.

.
.

2 Aralık 2016

Sad Suresi


1-2. S.
Öğüt dolu bu mesaj tanıktır ki güvenmeyenler büyüklenerek ondan uzak duruyorlar.
3. Onlardan önce nice nesilleri ortadan kaldırdım, kurtulmak için feryat ettiler fakat artık çok geçti.
4-5. Kendilerine aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar ve güvenmeyenler “Bu sahtekar bir hoca! Sadece Tanrı’ya boyun eğmemiz gerekiyormuş! Olacak iş mi bu!” dediler.
6-8. Onların ileri gelenleri “Sakın vazgeçmeyin, boyun eğdiğiniz kişilere bağlı kalmaya devam edin. Bize düşen budur. Biz son dinimizde hiç böyle bir şey duymadık. Bu tamamen uydurma. Tanrı’nın mesajı içimizden bu adama mı sunulmuş!” diye yaygara kopardılar. Aslında onlar mesajımdan şüphe içindeler. Onlar henüz cezamı tatmadılar.
9. Her şeye gücü yeten ve lütufkar Tanrı’nın kime neyi bağışlayacağına onlar mı karar verecekler!
10. Yoksa evrenin ve içindekilerin hakimiyetine sahipler de onlar mı yönetiyorlar!
11. Onlar çeşitli cemaatlerden oluşan darmadağın olacak bir topluluktur.
12-13. Onlardan önce Nuh’un ve Lut’un ve piramitler sahibi Firavun’un halkı, Âd Semud ve sık ormanlarla kaplı Medyen toplumu da güvenmemişti. İşte onlar da cemaatti.
14. Onların hiçbiri elçilerime güvenmedi ve cezam gerçekleşti.
15. Geri dönüşü olmayan bir tek ses onlara yetecek.
16. Halbuki şimdi “Tanrı payımıza düşeni yargılanma gününden önce versin” diyorlar.
17. Onlar ne derse desin, bana bağlı kalmaya devam et. Hükümdar kulum Davut’u örnek al. O, bana gönülden bağlıydı.
18-19. Madenleri ve bütün canlıları onun hizmetine sundum, sabah akşam bana canı gönülden itaat ediyordu.
20. Onun yöneticiliğini güçlendirdim, ona adaletle yönetme ve yargılama yeteneği verdim.
21-22. İşte sana davacılarla ilgili bir haber geldi. Paldır küldür Davut’un evine girmişlerdi. Onun yanına aniden geldikleri için ürktü. ”Korkma, birbirine haksızlık yapan iki davacıyız. Haksızlık yapmadan bizi adaletle yargıla. Bize doğru yolu göster” dediler.
23. “Bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim de bir koyunum var. Onun da bakımını ben üstleneyim diyerek beni ikna etti” dedi.
24. “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak isteyerek sana haksızlık yapmış. Zaten ortaklık yapanların birçoğu birbirine haksızlık yapar. Tanrı’ya güvenen ve kendini düzeltenler hariç. Zaten onlar da çok azdır” dedi. Ama sonra Davut sınandığını anladı. Tanrı’dan bağışlanma diledi, hatasını anlayıp ona teslim oldu.
25. Ben de bu hatasını bağışladım. O benim sevgimi kazandı ve kendisini güzel bir gelecek bekliyor.
26. “Dünyada önceki hükümdarların yerine seni geçirdim Davut. İnsanları adaletle yönet. Keyfi hareket etme, yoksa Tanrı’nın mesajından uzaklaşırsın. Tanrı’nın mesajından uzaklaşanlar yargılanma gününü önemsemedikleri için acı bir cezaya çarptırılacak.”
27. Evreni ve içindekileri boşuna oluşturmadım. Bana güvenmeyenler öyle olduğunu sanıyor. Ama o güvenmeyenler ateşle çok acı bir cezaya çarptırılacaklar.
28. Bana güvenip kendini düzeltenleri dünyada kendini bozanlarla bir tutar mıyım! Benden sakınanlarla suçluları bir tutar mıyım!
29. Bu, akıllılar düşünüp ibret alsın diye sana sunduğum değerli bir mesajdır.
30. Davut’a Süleyman’ı verdim. Ne güzel bir kuldu. O da bana gönülden bağlı biriydi.
31. Bir öğleden sonra görkemli atlar teftişine sunulmuştu.
32. Atlar tozu dumana katana kadar onları seyretti. “Bu mal mülkü Tanrı’nın mesajını yaymak için istedim” dedi.
33. “Onları buraya getirin” dedi, boyunlarını ve bacaklarını okşamaya başladı.
34. İktidarını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirerek Süleyman’ı sınadım ama o her şeye rağmen bana bağlı kalmaya devam etti.
35. “Tanrım beni bağışla ve bana benden sonra hiçkimseye verilmeyecek bir iktidar ver. Sen çok lütufkarsın” dedi.
