.

.
.

18 Kasım 2016

Hud Suresi


1-2. E, l, r…
Bu, siz ondan başkasına boyun eğmeyin diye her şeyi bilen adaletli Tanrı tarafından parçaları sabitlenmiş ve açıklanmış bir mesajdır. Ben ise onun tarafından sizin için görevlendirilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.
3-4. Tanrı’dan bağışlanma dileyip ona yönelin ki süreniz dolana kadar sizi güzelce yaşatsın. O kendini düzeltenlere mükafatını verecek. Eğer umursamazsanız, Tanrı’nın huzuruna çıkarılacağınız o dehşetli günde cezaya çarptırılırsınız. Onun her şeye gücü yeter.
5. Bakın bazıları içten içe ona sırt çeviriyor ama ne kadar gizlenmeye çalışırsa çalışsınlar, Tanrı onların açığa vurduğu şeyleri de gizlediği şeyleri de bilir. O, herkesin içini bilir.
6. Tanrı dünyadaki bütün canlıların besinini sağlar. Onların yaşadıkları yeri de ölecekleri yeri de bilir. Her şey detaylı bir şekilde kaydedilmektedir.
7. O aranızdan kimlerin kendini düzelteceğini sınamak için plazmaya hükmedip bütün evreni altı evrede oluşturmuştur. Ama buna rağmen, "Siz öldükten sonra diriltileceksiniz" deyince, güvenmeyenler "Büyük bir aldatmaca bu!" diyorlar.
8. Cezalandırmayı belli bir süreye kadar erteliyorum ama onlar "Neden hâla gerçekleşmiyor" diyorlar. Bakın, o gerçekleşeceği gün asla geri çevrilemeyecek ve hafife aldıkları şeyler başlarına gelecek.
9. İnsana bir iyilik yapsam ve sonra onu ondan alsam, cesaretini kaybedip umutsuzluğa düşer.
10. Başına gelen kötülükten sonra onu ferahlatsam, "Dertlerimden kurtuldum" diyerek övünmeye ve şımarmaya başlar.
11. Ama bana bağlılık gösterip kendini düzeltenler böyle yapmazlar. Onları bağışlayıp büyük bir mükafat vereceğim.
12. "Ona bir hazine verilmesi gerekirdi ve yanına yardımcı olarak bir melek verilmesi gerekirdi" demeleri yüzünden moralin bozulduğu için sana bildirilenlerin bir kısmını aktarmaktan vaz mı geçeceksin. Unutma, sen sadece bir uyarıcısın. Tanrı her şeye tanıktır.
13. Bazıları da "Bunları kendisi uyduruyor" diyor. Onlara şunu söyle: "Eğer haklıysanız, sizin gibi düşünen herkesten yardım alarak bunun gibi on sure uydurun bakalım!"
14. Onlar bu isteğinizi asla yerine getiremezler. Bilin ki bu Tanrı’nın emriyle sunulmaktadır ve ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Ona teslim oluyor musunuz?
15. Kim diriliş öncesi hayata ve onun süsüne öncelik verirse, onun çabasının karşılığını diriliş öncesi hayatta veririm. Hiçkimse bu konuda ihmal edilmez.
16. Ama böyle kişiler diriliş sonrası hayatta ateşten başka bir yere giremeyecek. Yaptıkları her şey boşa gidecek, çabaları için hiçbir mükafat göremeyecekler.
17. Ama Tanrı tarafından görevlendirilen tanığın aktardığı mesaja ve bundan önce de Musa’ya rehber ve rahmet olarak gönderilen mesaja uyan kişiler böyle değildir. İşte böyle kişiler mesajıma güveniyor ama cemaatlerden her kim ona güvenmezse, onun varacağı yer ateştir. Bu konuda hiçbir şüphen olmasın. Tanrı’nın sana bildirdiği bu mesaj gerçeğin ta kendisidir ama halkın çoğu güvenmiyor.
18-19. Tanrı'nın adını kullanarak yalan uyduranlardan daha suçlu kim olabilir! Onlar Tanrı’nın huzuruna çıkarılacak ve tanıklar da: "Tanrı hakkında yalan uyduranlar işte bunlar!" diyecekler. Bakın Tanrı, insanları onun mesajına uymaması için oyalayan ve onu sapkınlık olarak göstermeye çalışan ve diriliş sonrası hayatın gerçekleşeceğine güvenmeyen böyle suçluları dışlayacak.
