.

.
.

22 Aralık 2016

Kasas Suresi


1. T, s, m…
2. İşte bunlar bu net mesajın parçalarıdır.
3. Güvenenler için sana Musa ve Firavun’un haberinin gerçek halini bildiriyorum.
4. Firavun ülkede zorba biriydi. Halkını sınıflara ayrıştırmıştı. Bazılarını sömürüyor, erkek bebeklerini öldürüyor, bayanları istismar ediyordu. O tam bir bozguncuydu.
5-6. Ben de o ülkede ezilenleri kurtarmak, onları örnek yapmak ve öncekilerin yerine onları getirmek, onlara bir fırsat vererek Firavun’un, baş hocanın ve ordularının korktuğu şeyi başlarına getirmek istedim.
7.Musa’nın annesine “Şimdilik onu emzirmeye devam et. Onu öldüreceklerinden korktuğun zaman, denize bırak. Sakın endişelenip üzülme. Seni tekrar ona kavuşturacağım ve sonra onu elçi olarak görevlendireceğim” diye bildirdim.
8. Firavun hanedanı onu suda bulup aldı. Ama o ileride onlara bir düşman ve başlarına bir dert olacaktı çünkü Firavun, baş hoca ve orduları suçluydu.
9. Firavun’un karısı: “İşte ikimize bir neşe kaynağı. Sakın onu öldürme. Belki bize faydası dokunur, hatta onu evlat bile edinebiliriz” dedi. Başlarına geleceklerin farkında değillerdi.
10. Olanları duyunca, Musa’nın annesinin yüreği ağzına geldi. Bana güvenmesi için onun bilincini sağlamlaştırmasaydım, neredeyse işi açığa çıkaracaktı.
11. Musa’nın ablasına onu gözetlemesini söyledi. O da onlara sezdirmeden uzaktan izlemeye başladı.
12. Ona süt vermeyi deneyen tüm kadınlardan süt emmesini engellemiştim. Ablası onlara: “Size bu bebeğin bakımını üstlenecek, onunla ilgilenecek bir aile buluvereyim mi size” diye sordu.
13. Böylece annesi üzülmesin, ferahlasın ve çoğu farkında olmasa da Tanrı’nın sözünün gerçek olduğunu anlasın diye onu annesine kavuşturdum.
14. Musa yetişkin olup olgunlaşınca, ona elçilik ve mesaj verdim. Kendini düzeltince onu böyle mükafatlandırdım.
15. Bir zamanlar saraydakilerin haberi yokken şehre gitmişti.  Orada kavga eden iki adam gördü. Biri kendi halkından öbürü de onlara düşman olan taraftandı. O sırada halkından olan diğerine karşı yardım istedi. Bunun üzerine Musa onu yumruklayınca adamı öldürdü. “Öfkeyle yaptığıma bak. Gerçekten öfke insanı yoldan çıkaran apaçık bir düşmanmış” dedi.
16. “Ben kendime yazık ettim Tanrım beni bağışlayınız” diye dua etti. O da bağışladı. O bağışlayıcı ve şefkatlidir.
17. “Tanrım bana yaptığın güzelliklere karşılık artık suçlulara destek olmayacağım” dedi.
18. Geceyi şehirde korku içinde etrafı gözetleyerek geçirdi. Önceki gün kendisinden yardım isteyen kişi bağırarak yine ondan yardım istiyordu. Bunun üzerine ona: “Sen çok kavgacı birisin” dedi.
19. Musa onların düşmanı olan adamı ayırmak isteyince, adam “Dün birini öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun Musa? Senin amacın, haksızlıkları düzelten biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek!”
20. O sırada şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. “Musa, yetkililer idam istemi ile senin hakkında karar vermek üzere toplantı halindeler. Hemen şehri terk et! Ben senin iyiliğini isteyen biriyim!" dedi.
21. O da korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıkıp gitti. “Tanrım beni o adaletsizlerden kurtar” diye dua etti.
22. Medyen’e doğru giderken, “Umarım Tanrı bana bir çıkış yolu gösterir” dedi.
23. Medyen su kuyularına varınca, orada hayvanlarını sulayan bir grup adam ve onların ilerisinde de hayvanlarını sudan uzak tutmaya çalışan iki kız gördü. Onlara “Bir derdiniz mi var” diye sordu. Onlar da: “Çobanlar gitmeden biz hayvanlarımızı sulayamıyoruz. Babamız yaşlandığı için bu işler bize kaldı” dediler.
24. Musa onların hayvanlarını suladı ve sonra gidip gölgeliğe oturdu. “Bana göndereceğiniz her iyiliğe muhtacım Tanrım” dedi.
