1-2. E, l, r…
Bu, siz ondan
başkasına boyun eğmeyin diye her şeyi bilen adaletli Tanrı tarafından parçaları
sabitlenmiş ve açıklanmış bir mesajdır. Ben ise onun tarafından sizin için
görevlendirilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.
3-4. Tanrı’dan
bağışlanma dileyip ona yönelin ki süreniz dolana kadar sizi güzelce yaşatsın. O
kendini düzeltenlere mükafatını verecek. Eğer umursamazsanız, Tanrı’nın
huzuruna çıkarılacağınız o dehşetli günde cezaya çarptırılırsınız. Onun her
şeye gücü yeter.
5. Bakın bazıları
içten içe ona sırt çeviriyor ama ne kadar gizlenmeye çalışırsa çalışsınlar,
Tanrı onların açığa vurduğu şeyleri de gizlediği şeyleri de bilir. O, herkesin
içini bilir.
6. Tanrı dünyadaki
bütün canlıların besinini sağlar. Onların yaşadıkları yeri de ölecekleri yeri
de bilir. Her şey detaylı bir şekilde kaydedilmektedir.
7. O aranızdan
kimlerin kendini düzelteceğini sınamak için plazmaya hükmedip bütün evreni altı
evrede oluşturmuştur. Ama buna rağmen, "Siz öldükten sonra
diriltileceksiniz" deyince, güvenmeyenler "Büyük bir aldatmaca
bu!" diyorlar.
8. Cezalandırmayı
belli bir süreye kadar erteliyorum ama onlar "Neden hâla
gerçekleşmiyor" diyorlar. Bakın, o gerçekleşeceği gün asla geri
çevrilemeyecek ve hafife aldıkları şeyler başlarına gelecek.
9. İnsana bir
iyilik yapsam ve sonra onu ondan alsam, cesaretini kaybedip umutsuzluğa düşer.
10. Başına gelen
kötülükten sonra onu ferahlatsam, "Dertlerimden kurtuldum" diyerek
övünmeye ve şımarmaya başlar.
11. Ama bana
bağlılık gösterip kendini düzeltenler böyle yapmazlar. Onları bağışlayıp büyük
bir mükafat vereceğim.
12. "Ona bir
hazine verilmesi gerekirdi ve yanına yardımcı olarak bir melek verilmesi
gerekirdi" demeleri yüzünden moralin bozulduğu için sana bildirilenlerin
bir kısmını aktarmaktan vaz mı geçeceksin. Unutma, sen sadece bir uyarıcısın.
Tanrı her şeye tanıktır.
13. Bazıları da "Bunları
kendisi uyduruyor" diyor. Onlara şunu söyle: "Eğer haklıysanız, sizin
gibi düşünen herkesten yardım alarak bunun gibi on sure uydurun bakalım!"
14. Onlar bu
isteğinizi asla yerine getiremezler. Bilin ki bu Tanrı’nın emriyle
sunulmaktadır ve ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Ona teslim oluyor
musunuz?
15. Kim diriliş
öncesi hayata ve onun süsüne öncelik verirse, onun çabasının karşılığını
diriliş öncesi hayatta veririm. Hiçkimse bu konuda ihmal edilmez.
16. Ama böyle
kişiler diriliş sonrası hayatta ateşten başka bir yere giremeyecek. Yaptıkları
her şey boşa gidecek, çabaları için hiçbir mükafat göremeyecekler.
17. Ama Tanrı
tarafından görevlendirilen tanığın aktardığı mesaja ve bundan önce de Musa’ya
rehber ve rahmet olarak gönderilen mesaja uyan kişiler böyle değildir. İşte
böyle kişiler mesajıma güveniyor ama cemaatlerden her kim ona güvenmezse, onun
varacağı yer ateştir. Bu konuda hiçbir şüphen olmasın. Tanrı’nın sana
bildirdiği bu mesaj gerçeğin ta kendisidir ama halkın çoğu güvenmiyor.
18-19. Tanrı'nın
adını kullanarak yalan uyduranlardan daha suçlu kim olabilir! Onlar Tanrı’nın
huzuruna çıkarılacak ve tanıklar da: "Tanrı hakkında yalan uyduranlar işte
bunlar!" diyecekler. Bakın Tanrı, insanları onun mesajına uymaması için
oyalayan ve onu sapkınlık olarak göstermeye çalışan ve diriliş sonrası hayatın
gerçekleşeceğine güvenmeyen böyle suçluları dışlayacak.