20. Onlar hiçbir yere kaçamayacak ve hiçkimse onları Tanrı’dan kurtaramayacak. Görmezlikten duymazlıktan geldikleri cezayı katmerli olarak çekecekler.
21. Kendilerini büyük bir zarara uğratmış olacaklar. Uydurdukları şeyler onları yüzüstü bırakacak.
22. Onlar diriliş sonrası hayatta mahvolacaklar.
23. Güvenen, kendini düzelten ve Tanrı’ya teslim olanlar da içinde sonsuza dek kalmak üzere hasbahçeye girecekler.
24. Birbirine zıt bu iki grubun durumu: hem kör hem sağır biri ile görebilen ve duyabilen bir kişi gibidir. Bu ikisi bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz!
25-26. Nuh'u da kendi halkı için elçi olarak görevlendirmiştim. "Ben sizi net bir şekilde uyarmak için görevlendirilmiş biriyim. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmeyin. Yoksa korkarım ki bir gün şiddetli acı bir cezaya uğrarsınız" dedi.
27. Onun halkından güvenmeyenlerin kodamanları da şöyle dedi: "Sen de bizim gibi sıradan bir insansın. Senin peşinden hep garibanların geldiği de ortada. Yani sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yok. Sizin sahtekar olduğunuza inanıyoruz."
28-31. Nuh şöyle dedi: "Ey halkım, bakın Tanrı beni aydınlatmış ve bana mesajını göndermişse ve siz de bunu görmezlikten geliyorsanız, istemediğiniz halde sizi zorlayacak halim yok. Ey halkım, buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan Tanrı’dır. Güvenmiş olan bu kişileri yanımdan kovamam. Onlar zaten Tanrı’nın huzuruna çıkarılacaklar. Ama görüyorum ki siz zaten bunu önemsemiyorsunuz. Ey halkım, eğer ben onları yanımdan kovarsam, beni Tanrı’dan kim kurtarabilir! Anlamıyor musunuz! Tanrı'nın kontrolünde olan şeyler hakkında benim de yetkim vardır veya geleceği bilirim demiyorum. Ben size melek olduğumu da iddia etmiyorum. Hor gördüğünüz bu kişilere, Tanrı size iyi davranmayacak diyemem. Elbette Tanrı onların içini biliyor. Eğer öyle yaparsam suç işlemiş olurum" dedi.
32. Onlar da: "Lafı çok uzattın Nuh, ileri gidiyorsun. Eğer doğru söylüyorsan haydi bizi tehdit ettiğin şeyi gerçekleştir" dediler.
33-34. Nuh: "Yapmak isterse onu ancak Tanrı gerçekleştirebilir ve siz de hiçbir şekilde kaçamazsınız. Eğer Tanrı sizi doğru yola iletmek istemiyorsa, ben ne kadar size doğru yolu göstersem de bunun size hiçbir faydası olmaz. Hepinizin tanrısı odur. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız" dedi.
35. "Bunları kendisi uyduruyor" diyorlarsa, onlara şunu söyle: "Eğer bunları ben uydurduysam, çok büyük bir suç işlemişim demektir. Ama sizin bu suçlamalarınızla benim hiçbir alakam yok!"
36-37. Sonra Nuh'a şöyle bildirdim: "Halkından şimdiye kadar güvenmiş olan kişilerden başka güvenen olmayacak. Onların yaptığı şeylerden dolayı ümitsizliğe kapılma. Sana bildireceğim şekilde benim gözetimim altında bir deniz aracı yap. O suçluların hiçbiri hakkında benden ricada bulunma, onların hepsi suda boğulacak."
38-39. Nuh o deniz aracını yaparken, halkının kodamanları yanından her geçişinde onunla dalga geçiyorlardı. Nuh da şöyle diyordu: "Bizimle alay ediyorsunuz demek! Sizin bizle dalga geçtiğiniz gibi biz de sizle dalga geçeceğiz! Rezil edici cezanın kimlerin başına geleceğini ve kimlerin sonsuz cezaya çarptırılacağını anlayacaksınız."
40. Sonra emrim gerçekleşip fırtına kopmadan önce, "Her familyadan birer çifti ve hakkında hüküm verilmiş olanlar hariç bütün aileni ve bana güvenenleri bindir" dedim. Onunla birlikte çok az insan güvenmişti.