25. Biraz sonra kızlardan biri iffetli bir şekilde onun yanına gelip “Babam bizim yerimize hayvanları sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor” dedi. Musa onun yanına gidip başından geçenleri anlattığında: “Rahat ol, zorbalardan kurtuldun artık” dedi.
26. Kızlardan biri babasına: “Baba güçlü ve güvenilir birini arıyordun. Bence bu uygun. Onu yanına işçi olarak alır mısın” dedi.
27. Kızların babası Musa’ya: “Yanımda sekiz sene çalışırsan seni şu kızlarımdan biriyle evlendiririm. Süreyi on yıla tamamlarsan, o da senin ikramın olur. Ama sana zorluk çıkarmak istemiyorum. Tanrı’nın izniyle benim dürüst bir insan olduğumu göreceksin” dedi.
28. O da: “Tamam, anlaştık. İki süreden hangisini tamamlarsam artık darılmak yok. Tanrı konuştuklarımıza tanıktır” dedi.
29. Sonunda Musa süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte gece yola çıkınca, dağın eteğinde bir ateş fark etti. Ailesine, “Siz burada bekleyin, bir ateş gördüm. Size ondan kamp ateşimiz için bir köz getiririm, hem belki ateşin yanında yolu tarif edecek birini de bulurum” dedi.
30. Oraya vardığında, o bereketli bölgede güzel bir vadideki bir ağaçtan: “Ey Musa, ben tüm insanların tanrısı olan Tanrı’yım” diye bir ses duydu.
31. “Değneğini elinden at” dedi. Musa değneğinin canlı bir yılana dönüştüğünü görünce, arkasına bakmadan kaçtı. “Korkma Musa, geri dön! Güvendesin.”
32. “Şimdi de elini koynuna sok. Hastalık sebebiyle olmaksızın, bembeyaz çıkacak. Korkudan açılan kollarını topla. İşte bunlar Tanrı’nın, suçlu bir topluluk olan Firavun ve onun meclis üyeleri için verdiği iki kanıt!”
33-34. Musa: “Tanrım ben onlardan birini öldürmüştüm. Buna karşılık bana ölüm cezası vermelerinden çekiniyorum. Kardeşim Harun benden daha akıcı konuşuyor. Bana yardımcı olması ve desteklemesi için onu da elçi olarak görevlendirir misiniz? Çünkü onların bana güvenmeyeceklerinden endişeleniyorum” dedi.
35. “Tamam, kardeşini sana yardımcı yapıyorum. İşaretlerim sayesinde size üstünlük vereceğim, bu yüzden size bir şey yapamayacaklar. Siz ve sizi dinleyenler kazanacak” dedi.
36. Musa onlara net mesajımı aktarınca, “Bu uydurulmuş bir aldatmaca! Geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık” dediler.
37. Musa: “Tanrı gösterdiği yola kimin uyduğunu ve kimin haklı olduğunu biliyor. Suçlular asla kurtulamayacaklar” dedi.
38. Firavun da şöyle dedi: “Sayın meclis üyelerim! Sizin benden başka hiçkimseye boyun eğmemeniz gerekiyor, öyle değil mi? Baş hoca sen de çamuru pişir, bana bir kule yaptır. Musa’nın Tanrı’sıyla görüşeyim bakalım. Ben onun bir sahtekar olduğuna inanıyorum” dedi.
39. O ve ordusu ülkede benim mesajıma aykırı davranıp başka şeylere uydular ve benim karşıma çıkarılmayacaklarına inandılar.
40. Ben de onu ve ordusunu cezalandırdım, onları sular altında bıraktım. Bak o suçluların sonu nasıl oldu.
41. Diriliş günü onları ateşe gidecek olan halkına önder yapacağım. Asla kurtulamayacaklar.
42. Onlar diriliş öncesi hayatta dışlandıkları gibi diriliş gününde de dışlanacaklar. Perişan olacaklar.
43. Önceki toplumları ortadan kaldırdıktan sonra, öğüt alsınlar diye Musa'ya da insanlar için bir rehber ve şefkat olan net bir mesaj sunmuştum.
44. Musa'ya o işi gerçekleştirirken sen oralarda değildin, bu olaya tanık olmamıştın.
45-47. Senle onun arasında nice nesiller oluşturdum, birçok çağlar gelip geçti. Sen Medyenlilerin arasında yaşayıp onlardan mesajım hakkında bilgi sahibi olan biri değildin. Musa'ya o dağın eteğinde seslendiğimde sen orada değildin. Ama kendi çabalarından dolayı ceza hükmünü yiyecekleri zaman, "Tanrım bizim için de bir elçi görevlendirseydiniz de sizin mesajınıza güvenip ona uysaydık" dememeleri için ve öğüt alsınlar diye Tanrı’nın şefkatiyle seni, daha önce uyarıcı görevlendirilmemiş olan toplumu uyarman için elçi olarak görevlendirdim.