20. Onlar hiçbir
yere kaçamayacak ve hiçkimse onları Tanrı’dan kurtaramayacak. Görmezlikten
duymazlıktan geldikleri cezayı katmerli olarak çekecekler.
21. Kendilerini
büyük bir zarara uğratmış olacaklar. Uydurdukları şeyler onları yüzüstü
bırakacak.
22. Onlar diriliş
sonrası hayatta mahvolacaklar.
23. Güvenen,
kendini düzelten ve Tanrı’ya teslim olanlar da içinde sonsuza dek kalmak üzere
hasbahçeye girecekler.
24. Birbirine zıt
bu iki grubun durumu: hem kör hem sağır biri ile görebilen ve duyabilen bir
kişi gibidir. Bu ikisi bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz!
25-26. Nuh'u da
kendi halkı için elçi olarak görevlendirmiştim. "Ben sizi net bir şekilde
uyarmak için görevlendirilmiş biriyim. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun
eğmeyin. Yoksa korkarım ki bir gün şiddetli acı bir cezaya uğrarsınız"
dedi.
27. Onun halkından
güvenmeyenlerin kodamanları da şöyle dedi: "Sen de bizim gibi sıradan bir
insansın. Senin peşinden hep garibanların geldiği de ortada. Yani sizin bize
hiçbir üstünlüğünüz yok. Sizin sahtekar olduğunuza inanıyoruz."
28-31. Nuh şöyle
dedi: "Ey halkım, bakın Tanrı beni aydınlatmış ve bana mesajını
göndermişse ve siz de bunu görmezlikten geliyorsanız, istemediğiniz halde sizi
zorlayacak halim yok. Ey halkım, buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum.
Benim mükafatımı verecek olan Tanrı’dır. Güvenmiş olan bu kişileri yanımdan
kovamam. Onlar zaten Tanrı’nın huzuruna çıkarılacaklar. Ama görüyorum ki siz
zaten bunu önemsemiyorsunuz. Ey halkım, eğer ben onları yanımdan kovarsam, beni
Tanrı’dan kim kurtarabilir! Anlamıyor musunuz! Tanrı'nın kontrolünde olan
şeyler hakkında benim de yetkim vardır veya geleceği bilirim demiyorum. Ben
size melek olduğumu da iddia etmiyorum. Hor gördüğünüz bu kişilere, Tanrı size
iyi davranmayacak diyemem. Elbette Tanrı onların içini biliyor. Eğer öyle
yaparsam suç işlemiş olurum" dedi.
32. Onlar da:
"Lafı çok uzattın Nuh, ileri gidiyorsun. Eğer doğru söylüyorsan haydi bizi
tehdit ettiğin şeyi gerçekleştir" dediler.
33-34. Nuh:
"Yapmak isterse onu ancak Tanrı gerçekleştirebilir ve siz de hiçbir
şekilde kaçamazsınız. Eğer Tanrı sizi doğru yola iletmek istemiyorsa, ben ne
kadar size doğru yolu göstersem de bunun size hiçbir faydası olmaz. Hepinizin
tanrısı odur. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız" dedi.
35. "Bunları
kendisi uyduruyor" diyorlarsa, onlara şunu söyle: "Eğer bunları ben
uydurduysam, çok büyük bir suç işlemişim demektir. Ama sizin bu
suçlamalarınızla benim hiçbir alakam yok!"
36-37. Sonra Nuh'a
şöyle bildirdim: "Halkından şimdiye kadar güvenmiş olan kişilerden başka
güvenen olmayacak. Onların yaptığı şeylerden dolayı ümitsizliğe kapılma. Sana
bildireceğim şekilde benim gözetimim altında bir deniz aracı yap. O suçluların
hiçbiri hakkında benden ricada bulunma, onların hepsi suda boğulacak."
38-39. Nuh o deniz
aracını yaparken, halkının kodamanları yanından her geçişinde onunla dalga
geçiyorlardı. Nuh da şöyle diyordu: "Bizimle alay ediyorsunuz demek! Sizin
bizle dalga geçtiğiniz gibi biz de sizle dalga geçeceğiz! Rezil edici cezanın
kimlerin başına geleceğini ve kimlerin sonsuz cezaya çarptırılacağını
anlayacaksınız."
40. Sonra emrim
gerçekleşip fırtına kopmadan önce, "Her familyadan birer çifti ve hakkında
hüküm verilmiş olanlar hariç bütün aileni ve bana güvenenleri bindir"
dedim. Onunla birlikte çok az insan güvenmişti.
