1-2. S.
Öğüt dolu bu mesaj
tanıktır ki güvenmeyenler büyüklenerek ondan uzak duruyorlar.
3. Onlardan önce
nice nesilleri ortadan kaldırdım, kurtulmak için feryat ettiler fakat artık çok
geçti.
4-5. Kendilerine
aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar ve güvenmeyenler “Bu sahtekar bir
hoca! Sadece Tanrı’ya boyun eğmemiz gerekiyormuş! Olacak iş mi bu!” dediler.
6-8. Onların ileri
gelenleri “Sakın vazgeçmeyin, boyun eğdiğiniz kişilere bağlı kalmaya devam
edin. Bize düşen budur. Biz son dinimizde hiç böyle bir şey duymadık. Bu
tamamen uydurma. Tanrı’nın mesajı içimizden bu adama mı sunulmuş!” diye yaygara
kopardılar. Aslında onlar mesajımdan şüphe içindeler. Onlar henüz cezamı
tatmadılar.
9. Her şeye gücü
yeten ve lütufkar Tanrı’nın kime neyi bağışlayacağına onlar mı karar
verecekler!
10. Yoksa evrenin ve içindekilerin hakimiyetine sahipler de onlar
mı yönetiyorlar!
11. Onlar çeşitli
cemaatlerden oluşan darmadağın olacak bir topluluktur.
12-13. Onlardan
önce Nuh’un ve Lut’un ve piramitler sahibi Firavun’un halkı, Âd Semud ve sık
ormanlarla kaplı Medyen toplumu da güvenmemişti. İşte onlar da cemaatti.
14. Onların hiçbiri
elçilerime güvenmedi ve cezam gerçekleşti.
15. Geri dönüşü
olmayan bir tek ses onlara yetecek.
16. Halbuki şimdi “Tanrı
payımıza düşeni yargılanma gününden önce versin” diyorlar.
17. Onlar ne derse
desin, bana bağlı kalmaya devam et. Hükümdar kulum Davut’u örnek al. O, bana
gönülden bağlıydı.
18-19. Madenleri ve
bütün canlıları onun hizmetine sundum, sabah akşam bana canı gönülden itaat
ediyordu.
20. Onun
yöneticiliğini güçlendirdim, ona adaletle yönetme ve yargılama yeteneği verdim.
21-22. İşte sana
davacılarla ilgili bir haber geldi. Paldır küldür Davut’un evine girmişlerdi.
Onun yanına aniden geldikleri için ürktü. ”Korkma, birbirine haksızlık yapan
iki davacıyız. Haksızlık yapmadan bizi adaletle yargıla. Bize doğru yolu
göster” dediler.
23. “Bu benim
kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim de bir koyunum var. Onun da
bakımını ben üstleneyim diyerek beni ikna etti” dedi.
24. “Senin koyununu
kendi koyunlarına katmak isteyerek sana haksızlık yapmış. Zaten ortaklık
yapanların birçoğu birbirine haksızlık yapar. Tanrı’ya güvenen ve kendini
düzeltenler hariç. Zaten onlar da çok azdır” dedi. Ama sonra Davut sınandığını
anladı. Tanrı’dan bağışlanma diledi, hatasını anlayıp ona teslim oldu.
25. Ben de bu
hatasını bağışladım. O benim sevgimi kazandı ve kendisini güzel bir gelecek
bekliyor.
26. “Dünyada önceki
hükümdarların yerine seni geçirdim Davut. İnsanları adaletle yönet. Keyfi
hareket etme, yoksa Tanrı’nın mesajından uzaklaşırsın. Tanrı’nın mesajından
uzaklaşanlar yargılanma gününü önemsemedikleri için acı bir cezaya
çarptırılacak.”
27. Evreni ve
içindekileri boşuna oluşturmadım. Bana güvenmeyenler öyle olduğunu sanıyor. Ama
o güvenmeyenler ateşle çok acı bir cezaya çarptırılacaklar.
28. Bana güvenip
kendini düzeltenleri dünyada kendini bozanlarla bir tutar mıyım! Benden
sakınanlarla suçluları bir tutar mıyım!
29. Bu, akıllılar
düşünüp ibret alsın diye sana sunduğum değerli bir mesajdır.
30. Davut’a
Süleyman’ı verdim. Ne güzel bir kuldu. O da bana gönülden bağlı biriydi.
31. Bir öğleden
sonra görkemli atlar teftişine sunulmuştu.
32. Atlar tozu dumana
katana kadar onları seyretti. “Bu mal mülkü Tanrı’nın mesajını yaymak için
istedim” dedi.
33. “Onları buraya
getirin” dedi, boyunlarını ve bacaklarını okşamaya başladı.
34. İktidarını yok
olma tehlikesiyle karşı karşıya getirerek Süleyman’ı sınadım ama o her şeye
rağmen bana bağlı kalmaya devam etti.
35. “Tanrım beni
bağışla ve bana benden sonra hiçkimseye verilmeyecek bir iktidar ver. Sen çok
lütufkarsın” dedi.
36-38. Ben de,
emriyle istediği yere kolayca giden rüzgarı ve inşaat, dalgıçlık ve daha birçok
konuda usta olan kamu hizmeti cezasına çarptırılmış suçluyu onun hizmetine
sundum.
39. “İşte bu benim
sana hediyem. Onunla ne yapacağın sana kalmış” dedim.
40. O benim sevgimi
kazandı ve kendisini güzel bir gelecek bekliyor.
41. Eyüp kulumu
örnek al. O Tanrı’ya “Başıma kötü olaylar ve hastalık geldi” diye seslenmişti.
42. “Kalk ve şuraya
git. Orada içip yıkandığında seni iyileştirecek bir su var!” dedim.
43. Böylece ona
merhamet ederek eski rahatlığına tekrar kavuşturdum ve önceki varlığının iki
katını verdim ve bunu akıllılara bir ibret yaptım.
44. “Bunları sakın
unutma, benden sakın” dedim. O da bana bağlılık gösterdi. Ne güzel bir kuldu.
Bana gönülden bağlı biriydi.
45. Anlayışlı ve
saygın kullarım İbrahim, İshak ve Yakub’u örnek al.
46. Diriliş sonrası
hayatı hatırlatarak onları tertemiz arındırdım.
47. Onlar bana göre
iyi ve seçkin kişilerdir.
48. İsmail’i,
Elyesa’yı ve Zelkifil’i de örnek al. Onların hepsi iyi kişilerdi.
49-50. Bu bir
öğüttür. Benden sakınanlar için çok güzel bir gelecek; yani kapıları
kendilerine açılmış ölümsüzlük bahçeleri var.
51. Koltuklarına
kurulurlar ve kendilerine çeşit çeşit meyve ve içecek ikram edilir.
52. Yanlarında
gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, uyumlu bir eş olacak.
53. Yargılanma günü
için size söz verilenler işte bunlar.
54. Benim vereceğim
bu şeyler asla tükenmeyecek.
55-56. İşte böyle.
Haddini aşanları da çok kötü bir gelecek; yani içinde yanacakları cehennem var.
Ne kötü bir mekan!
57-58. İşte böyle.
Tadını çıkarsınlar bakalım kaynar suların, dikenlerin ve bunlara benzer diğer
çeşitli cezaların!
59. “İşte sizinle
birlikte ateşe atılan bir grup daha” denilince oradakiler de “Lanet olsun
onlara” derler. Hepsi birlikte ateşte yanacak.
60. Onlar da “Asıl
size lanet olsun. Bizi buraya siz düşürdünüz” derler. Ne dehşetli bir yerdir o!
61. “Tanrım bunu
başımıza getirenlerin ateşte cezasını kat kat artır” derler.
62-63. “Sapık
olduğunu düşündüğümüz, alay ettiğimiz kişileri neden göremiyoruz, yoksa onlar
hakkında yanılmış mıyız?” derler.
64. Ateştekiler
işte böyle söylenip dururlar.
65-66. Onlara şunu
söyle: “Ben sadece uyarmakla görevliyim. Evrenin ve içindeki her şeyin tanrısı,
bağışlayıcı, her şeye gücü yeten, her şeyin hakimi tek Tanrı’dan başka
hiçkimseye boyun eğilmez.”
67-70. Onlara şunu
söyle: “Bu çok önemli bir mesaj ama siz onu önemsemiyorsunuz. İddia ettiğiniz
gibi benim Tanrı sözüyle ilgili daha önceden bir bilgim yoktu. Bana sadece net bir şekilde uyarmakla görevli
biri olduğum bildiriliyor.”
71-72. Tanrı o doğa
güçlerine: “Ben çamurdan insan oluşturacağım. Tamamlayıp ona hayat verici
mesajımı gönderdiğim zaman ona hizmet edin” dedi.
73. Onlar insana
hizmet ediyorlar.
74. Ama kendi
benliği ona hizmet etmiyor, baş kaldırıyor. O asla güvenilmez bir şeydir.
75. “Ey benlik, sen
neden kendi kontrolümle oluşturduğum bu canlıya itaat etmiyorsun, sırt
çeviriyorsun? Zorbalık mı taslıyorsun?”
76. “Ben ondan
üstünüm. Beni enerjiden, onu çamurdan oluşturdun.”
77-78. “Defol
oradan, kovuldun. Yargılanma gününe kadar seni dışlıyorum.”
79. “Tanrım
öyleyse, diriliş gününe kadar bana mühlet ver.”
80-81. “Tamam, sana
vakti belirlenmiş o güne kadar mühlet verilecek.”
82-83. “Sana yemin
ederim ki kendini arındıran kulların hariç ben onların hepsini
saptırırım.”
84-85. “Ben hep
gerçeği söylerim. Gerçek şu ki, onlardan kim sana uyarsa hepinizi cehenneme
dolduracağım.”
86-88. Onlara şunu
söyle: “Bu mesaja karşı sizden hiçbir menfaat beklemiyorum, ben öyle sahtekar
biri değilim. Bu sadece, herkes için bir öğüttür ve onun bahsettiği şeylerin
ileride gerçekleştiğini göreceksiniz.”