41. Nuh: "Binin haydi, bunun çalışması ve durması Tanrı’nın emri iledir. Tanrı bizi şefkatli bir şekilde koruyup kollayacak" dedi.
42. Onlar dağ gibi dalgaların içinde giderken Nuh kendinden ayrılmış olan oğluna: "Haydi oğlum sen de buraya bin, güvenmeyenlerle beraber olma" dedi.
43. Oğlu da: "Beni tufandan koruyacak bir dağa sığınacağım ben" dedi. Nuh: "Tanrı’nın acıdıkları dışında bugün hiçkimse onun hükmünden kurtulamayacak" dedi. Tam o sırada bir dalga araya girdi ve oğlu boğuldu.
44. Bir zaman sonra yeryüzüne suyu çekmesi ve gökyüzüne de yağmuru dindirmesi emredildi. Sular yavaş yavaş çekildi. Hüküm tamamlandı. Araç bereketli bir yerde durdu. "Suçlular defolup gitti!" denildi.
45. Nuh: "Tanrım senin sözün elbette gerçektir, sen en güzel hükmü verirsin ama o oğlum da benim ailemin bir parçasıydı" diyerek Tanrı’ya dua etti.
46. O da: "O senin ailenden sayılmaz Nuh, çünkü o kendini düzeltmek istemedi. İç yüzünü bilmediğin şeyler hakkında benden istekte bulunma. Seni uyarıyorum, mesajımı önemsemeyen biri olma" dedi.
47. Nuh: "İç yüzünü bilmediğim şeyler hakkında senden istekte bulunmaktan koruyun beni Tanrım, bana acımaz ve beni bağışlamazsanız mahvolurum ben" dedi.
48. O: "Haydi in Nuh. Ben huzurunuzu sağlayacağım, sana ve seninle beraber olanlara bereketler vereceğim. Böyle olmayanları da yaşatacağım ama ileride onları acı bir cezaya çarptıracağım" dedi.
49. Bunlar daha önce ne senin ne de halkının bilmediği ama benim sana aktardığım gizli kalmış olaylardandır. Bana bağlılık göstermeye devam et. Zafer, benden sakınanların olacak.
50-52. Ad toplumu için de soydaşları Hud'u elçi olarak görevlendirmiştim. "Ey halkım, Tanrı’ya boyun eğin. Onu bırakıp da kendinizi avuttuğunuz o kişilere boyun eğmeyin. Ey halkım, buna karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum. Benim mükafatımı beni yaratan verecek, anlamıyor musunuz. Ey halkım, Tanrı’dan bağışlanma dileyin ve ona yönelin ki size bolca bereketler versin ve gücünüze güç katsın. Ona sırt çevirmeyin yoksa suç işlemiş olursunuz" dedi.
53-57. Onlar da: "Sen bize hiçbir mucize göstermedin Hud, biz öyle senin lafınla boyun eğdiğimiz kişilerden vazgeçmeyiz çünkü sana güvenmiyoruz. Dikkat et bak, boyun eğdiklerimizden biri seni çok kötü çarpar" dediler. Hud ise: "Tanrı şahidimdir ve siz de şahit olun ki sizin onu bırakıp da boyun eğdiğiniz o kişileri reddediyorum. Topunuz benim hakkımda ne plan yaparsanız yapın, hatta elinizden geleni ardınıza koymayın. Ben hepimizin tanrısı olan o tek Tanrı’ya teslim oldum. Bütün canlıların hakimiyeti ona aittir. Tanrım elbette doğru yoldadır. Eğer sırt çeviriyorsanız, ben size aktarmakla görevlendirildiğim mesajı aktardım. Tanrı sizi ortadan kaldırıp yerinize başka bir toplum getirebilir ve bu konuda ona hiçbir şekilde engel olamazsınız. Tanrı her şeyin farkındadır" dedi.
58. Emrim gerçekleşmeden önce Hud'u ve onunla birlikte bana güvenen herkesi şefkatli bir şekilde kurtardım. Onları ağır bir cezadan kurtardım.
59. İşte Tanrı’nın elçilerini dinlemeyen, onun mesajına güvenmeyen, bunun yerine ona sırt çeviren zorbaların yasasına bağlanan Âd toplumunun sonu böyle oldu.