41. Nuh:
"Binin haydi, bunun çalışması ve durması Tanrı’nın emri iledir. Tanrı bizi
şefkatli bir şekilde koruyup kollayacak" dedi.
42. Onlar dağ gibi
dalgaların içinde giderken Nuh kendinden ayrılmış olan oğluna: "Haydi
oğlum sen de buraya bin, güvenmeyenlerle beraber olma" dedi.
43. Oğlu da:
"Beni tufandan koruyacak bir dağa sığınacağım ben" dedi. Nuh:
"Tanrı’nın acıdıkları dışında bugün hiçkimse onun hükmünden
kurtulamayacak" dedi. Tam o sırada bir dalga araya girdi ve oğlu boğuldu.
44. Bir zaman sonra
yeryüzüne suyu çekmesi ve gökyüzüne de yağmuru dindirmesi emredildi. Sular
yavaş yavaş çekildi. Hüküm tamamlandı. Araç bereketli bir yerde durdu.
"Suçlular defolup gitti!" denildi.
45. Nuh: "Tanrım
senin sözün elbette gerçektir, sen en güzel hükmü verirsin ama o oğlum da benim
ailemin bir parçasıydı" diyerek Tanrı’ya dua etti.
46. O da: "O
senin ailenden sayılmaz Nuh, çünkü o kendini düzeltmek istemedi. İç yüzünü
bilmediğin şeyler hakkında benden istekte bulunma. Seni uyarıyorum, mesajımı
önemsemeyen biri olma" dedi.
47. Nuh: "İç
yüzünü bilmediğim şeyler hakkında senden istekte bulunmaktan koruyun beni Tanrım,
bana acımaz ve beni bağışlamazsanız mahvolurum ben" dedi.
48. O: "Haydi
in Nuh. Ben huzurunuzu sağlayacağım, sana ve seninle beraber olanlara
bereketler vereceğim. Böyle olmayanları da yaşatacağım ama ileride onları acı
bir cezaya çarptıracağım" dedi.
49. Bunlar daha
önce ne senin ne de halkının bilmediği ama benim sana aktardığım gizli kalmış
olaylardandır. Bana bağlılık göstermeye devam et. Zafer, benden sakınanların
olacak.
50-52. Ad toplumu
için de soydaşları Hud'u elçi olarak görevlendirmiştim. "Ey halkım,
Tanrı’ya boyun eğin. Onu bırakıp da kendinizi avuttuğunuz o kişilere boyun
eğmeyin. Ey halkım, buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim
mükafatımı beni yaratan verecek, anlamıyor musunuz. Ey halkım, Tanrı’dan
bağışlanma dileyin ve ona yönelin ki size bolca bereketler versin ve gücünüze
güç katsın. Ona sırt çevirmeyin yoksa suç işlemiş olursunuz" dedi.
53-57. Onlar da:
"Sen bize hiçbir mucize göstermedin Hud, biz öyle senin lafınla boyun
eğdiğimiz kişilerden vazgeçmeyiz çünkü sana güvenmiyoruz. Dikkat et bak, boyun
eğdiklerimizden biri seni çok kötü çarpar" dediler. Hud ise: "Tanrı
şahidimdir ve siz de şahit olun ki sizin onu bırakıp da boyun eğdiğiniz o
kişileri reddediyorum. Topunuz benim hakkımda ne plan yaparsanız yapın, hatta
elinizden geleni ardınıza koymayın. Ben hepimizin tanrısı olan o tek Tanrı’ya
teslim oldum. Bütün canlıların hakimiyeti ona aittir. Tanrım elbette doğru
yoldadır. Eğer sırt çeviriyorsanız, ben size aktarmakla görevlendirildiğim
mesajı aktardım. Tanrı sizi ortadan kaldırıp yerinize başka bir toplum
getirebilir ve bu konuda ona hiçbir şekilde engel olamazsınız. Tanrı her şeyin
farkındadır" dedi.
58. Emrim
gerçekleşmeden önce Hud'u ve onunla birlikte bana güvenen herkesi şefkatli bir
şekilde kurtardım. Onları ağır bir cezadan kurtardım.
59. İşte Tanrı’nın
elçilerini dinlemeyen, onun mesajına güvenmeyen, bunun yerine ona sırt çeviren
zorbaların yasasına bağlanan Âd toplumunun sonu böyle oldu.