48. Ama şimdi kendilerine benim mesajım aktarıldığında, "Muhammed'e de Musa'nınki gibi mucizeler verilmesi gerekirdi" diyorlar. Halbuki daha önce Musa'ya verilen mucizelere güvenmemişlerdi. "Birbirini destekleyen iki hoca bunlar! Onlara asla güvenmiyoruz" demişlerdi.
49. Onlara şunu söyle: "Eğer bu söylediğinizde samimiyseniz, bundan daha düzgün olan ve Tanrı tarafından gönderilmiş bir mesaj gösterin de ona uyalım."
50. Onlar bu isteğini asla yerine getiremezler. Bil ki onlar sırf kendi keyfine göre hareket ediyorlar. Tanrı'nın gösterdiği yolda gitmeyip kendi keyfine göre hareket edenden daha yanlış kim olabilir! Tanrı böyle suçluları asla beraat ettirmeyecek.
51. Ben onlar öğüt alsınlar diye mesajımı ulaştırdım.
52. Bundan önce mesaj gönderdiğim kişilerden buna güvenenler de vardır.
53. Onlara mesajım ulaştığında, "Biz onun Tanrı’nın mesajı olduğuna güveniyoruz. Biz zaten bu mesaj gelmeden önce ona teslim olan kişilerdik" diyorlar.
54-55. Onlar bana bağlılık gösterdikleri için; kötülüğü güzel bir şekilde engelledikleri, kendilerine verdiğim şeylerden benim yolumda harcadıkları, benim hükmüme aykırı bir söz duyduklarında önemsemedikleri ve onlara "Biz kendi yaptıklarımızdan siz de kendi yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Haydi selametle. Mesajı önemsemeyenlerle işimiz olmaz" dedikleri için kat kat mükafatlandırılacaklar.
56. Sen istediğini doğru yola iletemezsin. Tanrı dilediğini doğru yola iletir. O, gösterdiği yolda gidenleri iyi bilir.
57. Bazıları da: "Sen doğru söylüyorsun ama senin dediklerine uyarsak, bizi buralardan kovarlar" diyor. Halbuki besin kaynağı olarak sunduğum her türlü ürünlerin toplanıp pazarlarına getirildiği bu huzurlu ve güvenli şehirde onları yaşatan ben değil miyim! Çoğu bunun farkında değil.
58. Kendilerine geçimlik olarak sunulan şeylerle şımarmış olan nice şehirleri ortadan kaldırdım. İşte buralar bir zamanlar onların yaşadığı yerler. Onların ardından gelen nesiller olan sizler de burada sonsuza kadar yaşamayacaksınız. Ama ben hiç ölmeyeceğim.
59. Tanrı hiçbir şehri, kendi içlerinden onlara mesajımı aktaran bir elçi görevlendirmeden ortadan kaldırmamıştır. Ortadan kaldırdığım bütün o şehirlerin halkı suçluydu.
60. Size sunulan her şey diriliş öncesi hayatın bir dekoru ve süsüdür. Tanrı'nın vadettikleri daha üstündür ve hiç bitmeyecektir. Anlamıyor musunuz?
61. Verdiğim muhteşem söze kavuşmak mı daha iyi yoksa diriliş öncesi hayatta biraz yaşayıp diriliş günü cehenneme girmek mi?
62. O gün onlara: "Hani benim verdiğim hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişiler nerede!" diye seslenir.
63. Ceza hükmü yemiş olanlar: "Tanrım biz büyük bir yanlış yaptık, onları da kendimiz gibi yanlışa sürükledik. Artık onları reddedip sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize itaat etmiyordu" derler.
64. Onlara: “Benim verdiğim hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişileri çağırın bakalım” denir. Çağırırlar ama hiçbir karşılık alamazlar. Cezalandırılacaklarını anlarlar. Fakat zamanında doğru yola girmeleri gerekirdi.
65. O gün onlara: "Sizin için görevlendirilmiş olan elçilere nasıl karşılık verdiniz" diye seslenir.
66. O gün hiçkimseden yardım göremezler, tamamen çaresiz kalırlar.
67. Ancak kim vazgeçip artık güvenir ve kendini düzeltirse, böyle kişiler kurtulabilir.
68. Tanrı dilediğini oluşturur ve dilediğini seçer. Bunlara karar vermek onların işi değildir. Tanrı’nın onların boyun eğdikleri kişilerle hiçbir alakası yoktur, çok yücedir.