60. Onlar diriliş öncesi hayatta dışlandı, diriliş gününde de dışlanacak. Bakın Âd toplumu Tanrı’ya güvenmemişti. Bakın işte Hud'un halkı olan Âd toplumu defolup gitti.
61. Semud halkı için de soydaşları Salih'i elçi olarak görevlendirmiştim. "Ey halkım, Tanrı’ya boyun eğin. Ondan başka hiçbir kimseye boyun eğmemeniz gerekiyor. O sizi yeryüzünden oluşturdu ve yine burada yaşatıyor. Ondan bağışlanma dileyin ve ona yönelin. Tanrı her şeyin farkındadır, karşılık verir" dedi.
62. Onlar da: "Sen hepimizin güvendiği bir insandın, şimdi bizi atalarımızın eskiden beri itaat ettiği kişilere itaat etmekten vazgeçirmeye mi çalışıyorsun! Senin bizden istediğin bu şeyler bizi derinden kaygılandırıyor" dediler.
63. Salih: "Ey halkım, bakın Tanrı beni aydınlatmış ve bana mesajını göndermişse ve ben de ona karşı çıksam, beni Tanrı’dan kim kurtarabilir! Bu durumda bana hiçbir faydanız olmaz, beni ancak zarara sokmuş olursunuz.
64. Ey halkım, işte Tanrı’nın size mucize olarak verdiği dişi deve! Onu özgür bırakın, Tanrı'nın topraklarında otlasın. Ona bir kötülük yapmayın yoksa çok geçmeden bir cezaya çarptırılırsınız" dedi.
65. Ama onlar onu kestiler, bunun üzerine Salih: "Ülkenizde geçireceğiniz son üç gününüz kaldı. Bu boş bir tehdit değil!" dedi.
66. Emrim gerçekleşmeden önce Salih'i ve onunla birlikte bana güvenen herkesi şefkatli bir şekilde kurtardım. O gün onları çok kötü bir şekilde rezil olmaktan kurtardım. Tanrı her şeyden üstündür ve her şeye gücü yeter.
67. O suçlular bir felakete uğradılar ve yurtlarında yere serilip kaldılar.
68. Sanki orada daha önce hiç yaşamamış gibi oldular. Bakın Semud toplumu Tanrı’ya güvenmemişti, bakın işte Semud defolup gitti.
69. Bir zaman sonra elçilerim İbrahim'e sevindirici bir haber getirmişlerdi. "Selam" dediler. İbrahim de: "Selam" dedi. Çok geçmeden onlara dana kebabı ikram etti.
70. Ama onların yemeğe hiç dokunmadılarını görünce bu durumu yadırgadı ve onlardan tedirgin oldu. Bunun üzerine onlar da: "Korkma, bizim işimiz Lut'un toplumu ile. Biz onlar için görevlendirildik" dediler.
71-72. İbrahim'in eşi de onları izliyordu. Bunu duyunca gülümsedi. Onu İshak ve İshak'tan olacak torunu Yakup ile müjdeleyince, "Ben yaşlı bir kadın ve kocam da ihtiyar bir adam olmasına rağmen bir çocuğum mu olacak? Çok şaşırtıcı!" dedi.
73. Onlar da: "Tanrı’nın hükmüne neden şaşırıyorsun ki. Tanrı size şefkat göstermiş ve bereketini sunmuştur ey ev halkı. O her türlü övgüye layıktır, çok yücedir" dediler.
74. İbrahim'in bu sevindirici haberi öğrenip korkusu geçtikten sonra, onları Lut'un toplumunun ortadan kaldırılmaması için ikna etmeye çalıştı.
75. İbrahim sabırlı, yufka yürekli ve bana teslim olan bir insandı.
76. Onlar: "Bu isteğinden vazgeç İbrahim çünkü Tanrı kararını verdi. Onlar engellenemeyecek bir cezaya çarptırılacaklar" dedi.
77. Sonra elçilerim Lut'un yanına gelince, "Anlaşılan zor bir gün olacak" diye düşünerek halkı yüzünden endişelenmeye başladı ve morali bozuldu.
78. O çirkin işi yapmakta olan halkı aceleyle onun yanına geldi. Lut: "Ey halkım, bakın size uygun olan bacılarımızdır. Tanrı’dan sakının, beni misafirlerime rezil etmeyin. Hiç akıllı bir adam yok mu içinizde!" dedi.
79. Onlar da: "Bacıların bizim ilgimizi çekmiyor biliyorsun. Ne istediğimizi anladın sen" dediler.
80. Lut: "Keşke sizin hakkınızdan gelebilseydim veya sığınabileceğim güçlü bir destekçim olsaydı!" dedi.
81. "Biz Tanrı’nın elçisiyiz Lut, onlar sana bir kötülük yapamayacaklar. Akşam olunca bütün ailenle birlikte hiç oyalanmadan yola koyul. Karın hariç. Çünkü o da onlarla birlikte cezalandırılacak. Onlar için belirlenen süre yarın sabah. Acele et, sabaha fazla vakit kalmadı" dediler.
82-83. Emrim gerçekleşince, orayı altüst ettim. Onların üzerine yığınla volkanik lav yağdırdım. Tanrı’nın belirlediği ceza işte bu şekildeydi. Suçlular için böyle bir son hiç de uzak değildir.
84-86. Medyen halkı için de soydaşları Şuayip'i elçi olarak görevlendirmiştim. "Ey halkım, Tanrı’ya boyun eğin. Ondan başka hiçbir kimseye boyun eğmemeniz gerekiyor. Ölçüde tartıda hile yapmayın. Şu an bolluk içindesiniz ama korkarım ki bir gün dehşetli bir şekilde cezalandırılırsınız. Ey halkım, ölçüyü tartıyı tam yapın. Milletin malının değerini eksik göstermeyin. Ülkeyi berbat etmeyin. Ben sizin bekçiniz değilim ama eğer Tanrı’ya güveniyorsanız, onun size serbest bıraktıkları sizin için daha iyidir" dedi.
87. Onlar da şöyle dedi: "Sana bildirilen mesaj atalarımızın boyun eğdiği kişilerden vazgeçmemizi ve kendi malımız konusunda her istediğimizi yapamayacağımızı mı söylüyor Şuayip! Sen ne kadar zeki ve kurnaz biriymişsin böyle!"
88-90. Şuayip: "Ey halkım, bakın Tanrı beni aydınlattı ve bana mesajını gönderdi. Ben bunları size muhalefet olsun diye yasaklamıyorum. Ben sadece elimden geldiğince sizin düzelmeniz için uğraşıyorum. Ama Tanrı dilemedikçe de bunu başaramam. Ben ona teslim oldum ve kendimi ona bıraktım. Ey halkım, benim bu söylediklerime aykırı davranmayın yoksa Nuh Hud ve Salih'in toplumunun başına gelenler sizin de başınıza gelir. Lut'un toplumunun yaşadığı yer de zaten size uzak değil. Tanrı’dan bağışlanma dileyin ve ona yönelin. Tanrı çok şefkatli ve cana yakındır" dedi.
91. Onlar da: "Bak Şuayip senin anlattıklarının birçoğunu biz öyle öğrenmedik. Seni aramızda güçsüz biri olarak görüyoruz. Akrabaların olmasa seni buralardan kovardık. Sen bizim için önemsiz birisin" dedi.
92-93. Şuayip: "Ey halkım, akrabalarım size göre Tanrı’dan daha mı değerli de onu önemsemiyorsunuz! Tanrı yaptığınız her şeyin farkında! Ey halkım, elinizden geleni ardınıza koymayın, ben görevimi yapmaya devam edeceğim. Rezil edici cezanın kimlerin başına geleceğini ve kimin sahtekar olduğunu anlayacaksınız! Hep birlikte bekleyip göreceğiz" dedi.
94. Emrim gerçekleşmeden önce Şuayip'i ve onunla birlikte bana güvenen herkesi şefkatli bir şekilde kurtardım. O suçlular da bir felakete uğradılar ve yurtlarında yere serilip kaldılar.
95. Sanki orada daha önce hiç yaşamamış gibi oldular. Bakın işte Semud gibi Medyen halkı da defolup gitti!
96-97. Daha sonra Musa'yı da apaçık mucizeler ve mesajım ile Firavun ve onun meclis üyeleri için elçi olarak görevlendirmiştim fakat onlar Firavun'un yasasına bağlı kalmaya devam ettiler. Ama Firavun'un yasası onları kurtaramadı.
98. Diriliş günü Firavun halkının önünde gidecek ve onları cehenneme götürecek. Gidecekleri yer çok kötü bir rota!
99. Onlar diriliş öncesi hayatta dışlandıkları gibi diriliş gününde de dışlanacaklar. Çok kötü bir ceza görecekler.
100. İşte bunlar sana anlattığım şehirlerin haberlerinden bazılarıdır. Kiminin kalıntıları hâla duruyor, kimi de ortadan kaybolup gitti.
101. Ben onlara haksızlık yapmadım, onlar kendilerine haksızlık yaptılar. Tanrı’nın emri gerçekleştiğinde Tanrı’yı bırakıp da boyun eğdikleri kişiler onları hiçbir şekilde kurtaramadı. Onlara hiçbir fayda sağlayamadı, sadece zararlarını artırdı.
102. Tanrı, halkı suçlu olan şehirleri cezalandırmak istediği zaman işte böyle cezalandırır. Onun cezalandırması çok acı ve çok serttir.
103. Diriliş sonrasında verilecek cezadan korkanlar için bunda bir ibret vardır. O, bütün insanların diriltileceği gündür. O çok önemli bir gündür.
104. Onu belirlediğim bir süreye kadar erteledim.
105. O gün geldiğinde benim söz verdiklerim dışında hiçkimse konuşamayacak. Kimileri mutsuz olacak kimileri de mutlu.
106. Cehenneme girenler mutsuz olacak. Orada feryat içinde ağlayıp inleyecekler.
107. Tanrı’nın izniyle evren yerinde durdukça orada sonsuza dek kalacaklar. Tanrı istediğini yapar.
108. Hasbahçeye girenler de mutlu olacak. Tanrı’nın izniyle evren yerinde durdukça orada sonsuza dek kalacaklar. İşte bu sonu gelmeyecek bir mükafat!
109. Hiç şüphen olmasın ki bu halk da önceden atalarının boyun eğdiği kişilere boyun eğiyor. Ben onların hakettiği cezayı eksiksiz olarak vereceğim.
110. Daha önce Musa'ya da mesaj göndermiştim ama onun halkı da mesajım hakkında ayrılığa düştü. Tanrı’nın belirlediği karar olmasaydı, hemen yargılanmaları yapılırdı. Onlar hâla mesajım hakkında derin bir şüphe içindeler.
111. Tanrı onların yaptığı her şeyin karşılığını verecek. O onların yaptığı her şeyin farkında!
112. Sen ve seninle birlikte ona yönelen herkes onun emrettiği şeyleri yerine getirsin, onun koyduğu sınırları aşmasın. O sizin yaptığınız her şeyi görüyor.
113. Suç işleyenleri desteklemeyin, yoksa siz de ateşe girersiniz ve hiçkimse sizi Tanrı’dan kurtaramaz, asla kurtulamazsınız!
114. Sabah akşam, gece gündüz mesajıma uy. Bu güzel mesaj kişiyi kötülüklerden alıkoyar. Dikkate alanlar için çok önemli bir öğüttür bu.
115. Bağlılık göstermeye devam et, o kendini düzeltenleri karşılıksız bırakmayacak.
116. Sizden önceki toplumlarda anlayışlı kişilerin ülkedeki bozuklukları engellemeye çalışması gerekirdi ama onların çok azı bunu yaptı, ben de zaten onları kurtardım. İnsanları karanlık içinde bırakanlar sömürüye devam ettiler ve suçlu bir toplum oldular.
117. Yoksa Tanrı, halkı düzgün olan bir şehri ortadan kaldırmak gibi bir haksızlık yapmaz.
118-119. Tanrı istese, bütün insanları zorla doğru yolda birleşmiş bir topluluk haline getirebilirdi, zaten onları bu amaç için oluşturdu. Ama Tanrı’nın acıdıkları hariç hepsi anlaşmazlık içindeler. Bu yüzden Tanrı’nın, benliğine uyan herkesi cehenneme koyma tehdidi gerçekleşecek.
120. Önceki elçilerin haberlerinden iradeni güçlendirecek her şeyi anlatıyorum sana. Ayrıca bu mesajda, uyman gereken yükümlülükler ve uyarılar vardır. Güvenenler için bir öğüttür.
121-122. Güvenmeyenlere de şunu söyle: "Elinizden geleni ardınıza komayın, ben görevimi yapmaya devam edeceğim. Hep birlikte bekleyip göreceğiz!"
123. Tanrı evrenin bütün gizliliklerini bilir, o her şeyin hakimidir. Ona boyun eğ, ona teslim ol. Tanrı yaptıklarınızdan habersiz değil.