.

.
.

2 Aralık 2016

Zariyat Suresi


1-5. Her türlü sorumluluğu yüklenen, iş bölümü yapan, verilen emri hemen başarıyla yerine getiren doğa güçlerini tanık tutarım ki size bahsedilenler kesinlikle olacak.
6. Yargılanma gerçekleşecek.
7-8. Dalgalarla dolu uzayı tanık tutarım ki siz çeşitli amaçlar peşindesiniz.
9. Birçoğunuz sırt çeviriyorsunuz.
10-12. “Yargılanma günü ne zamanmış” diyerek umursamazlık içinde bir şeylerin peşinde ömürlerini tüketen sahtekarlara yazıklar olsun!
13. O gün onlar ateşle cezalandırılacaklar.
14. “Daha önceden sabırsızlanıp durduğunuz cezanızı çekin bakalım!”
15. Sakınmış olanlar da bahçeler ve şelaleler arasında olacaklar.
16. Tanrı’nın mükafatını alacaklar çünkü onlar daha önceden kendini düzeltmişlerdi.
17-18. Sabah akşam bağışlanma diliyorlardı.
19. Mallarının bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle yoksullarla paylaşıyorlardı.
20-21. Kesin olarak güvenenler için dünyada ve kendi vücudunuzda nice şaheserler vardır, hiç düşünmüyor musunuz!
22. Besinlerinizin de size bahsedilen şeylerin de kaynağı uzaydadır.
23. Evrenin sahibine and olsun ki onun sözü sizin birbirinizle konuşmanız kadar gerçektir.
24. Bak İbrahim’in değerli misafirlerinin haberi geldi sana.
25. Onun yanına gelip “Selam” dediler. O da “Selam. Sizi tanıyamadım” dedi.
26. Daha sonra eşinin yanına gidip dana kebabı getirdi.
27. Onlara ikram etti. "Neden yemiyorsunuz" diye sordu.
28. Onlardan tedirgin oldu. “Korkma” dediler. Ben onu, peygamber olacak bir çocukla müjdeledim.
29. Eşi de bunu duyunca yüreği küt küt atarak “Adetten kesilmiş yaşlı bir kadınım ben” dedi, şaşkınlıktan ağzı açık kaldı.
30. Onlar da: “Orası öyle ama bu Tanrı’nın hükmüdür. O adaletlidir ve her şeyi bilir” dediler.
31. İbrahim: “Gelişinizin başka bir sebebi var mı sayın elçiler” diye sordu.
32-33. “Biz suçlu bir topluma volkanik lav yağdırmak için görevlendirildik” dediler.
34. Sınırı aşanlar için Tanrı’nın belirlediği ceza işte bu şekildeydi.
35. O şehirde bulunan bana güvenen kişileri de oradan çıkardım.
36. Zaten orada bana teslim olan sadece bir aile vardı.
37. Acı bir şekilde cezalandırılmaktan korkanlar için o şehrin kalıntılarını ibret olarak bıraktım.
38. Apaçık mucizelerimle birlikte Firavun için elçi olarak görevlendirdiğim Musa’nın olayında da sizin için ibretler vardır.
39. O ve bütün devlet adamları, Musa’nın ajan bir hoca olduğunu iddia ederek sırt çevirdi.
40. Ben de onu ve ordusunu cezalandırdım, onları sular altında bıraktım. Yaptıklarına pişman edildi.
41. Bir kasırgayla ortadan kaldırdığım Âd toplumu da sizin için bir ibrettir.
42. O kasırga vurduğu herkesi öldürdü.
43. “Çok az zamanınız kaldı” diye tehdit edilen Semud toplumu da sizin için bir ibrettir.
44. Onlar Tanrı’nın hükmüne karşı çıktılar ve bekledikleri felaket başlarına geldi.
45. Hiçbir şekilde kaçıp kurtulamadılar.
46. Bunların hepsinden daha önce yaşamış olan Nuh’un toplumu da sizin için bir ibrettir. Onlar da suçlu bir toplumdu.
47. Ben bütün uzayı kendi hakimiyetimle oluşturdum ve onu hâla genişletiyorum.
48. Dünyayı da muhteşem bir şekilde yaşama elverişli hale getirdim.
49. Her türlü canlıdan çeşit çeşit oluşturdum. Bunları biraz düşünün.
50. Hepiniz Tanrı’ya koşun, ben sadece onun tarafından sizi net bir şekilde uyarmakla görevlendirilmiş biriyim.
51. Tanrı’dan başka hiçkimseye boyun eğmeyin, ben sadece onun tarafından sizi net bir şekilde uyarmakla görevlendirilmiş biriyim.
52. Sizden önceki toplumlara elçi olarak görevlendirdiğim her kişiyi de ajan bir hoca olmakla suçlamışlardı.
53. Birbirlerine bunu mu emrettiler! Gerçekten onlar sınırı aşan bir topluluktu.
54. Sen onlara aldırış etme, onlardan sorumlu değilsin.
55. Öğüt vermeye devam et çünkü güvenenler öğütten faydalanır.
56. O yabancı toplulukları da bütün insanları da bana itaat etmeleri için oluşturdum.
57. Ben sizden herhangi bir besin istemiyorum, beni doyurmanızı da istemiyorum.
58. Tanrı herkesin besinini sağlar ama kendisi hiç acıkmaz, çok güçlüdür.
59. Bu suçlular da diğerleri ile birlikte cezalandırılacak, sabırsızlanmasınlar.
60. Güvenmeyenler, kendilerine bahsedilen gün geldiğinde çok acı bir cezaya çarptırılacaklar.