36-38. Ben de, emriyle istediği yere kolayca giden rüzgarı ve inşaat, dalgıçlık ve daha birçok konuda usta olan kamu hizmeti cezasına çarptırılmış suçluyu onun hizmetine sundum.
39. “İşte bu benim sana hediyem. Onunla ne yapacağın sana kalmış” dedim.
40. O benim sevgimi kazandı ve kendisini güzel bir gelecek bekliyor.
41. Eyüp kulumu örnek al. O Tanrı’ya “Başıma kötü olaylar ve hastalık geldi” diye seslenmişti.
42. “Kalk ve şuraya git. Orada içip yıkandığında seni iyileştirecek bir su var!” dedim.
43. Böylece ona merhamet ederek eski rahatlığına tekrar kavuşturdum ve önceki varlığının iki katını verdim ve bunu akıllılara bir ibret yaptım.
44. “Bunları sakın unutma, benden sakın” dedim. O da bana bağlılık gösterdi. Ne güzel bir kuldu. Bana gönülden bağlı biriydi.
45. Anlayışlı ve saygın kullarım İbrahim, İshak ve Yakub’u örnek al.
46. Diriliş sonrası hayatı hatırlatarak onları tertemiz arındırdım.
47. Onlar bana göre iyi ve seçkin kişilerdir.
48. İsmail’i, Elyesa’yı ve Zelkifil’i de örnek al. Onların hepsi iyi kişilerdi.
49-50. Bu bir öğüttür. Benden sakınanlar için çok güzel bir gelecek; yani kapıları kendilerine açılmış ölümsüzlük bahçeleri var.
51. Koltuklarına kurulurlar ve kendilerine çeşit çeşit meyve ve içecek ikram edilir.
52. Yanlarında gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, uyumlu bir eş olacak.
53. Yargılanma günü için size söz verilenler işte bunlar.
54. Benim vereceğim bu şeyler asla tükenmeyecek.
55-56. İşte böyle. Haddini aşanları da çok kötü bir gelecek; yani içinde yanacakları cehennem var. Ne kötü bir mekan!
57-58. İşte böyle. Tadını çıkarsınlar bakalım kaynar suların, dikenlerin ve bunlara benzer diğer çeşitli cezaların!
59. “İşte sizinle birlikte ateşe atılan bir grup daha” denilince oradakiler de “Lanet olsun onlara” derler. Hepsi birlikte ateşte yanacak.
60. Onlar da “Asıl size lanet olsun. Bizi buraya siz düşürdünüz” derler. Ne dehşetli bir yerdir o!
61. “Tanrım bunu başımıza getirenlerin ateşte cezasını kat kat artır” derler.
62-63. “Sapık olduğunu düşündüğümüz, alay ettiğimiz kişileri neden göremiyoruz, yoksa onlar hakkında yanılmış mıyız?” derler.
64. Ateştekiler işte böyle söylenip dururlar.
65-66. Onlara şunu söyle: “Ben sadece uyarmakla görevliyim. Evrenin ve içindeki her şeyin tanrısı, bağışlayıcı, her şeye gücü yeten, her şeyin hakimi tek Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğilmez.”
67-70. Onlara şunu söyle: “Bu çok önemli bir mesaj ama siz onu önemsemiyorsunuz. İddia ettiğiniz gibi benim Tanrı sözüyle ilgili daha önceden bir bilgim yoktu. Bana sadece net bir şekilde uyarmakla görevli biri olduğum bildiriliyor.”
71-72. Tanrı o doğa güçlerine: “Ben çamurdan insan oluşturacağım. Tamamlayıp ona hayat verici mesajımı gönderdiğim zaman ona hizmet edin” dedi.  
73. Onlar insana hizmet ediyorlar.
74. Ama kendi benliği ona hizmet etmiyor, baş kaldırıyor. O asla güvenilmez bir şeydir.
75. “Ey benlik, sen neden kendi kontrolümle oluşturduğum bu canlıya itaat etmiyorsun, sırt çeviriyorsun? Zorbalık mı taslıyorsun?” 
76. “Ben ondan üstünüm. Beni enerjiden, onu çamurdan oluşturdun.”  
77-78. “Defol oradan, kovuldun. Yargılanma gününe kadar seni dışlıyorum.” 
79. “Tanrım öyleyse, diriliş gününe kadar bana mühlet ver.”
80-81. “Tamam, sana vakti belirlenmiş o güne kadar mühlet verilecek.”
82-83. “Sana yemin ederim ki kendini arındıran kulların hariç ben onların hepsini saptırırım.” 
84-85. “Ben hep gerçeği söylerim. Gerçek şu ki, onlardan kim sana uyarsa hepinizi cehenneme dolduracağım.”
86-88. Onlara şunu söyle: “Bu mesaja karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum, ben öyle sahtekar biri değilim. Bu sadece, herkes için bir öğüttür ve onun bahsettiği şeylerin ileride gerçekleştiğini göreceksiniz.”