60. Onlar diriliş
öncesi hayatta dışlandı, diriliş gününde de dışlanacak. Bakın Âd toplumu Tanrı’ya
güvenmemişti. Bakın işte Hud'un halkı olan Âd toplumu defolup gitti.
61. Semud halkı
için de soydaşları Salih'i elçi olarak görevlendirmiştim. "Ey halkım,
Tanrı’ya boyun eğin. Ondan başka hiçbir kimseye boyun eğmemeniz gerekiyor. O
sizi yeryüzünden oluşturdu ve yine burada yaşatıyor. Ondan bağışlanma dileyin
ve ona yönelin. Tanrı her şeyin farkındadır, karşılık verir" dedi.
62. Onlar da:
"Sen hepimizin güvendiği bir insandın, şimdi bizi atalarımızın eskiden beri itaat ettiği kişilere itaat etmekten
vazgeçirmeye mi çalışıyorsun! Senin bizden istediğin bu şeyler bizi
derinden kaygılandırıyor" dediler.
63. Salih: "Ey
halkım, bakın Tanrı beni aydınlatmış ve bana mesajını göndermişse ve ben de ona
karşı çıksam, beni Tanrı’dan kim kurtarabilir! Bu durumda bana hiçbir faydanız
olmaz, beni ancak zarara sokmuş olursunuz.
64. Ey halkım, işte
Tanrı’nın size mucize olarak verdiği dişi deve! Onu özgür bırakın, Tanrı'nın
topraklarında otlasın. Ona bir kötülük yapmayın yoksa çok geçmeden bir cezaya
çarptırılırsınız" dedi.
65. Ama onlar onu
kestiler, bunun üzerine Salih: "Ülkenizde geçireceğiniz son üç gününüz
kaldı. Bu boş bir tehdit değil!" dedi.
66. Emrim
gerçekleşmeden önce Salih'i ve onunla birlikte bana güvenen herkesi şefkatli
bir şekilde kurtardım. O gün onları çok kötü bir şekilde rezil olmaktan
kurtardım. Tanrı her şeyden üstündür ve her şeye gücü yeter.
67. O suçlular bir
felakete uğradılar ve yurtlarında yere serilip kaldılar.
68. Sanki orada
daha önce hiç yaşamamış gibi oldular. Bakın Semud toplumu Tanrı’ya güvenmemişti,
bakın işte Semud defolup gitti.
69. Bir zaman sonra
elçilerim İbrahim'e sevindirici bir haber getirmişlerdi. "Selam"
dediler. İbrahim de: "Selam" dedi. Çok geçmeden onlara dana kebabı
ikram etti.
70. Ama onların
yemeğe hiç dokunmadılarını görünce bu durumu yadırgadı ve onlardan tedirgin
oldu. Bunun üzerine onlar da: "Korkma, bizim işimiz Lut'un toplumu ile.
Biz onlar için görevlendirildik" dediler.
71-72. İbrahim'in
eşi de onları izliyordu. Bunu duyunca gülümsedi. Onu İshak ve İshak'tan olacak
torunu Yakup ile müjdeleyince, "Ben yaşlı bir kadın ve kocam da ihtiyar
bir adam olmasına rağmen bir çocuğum mu olacak? Çok şaşırtıcı!" dedi.
73. Onlar da:
"Tanrı’nın hükmüne neden şaşırıyorsun ki. Tanrı size şefkat göstermiş ve
bereketini sunmuştur ey ev halkı. O her türlü övgüye layıktır, çok
yücedir" dediler.
74. İbrahim'in bu
sevindirici haberi öğrenip korkusu geçtikten sonra, onları Lut'un toplumunun
ortadan kaldırılmaması için ikna etmeye çalıştı.
75. İbrahim
sabırlı, yufka yürekli ve bana teslim olan bir insandı.
76. Onlar: "Bu
isteğinden vazgeç İbrahim çünkü Tanrı kararını verdi. Onlar engellenemeyecek
bir cezaya çarptırılacaklar" dedi.
77. Sonra elçilerim
Lut'un yanına gelince, "Anlaşılan zor bir gün olacak" diye düşünerek
halkı yüzünden endişelenmeye başladı ve morali bozuldu.
78. O çirkin işi
yapmakta olan halkı aceleyle onun yanına geldi. Lut: "Ey halkım, bakın
size uygun olan bacılarımızdır. Tanrı’dan sakının, beni misafirlerime rezil
etmeyin. Hiç akıllı bir adam yok mu içinizde!" dedi.
79. Onlar da:
"Bacıların bizim ilgimizi çekmiyor biliyorsun. Ne istediğimizi anladın
sen" dediler.