69. Tanrı onların dışa vurduklarını da içinde sakladıklarını da bilir.
70. Ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Diriliş öncesi hayatta da diriliş sonrasında da bütün övgülere layık hüküm ona aittir. Tek karar yetkisi onundur. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.
71. Onlara şunu söyle: "Bakın eğer Tanrı geceyi diriliş gününe kadar sürdürse, size aydınlığı geri getirebilecek Tanrı'dan başka biri var mı? Bunu anlamıyor musunuz!"
72. Onlara şunu söyle: "Bakın eğer Tanrı gündüzü diriliş gününe kadar sürdürse, rahat uyuyabileceğiniz geceyi geri getirebilecek Tanrı'dan başka biri var mı? Bunu kavramıyor musunuz!"
73. Onun size sunduğu geçimlikleri elde edebilmeniz için gündüzü, uyuyup dinlenebilmeniz için de geceyi oluşturması onun bir merhametidir. Siz de ona karşılığını vermelisiniz.
74. O gün onlara: "Hani benim verdiğim hükme müdahale edebileceğini sandığınız kişiler nerede!" diye seslenir.
75. Her toplumun tanıklarını huzura çağırırım ve diğerlerine: "Haydi iddianızı kanıtlayın bakalım" derim. Onlar da Tanrı'nın haklı olduğunu anlarlar. Uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakır.
76-77. Musa'nın halkından olan Karun onlara haksızlık yapan biriydi. Ona öyle bir servet vermiştim ki onların anahtarlarını bir yığın güçlü adam bile zor taşırdı. Halkı ona: "Tanrı böbürlenenleri sevmez, şımarma. Tanrı'nın sana sunduğu bu servetle ihtiyaçlarını gör ama asıl diriliş sonrası hayatı kazanmaya çalış. Tanrı bunca şeyi nasıl sana verdiyse, sen de insanlarla paylaş. Ülkede karışıklık çıkarma. Tanrı karışıklık çıkaranları sevmez" dedi.
78. Bunu üzerine Karun da: "Ben bunu kendi becerim sayesinde elde ettim" dedi. Tanrı'nın ondan önce yaşamış olan ve ondan daha güçlü daha zengin nice toplumları ortadan kaldırdığını bilmiyor muydu! Ama hiçbir suçluya suçu sorulmayacak.
79. Bir gün halkının arasında çalım satarak dolaşırken, diriliş öncesi hayatı tercih eden kişiler: "Keşke bize de Karun'unki gibi bir servet nasip olsa! Ne talihli bir adam!" dediler.
80. Mesajıma muhatap olanlar ise: "Yazık size! Güvenen ve kendini düzeltenlere Tanrı'nın vereceği mükafat daha üstündür. Buna da ancak ona bağlılık gösterenler kavuşabilir" dediler.
81. Ben de Karun'u sarayıyla birlikte yerin dibine geçirdim. Hiçkimse onu Tanrı'dan kurtaramadı, kendisi de kurtulamadı.
82. Düne kadar onun yerinde olmaya can atanlar: "Vay be! Demek ki herkesin hayatı Tanrı'nın elindeymiş. Bizi de onun gibi yerin dibine geçirmemesi sadece onun bir lütfudur. Vay be! Demek ki Tanrı'ya güvenmeyenler kurtuluşa eremezmiş" dediler.
83. Dünyadayken bana başkaldırmayan ve bozgunculuk yapmayanları diriliş sonrası hayatta mükafatlandıracağım. Zafer benden sakınanların olacak.
84. Kim kendini düzeltirse, ona kat kat mükafat verilecek. Kim de kendini bozarsa, onlar da sadece kendi çabasının karşılığını görecekler.
85. Sana bu mesaja uymanı bildiren, seni güzel bir şehre gönderecek. Onlara şunu söyle: "Tanrı gösterdiği yola kimin uyduğunu ve kimin büyük bir yanlışın içinde olduğunu biliyor."
86. Sen kendine bu mesajın bildirileceğini düşünmezdin ama bu sana Tanrı’nın bir merhametidir. Sakın sen de güvenmeyenlerden biri olma!
87. Sana Tanrı'nın mesajı sunulduğu halde, sakın seni ondan vazgeçirmesinler. Tanrı’ya itaat etmeye devam et. Ondan başkasına boyun eğme.
88. Tanrı'dan başka hiçkimseye itaat etme. Ondan başka hiçkimseye boyun eğilmez. Onun dışında herkes ölümlüdür. Tek karar yetkisi onundur. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkarılacaksınız.