çıkmış kişileri Tanrı’nın buyruğu sayesinde adam edip kirlenmiş kişileri arındıracağım. Yani bilinci kapanmış olanların Tanrı’nın buyruğu sayesinde bilincini açacağım. Tanrı’nın size bildirmiş olduğu sistemde nelerin anlamını kaydırıp kaydırmadığınızı size anlatacağım” demişti. Eğer güveniyorsanız bu size yeter.
50. Ayrıca şunları da söylemişti: “Tevrat’ı güncelleyeceğim. Din adamlarının uydurduğu hüküm ve yasakların gerçekte Tanrı tarafından emredilmediğini anlatacağım. Size Tanrı’dan net bir mesaj getirdim. Beni dinleyin, Tanrı’dan sakının.”
51. İsa onlara: “O hepimizin tanrısıdır. Ona itaat edin. Doğru yol budur” demişti. 
52-53. Fakat İsa, halkın kendisine güvenmediğini anlayınca, “Aranızda beni Tanrı uğruna destekleyen hiç kimse yok mu” diye sordu. Sonradan onun yakın arkadaşları olacak olan bazı kişiler de: “Evet İsa, biz Tanrı’nın tarafındayız. Bil ki biz ona güveniyoruz, ona teslim oluyoruz. Tanrım biz sizin mesajınıza güveniyoruz, elçinizi dinliyoruz. Bizleri bu mesajın canlı şahitleri arasına yazınız!” dediler.
54. Halk onlar hakkında bir plan kurdu, Tanrı da onlara düşmanlık edenlere bir plan kurdu. O kurdu mu en alasını kurar.
55-57. Bu olaylar üzerine Tanrı İsa'ya: “Onlar istediği zaman değil İsa, senin hayatını ben istediğim zaman sonlandıracağım. Seni onların tuzaklarından koruyup kurtaracağım. Şimdi seni dinleyenler güvenmeyen o kişilerden diriliş günü üstün olacaklar. Sonunda hepiniz benim karşıma çıkacaksınız ve ayrılığa düştüğünüz konularda sizi yargılayacağım. Güvenmeyenleri kelimenin tam anlamıyla çok ağır bir cezaya çarptıracağım, hiçkimse onları kurtaramayacak. Tanrı, güvenen ve kendini düzeltenlerin mükafatlarını da tam olarak verecek. Tanrı suçluları sevmez” dedi.
58. İşte bu da sana aktardığım mesajım, öğüt dolu buyruğumdur.
59. Tanrı’nın İsa’yı oluşturması, insanı topraktan oluşturması gibidir. Olmasını söylemiş ve o da oluşmuştur.
60. Tanrı’nın sana bildirdiği bu mesaj gerçeğin ta kendisidir bu konuda hiç şüphen olmasın.
61. Sana sunulan bu mesaja rağmen İsa hakkında seninle tartışmaya devam edenlere: “Madem iddialarınızdan eminsiniz, haydi hangimiz haksızsa hep birlikte Tanrı’nın onu dışlamasını isteyelim” de.
62. İşin aslı budur. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Onun her şeye gücü yeter ve adaletlidir.
63. Eğer umursamıyorlarsa, Tanrı elbette kimin yanlış yolda olduğunu iyi biliyor. 
64. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklara: “Hepimize emredilmiş olan tek mesaja uyalım, yani sadece Tanrı’ya boyun eğelim, ondan başka hiçkimseye boyun eğmeyelim, Tanrı'yı gözardı ederek insanlara kölelik etmeyelim” de. Eğer umursamıyorlarsa, “Bilin ki biz Tanrı’ya teslim oluyoruz” deyin.
65. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklar, Tevrat ve İncil İbrahim’in ölümünden asırlar sonra sunulduğu halde siz neden İbrahim’in yahudi veya hristiyan olduğunu iddia ediyorsunuz? Hiç düşünmüyor musunuz?
66. Hadi bir parça bilginiz olan konuda tartıştınız diyelim, fakat zerre kadar bilginiz olmayan bir konuda neden atıp tutuyorsunuz? Siz bu konuda gerçeği bilmiyorsunuz fakat Tanrı biliyor.
67. İbrahim kesinlikle yahudie veya hristiyan değildi. O bütün benliğiyle Tanrı’ya teslim olan ve ondan başka hiçkimseye boyun eğmeyen biriydi.
68. Bu halkın arasından asıl İbrahim’in izinde gidenler, bu şekilde olanlardır. Bu elçi ve onun aktardığı mesaja güvenenler de onun izindedir. Tanrı kendisine güvenenleri kurtaracaktır.
69. Önceki mesajlara muhatap olmuş bu toplulukların arasından bazı kişiler sizi de yanlışa sürüklemek istiyorlar. Farkında olmasalar da onlar sadece kendilerini aldatıyorlar. 
70. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklar, siz bunun da Tanrı’nın bir mesajı olduğunu anladığınız halde neden güvenmiyorsunuz?
71. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklar, siz neden saçma sapan şeylerle insanların kafasını karıştırıp bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
72-74. Önceki mesajlara muhatap olmuş bu toplulukların arasından bazı kişiler, “Muhammed’e sunulan mesaja güvendiğini söyleyenlerle konuşurken onları vazgeçirmek için bir gün güvendiğimizi söyleyip başka bir gün güvenmediğimizi söyleyelim. Dinimizi kabul etmeyenlere kesinlikle güvenmemeliyiz” diyorlar. Onlara: "Doğru yol, Tanrı'nın gösterdiği yoldur. Size zamanında gönderilen mesajın bir benzeri şimdi başka bir topluluğa gönderiliyor diye ve yarın Tanrı’nın huzurunda sizin aleyhinize delil olarak sunarlar diye mi ona güvenmiyorsunuz! Mesajını sunmak Tanrı’nın elinde olan bir lütuftur. Bunu dilediğine nasip eder. O her şeyin farkındadır. Mesajını aktarmak için istediğini elçi olarak görevlendirmiştir. Tanrı pek çok lütuf sahibidir" de.
75. Önceki mesajlara muhatap olmuş bu toplulukların arasından bazı kişiler gerçekten sözünün eridir ama birçoğu en ufak bir konuda bile güvenilmezdir. Bizzat kendin ilgilenmen gerekir. Çünkü onlar, “Müşriklerin malı canı kanı helaldir” diye fetvalar uyduruyorlar. Tanrı’nın adını kullanarak yalan uyduruyorlar.
76. Hayır, bu tür iddialar tamamen yalandır. Her kim Tanrı'dan sakınır ve onun sözüne uyarsa elbette o kendini düzeltenleri sever.
77. Basit menfaatleri, verdikleri güvencelere ve Tanrı'nın sözüne tercih edenler diriliş sonrası hayatta mahvolacaklar. Diriliş günü Tanrı onlara hiçbir değer vermeyecek, onları hiç umursamayacak ve kurtarmayacak. Onları acı bir cezaya çarptıracak.
78. Önceki mesajlara muhatap olmuş bu toplulukların arasından bazı kişiler de Tanrı’nın bu mesajını kötüleyip “Alın işte Tanrı’nın mesajı böyle bir şey” diyorlar. Halbuki o Tanrı’nın mesajı değildir. Bunu bile bile Tanrı’nın adını kullanarak yalan uyduruyorlar.
79. Tanrı’nın elçi olarak seçip hikmetli bir mesaj gönderdiği hiçkimse “Tanrı’nın yanısıra bana da itaat edin” dememiştir. Tam aksine, “Hepiniz Tanrı’nın mesajını öğrenip kavrayarak aydın kişiler olun” demiştir.
80. Tanrı doğa güçlerine veya elçilere boyun eğmenizi istemez. O sadece kendisine teslim olmanızı ister, putperest olmanızı değil!
81. Tanrı bütün elçilerine de: “Size öğüt dolu buyruğumu sunduktan sonra halihazırdaki mesajı güncelleyen yeni bir elçi görevlendirdiğimde ona güvenin ve onu destekleyin” diye emretmişti. “Kabul edip bu sorumluluğu alıyorsunuz değil mi” diye sorunca, “Elbette kabul ediyoruz” dediler. O da: “Bunu sakın unutmayın, ben de unutmayacağım” dedi.
82. Bu gerçekleri hâla umursamayanlar, suçluların ta kendileridir.
83. Tanrı’nın ilkelerini umursamıyorlar mı? Halbuki evrendeki her şey ister istemez ona teslim olmaktadır ve sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
84. Onlara şunu söyle: “Biz Tanrı'ya teslim olduk. Ona güveniyoruz. Elçilerinin hiçbiri arasında ayrım yapmıyoruz. Bize gönderdiği mesaja da, İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakup'a ve onların neslinden görevlendirilmiş diğer elçilere sunulan mesajlara da, Musa'ya İsa'ya ve tüm elçilere Tanrı’nın sunduğu bütün mesajlara da güveniyoruz.”
85. Tanrı’ya teslim olmaktan başka hiçbir hayat tarzı kişiyi diriliş sonrası hayatta kurtaramayacak, böyle kişiler mahvolacaklar.
86. Muhammed’in gerçekten Tanrı’nın net mesajını aktaran bir elçi olduğunu anladıkları halde güvenmekten vazgeçenleri Tanrı beraat ettirmeyecek. O böyle suçluları asla beraat ettirmeyecek.
87. Tanrı onları dışlayacak, hiçbir insan veya melek onları kurtaramayacak.
88. İçinde sonsuza dek kalmak üzere cehennem ateşine girecekler. Cezaları asla hafifletilmeyecek başka bir fırsat da tanınmayacak.
89. Fakat Tanrı bunlardan vazgeçip kendini düzeltenlere acıyıp bağışlar.
90. Muhammed’in gerçekten Tanrı’nın net mesajını aktaran bir elçi olduğunu anladıkları halde güvenmekten vazgeçen ve güvenmemiş bir şekilde ömrünü tüketenler kesinlikle bağışlanmayacak, yüzüstü kalacaklar.
91. Güvenmeyen ve güvenmemiş bir şekilde ömrünü tüketenler dünyayı verseler de kurtulamayacaklar. Acı bir cezaya çarptırılacaklar ve onları hiçkimse kurtaramayacak.
92. Tutkuyla bağlı olduğunuz şeyleri Tanrı uğruna gözden çıkarmadıkça ona güvenmiş sayılmazsınız. Tanrı yaptığınız bütün fedakarlıkların farkındadır.
93. Yakupoğullarına hiçbir yiyeceği yasaklamadım. Tevrat mesajında hiç böyle bir şey olmamasına rağmen kendi kendilerine yasaklar uydurdular. Onlara: "Eğer iddianızda samimiyseniz Tevrat’ı inceleyin" de.
94. Buna rağmen hâla Tanrı adını kullanarak yalan uydurmaya devam edenler, suçluların ta kendileridir.
95. Onlara şunu söyle: “Tanrı doğruyu göstermiştir. Bütün benliğiyle Tanrı’ya yönelip ondan başka hiçkimseye boyun eğmeyen İbrahim'in gittiği yoldan yürüyün.”
96-97. Kısacası bütün insanların uyması gereken tek sistem; net mesajlarla bildirilen, herkese doğru yolu gösteren ve İbrahim’in de uyduğu bu değerli sistemdir. Bu sisteme uyanlar kurtulacak. Tanrı herkesin elinden geldiğince bu sistemi öğrenmesini emretmiştir. Kim de güvenmezse bilsin ki Tanrı'nın hiçkimseye ihtiyacı yoktur.
98. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklar, siz neden Tanrı’nın bu mesajına güvenmiyorsunuz? Tanrı sizin ne için çabaladığınızın farkında.
99. Siz bunun da Tanrı’nın bir mesajı olduğunu anladığınız halde neden insanları Tanrı'nın mesajına güvenmekten vazgeçirmeye ve onu sapkınlık olarak göstermeye çalışıyorsunuz? Elbette Tanrı sizin ne için çabaladığınızın farkında.
100. Ey güvendiğini söyleyenler, eğer onlara uyarsanız önceki mesajlara muhatap olmuş toplulukların çoğu ona olan güveninizden caydırırlar.
101. Tanrı’nın elçisi canlı canlı size onun mesajını aktarıyorken nasıl güvenmezsiniz? Bilin ki doğru yolda olanlar Tanrı’ya sımsıkı sarılanlardır.
102-103. Ey güvendiğini söyleyenler, ömrünüz boyunca Tanrı’ya teslim olarak yaşayın ve elinizden geldiğince ondan sakının. Hepiniz Tanrı’nın ortaya koyduğu sisteme sımsıkı sarılın, cemaatleşmeyin. Tanrı’nın size gönderdiği bu güzel mesajdan öğüt alın. Siz daha önceden birbirinizle çekişen insanlar iken, onun mesajı sayesinde birbirinize karşı kanınız ısındı, yoldaş oldunuz. Ateşe girmenize ramak kala sizi kurtardı. Tanrı size doğru yolu göstermek için her konuda mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor.
104. Eğer doğru şeyleri yapıp yanlış şeylerden sakınan iyi insanlar olursanız kurtulacaksınız.
105. Size de net bir mesaj aktarılmasına rağmen ötekiler gibi anlaşmazlığa düşüp gruplaşmayın. Böyle kişiler dehşetli bir cezaya çarptırılacaklar.
106. O gün bazıları sevinç dolar, bazılarının da yüreği ağzına gelir. Yüreği ağzına gelenler: “Tanrı’ya güvenmekten caydınız demek! Güvenmediğiniz için cezanızı çekin bakalım” denilecek olan kişilerdir.
107. Sevinçle dolanlar ise, Tanrı’nın merhamet ederek hasbahçeye yerleştireceği ve orada sonsuza dek kalacak olan kişilerdir.
108. Bu sana Tanrı'nın bildirdiği mesajıdır. Tanrı hiçkimseye haksızlık yapmaz.
109. Bütün evren Tanrı’nındır. O her şeyin hakimidir.
110. Tanrı’ya güvenerek ve doğru şeyleri yapıp yanlış şeylerden sakınarak bu halka örnek olun. Önceki mesajlara muhatap olmuş topluluklar da güvenirse, kendi yararlarınadır. Onlardan bazıları güveniyor ama çoğu suçluların ta kendileridir.
111. Onlar yapacağı şeylerle size hiçbir zarar veremeyecekler. Sadece sözleri sizi üzer. Eğer kendinizi savunursanız, sizden kaçarlar. Onlar asla amaçlarına ulaşamayacaklar.
112. Onlar nerede yaşarlarsa yaşasınlar Tanrı’nın ortaya koyduğu sisteme sarılıp insanlara verdiği güvencelere uymadıkları sürece, sıkıntı ve sefalete maruz kalıp Tanrı'nın öfkesine uğrarlar. Çünkü onlar Tanrı'nın mesajına güvenmiyorlar ve kendilerini uyaran kişileri haksız yere öldürüyorlar. Çünkü onlar Tanrı'nın mesajına aykırı davranıp sınırı aşıyorlar.
113-114. Önceki mesajlara muhatap olmuş toplulukların içindeki her insan elbette bir değil. Onların arasında Tanrı'ya ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenen, sabah akşam Tanrı’nın mesajını okuyup ona uyan, doğru şeyleri yapıp yanlış şeylerden sakınan doğru düzgün kişiler de var. Kurtulacak olanlar işte böyle kişilerdir.
115. Yaptığınız hiçbir iyilik karşılıksız kalmayacak. Tanrı kendisinden sakınanların farkındadır.
116. Güvenmeyenlerin ise ne malı mülkü ne de çoluk çocuğu onları Tanrı’dan kurtaramayacak, sonsuza dek ateşte yanacaklar.
117. Diriliş öncesi hayatın peşinde koşmak, afete uğrayıp mahvolacak bir tarlada çiftçilik yapmak gibidir. Onlar suçlu oldukları için çok büyük zarara uğrayacaklar. Tanrı onlara hiçbir haksızlık yapmıyor, onlar kendilerine yazık ediyorlar.
118. Ey güvendiğini söyleyenler, sizden olmayanlara içinizi dökmeyin. Yoksa her fırsatta sizi sıkıntıya sokmaya çalışırlar. Onlar sizin hep zor duruma düşmenizi istiyorlar. Size duydukları kinleri, konuşmalarından da belli olmaktadır. İçlerindeki nefret ise daha büyüktür. Siz düşünün diye mesajımı net bir şekilde ortaya koyuyorum.
119. Siz onlara kucak açıyorsunuz ama onlar size kucak açmıyor. Siz Tanrı’nın bütün mesajlarına güveniyorsunuz ama onlar sizin yüzünüze karşı bu mesaja güvendiğini söylüyor, birbirleriyle başbaşa kaldıklarında size olan öfkelerinden kuduruyorlar. Onlara şunu söyle: “Öfkenizden çatlayın! Tanrı herkesin içini bilir.”
120. Sizin sıkıntı yaşamanız onların hoşuna gidiyor, rahatlığa kavuşmanız onların canını sıkıyor. Eğer Tanrı’dan sakınıp her durumda ona bağlılık göstermeye devam ederseniz, onların planlarının size hiçbir zararı olmayacak. Tanrı onların ne için çabaladığının farkında.
121. Bir gün sen erkenden evinden çıkmıştın. Eğer onlar sizinle çatışırsa kendinizi savunmak için güvenenler arasında iş bölümü yapıyordun. Tanrı her şeyi işitir ve bilir.
122. Tanrı sizi desteklediği halde aranızdan bazı kişiler kendini çaresiz hissetmişti. Tanrı'ya güvenenler kendini ona bıraksın.
123. Onlar sizden güçlü olmasına rağmen, Tanrı sizin yenmenizi sağladı. Tanrı’ya bütün bunların karşılığını vermek için daima ondan sakının.
124. Güvenenlere de: “Tanrı’nın onlarca doğa gücüyle sizi desteklemesi yetmez mi” demiştin.
125. Elbette, eğer siz Tanrı’dan sakınıp her durumda ona bağlılık göstermeye devam ederseniz, onlar aniden baskın yapsalar dahi Tanrı sizi görevlendirdiği yüzlerce doğa gücüyle destekler.
126. Tanrı bunu sırf içinizi rahatlatıp sevindirmek için yapıyor, yoksa o direkt olarak da sizi zafere ulaştırabilir. Onun her şeye gücü yeter ve adaletlidir.
127. Güvenmeyen o kişilerin gücünü kırar ve haddini bildirir, hüsrana uğrarlar.
128. Bunu sakın kendinize mâl etmeyin. O suçluların cezalandırılıp cezalandırılmaması sadece Tanrı’nın elindedir.
129. Bütün evren Tanrı’nındır. O dilediğini kurtarıp dilediğini cezalandıracak. Tanrı bağışlayıcı ve şefkatlidir.
130. Ey güvendiğini söyleyenler, verdiğiniz borçlardan faiz alarak havadan kazanç sağlamayı bırakın. Kurtuluşa ermek için Tanrı'dan sakının.
131. Güvenmeyenlerin ceza olarak atılacağı ateşe girmemek için gerekeni yapın.
132. Merhamet görmeniz için Tanrı'nın elçisini dinleyin. 
133-135. Tanrı tarafından bağışlanıp evren kadar büyük olan hasbahçeyi kazanabilmek için elinizden geleni yapın. Oraya Tanrı’dan sakınan, rahatlıkta da sıkıntı da onun uğruna harcamalar yapan, sinirlerine hakim olan, millete anlayışlı davranan, -Tanrı kendini düzeltenleri sever-, bilmeden bir kötülük işlese Tanrı’yı hatırlayıp bağışlanma dileyen, -zaten kötülükleri ondan başka hiçkimse bağışlayamaz-, bile bile kötülük yapmayan kişiler girecek.
136. İşte böyle kişiler Tanrı tarafından bağışlayıp içlerinden dereler akan ve sonsuza dek kalacakları bahçelerle mükafatlandırılacaklar. Ne harikadır onların çabalarının mükafatı!
137. Önceki toplumların durumu size anlatıldı. Yeryüzünde dolaşın da güvenmeyenlerin sonunun nasıl olduğunu görün.
138. İşte bu; bu halka gönderilmiş bir mesaj ve sakınanlara doğru yolu gösteren bir öğüttür.
139. Eğer gerçekten güveniyorsanız, üzülmenize yılmanıza gerek yok, çünkü sonunda kazanacak olan sizsiniz.
140. Siz yara aldıysanız, onlar da yara aldı. Tanrı insanlar arasında devranı devamlı döndürür. Böylece kimin kendisine güvenip güvenmediğini ortaya çıkarır ve de güvenenleri tanık tutar. Tanrı suçluları sevmez.
141. Tanrı güvenenleri kurtaracak, güvenmeyenleri ise mahvedecek.
142. Tanrı kendisine bağlılık gösterip onun uğruna mücadele edenleri ortaya çıkarmadan hasbahçeye girebileceğinizi mi sandınız?
143. Daha önceden ölüm hakkında ezbere konuşuyordunuz, işte şimdi onunla karşıya karşıya geldiniz fakat şimdi de birbirinizle tartışıyorsunuz.
144. Muhammed bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de nice elçiler görevlendirilmiştir. Şimdi o öldürülürse veya ölürse, gittiğiniz yoldan vaz mı geçeceksiniz? Böyle yapan olursa Tanrı’ya hiçbir zararı yoktur. Tanrı kendisine karşılık verenleri mükafatlandıracaktır.
145. Tanrı'dan habersiz ve onun belirlediği süre dolmadan hiçkimse ölmez. Kim diriliş öncesi hayatı kazanmaya çalışırsa, ona ondan veririm. Kim de diriliş sonrası hayatı kazanmaya çalışırsa ona da ondan veririm. Bana karşılık verenleri mükafatlandıracağım.
146. Nice elçilerle birlikte aydın kişiler yapılan saldırılara karşı kendilerini savundular. Tanrı’nın mesajı uğruna başlarına gelen olaylardan korkup yılmadılar, pes etmediler. Tanrı kendisine bağlılık gösterenleri sever.
147. Onlar hiç sızlanmamışlardı, yalnızca: “Tanrım yanlışımızı kusurumuzu bağışlayınız, bize cesaret veriniz. Güvenmeyenlere karşı bize zafer veriniz” diye dua etmişlerdi.
148. Tanrı da onları diriliş öncesi hayatta mükafatlandırdığı gibi diriliş sonrası hayatta da muhteşem bir şekilde mükafatlandıracak. Tanrı kendini düzeltenleri sever.
149. Ey güvendiğini söyleyenler, eğer güvenmeyenlere uyarsanız sizi de gittiğiniz yoldan caydırırlar da çok büyük bir zarara uğrarsınız.
150. Onlara değil, Tanrı’ya uyun. Tek kurtarıcı odur!
151. Tanrı’nın hiçbir yetki vermediği kişilere boyun eğenleri dehşete düşüreceğim. Onları ateşe sokacağım. O suçluların sonu çok kötü olacak.
152. Tanrı size verdiği destek sözünü tutmuş ve böylece onun lütfuyla onları dağıtmış ve zafere çok yaklaşmıştınız. Fakat çok istediğiniz zaferin geldiğini gördüğünüz anda gevşediniz, kendi aranızda anlaşmazlık yaşayıp arıza çıkardınız. Yani bazılarınız diriliş sonrası hayatı tercih ettiği halde aranızdan bazıları diriliş öncesi hayatı tercih ediyordu. Buna rağmen Tanrı size lütfederek bağışlamış ve onlardan kurtarmıştır. Tanrı kendisine güvenenlere karşı çok cömerttir.
153. Elçi sizi çağırdığı halde, bazılarınız arkasına bakmadan kaçıyordu. Ellerinden kaçan ganimetleri ve kaybettikleri zaferi bile düşünemeyecek kadar perişan durumdaydılar. Tanrı yaptığınız her şeyin farkındadır.
154. Bir süre sonra bazılarınızı rahatlatan bir iç huzuru sundu. Diğerleri ise can derdine düşmüş, Tanrı hakkında yanlış fikirlere kapılmıştı. “Yönetimde sözümüz mü geçiyor ki!” diyorlardı. Onlara: “Tanrı’dan habersiz hiçbir şey gerçekleşmez!” de. Onlar asıl düşüncelerini içlerinde tutuyor, sana söylemiyorlar. Aslında, “Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık” demek istiyorlardı. Onlara: “Buralara gelmemiş olsaydınız bile eğer size tanınan süre dolduysa, hiç sebep olmadan da ölürdünüz” de. İşte böylece Tanrı içinizdekileri ortaya çıkarıp bilinçlerinizdeki yanlışı düzeltiyor. Tanrı herkesin içini bilir.
155. Çatışma yaşadığınız gün görevden kaçanlarınız, biriktirdikleri şeyler yüzünden saptırıcılara kandı. Yine de Tanrı onları cezalandırmadı. O anlayışlıdır, bağışlayıcıdır. 
156. Ey güvendiğini söyleyenler, siz sakın Tanrı’ya güvenmeyen kişilerin seyahatte veya savaşta ölen arkadaşları için “Gitmeselerdi, savaşmasalardı ölmezlerdi, vurulmazlardı” dediği gibi demeyin. Tanrı da onları ızdırap içinde terkediyor. Çünkü hayatı veren de alan da odur. Tanrı çabalarınızın farkındadır.
157. Tanrı’nın mesajı uğruna vurulup ölerek, onun tarafından bağışlanıp hasbahçeyle mükafatlandırılmanız insanların biriktirdiği bütün servetlerden daha üstündür.
158. Savaşta da ölseniz normal bir şekilde de ölseniz zaten sonunda hepiniz Tanrı’nın huzuruna çıkarılacaksınız.
159. Senin takipçilerine hoşgörülü davranman, Tanrı’nın rahmetinin bir eseridir. Onlara saygısız anlayışsız davransaydın, seninle ipleri koparabilirlerdi. Onlarla çekişme, onlara sahip çık. Sorunlarınızı birbirinize danışarak çözün. Karar verip uygulamaya koyulduktan sonra da Tanrı’ya teslim olun. Tanrı kendisine teslim olanları sever.
160. Eğer Tanrı size yardım ederse, hiçkimse sizi yenemez. Eğer o size yardım etmezse, hiçkimsenin yardımı size fayda etmez. Tanrı'ya güvenenler kendini ona bıraksın.
161. Bir elçinin eşkiyalıkla işi olmaz. Eşkiyalık yapanlar, eşkiyalık yapmanın ne demek olduğunu diriliş günü anlayacaklar. Herkes hiçbir haksızlığa uğramadan çabasının karşılığını görecek.
162. Tanrı’yı hoşnut etmeye çalışanla onu öfkelendiren bir olur mu? Böyle kişiler cehenneme girecek. Ne kötü bir son!
163. Bu iki grup insan Tanrı’ya göre bir değildir. Elbette Tanrı herkesin ne için çabaladığının farkında.
164. Tanrı büyük yanlışlar içinde olan bir halkın içinden mesajını aktarması, öğüt dolu buyruğunu öğretip onları arındırması için bir elçi seçerek güvenenlere karşı büyük bir lütufta bulunmuştur.
165. İki misli kayıp verdirdiğiniz bir yenilgiye şimdi kendileri uğrayınca: “Bu başımıza neden geldi?” mi diyorlar. Onlara bunun kendi hataları olduğunu söyle. Tanrı’nın her şeye gücü yeter.
166-167. Çatışma yaşadığınız gün başınıza gelen her şeyden Tanrı’nın haberi var. Böylece gerçekten güvenenler de ikiyüzlüler de ortaya çıkmış oluyor. Onlara: “Tanrı'nın mesajı yüzünden bize savaş açanlara karşı kendimizi savunalım, saldırıyı püskürtelim” denildiğinde, “Biz bu işlerden anlamayız, eğer anlasaydık biz de katkıda bulunurduk” diyorlar. Kendi söylediklerine kendileri bile inanmıyorlar. O gün böyle kişilerin Tanrı’ya güvenmekle bir alakası yoktu. Tanrı onların içini bilmektedir.
168. Hem destek vermiyorlar hem de ölen arkadaşları için: “Onlar da bizim gibi yapıp bu işlere bulaşmasalardı öldürülmezlerdi” diyorlar. Onlara şunu söyle: “Eğer haklıysanız kendi ölümünüzü engelleyin bakalım.”
169. Tanrı'nın mesajı uğruna öldürülmüş olan arkadaşlarınızın heder olduğunu sanmayın. Onlar ipi göğüsledi. Tanrı tarafından mükafatlandırılacaklar.
170. Tanrı’nın kendilerine lütfuyla sunduğu şeylerle keyif sürecekler. Kendilerinden sonra gelen nesillerle birlikte sevinçten havalara uçacaklar. Hiçbir şekilde korkmayacak ve üzülmeyecekler. 
171. Tanrı’nın lütfuyla verdiği mükafatlar sayesinde hoşça vakit geçirecekler. Elbette o kendisine güvenenleri karşılıksız bırakmayacak.
172. Sıkıntıya uğrasa da Tanrı’nın elçisinin aktardığı çağrıya uymaya devam eden, kendini düzelten ve Tanrı’dan sakınanlara muhteşem bir mükafat verilecek.
173. Onlar kendilerine: “Millet size karşı cephe almış, dikkat edin” denildiğinde, “Biz Tanrı’ya güveniyoruz, ne harika bir kurtarıcı!” diyorlar. Ona güvenmekten vazgeçmiyorlar.
174. Onlar Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanacaklar. Tanrı’nın lütfuyla verdiği mükafata kavuşunca da, daha önceden hiçbir sıkıntı yaşamamış gibi olacaklar. Tanrı’nın lütfu muhteşemdir.
175. Saptırıcılar kendilerine uyanlardan başkasını korkutamaz. Onlardan asla korkmayın. Eğer bana güveniyorsanız, benden başkasından korkmayın.
176. Güvenmeyenlere kafanı takma. Onların güvenmemesinin Tanrı’ya hiçbir zararı yok. Tanrı onlara diriliş sonrası hayatta dehşetli cezadan başka bir pay vermeyecek.
177. Güvenmeyi bırakıp da güvenmemeye başlayanların Tanrı’ya hiçbir zararı yok. Onlar acı bir cezaya çarptırılacaklar.
178. Güvenmeyenler, kendilerine tanıdığım mühleti iyi bir şey sanmasınlar. Çünkü onlara tanıdığım bu sürenin, onların suçunu artırmaktan başka bir faydası yok. Onlar ağır bir cezaya çarptırılacaklar.
179. Elbette Tanrı güvenenleri bu şekilde bırakmayacak. Sonunda o gerçekten samimi olanlarla, ikiyüzlüleri ayıracak. Tanrı sizinle tek tek görüşmez, dilediği bir kişiyi kendine elçi olarak seçer. Size düşen onun elçilerinin aktardığı mesaja güvenmektir. Eğer güvenir ve ondan sakınırsanız muhteşem bir mükafat alacaksınız.
180. Tanrı’nın herkesin kullanıma sunduğu kaynaklar konusunda açgözlülük yapanlar bunun kendileri için iyi bir şey olduğunu sanmasın, tam aksine bu onlar için çok kötü bir şeydir. Onlar açgözlülük yapmanın ne demek olduğunu diriliş günü anlayacaklar. Evrenin tek sahibi Tanrı’dır. O ne için çabaladığınızın farkındadır.
181. Tanrı, “Bizim Tanrı’ya ihtiyacımız yok, Tanrı’nın bize ihtiyacı var” diyenlerin sözlerini de biliyor. Onların bu iddialarını ve kendilerini uyaranları haksız yere öldürmelerini kaydedip daha sonra: “Haydi çekin bakalım yanma cezasını” diyeceğim.
182. Bu sadece sizin çabanızın karşılığı! Tanrı, kullarına hiçbir haksızlık yapmaz.
183. “Elçi olduğunu söyleyen kişi bir sunu sunup da o sunu Tanrı tarafından gökten düşen yıldırımla yakılmadıkça o kişiye güvenmemizi Tanrı yasakladı” diye iddia edenlere de şunu söyle: “Benden önceki çağlarda nice elçi size net bir mesaj aktarmıştı. Eğer haklıysanız, neden onları, hatta o bahsettiğiniz olayın gerçekleştiği elçiyi bile öldürdünüz?”
184. Onlar sana güvenmiyorlarsa, onlardan önceki toplumlar da kendileri için görevlendirilen elçiler onlara öğüt dolu, net ve aydınlatıcı bir mesaj aktardığı halde güvenmemişlerdi. 
185. Elbette herkes ölecek. Diriliş günü çabanızın karşılığını göreceksiniz. Ateşe gönderilmeyip hasbahçeye yerleştirilenler büyük bir kurtuluşa ermiş demektir. Diriliş öncesi hayat ise heybetli bir dekordan ibarettir.
186. Hem mal mülkle hem de birbirinizle sınanıyorsunuz. Bundan önce mesaj gönderilmiş topluluklardan veya Tanrı'nın mesajını bilmeyen kişilerden bazıları sizi incitecek sözler söylüyor fakat siz Tanrı’dan sakınıp her durumda ona bağlılık göstermeye devam edin. Sizden yapmanız istenenler işte bunlar.
187. Tanrı bundan önce mesaj gönderilmiş topluluklara da mesajını örtbas etmemelerini, net bir şekilde ortaya koymalarını emretmişti fakat onlar bunu hiç önemsemediler. Basit menfaatleri onun mesajına tercih ettiler. Ne yanlış bir tercih!
188. Gerçekte hayata geçirmedikleri güzel vasıflarla anılmaktan hoşlanıp da yaptığı kötülüklerden rahatsız olmayanlar cezalandırılmayacağını sanmasınlar! Onlar acı bir cezaya çarptırılacaklar.
189. Tanrı evrenin hakimidir, onun her şeye gücü yeter.
190. Evrenin oluşumu ve gece ile gündüzün değişimi akıllılar için bir ibrettir.
191-194. Onlar hiçbir durumda Tanrı’yı unutmazlar. Evrenin oluşumunu düşünüp: “Tanrım siz çok yücesiniz. Bunca şeyi boşuna oluşturmadınız. Bizi ateşle cezalandırılmaktan esirgeyiniz. Ateşe attığınız perişan olur. Suçluları hiçkimse kurtaramaz. Tanrım, biz “R Tanrı’ya güvenin” diyerek size güvenmemizi söyleyen birini duyduk ve hemen güvendik. Tanrım, yanlışımızı kusurumuzu bağışlayınız. Ömrümüz boyunca size güvenerek yaşamamızı sağlayınız. Tanrım, elçilerinle bize bahsetmiş olduğunuz mükafatı kazanmamızı sağlayınız. Diriliş günü bizi rezil olmaktan koruyunuz. Siz elbette sözünüzden dönmezsiniz” diye dua ederler.
195. Tanrı da onlara: “Ben hiçbirinizin çabasını karşılıksız bırakmayacağım. İster erkek olun, ister kadın farketmez; hepiniz eşitsiniz. Mesajım uğruna baskıya uğrayan, ülkesinden kovulan, göç eden ve saldırıya uğrayıp kendini savunanları bağışlayacağım. Onları içlerinden dereler akan bahçelere yerleştireceğim” diye karşılık verdi. İşte bu Tanrı’nın mükafatıdır! Tanrı muhteşem bir mükafat vadediyor.
196. Tanrı’ya güvenmeyenlerin ülkede keyfince yaşamalarına aldanma.
197. Bir süre yaşarlar ve ileride cehenneme girerler. Ne kötü bir meskendir o!
198. Tanrıdan sakınanlar ise içlerinden dereler akan ve sonsuza dek kalacakları bahçelerle mükafatlandırılacak, Tanrı tarafından ağırlanacaklar. Tanrı'nın kendisine güvenenlere vadettikleri her şeyden üstündür 
199. Önceki mesajlara muhatap olmuş toplulukların arasından, kendilerine gönderilmiş olan mesaja da size gönderilmiş olan mesaja da güvenen, basit menfaatleri Tanrı’nın mesajına tercih etmeyen kişiler de Tanrı tarafından mükafatlandırılacaklar. Tanrı'nın yargılaması hızlıdır.
200. Ey güvendiğini söyleyenler, kararlı bir şekilde Tanrı’ya bağlılık göstermeye devam edin. Yalpalamayın. Kurtuluşa ermek için Tanrı'dan sakının.