80. Lut:
"Keşke sizin hakkınızdan gelebilseydim veya sığınabileceğim güçlü bir
destekçim olsaydı!" dedi.
81. "Biz Tanrı’nın
elçisiyiz Lut, onlar sana bir kötülük yapamayacaklar. Akşam olunca bütün
ailenle birlikte hiç oyalanmadan yola koyul. Karın hariç. Çünkü o da onlarla
birlikte cezalandırılacak. Onlar için belirlenen süre yarın sabah. Acele et,
sabaha fazla vakit kalmadı" dediler.
82-83. Emrim
gerçekleşince, orayı altüst ettim. Onların üzerine yığınla volkanik lav
yağdırdım. Tanrı’nın belirlediği ceza işte bu şekildeydi. Suçlular için böyle
bir son hiç de uzak değildir.
84-86. Medyen halkı
için de soydaşları Şuayip'i elçi olarak görevlendirmiştim. "Ey halkım,
Tanrı’ya boyun eğin. Ondan başka hiçbir kimseye boyun eğmemeniz gerekiyor.
Ölçüde tartıda hile yapmayın. Şu an bolluk içindesiniz ama korkarım ki bir gün
dehşetli bir şekilde cezalandırılırsınız. Ey halkım, ölçüyü tartıyı tam yapın.
Milletin malının değerini eksik göstermeyin. Ülkeyi berbat etmeyin. Ben sizin
bekçiniz değilim ama eğer Tanrı’ya güveniyorsanız, onun size serbest
bıraktıkları sizin için daha iyidir" dedi.
87. Onlar da şöyle
dedi: "Sana bildirilen mesaj atalarımızın boyun eğdiği kişilerden
vazgeçmemizi ve kendi malımız konusunda her istediğimizi yapamayacağımızı mı
söylüyor Şuayip! Sen ne kadar zeki ve kurnaz biriymişsin böyle!"
88-90. Şuayip:
"Ey halkım, bakın Tanrı beni aydınlattı ve bana mesajını gönderdi. Ben
bunları size muhalefet olsun diye yasaklamıyorum. Ben sadece elimden geldiğince
sizin düzelmeniz için uğraşıyorum. Ama Tanrı dilemedikçe de bunu başaramam. Ben
ona teslim oldum ve kendimi ona bıraktım. Ey halkım, benim bu söylediklerime
aykırı davranmayın yoksa Nuh Hud ve Salih'in toplumunun başına gelenler sizin
de başınıza gelir. Lut'un toplumunun yaşadığı yer de zaten size uzak değil. Tanrı’dan
bağışlanma dileyin ve ona yönelin. Tanrı çok şefkatli ve cana yakındır"
dedi.
91. Onlar da:
"Bak Şuayip senin anlattıklarının birçoğunu biz öyle öğrenmedik. Seni
aramızda güçsüz biri olarak görüyoruz. Akrabaların olmasa seni buralardan
kovardık. Sen bizim için önemsiz birisin" dedi.
92-93. Şuayip:
"Ey halkım, akrabalarım size göre Tanrı’dan daha mı değerli de onu
önemsemiyorsunuz! Tanrı yaptığınız her şeyin farkında! Ey halkım, elinizden
geleni ardınıza koymayın, ben görevimi yapmaya devam edeceğim. Rezil edici
cezanın kimlerin başına geleceğini ve kimin sahtekar olduğunu anlayacaksınız!
Hep birlikte bekleyip göreceğiz" dedi.
94. Emrim
gerçekleşmeden önce Şuayip'i ve onunla birlikte bana güvenen herkesi şefkatli
bir şekilde kurtardım. O suçlular da bir felakete uğradılar ve yurtlarında yere
serilip kaldılar.
95. Sanki orada
daha önce hiç yaşamamış gibi oldular. Bakın işte Semud gibi Medyen halkı da
defolup gitti!
96-97. Daha sonra
Musa'yı da apaçık mucizeler ve mesajım ile Firavun ve onun meclis üyeleri için
elçi olarak görevlendirmiştim fakat onlar Firavun'un yasasına bağlı kalmaya
devam ettiler. Ama Firavun'un yasası onları kurtaramadı.
98. Diriliş günü
Firavun halkının önünde gidecek ve onları cehenneme götürecek. Gidecekleri yer
çok kötü bir rota!
99. Onlar diriliş
öncesi hayatta dışlandıkları gibi diriliş gününde de dışlanacaklar. Çok kötü
bir ceza görecekler.
100. İşte bunlar
sana anlattığım şehirlerin haberlerinden bazılarıdır. Kiminin kalıntıları hâla
duruyor, kimi de ortadan kaybolup gitti.
101. Ben onlara
haksızlık yapmadım, onlar kendilerine haksızlık yaptılar. Tanrı’nın emri
gerçekleştiğinde Tanrı’yı bırakıp da boyun eğdikleri kişiler onları hiçbir
şekilde kurtaramadı. Onlara hiçbir fayda sağlayamadı, sadece zararlarını
artırdı.
102. Tanrı, halkı
suçlu olan şehirleri cezalandırmak istediği zaman işte böyle cezalandırır. Onun
cezalandırması çok acı ve çok serttir.
103. Diriliş
sonrasında verilecek cezadan korkanlar için bunda bir ibret vardır. O, bütün
insanların diriltileceği gündür. O çok önemli bir gündür.
104. Onu
belirlediğim bir süreye kadar erteledim.
105. O gün
geldiğinde benim söz verdiklerim dışında hiçkimse konuşamayacak. Kimileri
mutsuz olacak kimileri de mutlu.
106. Cehenneme
girenler mutsuz olacak. Orada feryat içinde ağlayıp inleyecekler.
107. Tanrı’nın
izniyle evren yerinde durdukça orada sonsuza dek kalacaklar. Tanrı istediğini
yapar.
108. Hasbahçeye
girenler de mutlu olacak. Tanrı’nın izniyle evren yerinde durdukça orada
sonsuza dek kalacaklar. İşte bu sonu gelmeyecek bir mükafat!
109. Hiç şüphen
olmasın ki bu halk da önceden atalarının boyun eğdiği kişilere boyun eğiyor.
Ben onların hakettiği cezayı eksiksiz olarak vereceğim.
110. Daha önce
Musa'ya da mesaj göndermiştim ama onun halkı da mesajım hakkında ayrılığa
düştü. Tanrı’nın belirlediği karar olmasaydı, hemen yargılanmaları yapılırdı.
Onlar hâla mesajım hakkında derin bir şüphe içindeler.
111. Tanrı onların
yaptığı her şeyin karşılığını verecek. O onların yaptığı her şeyin farkında!
112. Sen ve seninle
birlikte ona yönelen herkes onun emrettiği şeyleri yerine getirsin, onun
koyduğu sınırları aşmasın. O sizin yaptığınız her şeyi görüyor.
113. Suç
işleyenleri desteklemeyin, yoksa siz de ateşe girersiniz ve hiçkimse sizi
Tanrı’dan kurtaramaz, asla kurtulamazsınız!
114. Sabah akşam,
gece gündüz mesajıma uy. Bu güzel mesaj kişiyi kötülüklerden alıkoyar. Dikkate
alanlar için çok önemli bir öğüttür bu.
115. Bağlılık
göstermeye devam et, o kendini düzeltenleri karşılıksız bırakmayacak.
116. Sizden önceki
toplumlarda anlayışlı kişilerin ülkedeki bozuklukları engellemeye çalışması
gerekirdi ama onların çok azı bunu yaptı, ben de zaten onları kurtardım.
İnsanları karanlık içinde bırakanlar sömürüye devam ettiler ve suçlu bir toplum
oldular.
117. Yoksa Tanrı,
halkı düzgün olan bir şehri ortadan kaldırmak gibi bir haksızlık yapmaz.
118-119. Tanrı
istese, bütün insanları zorla doğru yolda birleşmiş bir topluluk haline
getirebilirdi, zaten onları bu amaç için oluşturdu. Ama Tanrı’nın acıdıkları
hariç hepsi anlaşmazlık içindeler. Bu yüzden Tanrı’nın, benliğine uyan herkesi
cehenneme koyma tehdidi gerçekleşecek.
120. Önceki
elçilerin haberlerinden iradeni güçlendirecek her şeyi anlatıyorum sana. Ayrıca
bu mesajda, uyman gereken yükümlülükler ve uyarılar vardır. Güvenenler için bir
öğüttür.
121-122.
Güvenmeyenlere de şunu söyle: "Elinizden geleni ardınıza komayın, ben
görevimi yapmaya devam edeceğim. Hep birlikte bekleyip göreceğiz!"
123. Tanrı evrenin bütün gizliliklerini bilir, o her şeyin
hakimidir. Ona boyun eğ, ona teslim ol. Tanrı yaptıklarınızdan habersiz değil.